Yazıyı Yazdırmak için Tıklayın  Yazara Mail Atmak için Tıklayın

Avrupa Birliği’ni savunan, savunmayan her vatandaşı ile Türkiye’nin 17 Aralık 2004’ten beri dört gözle beklediği tarih sonunda geldi. Ankara’dan yola çıkan Türk heyetinin Lüksembourg’a varışının gece yarısını geçeceğinin anlaşılmasıyla saatler sembolik olarak 23:59’da durdurulunca, AB - Türkiye görüşmeleri resmi olarak 3 Ekim 2005 tarihinde başlamış oldu.

AB’ye üyelik için ilerleyeceğimiz uzun ince yolu çizen Müzakere Çerçeve Taslağı, birlik içinde anlaşmaya varılamadığı izlenimi verilerek, en sona dakikaya kadar netlik kazanmadı. Bunun bir kaç nedeni olabilir. Bir neden, Türk tarafının, masaya oturmadan önce çerçeve üzerinde derin bir inceleme yapmasını engellemek olabilir. Diğer bir olasılık ise Türk kamuoyu ile muhalefetin taslağa göstereceği tepkileri bertaraf etmek olabilir. Sebep ne olursa olsun, bu şekilde davranılarak müzakerelerin başlangıcı bir oldu bittiye getirildi. Bu görüşmelerin siyasi sorumluluğu hükümettedir ve hükümet bir açmazla, hatta emrivaki ile karşı karşıya kalmıştır. Eğer metni incelemeden giderse, her adımda ciddi sorunlar doğurabilecek ve son derece bağlayıcı olan bu Çerçeveyi kabul etmenin yükünü de taşımak zorunda kalacaktı. Eğer gitmezse, “çağırdık, gelmediniz” durumuna düşecekti. Hükümet, bu durumda, muhalefetle birlikte hareket etme fırsatını kullanmadı ve “ne olursa olsun” diyerek görüşmelere gitti.

Bu yazıda, Müzakere çerçeve belgesinin maddelerinin, önce İngilizce ve hemen arkasından Türkçelerini bulacaksınız. Böylece maddelerin tercümelerini karşılaştırma imkanınız olacak. Her maddenin hemen ardından, o madde ile ilgili yorumlarımı ve “ya böyle olursa?” diye soracağım örnek diyalogları bulacaksınız.

Metnin madde sayısında bir belirsizlik var. Bazı kaynaklarda 23, bazılarında ise 20 madde olarak geçiyor. Madde sayısında böyle bir sorun olsa da, içerik her iki belgede de aynı. Ben burada 23 maddelik metni kullanacağım. 23 maddelik bu çerçeve belgesi 3 bölümden oluşuyor.

1. bölümde görüşmelerin kuralları (9 Madde)

2. bölümde görüşmelerin özü (8 Madde)

3. bölümde görüşmelerin prosedürü anlatılıyor. (6 Madde)

Görüşmelerin Kuralları

1. The negotiations will be based on Turkey's own merits and the pace will depend on Turkey's progress in meeting the requirements for membership. The Presidency or the Commission as appropriate will keep the Council fully informed so that the Council can keep the situation under regular review. The Union side, for its part, will decide in due course whether the conditions for the conclusion of negotiations have been met; this will be done on the basis of a report from the Commission confirming the fulfilment by Turkey of the requirements listed in point 6.

1. Müzakereler Türkiye'nin kendi liyakatlerine dayalı olacak ve müzakerelerin hızı Türkiye'nin üyelik şartlarını karşılama konusundaki ilerlemesine bağlı olacaktır. Başkanlık veya Komisyon Konseyin tam bilgilendirilmesini ve böylece Konseyin durumu düzenli olarak inceleme altında tutabilmesini sağlayacaktır. Birlik, kendi tarafında, süreç içerisinde müzakereleri sonlandırma şartlarının karşılanıp karşılanmadığına karar verecektir; bu karar Komisyonun, Türkiye'nin 6. Maddede sayılan şartları yerine getirdiğini teyit eden raporuna dayanacaktır.

Değerlendirme:

Bu ifadeye göre, Türkiye, 6. maddedeki koşulları tam olarak yerine getirerek, AB üyesi olmaya “layık bir devlet” olacak. Müzakerelerin hızının, bu koşulların karşılanmasına bağlı olması demek, Türkiye ne kadar hızlı olursa o kadar hızlı üyelik demek oluyor. Yani her şey bizim elimizdeymiş gibi bir etki yaratıyor değil mi? Evet. Ama henüz 6. maddedeki koşulları görmedik.

------------------------------------------------------------

2. As agreed at the European Council in December 2004, these negotiations are based on Article 49 of the Treaty on European Union. The shared objective of the negotiations is accession. These negotiations are an open-ended process, the outcome of which cannot be guaranteed beforehand. While having full regard to all Copenhagen criteria, including the absorption capacity of the Union, if Turkey is not in a position to assume in full all the obligations of membership it must be ensured that Turkey is fully anchored in the European structures through the strongest possible bond.

2. Avrupa Konseyi'nin 2004 Aralık ayında kabul ettiği gibi, bu müzakereler Avrupa Birliği Sözleşmesinin 49. Maddesine dayalıdır. Müzakerelerin ortak hedefi katılımdır. Bu müzakereler sonuçları önceden garanti edilemeyen, açık uçlu süreçlerdir. Kopenhag kriterlerinin, Birliğin hazmetme kapasitesi de dahil olmak üzere tamamı göz önünde bulundurularak,Türkiye'nin üyeliğin tüm yükümlülüklerini üstelenemez konumda olması durumunda Türkiye'nin Avrupa yapılarına mümkün olan en güçlü bağla tam olarak demirlemesi sağlanmalıdır.

Değerlendirme:

Avrupa Birliğinin bakış açısını yansıtan ve daha ilk dakikalardan itibaren ne kadar zor bir yolda yürüyeceğimizi söyleyen bir madde.

Müzakerelerin ortak hedefi katılım denmesinin yeterli olmadığı açık. Nasıl bir katılım? Tam üyelik mi? İmtiyazlı ortaklık mı? Bir katılım müzakeresinin ortak hedefi “katılımdan” başka ne olabilir?

“Açık uçlu” deyimi, sınırların belirsiz olması için özenle seçilmiş bir deyim.

Kopenhag kriterlerinden sonra, “hazmetme kapasitesi” ile karşı karşıyız. Bu deyimi metnin içinde bir kaç kritik noktada göreceğiz. Çok tehlikeli bir deyim. Hazmetme kapasitesi ile uğraşmak zorundaysanız, hiç bir şeye itiraz etme hakkınız olamaz. Çünkü karşı tarafın aniden hazımsızlığı tutabilir. Bunun bir sınırı yoktur. Yüzlerce taviz verildikten sonra bile, reddedilecek bir tek istek nedeniyle, Avrupa Birliği Türkiye’yi hazmedemediğine karar verip görüşmeleri kesebilir. Zaten sonucu garanti olmayan görüşmeler olduğu için, hiç bir şey söyleyemeyiz.

Ancak bu noktada bile AB’nin Türkiye’yi bırakma niyeti yok. Çünkü mümkün olan en güçlü bağlarla Avrupa’ya bağlı kalmasının temin edilmesini istiyor. Tam üyelik dışında bunu temin etmenin tek bir yolu vardır. O da “İmtiyazlı ortaklıktır”.

Maddenin tamamından, konjonktürdeki değişikliklerin etkisine açık bir müzakere sonucunda Türkiye’ye “imtiyazlı ortaklık” önerileceği, AB’nin daha fazlasını hazmedemeyeceği, daha net nasıl anlatılabilir?

------------------------------------------------------------

3. Enlargement should strengthen the process of continuous creation and integration in which the Union and its Member States are engaged. Every effort should be made to protect the cohesion and effectiveness of the Union. In accordance with the conclusions of the Copenhagen European Council in 1993, the Union's capacity to absorb Turkey, while maintaining the momentum of European integration is an important consideration in the general interest of both the Union and Turkey. The Commission shall monitor this capacity during the negotiations, encompassing the whole range of issues set out in its October 2004 paper on issues arising from Turkey's membership perspective, in order to inform an assessment by the Council as to whether this condition of membership has been met.

