|
derKi
kurulmadan çok önce, burada başından beri yazısı bulunan pek çok arkadaşla
çeşitli bilgi paylaşım gruplarına üyeydik. Özellikle ezoterik konularda bilgi
paylaşmaya özen gösterdiğimiz o gruplarda zaman zaman bazı tartışmalar da
yaşanırdı. Çoğu gruba hala üye olmama karşılık hepsinde “bana grup postaları
gelmesin, ben siteye girip oradan okurum” konumundayım. Çoğunu da okumuyorum
açıkçası. Sebebi bu tartışmaların içinde bulunmaktan sıkılmam.
Bu tartışmalar genellikle aynı konular üzerinde olurdu. Aynı tartışmayı “bizim
oğlan minare okur, döner durur yine okur” örneği dönüp dönüp yeniden karşımda
görmekten o kadar sıkılmıştım ki, aşağıdaki yazıyı sonsuzlukotesi.com sitesine
yerleştirmiş, soru soranlara o adresi göstermeye başlamıştım.
derKi kurulunca, Sonsuzlukötesi’nin daimi yazarlarından çoğu da buraya kaydı.
Bir şekilde orayı boşlamaya başladık. Şimdilerde Sevgili Editörümüz Hasan
“Sonsuz” Çeliktaş o siteyi yeniden hareketlendirmek için kolları sıvadı.
Arşivde bu yazıyı bulmuş, “güncelle derKi’ye koyalım” dedi. Tam da bu konuda
birkaç öğrencimle ciddi bir sıkıntı yaşadığım bu dönemde kendisine “hayır”
diyemedim doğrusu. Buyurun gelin okuyun... “Bazı konular vardır her dem
günceldir” ne demekmiş görelim hep birlikte.
(Aşağıdaki yazı orijinal metinden çok az farklıdır.)
Her iki üç ayda bir önümüze gelen ve kişisel saldırılara kadar uzanabilen bir
tartışmaya, kendi adıma son noktayı koymak üzere bu yazıyı yazmaya karar
verdim.
Bu yazıyı yazma amacım, insanları eleştirmek, ya da verdiğim öğretiler
karşılığı "para alıyor olmamı" savunmak değil. Ereğim, her dönemde yeniden
başlayan ve “kişisel gelişim yöntemleri” eğitmenliğinde profesyonelliği
seçmiş olan arkadaşlarımızın geneline, ya da seçtikleri özel bir eğitmene,
suçlamalarda, hatta zaman zaman ağır saldırılarda bulunan kişilere tamamen
kişisel görüşümü doğrudan ortaya koyan bir yanıt vermek.
Şimdiden söyleyeyim, zehir zemberek ve çok ağır eleştirilerle dolu bir yazı
yazdım ve sözlerimin hepsinin arkasındayım. Bundan böyle bu konuda
getireceğiniz her türlü suçlamayı aldım kabul ettim ve kendi seçimim o yönde
olmadığı sürece, bu konuda içimdeki hiç bir şeyi değiştirmeyeceğimi de beyan
ettim.
"Bilmem ne öğretisi bilmem kaç para olur mu, ya da evrensel olan bilgi parayla
satılır mı?" tartışması artık midemi bulandırıyor.
Bu kez kibar olmaya çaba göstermeden, içimden nasıl geliyorsa öyle yazıyorum.
Alınanlar olursa, dönüp aynada kendilerine bakıp, "bu kadın bana
hangi konuda aynadarlık ediyor olabilir" diye sorsunlar. Orada görüp de
görmek istemedikleri benliklerine.....
Ben 89 yılında gittiğim İsrail'den 98 yılında döndüm. Oradaki tüm yıllarımda
pek çok maddi ve manevi sorun yaşadım. Özellikle son 3 yılımı deli gibi
çalışarak, kazandığım bütün parayı da eğitimime harcayarak geçirdim.
Uykusuz kaldığım geceler, yol param bile olmadığı için, yürüyerek 2 saatlik
mesafedeki okula gittiğim günler, kumsalda üstelik de aç karnına uyuduğum 3
gece, beni bu günlere taşıyan eğitimimin acı/tatlı birer anısı olarak yer
tutuyor belleğimde:))) .
