|
Cenk
Eroğlu'nu, Müziktek (www.muziktek.com)
forumunda tanıma fırsatı buldum. Onu 90'li yıllardan, rockçu kimliğinden
biliyorum. Hani daha gençtik ve saçlarımız da uzundu. (Gerçi Cenk'in ve benim
hala saçlarımız uzun.)
Kendisi ünlü müzisyen bir aileden geliyor ve kesinlikle Türkiye’deki sayılı
iyi müzisyenlerden ve prodüktörlerden biri.
Cenk Eroglu ile görüştüğümde, kendi albümünün prodüksiyonu yeni bitirmişti ve
yıllar sonra çıkardığı bu albümün heyecanı içindeydi. Kendisi ile biraz
geçmişten, daha çok da bu yeni albümünden söz ettik. İlginç olan bu sohbet
SKYPE'de yapıldı! Cenk Eroğlu'nun sıcacık kişiliği, sanal da olsa, Yeni
Zelanda'ya kadar geldi. Çok güzel sohbet ettik. Eh aynı jenerasyon
çocuklarıyız, ortak tutkumuz, "müzik" olunca, sanallık göreceli bir ortam
oluverdi. Evet, "güzel insan" Cenk Eroglu'nun zengin iç dünyasına kısa bir
yolculuktan yeni dondum. Yeni albümünün soundu ise hala hücrelerimde
tınlıyor...
Nalan:
Genelde her sanatçıya sorulduğunda %99’u "çocuk yaşlarda müziğe başladım” der.
Hani doğrudur da bütün çocuklar, çocukken bir şekilde müziğe başlarlar. Benim
oğlum da başlamış durumda, 6 yaşında gitar dersleri almaya başladı, 7 yaşından
beri Reason'da davul programlıyor, sample'ları üst üste koyuyor, besteler
yapıyor. Geçenlerde Radyo istasyonun yakınında bir arkadaşı görmeye, kebap
salonuna girdim. Öyle kendi halinde bir kebap salonudur. Arkadaşla konuşurken
gözüme hoş bir kadın takıldı. Tanıdık bir yüz, yanında iki yaşlarında bir
çocukla kebabını yiyor. Neyse bu hoş kadın kebabı bitirdi teşekkür edip çıktı.
Dayanamadım arkadaşıma “kimdi bu?” diye sordum, arkadaşım," Aja Rock" dedi.
Aja Rock'un babası ünlü prodüktör Bob Rock. Daha da hatırlatayım, Metallica,
Bon Jovi, Mötley Crue, The Cult, Bryan Adams, Cher, The Clash gibi grupların
prodüktörü. Aja Rock müziğe 4 yaşında başlamış. Yukarıda saydığım gruplarla
bütün çocukluğu geçmiş ve onlara ağabey veya amca diyor. Şimdilerde Aja, Yeni
Zelanda’da takılıyor, TV programları yapıyor ve kendi albümünü çıkarmakla
meşgul. Kusura bakmayın biraz ısınalım diye geyik bir başlangıç yaptım. Siz de
gerçekten abartısız bu örneklerden birisiniz. Babanız Ümit Eroğlu’ydu ve
ailenizde müzikle uğraşan çoktu. Nostalji yapalım, bize biraz o
döneminizi anlatır mısınız? Kimler gelirdi eve?
Cenk Eroğlu:
Erol
Büyükburç, Salim Dündar, Barış Manço, Cem Karaca, Onno Tunç… Hep bunlar vardı
evde, çevrede. Daha sonra Kayahan da katıldı ama o zaman artık 15–16
yaşımdaydım. Bir de dedemin müzik dershanesi vardı, o yüzden zaten her yer
müzik aleti doluydu. Aslında benim pek seçme şansım olmadı, her ne kadar babam
müzisyen olmamı istemese de...
Nalan:
Eve gelen müzisyenlerden, "Türk pop müzik tarihi" kitabı yazılır.
Cenk Eroğlu:
Evet.
Nalan:
Babanız niye müzisyen olmanızı istemiyordu?
Cenk Eroğlu:
Bizim
iş biraz zor ve acılıdır... Güvende olmak zordur.
Zarar
görmemi istemedi sanıyorum. Ama sonradan baktı yapabileceği bir şey yok,
destek oldu.
Nalan:
O dönemlerde nasıl bir ortam vardı müzik endüstrisinde?
Cenk Eroglu:
Çok
küçük olduğum dönemleri sonradan konuşulanlardan öğrendiğim kadarı ile çok az
sayıda aranjör varmış ve çok saygı duyulan bir meslekmiş. Şarkıcı sayısı
teknolojinin de eksikliği yüzünden daha çok el mahareti isteyen bilgiye dayalı
kalifiye insanlar tarafından yapıldığından daha az sayıda ve sanırım gerçekten
hak edenlere yapılıyormuş.
Ayrıca
daha pahalı bir işmiş doğal olarak. Bu da kaliteyi bugünlere göre daha çok
korumuş
tabii
sonra bir de aranjman dönemi var. Fecri Ebcioğlu falan, o yıllar için iyi
şeyler pek söylenmez.
Yaratıcılık o zamanlar ölmeye başlamış. Sonra da zaten arabesk patladı.
Nalan:
Fecri Ebcioglu’nu hatırlamaz mıyım? Gerçekten o dönemden sonra sanki her şeyi
copy-paste yapma alışkanlığımız başladı. Gerçi bu olayı Fecri Ebcioglu'na
bağlamak yanlış olur ama…
Cenk Eroglu:
Tabii
ki. Ama aklıma ilk onun ismi geldi.
Nalan:
Evet, anladım gerçekten aranjörlerin yükü fazlaymış…
Cenk Eroglu:
Şerif
Yüzbaşıoğlu sanırım ilk en önemli müzik adamlarından biriydi.
Nalan:
Şerif Yüzbaşıoğlu’nu hayal meyal hatırlıyorum.
Evet, müziğe başladınız ve ilk albümünüz "yolculuk rüzgâra" 1991, ikinci
albümünüz "zehirli"yi 1996'da yaptınız. Ben bu yıllarda yurt dışındaydım ama
silikonla ilgili şarkınızı duydum ve resimlerinizi hatırlıyorum. Uzun
saçlarınızla ve gitarınızla çıkmıştınız. Hey dergisine kapak olmuştunuz ve
rock müzik yapıyordunuz. Bu albümler nasıl bir tepki almıştı? O zamanlar rock
müzik ne alemdeydi?
Cenk Eroglu:
Rock
müziği, ilk albümümü çıkardığım dönemde popüler değildi henüz.
Yani
amatör bir durumdaydı ve çoğu müzisyen hala underground var olmaya
çalışıyordu…
İlk
albümümün içinde (Raks’ın ilk albüm yaptığı müzisyen benim) mecburen yapmak
zorunda olduğum şarkılar vardı, bir de yapmak istediklerim.
Sonradan ikinci albümde yapmak istediklerime biraz daha yaklaşma fırsatı
buldum.
Ama "Grounded"
albümüme kısmet oldu tam olarak yapmak istediklerim.
Nalan:
Mecburen yapmak nasıl bir şey? Yani insanin canını acıtmaz mı?
Cenk Eroglu:
O iki
solo albüm günlerinde evde mini stüdyo ile yaptığım bir sürü şarkımı hiç
kullanamadım.
Aman
uçma, onu öyle yapma dedikleri için...
Gariptir o döneme (evdeki ben) en yakın olduğum an şu an...
Nalan:
Sanatçıya özgürlük verilmemesi ne acı!
Peki, sonra ne oldu, niye solo albüm yapmaya bu kadar ara verdiniz?
Ara verdiniz diyorum çünkü sizin de söylediğiniz gibi eylülde yeni albümünüz "Grounded"
dünyaya dağıtılacak.
Ama bu güzel olaya sonra geleceğim.
Cenk Eroğlu:
Anlamsız gelmeye başladı. Her iki solo albümümde de kendim gibi olamadım…
Rockçı bu rock değil dedi...
Popçu da bu pop değil dedi…
Arada
kaldım...
Sonra
bu ülkedeki matrix, burası için geçerli. Herkes albüm yapıyor, bende
aranjörlüğe devam ettim.
Nalan:
Doğuş,
Çelik, Bayhan, Abidin, Özlem Tekin, Mirkelam, Sibel Tüzün daha sayamadığım
birçok sanatçı ile çalıştın. Türkiye’deki popüler müzikle içiçeydin.
İnternette araştırırken önüme çıkan yazılardan birinde popüler bir şarkıya
ilişkin, "Cenk Eroğlu da piyasa yapmaya başlamış" diye bir yorum vardı. İlgimi
çekti kesinlikle negatif bir yorum oluşundan dolayı değil. Tam tersi sizden
insanların kaliteli bir is beklediği ki bu güzel bir şey. İnsanlar size
inanıyor ve sizden iyi bir is çıkacağını bekliyor.
Buradan gelerek şimdiye kadar yaptıklarınıza bakarak, Türkiye’deki popüler
müziğe ya da genelde Türkiye’de yapılan müziğe katkılarınızı nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Ya da soruyu şöyle döndürelim. Türkiye’de yapmak istediğiniz müzikle ve
şimdiye kadar yaptıklarınız arasında gidip geldiğinizde neler düşünüyorsunuz?
Tabii bu soruyu aranjörlük yaptığınız döneminizi baz alarak soruyorum...
Cenk Eroğlu:
Kime
çalışırsam çalışayım her zaman soundu ve kaliteyi elimden geldiğince önde
tuttum.
Mesela
bir Doğuş’a çalışırken çok insanın evine gireceğini bildiğim için bazı
enstrümanları ve bazı soundları bilinçli olarak kullandım ki zehirlensinler
yani alışsınlar…
Sonra
her şarkısında bana özel bir 8 mözür vardı mesela...
Bir
projenin satması için illa alışılmış kalıplarda yapılması şart değil yani.
Bunu
her projede yapmaya çalıştım. O yüzden çok gıcık olmuyorlar belki de bana :)
Nalan:
Direk ruha kodlama yapmak gibi bir şey bu 8 mezür olayı.
Cenk Eroğlu:
Tecavüz kaçınılmaz ise … lafını hatırlatırım.
Nalan:
Çok hainsin, teşekkürler.
Cenk Eroğlu:
Birde
bazılarını anlayamıyorum! “Neden yapıyorsun” diyorlar! Ne yapsaydım! Bakkal
sattığı her ürünü severek mi yiyor! Sonra onları yaptığım için diğer özel
başarılarıma kaynak yaratabildim...
Aslında çok acıklı! İşte sanırım bu yüzden babam müzisyen olmamı istemedi.
Şimdi onunla konuşurken aynı şeyleri yaşadığımızı konuşuyoruz. Üstüne üstlük
20 sene sonraki halimi görüyorum onda. Aynı şu an gibi hiç fark yok. Başa
gelenler ve sistem hiç değişmemiş değişmiyor...
Nalan:
Haklısın! Profesyonel olmak gerekiyor. Müzik endüstrisi cennet değil! Önemli
olan bir şeyleri pozitife dönüştürebilmek.
Cenk Eroğlu:
Evet,
mesela Bayhan aşağıda şarkı söylerken, Kip Winger yukarıda e-maillerini
kontrol ediyordu bizim evde.
Nalan:
Evet, Kip Winger.
Son dönemlerde dünyaca ünlü müzisyenler ile çalışıyordunuz ve hala da
çalışıyorsunuz.
Benim 80li yıllarda çok dinlediğim benim için ilah olan King Crimson, Robert
Fripp, Pat Mastelatto, Kip Winger ve diğerleri… Bu müzisyenlerle nasıl
tanıştınız?
Cenk Eroğlu:
Pat
Mastelotto’yu internette buldum. O çok beğendiğim bir davulcudur. Mr. Mister
grubundan beri hep takip ettiğim biriydi. E-mail attım ve 10 dakika sonra
cevap geldi. Ona bazı samplelarım olduğunu ve hediye etmek istediğimi
söyledim, kabul etti. Sonra aynı pakete demolarımı da koydum. İki ay sonra
İstanbul a geldi ve onu havalimanında karşıladığım günü hiç unutmayacağım.
Nalan:
İnanılmaz!
Cenk Eroğlu:
Kip
ile de aynı şekilde tanıştım... Aynı yolla o da bir sene sonra havaalanındaydı
ki Kip ile çalışmaya başlamamdan iki sene evvel eşim Ebru’ya, "ben Kip ile
çalışacağım bir gün" demiştim.
Hatta
eşimle ilk çıkmaya başladığımızda, Ebru Volvox ile Winger şarkıları çalıyordu.
Nalan:
Eşiniz Ebru Volvox'un bas gitaristiydi. Kendisine sevgiler buradan. Volvox'u
canlı izlemeyi başarabildim. Volvox fanıydım.
Cenk Eroğlu:
Söylerim
Nalan:
Ve Kip Winger ile çalışmaya başladınız. Bize onunla birlikte yaptığınız
projeleri anlatır mısınız?
Cenk Eroğlu:
İlk
önce beş şarkı yapmıştım onun gelişinden evvel..
Biri Kip Winger gibi
Bir de kendim gibi
Sonunda iki ayrı projeye dönüştü.
Biri
Xcarnation; Xcarnation daha heavy bir albüm
Diğeri
şimdi çalıştığımız: "Istanblue".
Tek
bir hikâye, iki anlatıcı
Birinde solist benim, diğerinde o…
Nalan:
Sitenizde Xcarnation projesini anlatırken bir sound projesi olduğunu ve
Bir dönemi anlatan, yaratmaya calıştığınız bir soundun ismi olduğunu
soylüyorsunuz.
Cenk Eroğlu:
Xcarnation aslında proje ismi doğru. İsmim yerine nick name i tercih ettim
aslında.
Ama
Cenk Eroğlu olarak çıkarsaydım o da bir proje olacaktı.
Yani
Xcarnation ismi altında albümler yapmaya devam edeceğim, ama konuklar
değişecek.
Nalan:
Bize xcarnation soundunu anlatır mısınız? Nasıl doğdu? Kafanızdaki nedir?
Tabii ki "Grounded" albümü dinlediğimizde kafamızda ve ruhumuzda hissedeceği,
ama bize synopsis verebilir misiniz?
Cenk Eroğlu:
Yıllarca 80lerin soundunda işler yaptım. Toto hastasıydım, ama kendimi
geliştiremediğim için çok sinir oluyordum. Grungedan sonra yeni bir idol
bulamadım kendime.
Birçok
hoşuma giden sound vardı ama melodi yoktu çoğunda. Ben de duymak istediğim
müziği yapmaya karar verdim. Eğer Pat Mastelotto olmasaydı sanırım hala
80lerde kalmıştım. O, beni bir sapan gibi ileri fırlattı, bir şey katmadan…
Yalnızca bu değil, bu eski, bu şöyle, bu böyle, diyerek beni itti... Gerisi
sonradan geldi. Ama beş sene beste yapamadım…
Nalan:
Quantum sıçrama yaptınız.
Cenk Eroğlu:
Ne
yapacağımı şaşırdım. 80l'eri sistemimden atmak çok zor oldu.
Aslında müzikte reenkarnasyonlar her müzisyene bana olduğu kadar çok nasip
olmaz!
Öyle
bütün yaptıklarımı dinlediğimde dört yaşamlık değişimler var...
İyi
şeyler demiyorum, ama metamorfoz oldu…
Nalan:
En çok kendinizle mücadele ediyorsunuz demek…
Cenk Eroğlu:
Doğru…
Bunca yıldır yaptığım her şey demo gibi geliyordu kulağıma. Son bir yıldır
daha yeni yeni demo gibi gelmemeye başladı ve "Grounded" ortaya çıktı",
"Istanblue" yolda geliyor. Sanırım egomu
mümkün olduğunca devreden çıkarıp daha naif bir ruh haline girdiğimde içimdeki
sese dokunmaya başladım. Ayrıca, Kip Winger’ın ekim ayında çıkacak yeni solo
albümünde beş tane bestem var. Sonra da Winger’ın yeni albümünü produce
edeceğim Frontiers firmasına.
Nalan:
Harika heyecanla bekliyoruz. Yabancı bir şirket albümü çıkartıyor ve dünyaya
dağıtıyor. Bu şirketle olan maceranı anlatır mısın? Frontiers Records & Muse
Wrap Records yanlış hatırlamıyorsam, deal'i nasıl aldınız?
Cenk Eroğlu:
Kip
Winger ile çalışmaya başladıktan sonra Kip çok uçtu.
Yok, o
firma bize 200 bin dolar verir, yok şu firma bunu verir.
Everlasting diye bir şarkı yapmıştım, o aralar Pat Mastelotto’ya göndermiştim.
O da Muse Wrapped Records’dan Trent Gardner’a dinletmiş, Trent aradı ve o
şarkıyı “Itunes gibi internetten satalım mı?” diye sordu Ben de “olmaz” dedim
çünkü en kuvvetli şarkım oydu o dönem ve “gerçek bir albüm çıkarmak istiyorum”
dedim. Sonra 6–7 ay sonra hala başka firmalardan haber beklerken Trent bir gün
yine aradı ve “ne oldu o şarkı” dedi. “Bu sefer itunes değil de albüm yapmak
istiyoruz” dedi.
Nalan:
İyi ki
de albüm olmuş.
Cenk Eroğlu:
Ben de
hiç görüşmediğim halde 6–7 aydır bu şarkıyı unutmayan bir plak firmasına bir
yakınlık duydum ve anlaştım. Frontiers ise aslında Avrupa için dağıtıcı firma.
İşin kötü kısmı 80'ler tarzı bir firma, retro albümler yapıyorlar eski
starlarla.
Benim
albümüm ise aslında kataloglarına pek uymuyor. Ama yine de garip bir bridge
oldu albüm, belki konuklar yüzünden...
Simdi
de ayrıca bir toplu albümde, "Everlasting" şarkısını dâhil ettiler.
Journey / Styx / Xcarnation / Foreigner..."Rock the bones Vol 3 " diye
çıkıyor. Amerika’da 2 Ağustosta çıkıyor. Avrupa da 19 Eylül.
Nalan:
Çok güzel bir haber bu… İsimlere bakar mısın? Tebrikler gerçekten.
Cenk Eroğlu:
:)
Nalan:
Xcarnation ismi üzerine sitenizde şöyle diyorsunuz;
"we can't remember the past.
We do not know the next incarnation.
we are all xcarnation"...
Buradaki X bilinmez oluyor.
Ama benim aklıma X generation geldi. Hani 1961 ile 1981 yılları
arasında doğanları içine alan bir dönemin ismi. Yani biz Xgeneration'ız…
Cenk Eroğlu:
Çok
ilginç... Xgeneration’ı bilmiyordum…
Biraz
bilgi versene? İndigo gibi mi?
Nalan:
Değil, aslında daha çok sosyal bir olay.
Cenk Eroğlu:
Köklü
değişim dönemi. Nereye ait olduğunu bilmenin zor olduğu bir dönem, o yıllar
aralıklarındaydı, o kesin!