3. Genişleme Birlik ve Üye Devletlerin çaba gösterdiği sürekli yaratma ve bütünleştirme sürecini güçlendirmelidir. Birliğin uyum ve etkinliğini korumak için her çaba gösterilmelidir. 1993 Kopenhag Avrupa Konseyi sonuçları doğrultusunda, Avrupa bütünleşmesinin ivmesini korurken, Birliğin Türkiye'yi hazmetme kapasitesi hem Birlik, hem de Türkiye'nin genel çıkarları açısından önemli bir konudur. Komisyon bu üyelik şartının karşılanıp karşılanmadığı konusunda Konseye bir değerlendirme bilgisi sunabilmek için müzakereler sırasında, Türkiye'nin üyelik perspektifinden kaynaklanan durumlara ilişkin Ekim 2004 belgesinde belirlenen konuların tamamını kapsayarak, bu kapasiteyi dikkatle izleyecektir.

Değerlendirme:

Bu maddede, Türkiye ile yapılan üyelik görüşmelerinin birliğin uyum ve etkinliğine zararlı etkisinin olması halinde, görüşmelerin askıya alınabileceğini söylüyor. Türkiye’nin, böyle bir durumun gerçekleştiği tarihe kadar vermiş olduğu tavizlerin üzerine bir bardak soğuk su içmesi gerekecek herhalde. Çünkü bunlardan bahsedilmemiş. Yani, AB, bu maddeye dayanarak, “ya kusura bakma. Seni aramızda üye olarak görmek istiyoruz. Ama bu falanca ülke yok mu, bu işten çok rahatsız. O yüzden yapamayacağız. Zaten bu husumet sizin de genel çıkarlarınıza uymaz. İyisi mi, biz bu işi burada keselim” diyebilecek. Ne güzel değil mi?

------------------------------------------------------------

4. Negotiations are opened on the basis that Turkey sufficiently meets the political criteria set by the Copenhagen European Council in 1993, for the most part later enshrined in Article 6(1) of the Treaty on European Union and proclaimed in the Charter of Fundamental Rights. The Union expects Turkey to sustain the process of reform and to work towards further improvement in the respect of the principles of liberty, democracy, the rule of law and respect for human rights and fundamental freedoms, including relevant European case law; to consolidate and broaden legislation and implementation measures specifically in relation to the zero tolerance policy in the fight against torture and ill-treatment and the implementation of provisions relating to freedom of expression, freedom of religion, women's rights, ILO standards including trade union rights, and minority rights. The Union and Turkey will continue their intensive political dialogue. To ensure the irreversibility of progress in these areas and its full and effective implementation, notably with regard to fundamental freedoms and to full respect of human rights, progress will continue to be closely monitored by the Commission, which is invited to continue to report regularly on it to the Council, addressing all points of concern identified in the Commission's 2004 report and recommendation as well as its annual regular report.

4. Müzakereler, daha sonra büyük ölçüde Avrupa Birliği Sözleşmesinin 6(1). maddesine dahil edilen ve Temel Haklar Şartı'nda da beyan edilen, Kopenhag 1993 Avrupa Konseyi tarafından belirlenen siyasal kriterleri yeterli ölçüde karşılamış olmasına dayanarak başlatılmıştır.  Birlik Türkiye'nin reform sürecini devam ettirmesini ve ilgili Avrupa içtihadı da dahil olmak üzere, özgürlükler, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları ve temel özgürlüklere saygı konusunda daha fazla iyileştirmenin sağlanması; özel olarak işkence ve kötü muamelelere ile mücadelede sıfır tolerans ile ilgili yasa ve uygulama önlemlerini güçlendirmesi ve genişletmesi ve ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, kadın hakları, sendikal hakları da içeren ILO standartları ve azınlık haklarına ilişkin hükümleri uygulamasını beklemektedir. Birlik ve Türkiye yoğun siyasal diyalogu devam ettirecektir. Bu alanlardaki ilerlemenin geri dönülmezliği ve insan haklarına tam saygının teminat altına alınması için ilerlemeler, Komisyon'un 2004 raporu ve tavsiyenamesi ile yıllık olağan raporunda belirlenen tüm noktaları ele alarak, Konsey'e düzenli olarak rapor etmeye davet edilen Komisyon tarafından yakından izlenmeye devam edilecektir.

Değerlendirme:

Burada, müzakerelerin nasıl başladığını öğreniyoruz. Kopenhag Siyasi Kriterlerinin, tam olarak değil de, yalnızca “yeterli ölçüde” yerine getirilmiş olduğu net bir şekilde söyleniyor.

Bunun anlamı şudur. “Biz daha fazlasını istiyoruz. Eğer yapmazsanız, sizi hazmedemeyiz.”

Paragrafın ikinci cümlesinde, Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin uyum çabalarının yalnızca şeklen olmaması gerektiği ince bir dille anlatılıyor. Bir yandan, “daha fazla iyileştirme” beklenirken, bu çalışmaların çok yakından izleneceği de açıkça söyleniyor.

Paragraftaki en can alıcı nokta ise AB’ye uyum sağlamak için yapılmış olan bu değişikliklerin “geri dönülmezliğinin teminat altına alınması” ile ilgili ifade. AB yine çok net bir şekilde “Siz bu değişiklikleri ŞEKLEN yapıyorsunuz. Tam üye olduğunuz anda bunun tam tersini yapacaksınız. Bildiğinizi okuyacak ve asla değişmeyeceksiniz. Bundan korkuyoruz” diyor.

Uygulayanlardaki zihniyet değişmedikçe, yasaların kağıt üzerinde değişmesinin hiç bir anlamının olmadığını kim ret edebilir?

Asıl soru şu. Böyle bir durumda ne olacak? Yanıt bir sonraki maddede verilmiş. Bakalım.

------------------------------------------------------------

5. In the case of a serious and persistent breach in Turkey of the principles of liberty, democracy, respect for human rights and fundamental freedoms and the rule of law on which the Union is founded, the Commission will, on its own initiative or on the request of one third of the Member States, recommend the suspension of negotiations and propose the conditions for eventual resumption. The Council will decide by qualified majority on such a recommendation, after having heard Turkey, whether to suspend the negotiations and on the conditions for their resumption. The Member States will act in the Intergovernmental Conference in accordance with the Council decision, without prejudice to the general requirement for unanimity in the Intergovernmental Conference. The European Parliament will be informed.

5. Türkiye'de, Birliğin üzerine inşa edilmiş olduğu özgürlük, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı ve hukukun üstünlüğünün ciddi ve ısrarlı bir şekilde ihlal edilmesi durumunda, Komisyon kendi inisiyatifi ile veya Üye Devletlerin üçte birinin talebi üzerine müzakerelerin askıya alınmasını tavsiye edebilir ve nihai olarak yeniden başlatılmasının şartlarını önerebilir. Konsey, Türkiye'yi dinledikten sonra, müzakerelerin askıya alınıp alınmaması veya müzakerelerin yeniden başlaması için aranacak koşullarla ilgili bu tür bir öneriyi nitelikli çoğunluk esasına göre kararlaştıracaktır. Üye Devletler Hükümetlerarası Konferansta, Hükümetlerarası Konferansta oybirliği genel şartına bakılmaksızın, Konsey kararı doğrultusunda hareket edeceklerdir. Avrupa Parlamentosu bilgilendirilecektir.

Değerlendirme:

İşte bu kadar. Söylenen şu.

“Eğer üye ülkelerin üçte biri talep ederse, görüşmeler askıya alınabilir.”

“Türkiye’nin tam üyeliğe kabul edilebilmesi için oy birliği gerekir. Müzakerelerin kesilmesi için ise nitelikli çoğunluk yeterlidir.”

AB’nin üye ülke sayısı “şimdilik” 25. Üçte biri ise yuvarlak hesap 9. Sayalım. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Fransa, Almanya, Avusturya gibi dostlarımız(!!) alacakları bir kaç tane küçük destekle bu görüşmeleri, her hangi bir şeyi bahane ederek kısmen, hatta tamamen durdurabilirler. Türkiye’nin ise buna karşı yapabileceği hiç bir şey yok.

Bu son derece riskli bir madde. Her ne kadar “ciddi ve ısrarlı bir şekilde” denerek bir sınır çizilmeye çalışılmışsa da, bunun limitlerinin olmaması, Türkiye ile müzakere edilmesine bile dayanamayan AB üyelerinin elini her zaman güçlü kılar. Bu bir kozdur ve bu kozu kullanarak, her şeyi yaptırabilirler.

Örneğin, tam da istenecek bir tavizin koparılamadığı günlerde, Türkiye’de bir yerlerde mesela polis tarafından kan dökülmesi, “ciddi ve ısrarlı bir şekilde” insan haklarının ihlal edilmesi anlamına gelebilir.

Öte yandan, oyunun kurallarının oyuncuya göre değiştiğinin bir kanıtını da burada görüyoruz. Ama bunun için önce Hırvatistan’a verilen çerçeveye bakmak gerekiyor.

Hırvatistan için hazırlanmış olan çerçeve müzakere belgesinde, müzakerelerin askıya alınması için öneri yapmakla yetkili kılınan kurum sadece Avrupa Komisyonu olarak belirlenmiş.

Bu madde ile şu denilmek isteniyor; müzakere başlıkları arasında bir başlıktan diğer başlığa geçilmesi için “oy birliği” gerekmekte, fakat müzakerelerin dondurulması veya kesilmesi için “nitelikli çoğunluk” yeterli olmaktadır.

Avrupa Birliğinin siyasi etiği bunu gerektirmektedir.

Bunun jürili bir mahkemede beraatın oy birliği, ama idamın oy çokluğu ile karara bağlanması şeklinde bir kural olması ile arasında fark yok”.

Kıbrıslı Rumların ve onlarla birlikte Avusturya, Yunanistan gibi ülkelerin varlığının yanına bir de ilerleyen zamanlarda Almanya Fransa gibi ülkelerde iktidara gelmesine kesin gözüyle bakılan Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğine şiddetle karşı çıkan politikacıların varlığını da eklediğiniz zaman; müzakere sürecinde bir başlıktan diğer başlığa geçmek için bütün üyelerin onayının gerekmesinin Avrupa Birliği üyeliğinin bir hayalden öteye gidemeyeceği ortaya çıkmaktadır.

------------------------------------------------------------

6. The advancement of the negotiations will be guided by Turkey's progress in preparing for accession, within a framework of economic and social convergence and with reference to the Commission's reports in paragraph 2. This progress will be measured in particular against the following requirements:

- the Copenhagen criteria, which set down the following requirements for membership:

* the stability of institutions guaranteeing democracy, the rule of law, human rights and respect for and protection of minorities;

* the existence of a functioning market economy and the capacity to cope with competitive pressure and market forces within the Union;

* the ability to take on the obligations of membership, including adherence to the aims of political, economic and monetary union and the administrative capacity to effectively apply and implement the acquis;

- Turkey's unequivocal commitment to good neighborly relations and its undertaking to resolve any outstanding border disputes in conformity with the principle of peaceful settlement of disputes in accordance with the United Nations Charter, including if necessary jurisdiction of the International Court of Justice;

- Turkey's continued support for efforts to achieve a comprehensive settlement of the Cyprus problem within the UN framework and in line with the principles on which the Union is founded, including steps to contribute to a favourable climate for a comprehensive settlement, and progress in the normalisation of bilateral relations between Turkey and all EU Member States, including the Republic of Cyprus.

- the fulfilment of Turkey's obligations under the Association Agreement and its Additional Protocol extending the Association Agreement to all new EU Member States, in particular those pertaining to the EU-Turkey customs union, as well as the implementation of the Accession Partnership, as regularly revised.

6. Müzakerelerin ilerlemesine Türkiye'nin, ekonomik ve sosyal yakınlaşma çerçevesi içerisinde ve 2. paragraftaki Komisyon raporlarına atıfla, üyeliğe girişe hazırlanma konusundaki ilerlemesi rehberlik edecektir. Bu ilerleme özellikle aşağıdaki şartlar açısından ölçülecektir:

- Üyelik için aşağıdaki şartları getiren Kopenhag kriteri:

* Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlıklara saygı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarı;

* işleyen bir Pazar ekonomisinin mevcudiyeti ve Birlik içerisindeki rekabetçi baskılara ve Pazar güçleri ile baş edebilme kapasitesi;

* siyasal, ekonomik ve parasal birlik amaçlarına bağlılığı da içeren üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyeti ve müktesebatı (acquis) etkin bir şekilde uygulama ve hayata geçirme idari kapasitesi;

- Türkiye'nin iyi komşuluk ilişkilerini açık bir şekilde taahhüt etmesi ve doğabilecek tüm önemli sınır uyuşmazlıklarını gerektiğinde Uluslararası Adalet Divanının karar yetkisi de dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler Şartına uygun olarak barışçı şekilde çözümlemeyi taahhüt etmesi;

- Türkiye'nin Kıbrıs sorununun BM çerçevesinde ve kapsamlı bir çözüm için olumlu bir ortamın yaratılması ve Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti de dahil olmak üzere tüm AB Üyeleri ile ikili ilişkilerinin normalleşmesinin ilerletilmesi de dahi, Birliğin üzerine inşa edilmiş olduğu ilkeler paralelinde kapsamlı bir şekilde çözüm çabalarını desteklemeye devam etmesi.

- Türkiye'nin Ortaklık Anlaşması ve Ortaklık Anlaşmasının tüm AB Üye Devletlerine ve özellikle de AB-Türkiye Gümrük Birliğine dahil olan Devletlere yayılması ve düzenli olarak revize edilecek olan Katılım Ortaklığının uygulanması konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi.

Değerlendirme:

Bu işin hiç bir olur yolu yok.

“Neden yahu? Ne güzel, barış dolu bir madde. Daha ne istiyorsunuz?”

Anlatalım.

Bu maddede müzakerelerin ilerleyişini belli yükümlülüklere bağlanarak bugüne kadar sıralanan Kopenhag Kriterlerin dışına çıkılmış ve yeni koşullar konmuştur.

Normalleştirilmesi istenen ilişkiler Kıbrıs Rus Yönetimi ile olan ilişkilerdir.

“Sınır anlaşmazlıkları" vurgusu yapılarak Yunanistan ile Ege sorunlarının çözümünün gündeme getirilmiştir.

Sınır anlaşmazlıkları ile kastedilen ülkelerin Yunanistan ve Ermenistan’dır.

Eğe bu sorunları siz çözemezseniz, hakem kılınan organ Uluslararası Adalet Divanı’dır .

Yine bu maddeyle Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı kararlarına (bu kararlar, ne kadar milli çıkarlarımızla uyuşmuyor olsa da) uyması istenmektedir.

Ayrıca Gümrük Birliği, Ankara Anlaşması ve Ek protokol yükümlülüklerinin yerine getirilmesi vurgusu yapılmıştır. Bu vurguya Avrupa Birliği yetkililerinin ek protokol yükümlülüklerini "Kıbrıs Cumhuriyetine deniz ve havalimanlarının açılması" olarak ifade ettikleri de düşünüldüğünde bu maddenin Türkiye'nin tüm milli davalarından bir geri adımı işaret ettiği ortay çıkmaktadır.

