|
Binlerce
eser yayınlanmıştır şimdiye kadar Spiritüalizm üzerine. Dünyanın tüm
ülkelerinde aylık çıkan bir çok spritüel dergi ve mecmualar vardır. Netice
itibariyle tam, bir spiritüalist basın teşkil etmiştir. Elde bulunan imkânlar
dahilinde ruhsal âlemden gelen tebliğler, başta olmak üzere çeşitli ilmî,
felsefî ve moral konular işlenmektedir bu yazılarda, Uzay konularındaki
çeşitli bölümler ise mevzua bambaşka bir renk katarlar. Klâsik spiritüel
doktrinin bütün öğretileri yıllardır dünya insanına ışık tutmağa
çalışmaktadır.
Memleketimizde ise Spiritüalizm bambaşka bir tarzda gözükür. Üstat Bedri
Ruhselman sayesinde dev adımlar atmış köklü bir Spiritüalizm hüküm sürer
ülkemizde. Klâsik Spiritüalizmin tüm esasları aynen geçerli sayılmakta, bunun
yanı sırada Neo-Spiritüalizm adı altında bu değerli izimin süratle inkişaf
etmektedir. Neo-Spiritüalizmin esaslarını konuyu bilenler gayet iyi bilirler.
Bazen ise Spiritüalizm kendisini doğal olarak gösterir zaman zaman. Nasıl mı
diyeceksiniz? Basit… Bir gün birde bakarsınız karşınıza bir adam çıkmış, sizin
senelerdir savunduğunuz, spritüel tezleri birer birer anlatıp duruyor. Hemen
yoklamağa başlarsınız. Oysaki adamcağız spiritüel en ufak bir eser okumadığı
gibi, böyle bir izimin varlığından bile habersizdir. Ne var ki, anlattıkları
size hiçte yabancı gelmeyen bu değerli ilimin ta kendisidir. Gelelim daha
değişik bir konuya : Yine bir şahıs çıkıverir karşınıza. Ama bu sefer
spiritüel doktrini destekleyici sözlerde söylemez. Ancak hareketlerine dikkat
ettiğiniz zaman hadise ortaya çıkar. Adam çok merhametli, mümkün olabildiği
kadar az bencil, son derece tolerans ve hoşgörü sahibi biri. Üstelik yeri
geldiğinde feragat etmeği gayet iyi bir tarzda becerebilen, ve hepsinden önce
varlık olarak bildiği her-şeyi tümüyle seven birisidir. Hem de nasıl? Tüm
uygulamasıyla. İşte zaten konumuzun kilit noktası da burasıdır. Makalelerde,
konferans salonlarında, sohbetlerde Spiritüel doktrinin bizlere öğrettiği tüm
bilgileri aktarabilmek, ilgi oranımıza göre artan bir orantı dahilinde
mümkündür. Gel gelelim pratikteki uygulama sahasında başarı oranı nedir? Ruhçu
düşünceli herkesin bahsettiği en önemli kavramlardan bazılarını ele alalım.
Meselâ: Vicdan Muhasebesi kavramı en çok konuşulan kavramlardan biridir.
Ruhsal öğretiyi nazari olarak öğrenmiş bulunan her Spirit bu kavramı sizlere
ağız dolusu, anlatabilecektir. Ancak iş kavramın anlattıklarının kendisi
tarafından uygulanıp uygulanamadığına gelince durum çok değişir. Şayet
uygulamada da başarılı iseniz o zaman yine bir soru sizi bekler. Uygulamada ne
kadar başarılısınız? Yani pratiğinizi nereye kadar götürebiliyorsunuz?