Nalan:
Evet, haklısın, biliyorsun İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bir sakin dönem
başlıyor. Bebek doğumları artıyor, yaklaşık 60lı yıllara kadar bu böyle.
Sonra bebek doğumları azalıyor çünkü sosyal ve ekonomik durumlar -yani yaşam-
zorlaşıyor… Douglas Coupland, ilk X generationdan söz eden yazar.
Cenk Eroğlu:
Doğru... İçgüdüsel olarak ismi bulmuşum demek.
Nalan:
Evet onu diyecektim.
Cenk Eroğlu:
Bu
arada, ben icat ettim sanıyordum o ismi, ben çok seviyorum. Carnation’ın bir
tür çiçek olduğunu biliyordum tabi. Ama ben incarnation’dan yola çıkmıştım.
Nalan:
Siteniz Xcarnation.com, dark ve gothic tarzda düzenlenmiş. Dünyaya bakış
açınız da öyle mi yoksa biraz daha iyimser misiniz?
Cenk Eroğlu:
Biraz dark bir tipim içimde. Dışarıdan hiç öyle durmayan... Zaten siteyi ben
yaptım.
Nalan:
Evet resminize baktığımda çok temiz, sevecen bir ruh çarpıyor insana.
Cenk Eroğlu:
Doğru sevecenimdir. Pozitif bir darklık benimkisi. Kendime dark bir tipim...
Nalan:
Web sitende soruyorsun;
"Where are you in your karma?
Do you know who you are? "
Bu sorulara yanıt verebildiğin anlar oluyor mu?
Cenk Eroğlu:
Yeni yeni galiba evet... Uzun bir süreç için yavaş yavaş... Evet…
The
Barrier of being...
Practically heaven showed it's face
the
view from the inside...
the
truth from the outside...
in the
book of this punishment...
The
meditation of my sorrow..
the
silence by the fire..
the
story of it's healer..
all in
this book of my punishment..
The
planet without the sun
deepest end of my form..
cared
by the lonliness..
raised
by the storm...
So
I'll stand my ground..
till
the end of time...
never
prayed for "the love" of God..
in my darkest hours...
it was a one way love....
cared
by the lonliness
raised
by the storm...
for
the sake of the light..
I'll
stay in this zone...
The
planet without the sun.
Biraz
böyle görüyorum karmayı…
Nalan:
Çok güzel. Yeni albümünüzden bir kaç şarkıyı kısa da olsa dinletir misiniz.
Böylelikle okuyucular biraz fikir edinebilirler.
Cenk Eroğlu:
Tabii seve seve…
Nalan:
Sevgili Cenk Eroğlu bu güzel söyleşi için çok çok teşekkür ederim. Aslında
daha çok konuşulacak şey var... Bu bir başlangıç olsun.
Cenk Eroglu:
Doğru.
Ben de çok teşekkür ederim.
Ayrıca
ilgin ve de güzel hostluğun için çok teşekkür ederim.
Nalan:
Ailenize sevgiler & iyi çalışmalar.)
http://hsm.muse-wrapped-records.com/mwr/Xcarnation_Samples/sample01_-_xcarnation_-_personal_antichrist.mp3
http://hsm.muse-wrapped-records.com/mwr/Xcarnation_Samples/sample02_-_xcarnation_-_everlasting.mp3
http://hsm.muse-wrapped-records.com/mwr/Xcarnation_Samples/sample03_-_xcarnation_-_without_you.mp3
http://hsm.muse-wrapped-records.com/mwr/Xcarnation_Samples/sample04_-_xcarnation_-_desperately_sad.mp3
Cenk
Eroglu'nun,"Grounded" albümü,2 Ağustos 2005’te Amerika’da, 19 Eylül 2005'te
Avrupa'da çıktı. Detaylı bilgiler için
http://www.xcarnation.com/ adresine bakabilirsiniz.
|