Bütün bu eğitimi aldıktan sonra, yine orada kalmayı seçebilirdim. Mesleğim
dediğim şey, o ülkede çoktan kabul görmüş ve bana günlük -en fazla- 2 saatlik
çalışma karşılığında 200 USD. kazandırabilecek olan terapistlik ve bu sözünü
ettiğiniz bedava olmalı dediğiniz konularda eğitmenlikti. Nerede olduklarını
bile bilmediğim ne kadar çok diploma ve sertifikam var bir bilseniz :)...
Ben kolay olanı bırakıp, zor olanı seçtim. Benim doğumumdan, 28 yaşıma kadar
bana hizmet etmiş olan topraklara ve onun üzerinde yaşayan yurttaşlarıma
hizmette olmak adına, işimin hiç de kolay olmayacağı güzel ülkeme geri
geldim.
Tek amacım vardı. Bu ülkede yaşayan insanlara hizmet edebilmek...
Buraya döndüğümde henüz Festiva ve Doğal Yaşam Seminerleri, Bimad ya da
benzeri konularda hizmet veren kuruluşlar yoktu ortada. Ben Reiki, Shaitsu,
Bach Çiçekleri ya da benzeri herhangi bir isim söylediğimde, sözüm meclisten
dışarı ama insanlar suratıma "bön bön" bakıp, "onlar da nedir ki" diye
soruyorlardı. Saatler boyunca hiç bir karşılık almadan bilgilendirdiğim
insanlar oldu (hala da var). Cebimde hemen hemen hiç para yoktu, ben yine de
"biraz daha geniş kitleler bu tür konuşmaları duyabilsinler dediğimden" nerden
çağırırlarsa oraya koşup, hiç bir ücret talep etmeden tanıtım toplantılarına
katılıyordum. Bugün dahi çağıran olunca sevgiyle koşuyorum.
Bu
toplantıları "babanın hayrına mı yaptın, eğer ikna edebilirsem, terapi yapar
ya da kurs veririm, böylece para kazanırım diye düşünmüşsündür" diyecek
olanlara şunu söylemek isterim. Evet haklısınız. İşin bir yanı da
buydu. Yaşamak için gerekli olan bir araçtır para ve ben onu kendime çekmekten
keyif alıyorum. Yaşamımı bolluk ve bereket içinde sürdürmeyi seçiyorum. Bundan
da utanç duymuyorum. Daha da ileri giderek, paranın "kötü" bir şey olmadığı”,
ya da daha doğru bir deyişle “yaşam kalitesini arttırmaya yarayan iyi bir
değiş tokuş aracı olduğu” bilincinin sizlerde de yeşermesini diliyorum, öyle
OL'sun :)
Gün oldu, devran döndü, ilk Naturel Sağlıklı Yaşam Semineri kuruldu ve benden
orada bir konuşma yapmam istendi. Ben iki ayrı konuda konuşma yaptım. Tabii
yine hiç bir ücret almadan. Üstelik, başka konularda olan bilgimi de paylaşmak
istediğimden, iki ayrı workshop yaptım. Workshop odasının kirasını kendi
cebimden ödeyerek. O dönemlerde o kadar parasızdım ki, birer saatlik iki
program yerine yarımşar saatlik iki program alabildim.
Şimdi Türkiye'ye dönüş tarihim olan Kasım 98’den bu yana tam 4 yıl ve 2 ay
geride kalmış olduğu bir dönemde, -hiç birinizin aklına bile gelmeyecek
çabalardan sonra- nihayet, "yaptığım iş tanınmaya ve bu işi iyi yaptığım"
insanlar tarafından takdir edilmeye başlandı.
Benimle yaklaşık aynı kaderi paylaşan onlarca insan tanıyorum. Hepsini,
hepinizin huzurunda bir kez daha takdir ediyor, bilinç açılması ve genişlemesi
konusunda Türk Toplumu'na olan katkılarından dolayı kendilerine teşekkür
ediyorum.
