|
Önce
UFO nedir diye başlamakta yarar var. UFO’nun açılımı “Unidentified Flying
Objects”tir. Yani, Bilinmeyen Uçan Nesneler… Bu nesnelerin var olduklarını her
zaman söyleyebiliriz ama UFO’lar “yabancı uzay gemisi” anlamı taşımazlar. Eğer
bir neseneye teşhis konmuş olsa, o zaman, o nensnenin kimliği bilinmeyen
sınıfından çıkması gerekir. Bugüne kadar hiçbir görüntü tam olarak ispat
edilememiş ve hiçbir uzaylı ile elle tutulur, kanıtlanabilir bir bağlantı
yapılamamıştır.
İnsan
beyni görmek istediğine kendini hazırlar ve onu görür. Eğer gökyüzünde sabit
duran bir nesnenin hareket ettiğini düşünürseniz, bir süre sonra bu
yanılsamayı yaşamaya başlayacaksınız demektir. Tarih boyunca gökyüzünde birçok
bilinmeyen nesne gözlemlenmiş ama hiçbirisi bir uzaylı teknolojisi olarak
ispatlanamamıştır. Bir şeyin kanıtlanamamış olması onun yok olduğuna
yorumlanamaz ama kanıtlanıncaya kadar da varlığından bahsedilemez.
UFO
gözlemleri yıllar boyu, hemen hemen her ülkede yapılmış, filmler, fotoğraflar
çekilmiş ama bu filmler ve fotoğraflar, incelemeler sonucunda ya sahte çıkmış,
ya da birer göz yanılsaması olduğu ortaya konulmuştur. Gökyüzünde hareket eden
ışıklı cisimler, ya bir yıldız kayması, ya hızla haraket edip yer değiştiren
bir göktaşı, ya da çekim yapan kamerayı tutan ellerin çok uzaktaki bir ışıklı
noktayı sabit olarak uzun bir süre görüntüde tutamaması ve el titremesinden
kaynaklanan hareketin, gerçek hareketlilik ile karıştırılması sonucunda
oluşmuştur.
Genelde UFO gözlemleri ile Venüs görüntüsü eşleştirilmiş, olaya bilimsel gözle
bakanlar tarafından UFO gözlemleri hep “O Venüs'tür” cümlesi ile karşılanmış ve
bertaraf edilmiştir.
Genelde bizim ülkemizde UFO’lar ağırlıklı olarak Nevşehir’de görülür. Ora
insanları bu UFO görme olaylarına şerbetli ve de her an hazırdırlar. Geçen
senelerde Eşme taraflarında görüldüğü söylenen UFO’dan sonra şimdi de
Sulusaray’da bir UFO gözlemi yapılmış, tabii bu arada olaya klasik olarak UFO
dernekleri ve diğer UFO araştırmacıları el koymuş, olayı incelemeye almışlar
ve bu iki gözlemin eşleştiği ve benzerlik gösterdiğini ilan etmişlerdir. Yöre
halkı da bu gözlemi daha ileriye götürerek, Arçelik’in “Çelik”i boyutlarında
ve benzerliğinde, bazı metalik renkli uzaylıların görüldüğünü ve bunların
havada bir süre yürüdüklerini iddia etmiştir.
Bilim
adamları ise bu olaya yine uzak kalarak ve temkinli bakarak “Venüs”tür,
“Meteor”dur, “Halüsinasyon”dur gibi kısa açıklamalar sunmuşlardır.
Halüsinasyon ihtimali olasıdır tabii ki ama bence bu olaylarda esas
araştırılması gereken ortaya çıkan bu “toplu halüsinasyonlar” ın nedenidir.
Mesela, toplu halüsinasyon’un ilk nedeni insandaki “Ben de gördüm!” noktasından
kaynaklanıyor olabilir. Şimdi Sevdiye bacı olayı görmüş, seyreylemiş ve
medyaya anlatmıştır da, bir sokak aşağıda oturan Esma bacı bu olayı
görmeyecek, anlatamayacak mıdır yani…
Bu
halisünasyonlara neden olan ikinci neden de, medyanın olayı körüklemesi,
bacılarımızın medyanın ilgi odağı haline gelerek, hem gazete, hem TV’lerde
resim ve görüntülerinin boy boy yayınlanıyor olması olamaz mı sizce? Bakınız
bir gazete ne yazmış;
“Bu
arada, beldede ''UFO'' gördüklerini öne süren kadınlar da, medyanın ilgi odağı
haline geldi.”
Hatta
böyle bir olayda UFO gözlemi yapamayan ama, yapmadığı gözlemi de yapmış gibi
anlatamayan dürüst vatandaşlar, ellerine birer dürbün alarak gözlem çabalarına
hız veremezler mi..? İşte bence asıl gerçekçi ve gözlemci “UFO” cular bunlardır
ve “UFO araştırmacısı” ismini hakedenler de bunlardır aslında…
Tabii
sadece kadınlar gözlem yapıyor dersek o da yalan olur, çünkü bütün gün kahvede
oturan ve çoğu zaman çayını yudumlarken bir yandan da mecburen gökyüzünü şöyle
bir tarayan Osman ağanın bu olayı görmemesi imkansızdır ve o da görür uçan
nesneyi doğal olarak ve onun gözlemi şöyle anlatılır medya tarafından ;
“Osman Bilgiç ise arkadaşlarıyla kahvehane önünde çay içerken ''UFO''
gördüğünü savundu.
Cismi ilk gördüğünde uçurtma sandığını belirten Bilgiç, ''Önce ne olduğunu
anlamadım. Metal renginde garip bir cisimdi. Uçurtma sandım ama ipinin
olmadığını (!!!) fark edince UFO olduğunu anladık''
der.
“Bir
şeyin ipinin, sapının olmaması nelere kadirdir”; hissediyor ve görüyor musunuz?
Bu
söylem, tabii ki bir takım medyamızın, Osman ağanın da evinin kapısını
aşındırmasına ve kapının önünde “Osman abim evde mi, evde mi?” isimli şarkıyı
hep birlikte söylemeye başlamalarına neden teşkil etmiştir.
Bu
arada her bir olaydan sonra, bu gözlem işi yavaş yavaş genişlemeye ve diğer il
ve ilçelere de yayılmaya başlar. Nitekim son haberlere göre Çorum’dan da “UFO
gördük” duyumları alınmaya başlanmış.
Tarih
içinde bu UFO literatürünü biraz karıştırıp didiklediğimizde ve şöyle kısa bir
araştırma yaptığımızda bu “toplu halüsinasyon” ların bir nedeninin de yöre
belediyeleri olduğu ortaya çıkar. Yöre aslında turistik bir yöredir, görülecek
yerler, doğal güzellikler ve tarihi miraslar bolca vardır ama buraya
ziyaretlerin sıklaşması, yörenin adının duyurulması için bir tetikleme
gerekmektedir. Organizasyon yapılır ve bütün yörede bir UFO muhabbetidir
başlar. Sonuç istendiği gibidir… Sonuç olarak “reklamın, iyisi kötüsü olmaz”,
“ömür biter, yollar bitmez”, “demokrasilerde çareler tükenmez” ve “turist
altın yumurtlayan tavuktur”…
Eh,
toplu halisünasyon nedenleri için sanırım şimdilik bu kadar gezinti yeter…
Aslında bu tip olaylarda başlıca dört grup insandan söz edebiliriz:
-
Gerçekten sürekli halüsinasyon gören insanlar
-
Çeşitli nedenler ile halüsinasyon görmeye meyilli olanlar
-
Hiç
halüsinasyon görmeyen ama “UFO” ların olabileceğini düşünenler
-
Halüsinasyon görmenin bile bir halüsinasyon olduğunu, uzayda bizden başka
canlıların olmasının imkansız(!) olduğunu savunanlar
Dün
gece balkonda oturup, saatlerce gökyüzüne baktım; yanımda gece görüş dürbünü,
teleskop, pusula, gazetelere anında haber verebilmek için tam şarjlı bir cep
telefonu, tüm gazetelerin telefonlarının olduğu bir telefon fihristi, video
kamera, fotoğraf makinesi, gerektiğinde uzaylılar ile haberleşme aracı olarak
kullanmak üzere bir “laser pointer”, mors alfabesi gibi gerekli her türlü
teçhizat ile birlikte… Ve hatta eşimin “tam teçhizatlı gazeteci…” diye bakan
gözleri ve hafif sağa doğru sanki alaycı bir ifade ile kaymış dudaklarına
göğüs gererek…
Bütün
gece boyunca tabii ki gözlerim kapanmaya başlayıncaya dek; titreyen, göz
kırpan, oynayan, yer değiştiren birçok gök cismi gördüm gökyüzünde ama
“kimliği belirlenemeyen hiçbir nesneye” rastlayamadım. Tabii rastlayamamış
olmam, o gece gökyüzünde gördüğüm milyarlarca yıldız ve onların çevresinde
büyük bir ahenk içinde dönen bizim yaşam standartlarımıza eş değer gezegenler
olmamasına delalet değildir ya da başka yaşam formlarının da olabileceği
varsayımını unutmamıza neden olmayacaktır.
Bu UFO
mevsimini de en az hasarla atlatacağımızı umuyorum.
Akıl
sağlığımızın her daim yerinde olması ve aklın yolundan sapmamamız dileğiyle…
|