|
Doğrusu,
Hans'ın Dabbe üzerine getirdiği açıklama, hiç de alışılmış türden değil.
Oldukça da kafa karıştırıcı; çünkü, biz bu güne kadar yorumların yedi kat
üzerinden yapılabildiğini biliyorduk ama muhterem o yediyi yedi kere yedi
yaptı! Bu yüzden, onun dabbe hakkında bütün söylediklerini değil, Kıyamet
bağlantılı olanını sizinle paylaşacağım.
Önce Kur'an'daki geçtiği yeri veriyor:
Zilzal
Suresi. Bu surenin birinci kat çevirisi onda şöyle: "Yerküre, o sarsıntıyla
sarsıldığı zaman... Ve toprak, ağırlıklarını çıkardığı zaman... Ve insan: "Ne
oluyor buna?" dediği zaman... İşte o gün yerküre, tüm haberlerini söyler /
anlatır. Çünkü Rabbin ona vahyetmiştir. O gün insanlar, yapıp ettikleri
kendilerine gösterilsin diye kümeler halinde ortaya fırlayacaklardır... Artık,
kim bir zerre miktarı iyilik yapmışsa onu görür. Ve kim bir zerre miktarı
kötülük yapmışsa onu da görür."
Âyetlerin normal çevirisi böyle ama Hans bu, nasıl bir cifir uyguluyorsa,
ikinci çeviride Zilzal şu hali alıyor: "Zaman enerjisi deşarj olduğu zaman
(Tersyüz geri döndüğünde) ve arz içindeki dabbetlerin fazla enerjisini açığa
çıkardığında... İnsanlar "ne oluyor bunlara da âyetleri inanılmaz derecede çok
iyi biliyorlar?" diye birbirlerine sorduklarında...işte o gün arz derindeki
tüm haberlerini (zamanın sırlarını, dabbetülarzın konuşmasını) dabbetül
arz'larıyla söyler, "Kıyamet'in ilk alameti gelmiştir der. Çünkü Rabb’in Arz'a
vahyetmiştir: Zaman enerjisini sen sakın! Zamanın üç sanal boyutunu senin
somut üç boyutuna çevir. Boyut enerjisini arz içinde sakladığı Dabbet’e
versin. Rabbi böyle vahyetmiştir, arz ve evlâdı Dabbet’lere... O gün
multikopya (küme, saf, saffat durumundaki) insanlar (insan dabbetler) gelecek
hakkında yaptıkları kendilerine gösterilsin diye ortaya çıkıp, kendilerini
saklamayacaklardır, "Ben dabbetim diyeceklerdir". Artık kim bir zerre miktarı
iyilik yapmışsa (Hanif grubu adına bir şey yapmışsa) o yaptıklarının geleceğe
hayır olarak yansıyacağını görür. Kim düşman kampustan (Zion grubundan ise
yani kötü bağdan ise) o kötülüğünü kendi bağının çölleşmesi biçiminde şer
olarak görür."
Yeni
ve düz bir okuyucu olarak bu çeviriden pek bir şey anlayacağınızı sanmıyorum.
Burada Hans'ın ne söylediğini anlamanız için, ciddî bir tiryakilikle Hans'a
odaklanmış, onun "Rahle-i Tedrisinden" geçmiş olmanız gerekiyor. Hans'ın sıkı
bir öğrencisi olarak ben size Hans'ın ne dediğini açıklayayım:
Dabbe,
yine Dünya'da olan ama zaman bakımından geleceğe (âhir zamana) kaydırılmış
olan, dolayısıyla yine Dünya'da ve Dünya’nın içine gizlenmiş olan, İslâm'ın,
Tanrının, Kur'an'ın ve bilginin süper starlarıdır!
Böyle
bir "dabbe" anlayışı ve yorumu, hiç kuşkusuz ilkin Hans'la ortaya çıkıyor ve
şu anlama geliyor: Bu dabbe türü yetkin, gelişmiş, bilgili zaman
gezmenleridir! