Yazıyı Yazdırmak için Tıklayın 

Pek 'ulusalcı' bir başlık olmadı ama idare edin. Ne olduğunu açıklayacağım tabii.

Amerika'da yeni bir moda çıkmış: Birtakım meçhul kişiler, kamuya açık yerlere birtakım kitaplar bırakıyorlarmış. Diyelim bir parka gidip bir banka oturuyorsun, poponun altında bir kitapla karşılaşıyorsun. Mahallede yaşayan birçok kadının ortaklaşa kullandığı 'çamaşır yıkama merkezine' gidiyorsun, makinelerden birinin üstünde bir kitap. Trene biniyorsun, aaa, koltuğunda bir kitap bulunuyor. 'Marketten' alışveriş ederken elini atıyorsun, birisi bisküvi paketleriyle çips paketlerinin arasına bir kitap yerleştirmiş. Telefon kulübesine giriyorsun, telefonun yanında bir kitap... Define gibi!

Roman, şiir, öykü, deneme, artık bahtına ne çıkarsa... Genellikle roman tabii.

Bu moda İtalya'da ve Fransa'da da yayılmakta. Ben de Fransız basınında okudum.

Kitabı bırakan kişi kimliğini gizli tutuyor, kitabın parasını da helal ediyor. Tek ricası var, siz de okuduktan sonra buna benzer bir yere bırakın da başkaları da yararlansınlar.

Fakat bunu başlatan kişi belli: Ron Hornbaker adında, Missouri eyaletinden bir bilgisayarcı.

Bu olaya 'bookcrossing' deniyor. 'Kitap gezdirme' diye mi tercüme edelim, 'kitap çaprazlama' diye mi, yoksa 'kitap karşılaştırma' mı, 'elden ele kitap dolaştırma' mı, Oraycığım sen daha iyi bilirsin.

Fransa'da böyle 'crossing' yapan dokuz bin kişi varmış daha şimdiden, ortalıkta dolaşan serseri kitap sayısı da on bini geçmiş...

Bu nedir biliyor musunuz arkadaşlar? İnsanlıktır, milliyetçiliktir.

Bu, vatanına hizmettir.

Bir çeşit sebildir. Bir çeşit hayrattır.

Bu bir çeşit 'okuma ve okutma kampanyasıdır'. Bir hoşluktur. Bir güzelliktir.

Ancak, önce o kitaba verdiğin paraya kıyacaksın, sonra da bulacak olan kişinin 'sütüne bırakacaksın'...

Bizde uygulansa ne mi olur?

Birçok kişi 'bomba momba vardır, neme lazım' diye o kitaba dokunmaz. Kimisi polis çağırır. Bulabilirse.

Birçok kişi alır bakar, 'hasittir lan, kitapmış' deyip atar.

Bazı kişiler alır götürürler, okumazlar, televizyona karşı duran büfe yavrusunun üstüne, biblonun yanına koyarlar.

Kimileri alırlar, soluğu da bir sahafta alırlar, 'hocam bunu kaça alırsın'...

Kimisi alır çocuğuna götürür, belki 'derslerinde lazım olur' diye.

Çok az kişi de alır götürür okur, fakat geri getirmez Yani götürüp aynı yere ye da başka bir yere, bir başkasının da okuması için bırakmaz. Üstüne yatar. Çünkü Türk aydınları arasında 'kitap kaynatmak' mubahtır, suç sayılmamaktadır, utanılacak bir şey değildir.

Basında da kimileri çıkarlar, 'benim emekçi halkım ekmek almaya para bulamıyor, kitap yerine sucuk pastırma bırakalım arkadaşlar' şeklinde yayın yaparlar.

Donla denize girmeyi de utanmadan savunmadılar mı, solculuk ayağından?

(İlk Yayın: Akşam Gazetesi)