Ek protokol ile birlikte yayımlanacak olan ve bu imzanın Rum yönetiminin tanınması anlamına gelmeyeceğini belirtecek olduğu söylenen deklarasyonunun uluslararası hukuk açısından hiç bir anlamı olmamaktadır. Çünkü AB’ye tam üye olmak için, tanımadığımızı iddia ettiğimiz bir ülkenin icazetine ihtiyacımız vardır. Bu ise fiili olarak tanıma anlamına gelir.

Kısacası maddenin kabulü bu konularda Türkiye için bir ölüm fermanından başka bir şey değildir..

------------------------------------------------------------

7. In the period up to accession, Turkey will be required to progressively align its policies towards third countries and its positions within international organisations (including in relation to the membership by all EU Member States of those organisations and arrangements) with the policies and positions adopted by the Union and its Member States.

7. Katılım döneminde Türkiye'den üçüncü ülkelere yönelik politikalarını ve uluslararası örgütlerdeki pozisyonlarını (tüm AB Üyelerinin bu örgütler ve düzenlemelere üyeliği ile ilişkili olarak da) Birlik ve Üye Devletler tarafından benimsenen politika ve pozisyonlarla artan bir şekilde uyumlulaştırması istenecektir.

Değerlendirme:

Bu cümlelerden hiç bir şey çıkmaz gibi değil mi?

Burada, Türkiye’nin AB üyesi ülkeleri hiç bir organizasyonda veto etmemesi, son derece diplomatik bir dille ifade edilmiş. Yani, gerekli kelimeler kullanılmadan, Türkiye’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin NATO’ya üyeliğiniz veto etmemesi istenmiş. Yani, “Türkiye’nin politika ve pozisyonu yoktur, AB üyesi devletlerin benimsediği politika ve pozisyonlar vardır. Türkiye’de bunlara uymak zorundadır. Yoksa üyelik bir hayalden öteye geçemez” deniyor.

Türkiye, bu maddeyi de kabul etmiş durumdadır. Maalesef...

------------------------------------------------------------

8. Parallel to accession negotiations, the Union will engage with Turkey in an intensive political and civil society dialogue. The aim of the inclusive civil society dialogue will be to enhance mutual understanding by bringing people together in particular with a view to ensuring the support of European citizens for the accession process.

8. Katılım müzakerelerine paralel olarak Birlik Türkiye ile yoğun bir siyasal ve sivil toplum diyalogu yürütecektir. Kapsamlı sivil toplum diyalogunun amacı özellikle Avrupa vatandaşlarının katılım sürecini desteklemelerini sağlamak amacıyla halkları yakınlaştırarak karşılıklı anlayışın zenginleştirilmesi olacaktır.

Değerlendirme:

Sivil toplum örgütleri denince niye kanım buz gibi soğuyor?

Yanıt için “sivil örümceğin ağında” kitabına bakmanız yeter.

Sivil toplum diyaloğu sayesinde, Avrupalıların desteği değil, Türkiye’de AB’ye muhalif olanların tasfiyesi hedefleniyor. Sivil toplum örgütlerinde yer alanlar, bilerek veya bilmeyerek, AB sempatizanları yetiştirecek. Bunlar ise orta vadede AB’yi seven ve destekleyen bireyler olacaklar.

Bu madde başlı başına bir yazı konusu olduğu için, daha fazla detaya girmeyeceğim.

------------------------------------------------------------

9. Turkey must accept the results of any other accession negotiations as they stand at the moment of its accession.

9. Türkiye kendi katılımı anında, diğer katılım müzakerelerinin mevcut sonuçlarını olduğu gibi kabul edecektir.

Değerlendirme:

Yani, Birlikte sürdürdüğü görüşmeler sırasında, birliğe üye olmuş ülkeler varsa, Birlik üyesi ülke olmaları nedeniyle onlarla da masaya oturmak zorunda kalacaktır.

Başka bir deyişle, “eğer bu çerçevede yazdığımız her şeye rağmen, tam üyelik yolunda kararlı bir şekilde yürüdüğünüzü fark edersek, hemen yeni bir veya bir kaç üye ülke daha bularak (mesela Hırvatistan) onlar aracılığıyla daha önce yazmayı unuttuğumuz veya o günlerde aklımıza gelmemiş olan yeni engeller çıkarma hakkımızı saklı tutuyoruz” denmiş.

------------------------------------------------------------

Substance of the negotiations

Görüşmelerin Kuralları

10. Accession implies the acceptance of the rights and obligations attached to the Union system and its institutional framework, known as the acquis of the Union. Turkey will have to apply this as it stands at the time of accession. Furthermore, in addition to legislative alignment, accession implies timely and effective implementation of the acquis. The acquis is constantly evolving and includes:

- the content, principles and political objectives of the Treaties on which the Union is founded;

- legislation and decisions adopted pursuant to the Treaties, and the case law of the Court of Justice;

- other acts, legally binding or not, adopted within the Union framework, such as interinstitutional agreements, resolutions, statements, recommendations, guidelines;

- joint actions, common positions, declarations, conclusions and other acts within the framework of the common foreign and security policy;

- joint actions, joint positions, conventions signed, resolutions, statements and other acts agreed within the framework of justice and home affairs;

- international agreements concluded by the Communities, the Communities jointly with their Member States, the Union, and those concluded by the Member States among themselves with regard to Union activities.

Turkey will need to produce translations of the acquis into Turkish in good time before accession, and will need to train a sufficient number of translators and interpreters required for the proper functioning of the EU institutions upon its accession.

10. AB'ye katılım, birlik sisteminin ve birliğin "müktesebatı" olarak bilinen kurumsal çerçevenin getirdiği hak ve yükümlülüklerin kabulü anlamına gelir. Türkiye, bu müktesebatı katılım zamanındaki şekliyle uygulayacaktır. Ayrıca, mevzuatın uyumlu hale getirilmesine ek olarak, katılımın aynı zamanda müktesebatın zamanında ve etkin bir şekilde uygulanması anlamına gelir.

Müktesebatın içerdiği bölümler:

•  AB'nin üzerine kurulduğu antlaşmaların içeriği, ilkeleri ve siyasi hedefleri;

•  Antlaşmalar uyarınca benimsenen mevzuat ve kararlar ve Adalet Divanı'nın içtihadı;

•  Kurumlar arası anlaşmalar, kararlar, beyanatlar, tavsiyeler, kılavuzlar gibi, yasal olarak bağlayıcı olan ya da olmayan, Birlik çerçevesinde benimsenmiş diğer belgeler;

•  Ortak dışişleri ve güvenlik politikaları çerçevesindeki ortak eylemler, ortak tutumlar, bildirgeler, sonuçlar ve diğer belgeler;

•  Adalet ve içişleri çerçevesinde kabul edilen ortak eylemler, ortak tutumlar, imzalanan sözleşmeler, tavsiyeler, beyanatlar ve diğer belgeler;

•  Birlik faaliyetlerine ilişkin olarak Topluluğun, Toplulukla birlikte üye devletlerin, birliğin ve kendi aralarında üye devletlerin akdettiği uluslararası anlaşmalar.

Türkiye, katılımdan yeterli bir süre önce müktesebatın Türkçe’ye çevirisini ve katılımdan sonra AB kurumlarının çalışmalarını aksatmadan yerine getirmesini temin edecek yeterli sayıda yazılı ve sözlü çevirmeni eğitecektir.

Değerlendirme:

Bu maddedeki ana fikir, Türkiye’nin her konuda ve platformda AB müktesebatına uygun düşünmek ve davranmak zorunda olduğudur.

Katılmak istediğiniz bir oluşumun kurallarına uymaktan daha doğal olan ne olabilir ki?

Bakalım ve özellikle de “Birlik çerçevesinde benimsenmiş diğer belgeler;” üzerinde düşünelim.

Örneğin, Ermeni katliamını tanıyan bir karar, eğer birlik çerçevesinde benimsenmişse, Türkiye’nin de uymak ve kabul etmek zorunda olduğu bir belge haline gelir.

Bu madde ile “AB’nin kararları bizi bağlamaz” deme şansını sonsuza kadar kaybetmiş oluyoruz.

