Yazıyı Yazdırmak için Tıklayın  Yazara Mail Atmak için Tıklayın

Kadınların ve erkeklerin, seyahat anlayışları, öncelikleri, bakış açıları ve refleksleri farklıdır. Birbirlerinden oldukça değişik olan bu farklılıkları irdelemeye çalışacağım. Konuyla ilgili bu ilk yazımda şehir içi ulaşımı ele alacağım. Kentler ve ülkeler arası seyahatler ise  bir daha ki sefere

1. Belediye Otobüsü

En çok kullanılan en çok şikayet edilen şehiriçi ulaşım aracıdır. Ortalama 30-40 arası kişi oturarak, oturanların iki-üç katı (alabildiğince) kişi ayakta, birbirine çok yakın mesâfelerde yolculuk ederler.

Belediye otobüslerine binen bayan yolcuların genellikle bileti veya kartı bulunmaz. Önce otobüs içindekilerden, başarılı olmazsa, her yeni binenden bilet veya kart isteyerek gereksiz bir gündem yaratır, şoförün konsantrasyonunu bozarlar.

Bayan yolcular; otobüse binerken, kartını kullanırken, otobüs içinde ilerlerken oldukça yavaş davranırlar. İkazlara ve homurdanmalara aldırmaz, haklı tepkilere sert karşılıklar vererek, kavga çıkarırlar.

Otobüse binen bir bayanın ilk yaptığı şey, başında dikilerek kaldırabileceği bir kurban (genç erkek) aramaktır. Gözlerle yapılan ilk keşiften sonra, hedef tespit edilir, ilerlenir ve başında dikilinir. Yaşlı olarak adlandırılan (çoğu orta yaşlı) kadınlar karşısında, genç erkeklerin (14-25), hemen hiçbir şansı yoktur. Operasyon, yaklaşık 15-20 saniyede sonuçlanır. Genç erkek kalkar, "teyze" oturur. İstisnaî durumlarda; uyuyan (uyuyor numarası yapan), sevgilisiyle birlikte oturduğu için kalkmayan gençler uyandırılır veya uyarılarak kaldırılır. Bu konumdaki genç isteksizliğinden ötürü diğer yolculardan bir de fırça yer. Yerini bir kadına veren sevgililerden erkek olanı ayakta, diğeri oturur durumda "Kerem ile Aslı" gibi birbirine bakar dururlar.

Kadınlardan yaşlı olanlarla güzel ve frapan olanların bu konuda şansı büyüktür. Çarpıcı bir giyimi olan makyajlı bir bayan karşısında genç erkeklerin, hiçbir şansı yoktur. En çok bir-iki dakikalık terlemeden sonra, yerlerini terk etmek zorunda kalırlar.

Türbanlı (genç-yaşlı) kadınlar bindiğinde ise; siyasi düşüncesinden dolayı paralel düşüncede olan erkekler (yaşlı bile olsa), isteyerek bu kadınlara yer verirler.

Evli çiftler otobüse binince; çiftlerden kadın, kaldırabileceği birini (erkek) ararken; kocası da operasyona katkı sağlamak için, kucağındaki çocuğu karısının kucağına verir. Çok geçmeden, aranılan yer bulunur. Koca karısının oturduğu yeri vücuduyla kapatarak onu, güvenlik çemberine alır. Başka yerler boşalsa bile oturmaz. Karısının ve çocuğunun oturması, ona bahşedilmiş en büyük mutluluktur.

Kalabalık otobüslerde, hem kadın hem de erkek için sıkıntılı bir durum vardır. Bu, ayaktaki bayanlar için, "fortçuluk" denilen ve bir erkeğin sürtünmesi şeklindeki taciz durumudur. Kalabalık otobüslerde, böyle bir niyeti olmayan erkekler için her zaman "fortçu" damgası yeme riski vardır. Bu tür niyeti olmayan erkek yolcular, o kalabalıkta kadınlara arkalarını, yanlarını dönerek onlara değmemek için büyük çaba harcarlar. Nefeslerini bile tutarlar.

"Fortçuluk", böyle bir niyeti olmayan biri için çok ağır bir ithamdır. Bütün insanlar ona sapık gözüyle bakar. Dayak yeme ihtimali de yüksektir. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bir yazısında (5 Haziran 2003) otobüse uzun yıllardır bu endişe yüzünden binmediğini anlatır. "Fortçuluk" tasvip edilemez. Çirkin ve yanlış bir davranıştır. Fortçuluk; doyurulamamış, doğal konumuyla yaşanmamış eksik cinsel yaşamların bir sonucudur.

Kalabalık otobüslerde bayan yolcular bulundukları yeri genellikle; bulunduğu yeri pek değiştirmek istemez, otobüs içinde ilerlemeyi sevmez, kapı önünde sıkışanları da pek umursamazlar.

Kalabalık otobüse biner binmez şahin gibi avını arayan evli bayanlar, otobüs boş olduğunda yanlarına oturttukları küçük çocuklarını, kucaklarına almakta oldukça isteksizdirler. Oldukça yaşlı hemcinsleri ya da erkekler ayaktayken, çocuğunu kucağına almak için girişimde bulunmazlar. Bir uyarı ile karşılaşınca, ancak o zaman, olması gerektiği biçimde davranırlar.

Erkeklere gelince; çok yaşlı erkekler dışında, hepsi birer kurbandır. Kadınlara özgü durumların hiçbiri onlarla yaşanmaz. Otobüsün arka sıralarında oturan genç erkek, otobüse bir bayan yolcu bindiğinde, o bayanın kendisine ulaşmadan önce başka bir genç erkeğin yerini ona terk etmesi için dua eder. O gence kadar kalkan biri olmazsa, hedefe kilitlenmiş kadın, her şeyi aşıp genç erkeğin yanına kadar ulaşınca, yapacak hiç bir şey yoktur.

Erkeklere, yerlerini vermeleri sonucunda yaptıkları jest için genellikle teşekkür edilmez. Durumu çok doğal, olması gereken bir davranış olarak gören bayan, geçip oturur (Nadiren teşekkür edilir).

Oldukça yaşlı erkeklerede yine genç erkekler yer verir. Genç bayanlar, kıllarını bile kıpırdatmazlar. Nadiren yaşlı bir erkeğe yerini terk eden genç bir bayan için yolcular: "Vay be ne asil bir kız" diye düşünürler. O da aynı eda ile kasılır.

Otobüslerde ve toplu yaşam alanlarında öncelik sırası: Hasta, engelli, yaşlı, hamile, çocuklu diye düşünülmeli ve hareket edilmelidir. Sağlıklı kadınlar, cinslerinden ötürü bir ayrıcalık beklememelidirler. Kendilerine yer  vermek zorunda bırakılan erkeklerin, hasta veya yorgun olabileceklerini lütfen unutmasınlar. Erkekler de bu konudaki kahramanlıklarına bir son vermelidirler. Gereksinim dışında istemediği halde kendini, yer verme zorunda hissetmemelidirler.
 

2. Dolmuş

Dolmuş; alt yapısını tamamlamış gelişmiş ülkelerde olmayan, az gelişmiş ülkelere özgü bir şehiriçi ulaşım aracıdır. Minibüs de denilen dolmuş; 14 kişilik yolcu kapasitesiyle şehiriçi ulaşımımızda önemli bir yer tutar.

Dolmuş; çeşitli açılardan incelenmesi gereken sosyal bir olgudur. Bu bölümde; dolmuşlarda yaşanan cinsiyetlere özgü davranışları inceleyeceğiz.

Bayan yolcular dolmuşa bindiği vakit, genellikle bir yanını cam ya da kaportaya yaslama gereğini hisseder. Bunun nedeni; üç ya da dört kişilik bir koltukta erkeklerin arasına oturmamaktır.

İki erkeğin arasına oturmak istemeyen bayan yolcu, çoğu zaman çok rahat bir şekilde onların yerlerini değiştirmesini ister. Erkek yolcular da buna hiç itiraz etmezler. İki erkek yan yana otururken kadın yolcu, cam kenarına oturarak en azından bir yanını garantiye almış olur. Oysa iki erkek yolcu arasına bir kadın oturduğunda, düşünülenin aksine büyük bir çoğunlukla erkekler, kadına dokunmamak için iyice büzülür, birbirlerine iyice yapışırlar. Toplu taşım araçlarında insanların birbirine dokunması (zorunluluktan) çok normaldir. Bunda kasıt ve art niyet yoktur.

Dolmuşa çiftler bindiği vakit; eğer iki kişilik boş bir yer değil de tek tek oturabilecekleri yerler mevcutsa, geçip oturmazlar. İkisinin bir arada oturması şartmış gibi davranırlar. Erkek, karısını (sevgilisini) bir erkeğin yanına oturttuğu zaman, sanki onun kollarına atmış gibi bir tavır takınır. Bu yüzden tek oturan yolculardan birinin, başkasının yanına geçmesini, kendi yerini terkederek iki kişilik yer açmasını isterler. Asla bir kadına böyle bir teklif yapılmaz. Yerini terketmesi istenen erkek, genellikle hiç sorun çıkarmadan denilen yere geçer. Sorun çıkarıldığında, yerini terketmeyen erkek yolcu; şoför, kadının eşi, hatta diğer yolcular tarafından hakarete, saldırıya uğrar, rencide edilir.

"Aptal erkekler" çoğu zaman dolmuşun bir kamu taşıtı olduğunu unuturlar. Bu erkekler, kimsenin onun yerini değiştirmek için zorlamaya hakkı olmadığını, akıllarına getirmezler. Çiftlerin ayrı oturmasının ne gibi bir sakıncası olacağını, günün değişik saatlerinde onların zaten ayrı ayrı yolculuk yaptıklarını hesaba katmazlar.

İnsanlar elbette; eşi, sevgilisi, nişanlısı vb. yakını ile yan yana oturup sohbet ederek yolculuk etmek ister. Buna olanak yoksa, bir başkasını rahatsız etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu tarz yer isteme durumları, belediye otobüslerinde de yaşanmaktadır.

Dolmuşa ayakta yolcu almak yasaktır. Çünkü dolmuş, ayakta durmaya uygun değildir. Ülkemizde aslında "kurallara uymama konusunda çok duyarlı olan insanlarımız" bu kuralı da hiçe sayar. Şoför, dolmuşu tıka basa doldurur. İnsanlar iki büklüm ayakta yolculuk ederler. İki büklüm olanlar, genellikle erkeklerdir. Dolu bir dolmuşu kadınlar bile bile durdururlar. Çünkü dolmuşa bindiğinde bir erkek yolcuyu kaldıracağına emindir. Bir bayanın iki büklüm, ayakta yolculuk etmesini hiçbir erkek kabul etmez. Bayanların çoğu, yapılan bu jestlere teşekkür etme gereğini bile duymazlar.

Dolmuşlar, nakit para ile ücretlendirilmiştir. Çift binen yolcularda, hemen her yerde olduğu gibi, parayı erkek öder. Karı-koca olanlarda bu durum normaldir. Arkadaş ya da sevgili olanlarda ise, herkes kendi ücretini vermelidir.

Dolu bir dolmuşa binen çiftlerde erkeğin en büyük telaşı; karısına (sevgilisi - nişanlısı, kız kardeşi, arkadaşı), oturan başka bir erkeğin yer vermesidir. Karısı oturduğu vakit, kendi oturmuş gibi sevinir. Artık saatlerce ayakta yolculuk etse bile gam yemez.
 

3. Taksi

Taksilerde yolcu tek erkek ise öne, şoförün yanına oturur. Aynı konumdaki bayan yolcu ise arka koltuğa geçer. Bunun anlamı şudur: Takside ön koltuğu oturan erkek yolcu, taksi sürücüsünü potansiyel arkadaş olarak görür. Eğer takside kendisini rahatsız edecek bir yaklaşım veya durumla karşılaşmazsa, onunla sohbet edebileceğini düşünür. Genellikle de yolculuk, edilen küçük bir sohbetin ardından o gün ile ilgili iyi dileklerle son bulur.

Erkek yolcuların taksilerde çalan müziklere çok fazla müdahale etmediklerini, para üstlerinden kalan küsüratlı kısmı almadıklarını, taksi sürücüleri ile yaptığım görüşmelerden öğrendim.

Taksiyi durdurduğunda arka koltuğa geçen bayan yolcu, taksi sürücüsüne; ondan üstün olduğunu, onu parası ile kiraladığı hissini verir. (Özel şoförü olan varlıklı insanlar da otomobillerinin arka koltuğunda oturarak, şoföre ve diğer çalışanlara patron olduğunu hissettirir.)

Kadın yolcular taksi sürücülerini potansiyel tacizci olarak görürler. Bu yüzden, onun umut sayabileceği herhangi bir davranıştan kaçınır. Taksiye bindiğinde genellikle sürücüyü selamlamaz, yolculuk sırasında sürücü ile konuşmamaya özen gösterirler. Sorulan küçücük, masum soruları soğuk bir sesle geçiştirirler. Taksilere binen bayan yolcular, takside çalan müziğe genellikle müdahale ederler.

"Taksi sürücülerinden bazıları, dikiz aynasından bayan yolcuları izleyip tedirgin edici sorular sorabilirler." Bu şekildeki iddiaların doğruluk payı olabilir. Görüştüğüm taksi sürücülerinin büyük çoğunluğu; bayan yolcuların kendilerini potansiyel bir tacizci olarak gördüklerini ve bunu hissettirdiklerini söylediler. Sürücülerin hemen hepsi, bu durumdan büyük bir rahatsızlık duyduklarını ifade ettiler. Kendilerinin tacizci olarak değerlendirilmemesi için büyük çaba gösterdiklerini, bu anlama gelebilecek en masum imâlardan dahi kaçındıklarını söylediler. Bu konuda mesleki onurlarını zedeleyen arkadaşlarına da büyük tepki duyduklarını samimiyetle ifade ettiler.

Taksi müşterisi olan bayan yolcuların önemli bir bölümü, gece çalışan kadınlardır. Bunlar; gazino, bar, pavyon, genelev vb. yerlerde çalışan; konsomatris, şarkıcı, dansçı ve hayat kadını olarak adlandırılan kadınlardır. Bu kadınların her birinin özel bir taksisi vardır. İşleri bittiği vakit, belirlenen saatte, taksi onları kapıda hazır bekler. Taksi sürücüsü, bayan inerken ve binerken kapıyı açar, abartılı bir saygı gösterir. Bu kadınlar oldukça bonkördür. Bu (bar, pavyon, gazino, genelev vs.) yerlerin önünde taksi durakları vardır. Kadınlar, buradaki taksi sürücülerinin hepsini tanırlar, Bu kadınlar, buradaki taksilere bir kamu aracı değil de kendisinin özel aracıymış gibi davaranırlar. Bu yerlerden bir erkekle çıkan kadınlar, taksi parasını, beraber çıktığı erkeğe fazlasıyla verdirtirler.