Nihayet evimin bir odasında, bir kafede, bir kişinin işyerinde, ya da gruptaki
öğrencilerden birinin evinde yapmak zorunda kaldığım bütün bu öğreti ve
terapileri, kendi çalışmamın karşılığında kazandığım para ile kurduğum, yine
de yasalar bu işi benim anladığım biçimde yapmama pek de uygun olmadığı için,
tek başıma değil, bir dostumla birlikte açtığım yerde yapacağım.
Orası bir ticarethane ve orada her şey para karşılığında yapılıyor. Buna
itirazı olanlar varsa, bu onların sorunu.
Kendi bilgilerini ücretsiz olarak paylaştığını söyleyen ve özelime mail atmak
inceliğini gösteren bir arkadaşa benim bu kadar ali-cenap olmadığımı açıkça
söyledim. Şimdi aynı şeyi size de söylüyorum. Yıllarca emek vererek elde
ettiğim bilgilerden geçimimi sağlamak konusunda kararlıyım. Ben bu işte
profesyonel olmayı seçtim ve geçimimi bu bilgilerim aracılığıyla kazanıyorum.
Tıpkı, İngilizce, matematik, tarih, resim, heykel vs öğretmenleri gibi...
Kime, neyi, kaç paraya vereceğim beni ilgilendiren bir konudur. Gerçekten iyi
niyetle eğitim almak istediği halde, bütçesinde bu eğitime para ayıramayan
insanlara seve seve, tamamen karşılıksız eğitim vermediğimi açıkça
belirtmek isterim. Ücret deyince aklınıza ille de para geliyorsa, bu konuyu
bir kez daha düşünmenizde yarar var derim. Nelerin ücret yerine geçebileceğini
bir kaç satır aşağıda göreceksiniz zaten.
Bu arada, bütçesi uygun olmayandan farklı bir ödeme talep ederken, fazla
parası olandan daha fazla ücret almak da benim yapabileceğim bir şey değil.
Kaç kişiye ücretsiz eğitim verdiğim, kaç kişiye hiç bir karşılık almadan
terapi sunduğum, bilançosunu sizin tutabileceğiniz ya da bana hesabını
sorabileceğiniz bir konu oluşturmuyor.
Ben eğitmen olmak için kendimi paraladım. (Kim bilir daha kaç dost aynı şeyi
yapmıştır...) Üstüne hala eğitim alıp, kendimi geliştirmeye ve bu eğitimler
için bolca para harcamaya devam ediyorum.
Şimdi zamanı geldi bu verdiğim emek ve bedelin keyfini süreceğim. (Dilerim
diğer dostlar da aynı şekilde keyfine varırlar...)
Karşılık almadığını söyleyenler, dönüp kendinizle hesaplaşın bence.
Neden karşılık almak istemiyorsunuz. Gerçekten ali-cenap ruhlu olabilirsiniz
elbette. Bu durumda sizi kutlarım. Yine de enerjinin değişim dönüşümünü
engellediğinizi biliyor musunuz? Yani siz zamanınızı ve bilginizi
birisiyle/birileriyle paylaşıyorsunuz, başka bir deyişle karşı tarafa bir
çeşit enerji aktarıyorsunuz. Sizden giden enerjinin geri dönmesi ve spiralin
bir üst basamağına ulaşması gerekli. Aksi halde kırılan çember, homojen olan
enerji ağında boşluk açılmasına sebep olur. Evren boşlukları sevmez, hemen
doldurur. Siz bir karşılık almadığınız için oluşan boşluk “eksiklik/yetersilik”
enerjisiyle dolmaya başlar. Gün gelir, bu enerjiyle dolan boşluk o kadar büyür
ki, kendinizi –belli belirsiz- eksik/yetersiz hissetmeye başlar, buna uygun
davranışlar sergilersiniz. Bilginize....
Ayrıca “karşılık” almayanlar! hepinizin de ali-cenap olduğuna inanmam çok zor.
Ben de o yollarda oldum zamanında ve karşılıksız yapıyorum dediğim her şeyin
altında, bir beklentim vardı. Bunu ayrımsayıp, karşılık almakta bir hata
olmadığını, böyle davranmanın yalnızca "değersizim" temel şemasını
ortaya koymanın bir yolu olduğunu öğrenip bununla yüzleştikten ve bedel talep
etmekten çekinmez hale geldikten sonra, yukarıda saydığım, ücretsiz terapileri
gerçekten isteyen insanlara koşulsuzca vermeye başladım. Yine de, en azından
"Allah Rızası" denilen ve evrensel dönüşümü ifade eden beklentimin olduğunu da
gördüm bu arada. Ancak her şeyden önce kendimle hesaplaşmadan, bu aşamaya
ulaşamadığımı bir kez daha belirtmek istiyorum.
Siz, sevgili ücretsiz eğitim veren eğitmenler. Dönüp bir kez daha kendinize
bakın bence...
Belki kendinize yeterince değer vermiyorsunuzdur. Başkalarının sizi takdir
etmesini umut edip, bunu elde etmek adına, "bilgiyi ücretsiz dağıtmayı" kendi
kişisel çıkarlarınız için kullandığınız bir araç olarak görüyorsunuzdur.
Belki de verdiğiniz bilginin kendisine, ya da kendinize bu bilgiyi dağıtma
konusunda yeterince değer vermiyorsunuzdur. Belki de eğitmenlik yeteneğinize
pek güvenmeyip, mahcup olmaktan çekiniyorsunuzdur.
Belki tek başına yaşamak zorunda kalmışsınızdır ve yalnızlığınızı, sizi
dinlemeye gelen insanlarla örtüyorsunuzdur. Başka bir deyişle onları kendi
içsel dünyanızdan kaçma aracı olarak kullanıyorsunuzdur.
Belki
hala ceza verecek bir Allah'tan korkuyor, onun gazabına uğramamak adına,
bilgiyi karşılıksız paylaşarak, cennette kendinize yer satın alıyorsunuzdur.
Belki maddi olarak çok iyi durumdasınızdır. Bütün bu maddiyatı iyileştirme
yıllarında, manevi tarafınız aç kalmıştır. Onu da bu bilgilerle doyurduktan
sonra, sizin durumunuzda olan başkalarına katkıda bulunmak istiyorsunuzdur.
Belki de şu anda benim de aklıma gelmeyen başka bir çıkış noktanız var.
Bu sebeplerden hangisi sizin gerçeğiniz onu bilemem. Bildiğim tek şey var.
“İnsanlarda minnet borcu oluşmasına sebep olduğunuzda bunun bedelini en ağır
biçimde ödemek durumuyla karşı karşıya kalırsınız.
Şimdi hepinize soruyorum. Günde, haftada, ayda ve son olarak yılda kaç
saatinizi bu işe ayırıyorsunuz? Kaç mail grubuna üyesiniz ve hangisine ne
kadar, tamamen kendinize ait olan, özgün yazılarınızı, hiç bilgi
sakınmamaya özen göstererek gönderiyorsunuz?
Bütün bunları kendinize ciddi olarak sorun lütfen. Ya da sormazsanız da
kendiniz bilirsiniz. Ben şimdi aşağıdaki paragraflarda, bu sorulara verdiğim
yanıtları açıklıyorum ve ister eleştiri gelsin, ister takdir edileyim, bu
konudaki hiç bir yazıya yanıt vermeyeceğimi bir kez daha beyan ediyorum.
Kendi adıma, bazı dostların "artık kendine de zaman ayır" diye uyarıda
bulunmak isteyeceği kadar çok uzun süre (haftanın 7 günü günde 10 saat) bu işi
yapıyorum. Ben bu işin içinde yaşıyorum. Böyle olduklarını bildiğim pek çok da
öğretmen tanıyorum. Hepsi var OL'sun :)
Karşıma çıkan ve madden gerçekten "tatmin edicinin de üstünde" iş teklifini,
üstelik de madden en zor dönemlerimde bile reddettim. Tek sebebi, kendi
"Karmamı kendi Darma'mla" yaşama kararımdı.