------------------------------------------------------------

11. The resulting rights and obligations, all of which Turkey will have to honour as a Member State, imply the termination of all existing bilateral agreements between Turkey and the Communities, and of all other international agreements concluded by Turkey which are incompatible with the obligations of membership. Any provisions of the Association Agreement which depart from the acquis cannot be considered as precedents in the accession negotiations.

11. Türkiye'nin Üye Devlet olarak uyması gereken tüm sonuç kabilinden hak ve yükümlülükler Türkiye ve Topluluklar arasında mevcut tüm ikili sözleşmelerin ve Türkiye tarafından bağıtlanmış olan ve üyelik yükümlülükleri ile bağdaşmayan diğer tüm uluslararası sözleşmelerin feshi anlamına da gelir. Ortaklık Sözleşmesinin müktesebattan ayrılan hiçbir hükmü katılım müzakerelerinde ön şart olarak değerlendirilemez.

Değerlendirme:

Bu maddede fesih edileceği söylenen anlaşmalar arasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kabul edilmesini sağlayan Lozan Antlaşması da girer.

Bu kabul edilemez.

------------------------------------------------------------

12. Turkey's acceptance of the rights and obligations arising from the acquis may necessitate specific adaptations to the acquis and may, exceptionally, give rise to transitional measures which must be defined during the accession negotiations.

Where necessary, specific adaptations to the acquis will be agreed on the basis of the principles, criteria and parameters inherent in that acquis as applied by the Member States when adopting that acquis, and taking into consideration the specificities of Turkey.

The Union may agree to requests from Turkey for transitional measures provided they are limited in time and scope, and accompanied by a plan with clearly defined stages for application of the acquis. For areas linked to the extension of the internal market, regulatory measures should be implemented quickly and transition periods should be short and few; where considerable adaptations are necessary requiring substantial effort including large financial outlays, appropriate transitional arrangements can be envisaged as part of an on-going, detailed and budgeted plan for alignment. In any case, transitional arrangements must not involve amendments to the rules or policies of the Union, disrupt their proper functioning, or lead to significant distortions of competition. In this connection, account must be taken of the interests of the Union and of Turkey.

Long transitional periods, derogations, specific arrangements or permanent safeguard clauses, i.e. clauses which are permanently available as a basis for safeguard measures, may be considered. The Commission will include these, as appropriate, in its proposals in areas such as freedom of movement of persons, structural policies or agriculture. Furthermore, the decision-taking process regarding the eventual establishment of freedom of movement of persons should allow for a maximum role of individual Member States. Transitional arrangements or safeguards should be reviewed regarding their impact on competition or the functioning of the internal market.

Detailed technical adaptations to the acquis will not need to be fixed during the accession negotiations. They will be prepared in cooperation with Turkey and adopted by the Union institutions in good time with a view to their entry into force on the date of accession.

12. Türkiye'nin müktesebattan doğan hak ve yükümlülükleri kabulü müktesebata özel adaptasyonları gerektirebilir ve özel olarak da katılım müzakereleri sırasında tanımlanması gereken geçici önlemlerin doğmasına neden olabilir.

Gerektiğinde müktesebata özel adaptasyonlar, bu müktesebatı kabul ederken Üye Devletler tarafından uygulandığı şekilde bu müktesebatın içerisinde yer alan ilkeler, kriter ve parametrelere dayalı olarak ve Türkiye'nin özellikleri dikkate alarak kabul edilir.

Birlik, zaman ve kapsam olarak sınırlı olmaları ve müktesebatın uygulanması aşamalarını net olarak tanımlayan bir planın eşlik etmesi kaydıyla Türkiye'den geçici önlemler almasını istemeyi kabul edebilir. İç pazarın yayılması ile bağlantılı alanlarda düzenleyici önlemler ivedilikle uygulanmalı ve geçiş süreleri kısa ve az sayıda olmalıdır; geniş finansal harcamalar da dahil olmak üzere esaslı bir çaba gerektiren önemli adaptasyonlarda süren, ayrıntılı ve bütçelendirilmiş uyum planının bir parçası olarak uygun geçici düzenlemeler öngörülebilir. Her halükarda geçici düzenlemeler Birlik kural ya da politikalarında değişiklikleri içermemeli, bunların doğru işleyişini bozmamalı veya önemli rekabet bozulmalarına neden olmamalıdır. Bu bağlamda, Birlik ve Türkiye'nin çıkarları göz önünde bulundurulmalıdır.

Uzun geçiş süreleri, derogasyonlar, spesifik düzenlemeler veya kalıcı güvence hükümleri, yani güvence önlemlerinin temeli olarak kalıcı bir şekilde mevcut olan hükümler değerlendirilebilir. Komisyon, uygun şekilde, bunlara kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar ve tarım gibi alanlardaki önerilerinde yer verebilir. Ayrıca kişilerin serbest dolaşımının nihai olarak tesis edilmesine ilişkin karar süreçleri bireysel Üye Devletlerin azami rol oynamasına izin vermelidir. Rekabet veya iç pazarın işleyişi üzerindeki etkileri açısından geçici düzenlemeler veya güvenceler gözden geçirilmelidir.

Katılım müzakereleri sırasında müktesebata ayrıntılı teknik adaptasyonların saptanması gerekli olmayacaktır. Bunlar Türkiye ile işbirliği içinde hazırlanacak ve katılım tarihinde yürürlüğe girmesi açısından uygun zamanda Birlik kurumları tarafından benimsenecektir.

Değerlendirme:

Bu maddenin yoruma hiç ihtiyacı yok.

Sizi sadece şu ifadeler üzerinde düşünmeye davet ediyorum.

- Uzun geçiş süreleri,

- Derogasyonlar, (Hak kısıtlamaları)

- Spesifik düzenlemeler

- Kalıcı güvence hükümleri,

- Kalıcı bir şekilde mevcut olan hükümlerin değerlendirilmesi.

- Bunlara kişilerin serbest dolaşımı, yapısal politikalar ve tarım gibi alanlardaki önerilerinde yer verebilir.

Bütün bu kelimelerin bir tek açıklaması olabilir.

Uzun olacağı kesin olan bu sürenin sonunda tam üye olsanız dahi, sizi bir takım kalıcı kısıtlamalar bekliyor. Bunlar arasında kişilerin serbest dolaşımı, AB fonlarının kullanımı ve tarım politikaların desteklenmesi için kurulmuş olan fonlardan yararlanmamak da var.

“Serbest dolaşımın olmadığı” bir AB üyeliği!

Ne kadar çarpıcı!

Peki ne kadar gerekli böyle bir üyelik?

------------------------------------------------------------

13. The financial aspects of the accession of Turkey must be allowed for in the applicable Financial Framework. Hence, as Turkey's accession could have substantial financial consequences, the negotiations can only be concluded after the establishment of the Financial Framework for the period from 2014 together with possible consequential financial reforms. Any arrangements should ensure that the financial burdens are fairly shared between all Member States.

13. Türkiye'nin katılımının finansal boyutları uygulanabilir Finansal Çerçeve içerisinde düzenlenmelidir. Türkiye'nin katılımı önemli finansal sonuçlar doğurabileceğinden, müzakereler ancak 2014 yılında başlayan dönemi kapsayan Finansal Çerçeve'nin tüm olası finansal reformlar sonuçları ile birlikte oluşturulmasından sonra tamamlanabilecektir. Tüm düzenlemeler finansal yüklerin Üye Devletler arasında adil olarak paylaşılmasını sağlamalıdır.

Değerlendirme:

Tek cümle: 2014’e kadar tek Avro destek de, üyelik de olmayacak.

------------------------------------------------------------

14. Turkey will participate in economic and monetary union from accession as a Member State with a derogation and shall adopt the euro as its national currency following a Council decision to this effect on the basis of an evaluation of its fulfilment of the necessary conditions. The remaining acquis in this area fully applies from accession.