Şüphesiz ki, Spiritüalist demek insanüstü bir varlık demek değildir. Çünkü
insan olarak bizler maalesef bulunduğumuz fizik kainatın ve dolayısıyla
dünyanın realitesi içine hapis olmuşuzdur. Peki dünyalık durumum bana bunu
gösteriyor diye, kalkıp ruhumuzun derinliklerine dönüp bakmadan kendimizi
maddi gayelere mi adayalım? Tabiî bu da mantıkî değildir. Evet beden sahibi
ruhlar olarak bizde maddî olayların, maddî değerlerin dışında birer varlık
değiliz ve yaşamımız boyunca da maddeye vasıta olarak ihtiyacımız var. Ancak
Spiritüalizmde de gayet iyi belirtildiği gibi maddeyi Tekâmül yolunda bir
vasıta olarak kullanabiliriz, ama hiç bir zaman gaye olarak değil. Bu kanunu
konumuza uyguladığımız zaman spritüalistçe hareket ediyoruz demektir. Gelelim
bir başka kavrama: Tolerans, yani Hoşgörü. Yine anlatırız da anlatırız. Oysa
bir kaç dakika sonra yaptığımız basit bir hareket ,bu anlattığımız değerleri
sıfıra indirmeğe yetecektir. Düşününüz. En önemli şey toleranstır, toleranssız
spiritüalizm olamaz diye dakikalarca anlatıyorsunuz ve bir kaç saat bile
geçmeden şahsiyetinizi rencide edecek gibi görünen minicik bir olay için, en
az olaya sebep olan kişinin bir kaç misli bir reaksiyon göstererek o kişiyi
adamakıllı kırıyorsunuz. Hani nerde kaldı Spiritüalizm? Nerde kaldı o ağız
dolusu anlattığınız Tolerans? Misallerimizi Spritüel doktrinin öğrettiği bütün
kavramlara uygulayabilmemiz mümkündür. Ancak ortaya netice olarak şu
çıkmaktadır: Yaptıklarımızla anlattıklarımız birbirini tutmamakta veyahut
bazen derecemiz gayet kifayetsiz gözükmektedir. İşte en güzel soru: Şu halde
ne yapmalıyız? Herhalde tüm bilgilerimizi bir yana bırakıp, bunları geçersiz
sayacak değiliz. Yapacağımız en önemli ve olumlu hareket yüce varlıkların
ifade ettiği gibi olmağa çalışmaktır. Bir çok ruhsal celselerde bu yüce
varlıklar bize şöyle söylemektedirler. “ Sizlerden beklediklerimizin yüzde
ellisine yakın bir oranda başarı gösterebilseniz, tekamülünüz için yeterli
sayılabilir.” Düşününüz demek ki bizler henüz
öğrendiklerimizin
yüzde ellisini bile uygulayamıyoruz. Bunları can gözüyle biraz görebilmek bile
bizlere Tekâmül Kanunlarının ne denli bizim lehimize çalışan yüce kanunlar
olduğunu gösterirler. Dünya insanının işte gerçek durumu maalesef budur. Oysa
bizler daha halâ, nerelerde uçmaktayız. Çünkü biz her şeyi biliriz, ilmimiz,
bize her şeyi öğreten bilim adamlarımız var. Ne yazık ki, karanlıkta göz
kırpmaktayız zannımızca. Tabiî bu bahsettiğimiz konuları kolay benimseyecekler
nâdir çıkacaktır ama, bir ümidimizde şudur ki: Yine de söylemeğe
çalıştıklarımızı en iyi anlayacak olanlar Spiritüalistler olacak. Ana temamıza
dönelim. Demiştik ki, Spiritüalizm söylemekle olmaz, tatbik etmekle olur.
Şu halde öğrendiklerimizi elimizden geldiği kadar, ruhsal gücümüzün de yettiği
kadarıyla uygulamanın vakti artık gelmiştir. Hatta geçmektedir. Spritüel
bilgilerimiz elimizde doküman olarak mevcut olduğuna göre, tatbikata
girişmememiz için hiç bir sakınca yoktur, Maddî güçler önümüze set
çekmektedir. Bencilliğimiz, evet bencilliğimiz bizi frenlemektedir. Gözümüz
hep yükseklerdedir. Dünya hayatımızı maddî bakımdan iyice değerlendirmek
hırsıyla âdeta şahlanmışızdır. Ancak yukarıda bahsettiğimiz minicik bir kısmı
iyice anlayıp, hiç değilse birimiz uygulamaya çalışacak olursak,
tatbikatımızda başarı oranımızın artacağı mutlu günler gelebilecektir. İşte bu
da gayet bariz olarak bellidir. Maddeyi gaye olarak değil, vasıta olarak
kullanabilmek.
Şüphesiz ki, biraz yaşadığımız ortamlar için zor görünüyor. Ancak zor demekte
hiç bir zaman imkânsız demek değildir. Biraz ruhsal yeteneklerimizi
zorlayabilirsek pekâlâ Spiritüalizmi sosyal hayatımıza uygulamamız mümkün
olabilir.
|