Yaşamak için gereksindiğim parayı kazanmak için büyük usta Konfiçyüs'ün "sevebileceğin
bir iş seçersen, yaşamında bir gün bile çalışmış olmazsın" deyişini örnek
aldım. Ya her hangi bir işte çalışıp, geçimimi günlük 10-12 saat karşılığı
kazanacak ve kalan zamanlarımda, -bir hobiyle ilgilenir gibi- şimdi yaptığım
işi yapacaktım, ya da bu hobiyi, ressamların, tiyatro sanatçılarının, satranç
ustalarının yaptığı gibi, meslek haline getirip, ulaşabildiğim kadar çok
insana ulaştıracaktım. Ben ikinci ve zor olan yolu seçtim :)
Ben kendi adıma, mürit mürşit ilişkisi istemiyorum. İsteyen gelsin, eğitimini
alsın, karşılığını versin ve serbestçe yoluna devam etsin. İstemeyen gelip,
benden ders almak zorunda değil. Ücretsiz eğitim her yerde var.
Kursun bitiminde size "şimdi bilmem kaç hafta boyunca, her pazar buraya gelip,
çalışma yapacaksın" diyen bazıları da ücretsiz olduğunu söylüyorlar.
"Şimdi bu eğitimi aldın, bilmem kaç kişiye karşılıksız yardım vereceksin"
(bunların arasında ben de varım), diyenler de aynı şeyi söylüyorlar (bazı
şeylerin farkına vardığımdan bu yana, bu isteğimin aldığınız bilginin bir
karşılığı olduğunu açıkça söylüyorum).
Tabii sadece adı yürüsün diye yapanlar da var bu işleri. Sizin bir gününüzün
bedeli nedir? Ücretsiz yardım ettiğiniz kişiye ayırdığınız o zamanda başka
neler yapabilirdiniz? Yaptığınız her hangi başka bir iş sizin için “.... süper
bir hocadır, üstelik hiçbir karşılık da istemez, ben bu kadar iyi insan
görmedim” dedirtir mi?
Ben ne sizin fazladan zamanınızı istiyorum, ne özel olarak takdir edilmeyi
bekliyorum, ne de başkalarına içinizden gelmese bile, yalnızca ben öyle karar
verdiğim için tamamen karşılıksız yardımcı olmanıza razıyım.
Benim tek istediğim var. Bilgi istiyorsanız, parasını ödeyin, alın istediğiniz
gibi kullanın. Bana yalnızca sıkıştığınız anlarda, kendi isteğiniz öyle olduğu
için, yardım almak adına baş vurun. Tıpkı, verdiği eğitimin karşılığında,
yaşamını sürdürmek adına para talep edip, özgür seçim hakkınızı ve özgür yaşam
hakkınızı size hemen kursun sonunda teslim eden onlarcası gibi :)))
Anlaşılan o ki bu yazıyı yazıp, kendim okumayı unutmuşum. Geçtiğimiz dönem 8
kişilik bir gruba ZSG Sinerjik Denge Yöntemi nedir, nelere yarar, nasıl
kullanılır konusunda bir eğitim verdim. Bir de hekim arkadaştan “anatomi,
fizyoloji ve patoloji” dersleri vermesini rica ettim. Bu dersler programa
dahil olduğundan ayrıca bir ücret istemedik. 8 Kişinin bazıları bu derslere
katılmadılar, sadece ders notlarını alıp yollarına öyle devam ettiler.
Ücretsiz olması mı buna sebep oldu? Olabilir...
Bu 8 kişi arasından ikisinden parasal bir karşılık talep etmedim. Bir tanesi
ise % 50 indirimle aldı eğitimleri. Yine de bu durum onlarda minnet borcu
yaratsın istemiyordum. Kendimce onlardan farklı yardımlar alarak minnet borcu
duymalarına engel olmaya çabaladım.
Bu kişilerden biri masör ve bundan 6 yıl önce benim ilk biyo-enerji eğitimi
verdiğim kişilerden biri. Masaj ve biyo-enerji bilgisini birleştirip kendine
göre bir yol oluşturmuştu. Her ikimizin de uygun olduğu zamanlarda kendisinden
masaj alıyor ve böylece bir karşılık vermiş olmasını sağlıyordum aklımca.
Ayrıca onu bazı kişilerle tanıştırıyor, masaj yapıp kendine bir miktar gelir
elde etmesine yardımcı oluyordum. Ben de toplam ücretin % 3ounu alıyordum.
Kendisine bizim orada tanıdığı insanlara sadece bizim orada çalışması
gerektiğini defalarca söyledim. O her tanıştığı insana “masaj böyle olmaz, ben
sizin evinize geleyim, daha rahat olur” demeye devam etti. Amaç bana verdiği
%30 dan kurtulmaktı. Söyleseydi zaten almazdım. Söylemek yerine arkadan dolap
çevirmeyi yeğledi
L.
Sonunda yollarımız ayrıldı. O derslere katılmak istediğinde ücret talep
etseydim, bana böyle davranmaya cesaret edemezdi. HATA BENİM.
Diğeri
ise yine bana yardımcı olabilecek –terapistlikle ilgisi olmayan- bir mesleğe
sahip. Ondan da bu konuda hizmet alıyordum. Bir de onun bende olmayan
Finansbank kredi kartını kullanarak bir yazıcı ve bir iki küçük şey almıştım,
onları bana hediye etmek istediğini söyleyince, ezik kalmaması için kabul
ettim. Derslerin bittiği ve mezun oldukları gün, dersten bir buçuk saat sonra
başlayacak “derin dengeleme” çalışmasına katılıp katılmayacağını sordum. Bu
bir grup çalışması ve ne kadar insan varsa o kadar kolay oluyor. Yanıtı
“hayır, ben eve gidip dinleneceğim, ama ....... benden rica etti, o da bugün
dengeleme yaptıracakmış, onun çalışmasına geleceğim” oldu. Ben gelmemesine
üzülmedim. Bunu anlayışla karşılayabilirdim, ancak bu söylem “sen ne yaparsan
yap, sana ayıracak 1,5 saatim yok” gibi oldu. Ne kadar çok kırıldığımı
anlatamam. Sonradan kendisine şunu söyledim “o gün çok kırıldım, sen beni
kırdın demiyorum, ben beklentiye girmişim, karşılığı gelmeyince çok kırıldım
diyorum, bu yüzden artık bana ancak profesyonel hizmet verebilirsin, böylece
beklentiye girmezsin/girmem”. HATA YİNE BANA AİT.
% 50 ile ders alan ise, farklı konularda terapiler yapan bir kişi. Ailesi
tıpkı bu yazıya konu olan bir çokları gibi bu tür çalışmalardan para
alınmasının bir çeşit sömürü olduğunu düşünen eski solculardan. Bu yüzden iki
buçuk yıldan beri “ben nasıl yapsam da para almasam” der durur. Ben de her
seferinde aynı sabırla para olmazsa bile bir karşılık alması gerektiğini
anlatır dururum. Ona pek çok kez “hiçbir karşılık almazsan, hem minnet borcu
yaratır karşındakileri ezersin, hem de gereksinme duydukları her seferinde
kapını çalmalarına engel olursun, bunu istemediğini biliyorum; ille de para
almak istemiyorsan başvuranlara söyle ........ vakfına ........ TL. bağışta
bulunup, makbuzunu getirsinler, onlar da rahat etsin, sen de ailene karşı
güçlü ol” dedim. Tam da derslerin bittiği gün, bir kişiye terapi yaptı, o kişi
ücreti bana, ben de kendisine sordum. Hiçbir şekilde anlayamayacağınız bir
soğuk ses tonuyla “ben para almıyorum, isterse merkeze bağışlasın” dedi. Bu
konuyu yine tartışmanın anlamasızlığından söz ederken aynı ses tonuyla “ben bu
kış boyunca sana yaptığım hiçbir terapiden para almadım ki....” dedi. Oysa ben
bu terapileri onun içi rahat olsun diye alıyordum. Ona bu sözleri söyleten
kişi olarak HATA BENİM.
Gördünüz ya dostlar “ustanın dediğini yap, yaptığını yapma” böyle bir şey
işte. Aman siz siz OL’un, verdiğiniz eğitimin karşılığını mutlaka alın. Ben
artık yalnızca para kabul ediyorum. Bir daha kimse beni bu konuda
kıramayacak.....
Bu yazıyı doğru ya da yanlış anlayıp, öfkesi kabaran hiç kimseden özür
dilemiyorum. Hepsine sadece ışık gönderiyorum. Belki o ışıkla
içlerine bakar da, kendi zihinlerinin karanlık köşelerini görme şansı elde
ederler.
|