14. Türkiye, katılımdan itibaren derogasyona sahip bir üye devlet olarak ekonomik ve parasal birliğe katılacak ve gerekli koşulları karşılayıp karşılamadığına yönelik olarak yapılacak bir değerlendirme esasında Konseyin bu amaca yönelik vereceği kararın ardından ulusal para birimi olarak Avro'yu benimseyecektir. Bu alandaki diğer müktesebat katılımdan itibaren tamamen geçerli olacaktır.

Değerlendirme:

Bu maddedeki en önemli nokta, Türkiye’den “derogasyona sahip bir üye devlet” diye söz edilmesi. Derogasyon hak kısıtlaması demektir. Eğer olursa, birlik üyesi bir devlet olarak Türkiye’nin bazı haklarının kalıcı olarak kısıtlanacağı açık bir şekilde bir kez daha anlatılmış.

Daha ne diyebilirlerdi ki?

------------------------------------------------------------

15. With regard to the area of freedom, justice and security, membership of the European Union implies that Turkey accepts in full on accession the entire acquis in this area, including the Schengen acquis. However, part of this acquis will only apply in Turkey following a Council decision to lift controls on persons at internal borders taken on the basis of the applicable Schengen evaluation of Turkey's readiness.

15. Özgürlük, adalet ve güvenlik konularıyla ilgili olarak, Avrupa Birliği üyeliği Türkiye'nin Schengen müktesebatı da dahil olmak üzere bu alandaki tüm müktesebatı tam olarak kabul etmesi anlamına gelir. Ancak müktesebatın bu kısmı yalnızca Türkiye'nin hazır olduğu yönünde uygulanabilir Schengen değerlendirmesine dayalı olarak Konsey'in iç sınırlarda şahıslara uygulanan kontrolleri kaldırma kararını almasının ardından uygulanabilir.

Değerlendirme:

Türkiye’nin üye bir devlet olarak, tüm AB müktesebatına uymak zorunda olduğu daha önce vurgulanmıştı. Buna rağmen, özgürlük, adalet ve güvenlik konularında Schengen müktesebatının özellikle vurgulanması ve “iç sınırlarda şahıslara uygulanan kontrolleri kaldırma konusunda alınacak karar” ister istemez konunun Öcalan’la olan ilgisini düşündürüyor.

------------------------------------------------------------

16. The EU points out the importance of a high level of environmental protection, including all aspects of nuclear safety.

16. AB nükleer güvenliğin tüm boyutları da dahil olmak üzere üst düzeyde çevresel korumanın önemine işaret eder.

Değerlendirme:

35 yıldır nükleer santral yapmayı planlayan, ama şu anda hiç bir nükleer tesisi olmayan bir ülkeye “Biz konuda öyle böyle değil, acayip duyarlıyız” demeye ne gerek var?

Şu gerek var. Bu bir şantaj.

“Siz bir gün nükleer santral yapacaksınız. Ama bu santral bizim çevresel koruma standartlarımıza uymazsa, sizin AB üyeliğinizi hazmedemeyiz. Böyle bir standardı ancak AB üyesi olan firmalar temin ederler. Bir kaç milyar dolarlık bir proje için bizi pek kıracağınızı sanmıyoruz. Tabii ki karar sizin.”

------------------------------------------------------------

17. In all areas of the acquis, Turkey must bring its institutions, management capacity and administrative and judicial systems up to Union standards, both at national and regional level, with a view to implementing the acquis effectively or, as the case may be, being able to implement it effectively in good time before accession. At the general level, this requires a well-functioning and stable public administration built on an efficient and impartial civil service, and an independent and efficient judicial system.

17. Müktesebatın tüm alanlarında, müktesebatı etkin bir şekilde uygulamak amacıyla, ya da duruma göre, müktesebatı katılımdan yeterli bir süre önce etkin bir şekilde uygulayabilmek amacıyla, Türkiye hem ulusal hem bölgesel düzeydeki kurumlarını, yönetim kapasitesini ve idari ve yargı sistemlerini; Birlik standartlarına getirecektir. Bunun yapılabilmesi için, genel düzeyde, verimli ve tarafsız bir sivil hizmet anlayışı üzerine kurulmuş, iyi işleyen ve istikrarlı bir kamu idaresine ve bağımsız ve etkin bir yargı sistemine ihtiyaç vardır.

Değerlendirme:

Bu görüşme çerçevesinin, Türkiye’ye karşı en az düzeyde tuzak ve kelime oyunu içeren maddelerinden biri, bu madde.

“Devleti oluşturan tüm kurumları, idari ve adli sistemi AB’deki gibi yapacaksınız. Devlet ile ilgili her şey bizimki gibi olacak” diyorlar.

Sağlıklı, hızlı, işleyen bir adalet sistemine nasıl ve neden itiraz edilebilir? Edilmez.

Peki ya insanı hasta etmeyen bir bürokratik yapıya? Ona da edilmez.

Kurumlar konusu ise bence biraz karışık. Her ülkenin kendi ihtiyaçlarına ve özelliklerine göre oluşmuş devlet kurumları vardır. Dolayısıyla, devletin kurumsal yapısı, ülkeden ülkeye fark eder. Suudi Arabistan’da Petrol Bakanlığına ihtiyaç varken, Türkiye’de bu gereksizdir.

Benzer şekilde AB ülkelerinde MGK gibi bir kuruma ihtiyaç yokken, Türkiye’de bu kuruma ihtiyaç vardır. Çünkü Türkiye’de hala rejim tartışılmakta, cumhuriyet rejimi hala ve her fırsatta sinsice yıpratılmaktadır. Ayrıca, içinde bulunduğu ve dünyanın cadı kazanı olarak kabul edilen coğrafyada Türkiye’nin her zaman işler durumda tutması gereken bir milli güvenlik sorunu vardır. Bu sorun, siviller olduğu kadar askeri kesimi de son derece yakından ilgilendirmektedir. Sivillerin ise doğru ve uygun askeri önlemleri almak konusunda eksik ve yanlış bilgileri olabilir. Bu iç ve dış nedenlerle böyle bir konsey bulunması ve periyodik toplantılar yapmasında nasıl bir sakınca vardır? Milli Güvenlik, askeri önlemler gerektiren bir konudur. Bu yüzden de bu konuda askerlerin ağırlığını hissettirmesi çok da anormal değildir.

Sonuç olarak bu madde devletin bütün kurumlarıyla daha sivil bir yapıya bürünmesi anlamını taşımaktadır. Bu üzerinde çok ciddi düşünülmesi gereken bir konudur.

------------------------------------------------------------

NEGOTIATING PROCEDURES

MÜZAKERE PROSEDÜRLERİ

18. The substance of negotiations will be conducted in an Intergovernmental Conference with the participation of all Member States on the one hand and the candidate State on the other.

 

18. Müzakerelerin özü bir yanda tüm Üye Devletlerin, diğer yanda da aday devletin katılımı ile gerçekleştirilecek olan Hükümetlerarası Konferans tarafından idare edilecektir.

Değerlendirme:

Bu maddeyle ilgili olarak sorulabilecek iki basit soru var.

Eğer masanın bir tarafında “TÜM” üye devletler olacaksa ve Türkiye’nin üyeliğe kabulü oybirliği ile olacaksa, AB’ye tam üye olan ve Türkiye’nin tanımadığını söylediği Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile yapılacak görüşmeler nasıl bir hukuki zeminde gerçekleşecek ve Türkiye’nin, bu ülkenin oyunu nasıl kazanacağı düşünülüyor? Bu durumda, Türkiye icazet almak zorunda olduğu GKRY’ni fiilen tanımış olmaz mı?

------------------------------------------------------------

19. The Commission will undertake a formal process of examination of the acquis, called screening, in order to explain it to the Turkish authorities, to assess the state of preparation of Turkey for opening negotiations in specific areas and to obtain preliminary indications of the issues that will most likely come up in the negotiations.

19. Komisyon müktesebatın Türk yetkililerine açıklanması, Türkiye'nin belirli alanlarda müzakerelere hazırlanma durumunun değerlendirilmesi ve müzakerelerde gündeme gelme olasılığı en fazla olan konularda ön göstergeleri elde etmek amacıyla tarama süreci olarak bilinen, müktesebatın resmen incelenmesi sürecini başlatacaktır.

Değerlendirme:

Yani “okula müfettiş gelecek” arkadaşlar.

------------------------------------------------------------

20. For the purposes of screening and the subsequent negotiations, the acquis will be broken down into a number of chapters, each covering a specific policy area. A list of these chapters is provided in the Annex. Any view expressed by either Turkey or the EU on a specific chapter of the negotiations will in no way prejudge the position which may be taken on other chapters. Also, agreements reached in the course of negotiations on specific chapters, even partial ones, may not be considered as final until an overall agreement has been reached for all chapters

20. Tarama ve daha sonraki müzakerelerin amaçları bakımından, müktesebat her biri spesifik politika alanlarını kapsayan bölümlere ayrılacaktır. Bölümlerin bir listesi Ekte yer almaktadır. Müzakerelerin spesifik bir bölümü hakkında Türkiye veya AB tarafından ifade edilecek hiçbir görüş diğer bölümler hakkında benimsenmiş olabilecek pozisyonu hiçbir şekilde etkilemeyecektir. Ayrıca müzakerelerin gidişatı sırasında varılan anlaşmalar ve hatta kısmi anlaşmalar tüm bölümler için genel anlaşma yapılana kadar kesinleşmiş olarak kabul edilmez.

Değerlendirme:

Bu yol asla bitmez.

Her konu ayrı ayrı ele alınacak. Bu tamam.

Bir konuda varılan nokta, diğer konuları etkilemez. Bu da tamam.

Ama varılacak anlaşmaların genel anlaşma yapılana kadar kesinleşmemesi ne demek? Bir konu üzerinde anlaşılmışsa, bu nokta üzerinde anlaşma yapılır ve bu kesindir. Bu haliyle, genel anlaşma yapılıncaya kadar, AB’nin taranacak konular üzerinde istediği her zaman bir sorun çıkartmasına olanak tanır. Nasıl olsa genel anlaşma yok. Bu noktada bugün anlaşmış olmamız, yarını garantilemiyor. Yarın bu konuyu yeniden tartışabiliriz. Böylece konular üzerinde tartışma hiç bitmez. Her seferinde yeni zorluklar çıkartılabilir. Türkiye ise itiraz etme hakkına sahip değildir.

------------------------------------------------------------

21. Building on the Commission's Regular Reports on Turkey's progress towards accession and in particular on information obtained by the Commission during screening, the Council, acting by unanimity on a proposal by the Commission, will lay down benchmarks for the provisional closure and, where appropriate, for the opening of each chapter. The Union will communicate such benchmarks to Turkey. Depending on the chapter, precise benchmarks will refer in particular to the existence of a functioning market economy, to legislative alignment with the acquis and to a satisfactory track record in implementation of key elements of the acquis demonstrating the existence of an adequate administrative and judicial capacity. Where relevant, benchmarks will also include the fulfilment of commitments under the Association Agreement, in particular those pertaining to the EU-Turkey customs union and those that mirror requirements under the acquis. Where negotiations cover a considerable period of time, or where a chapter is revisited at a later date to incorporate new elements such as new acquis, the existing benchmarks may be updated.

21. Türkiye'nin katılım yönündeki ilerlemesi hakkında düzenli Komisyon Raporları ve özel olarak da tarama sırasında Komisyon tarafından elde edilecek bilgilere dayanarak Konsey Komisyon'dan gelen bir teklif üzerinde oybirliği ile hareket etmek suretiyle her bir bölüm için geçici kapanış ve uygun olduğu zamanda açılış için referans noktalarını (benchmark) belirleyecektir. Birlik bu gibi referans noktalarını Türkiye'ye bildirecektir. Bölüme bağlı olarak, kesin referans noktaları (benchmark) özel olarak işleyen bir pazar ekonomisinin mevcudiyetine, yasaların müktesebat ile aynı çizgiye getirilmesi ve müktesebatın  yeterli idari ve adli kapasitenin varlığını gösteren anahtar unsurlarının uygulandığına dair izleme kaydının tatmin edici oluşuna işaret edecektir. İlgili oldukça, referans noktaları Ortaklık Sözleşmesi dahilinde ve özel olarak da AB-Türkiye gümrük birliğine ilişkin taahhütlerin ve müktesebat çerçevesindeki yansıtma şartlarının yerine getirilmesini de içerecektir. Müzakerelerin önemli bir zaman aldığı veya yeni müktesebat gibi yeni unsurların dahil edilmesi amacıyla bir bölümün daha sonraki bir tarihte yeniden ele alındığı durumlarda mevcut referans noktaları güncellenebilir.

Değerlendirme:

Bu yol asla bitmez.

Taramalar sırasında kuralların değiştirilebileceği garanti altına alınmış. Eğer müktesebat değişirse, bu değişiklik tüm AB üyelerini etkileyeceği için, yeni referans noktalarının ortaya konması elbette ki normal. Ancak “müzakereler önemli bir zaman aldığı için sonraya bırakıldığında” bu referans noktaları neden değişiyor? Bu oyunun ortasında kuralların değiştirilebilmesidir.

Durmadan kuralları değişen bir oyun ise asla bitmez. Veya en azından kuralları değiştiremeyen takımın kazanması mümkün değildir.

Bu müzakerelerde, kuralları değiştiremeyecek olan takım, gayet tabii ki, Türkiye’dir.

------------------------------------------------------------

22. Turkey will be requested to indicate its position in relation to the acquis and to report on its progress in meeting the benchmarks. Turkey's correct transposition and implementation of the acquis, including effective and efficient application through appropriate administrative and judicial structures, will determine the pace of negotiations

22. Türkiye'den, müktesebata ilişkin konumunu göstermesi ve referans noktalarını karşılama açısından ilerlemesini rapor etmesi istenecektir. Türkiye'nin uygun idari ve adli yapılar kanalıyla etkin ve verimli uygulaması da dahil olmak üzere, müktesebatı doğru aktarması ve uygulaması müzakerelerin hızını belirleyecektir.

Değerlendirme:

Bu yol asla bitmez.

İlerlemeyle ilgili raporlar konusunda söylenecek hiç bir şey yok. Ancak, görüldüğü gibi, Türkiye’nin sadece AB müktesebatını doğru aktarması yeterli değil. Aynı zamanda bunu doğru olarak uygulaması da isteniyor.

Üyesi olmak istediğiniz bir kurumun düzenlemelerini doğru olarak uygulamak, elbette ki kabul etmek kadar önemli ve zorunludur. Ancak, uygunluğun kıyaslanması için kullanılacak olan kriterlerin de belirtilmesi gerekir. İdeal olan, bu düzenlemelerin, özellikle yasaların her zaman ve tam olarak uygulanmasıdır.

Bu noktaya kadar ileri sürülenlere hiç bir şey denemez. Ancak, bu düzenlemeler, bu milletin ihtiyaçları nedeniyle aşağıdan yukarı oluşturulmuş düzenlemeler değil, aksine tepeden inme düzenlemelerdir. Bu nedenle, tam olarak uyum sağlanması yıllar alacaktır. Üstelik, istemeden de olsa zaman zaman bazı aksaklıklar olabilir. Bu durumda, nasıl davranılacağı da belli değil.

Bu madde, bu nedenle uygulamada ciddi sorunlar yaratabilir bir potansiyel taşımaktadır.

------------------------------------------------------------

23. To this end, the Commission will closely monitor Turkey's progress in all areas, making use of all available instruments, including on-site expert reviews by or on behalf of the Commission. The Commission will inform the Council of Turkey's progress in any given area when presenting draft EU Common Positions. The Council will take this assessment into account when deciding on further steps relating to the negotiations on that chapter. In addition to the information the EU may require for the negotiations on each chapter and which is to be provided by Turkey to the Conference, Turkey will be required to continue to provide regularly detailed, written information on progress in the alignment with and implementation of the acquis, even after provisional closure of a chapter. In the case of provisionally closed chapters, the Commission may recommend the re-opening of negotiations, in particular where Turkey has failed to meet important benchmarks or to implement its commitments.

23. Bu amaçla Komisyon, bizzat komisyon tarafından veya Komisyon adına  hareket eden uzmanlar tarafından yapılacak yerinde incelemeler de dahil olmak üzere mevcut tüm enstrümanları kullanmak suretiyle Türkiye'nin tüm alanlardaki ilerlemesini yakından izleyecektir. Komisyon taslak AB Ortak Pozisyonlarını sunarken Türkiye'nin belirli herhangi bir alandaki ilerlemesi konusunda Konsey'i bilgilendirecektir. Konsey o bölüm üzerindeki müzakereler ile ilgili ilave adımlar konusunda karar verirken bu değerlendirmeyi dikkate alacaktır. AB'nin her bir bölüm üzerindeki müzakereler için talep edebileceği ve Türkiye tarafından Konferansa sunulacak olan bilgilere ilave olarak, Türkiye'nin bir bölümün geçici kapanışından sonra dahi, müktesebat ile uyumlulaştırma ve müktesebatın uygulanmasının ilerleyişi konusunda düzenli, ayrıntılı, yazılı bilgi sunmaya devam etmesi gerekecektir. Geçici olarak kapatılan bölümler açısından, Komisyon, özellikle Türkiye'nin önemli referans noktalarını karşılayamaması veya taahhütlerini uygulayamaması durumunda müzakerelerin yeniden açılmasını tavsiye edebilecektir.

Değerlendirme:

Bu yol asla bitmez.

AB’nin gözü üzerimizde. Bu normal.

Ancak net bir şekilde güvenilmediğimizi görüyorum. Güvensizliğin nedeni, taahhütlerin yerine getirilmemesi ve uyum sürecinin göstermelik olarak kalacağı endişeleri.

Somut kıstaslara dayanmayan ifadeler, her zaman üzerinde oynamaya elverişlidir.

AB belki bu konularda kendince haklı. Ancak, biz de AB’nin samimiyetsizliği konusunda çok ama çok ciddi endişeler taşıyoruz.

------------------------------------------------------------

Bu madde ile AB ve Türkiye arasında görüşmelerin çerçevesini oluşturan belgenin incelenmesini bitirdik.

Genel değerlendirmeyi yapmadan önce, ele alınması gereken bir nokta daha var. Avrupa Birliği’nin üyelik görüşmelerine başladığı diğer ülke olan Hırvatistan’ın müzakere çerçevesi ile Türkiye’ninkinin kıyaslanması da gerekiyor.

Aşağıda maddeler halinde sıralanan kıyaslamada, AB’nin Türkiye üyeliği için neler düşündüğü ortaya çıkmaktadır.

Türkiye'nin çerçeve belgesi aday ülke Hırvatistan'ınkinden daha fazla olumsuz unsurlar içermektedir.

- Çerçeve belgelerde Türkiye için de, Hırvatistan için de müzakerelerin ucunun açık olduğunun altı çiziliyor. Ancak Hırvatistan'ın belgesinde 'doğası gereği' ifadesi yer alıyor. Bu ifade Türkiye'nin müzakere çerçeve belgesinde yok.

- Türkiye'nin belgesinde yer alan 'tüm Kopenhag Kriterleri ele alındığında Türkiye üyelik yükümlülüklerinin tümünü tam olarak üstlenmek durumunda değilse, mümkün olan en güçlü şekilde Avrupa yapılarına tam olarak bağlı kalması sağlanacak' ifadesi Hırvatistan için dile getirilmiyor. Bu ifade Türkiye ile müzakerelerin 3 Ekim'de başlamasına karar verilen 17 Aralık 2004'teki Brüksel zirvesi kararlarına Fransa'nın talebi üzerine yerleştirilmişti.

- Hırvatistan'ın Kopenhag Kriterleri'ni yerine getirdiği belirtilirken, Türkiye'nin kriterleri 'yeterli düzeyde' yerine getirdiği vurgulanıyor. AB'nin Türkiye'den beklentileri, ifade özgürlüğünden azınlık haklarına kadar uzanan geniş bir yelpazede sıralanırken, Hırvatistan için bu liste oldukça kısa tutuluyor. Reformların uygulanması atfı Hırvatistan'ın müzakere çerçeve belgesinde yer almazken Türkiye'nin belgesinde bulunuyor.

- Müzakere çerçeve belgesinde Türkiye için gündeme getirilen derogasyon ve kalıcı önlemler Hırvatistan için öngörülmüyor. Türkiye için yapılan 'müzakerelerin 2014 sonrası tamamlanabileceği' atfı Hırvatistan için belgede yer almıyor.

- Müzakere başlıklarının açılıp kapanması aşamasında gündeme gelecek olan performans kriterleri konusunda Türkiye'ye yönelik olarak AB Konseyi'nin oybirliğiyle hareket edeceği vurgusu yapılırken, Hırvatistan'ın belgesinde bu vurgu yok. Türkiye'den bir başlık geçici olarak kapatıldıktan sonra bile uygulamaya ilişkin rapor talep edilirken, Hırvatistan için böylesi bir rapor talep edilmiyor.

- Türkiye'ye yönelik olarak üyelik için Kopenhag Kriterleri'nin yanı sıra 'AB'nin yeni üye alma kapasitesine' atıf yapılırken, Hırvatistan için Kopenhag Kriterleri yeterli bulunuyor. 'Müzakerelerin askıya alınması kararının üye ülkeler tarafından nitelikli çoğunlukla verileceği' ifadesi Hırvatistan'ın müzakere çerçeve belgesinde yer almıyor.

------------------------------------------------------------

GENEL DEĞERLENDİRME

AB içinde, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini destekleyen bir grup vardır. Birliğin, gelecek günlerindeki çıkarları için,  fikren, siyasi, iktisadi, demografik ve askerî zeminlerde Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu düşünen bu kesim, birlik içindeki etkisini kaybettikçe Türkiye'nin üyelik arzusu da suya düşecektir.

Bugünkü koşullar,  Türkiye'nin üye olmasının çok zor hatta imkânsızlığına işaret etmekle birlikte ilerde meydana gelebilecek konjoktürel bir mucize durumunda bile Türkiye'nin üyeliğinin en iyimser tahminle 2014 olabileceği ve o tarihe kadar Türkiye'nin Avrupa Birliği fonlarından çok az yararlandırılacağı ortadadır.

Müzakere Çerçeve Belgesi ile kamuoyuna aksettirildiği şekliyle Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğine yeşil ışık filan yakılmış değildir, Kamuoyu yanlış bilgilendirilmektedir, Türkiye'nin önüne diğer Avrupa ülkelerine göre çok daha ağır şartlar konulmuştur. Avrupa Birliği’nin, Suriye, İran ve Irak’la komşu olacağı bir haritaya sıcak bakması söz konusu değildir ve bu endişelerini de dile getirmişlerdir.

Ayrıca, AB içindeki tüm organlarda temsil, nüfus ağırlığına bağlıdır. Her üye ülke, nüfusu oranında temsil hakkına sahiptir. Bugünkü 75 milyon nüfusuyla Türkiye, başta parlamento olmak üzere tüm kurumlardaki sayısal dengeleri değiştirebilecek bir potansiyeldir. Her ne kadar parlamentodaki temsilciler, milli duygularla hareket etmiyor olsalar da, böyle bir durum AB’nin lokomotifi olan Fransa ve Almanya gibi devletleri rahatsız edecektir.

Önümüzdeki günlerde değilse de, aylar ve yıllar da, bu müzakere çerçeve belgesinin tüm tuzaklarını net bir şekilde göreceğiz.

Bakalım, bugün iddia ettiğim noktaların kaçı gerçekleşecek?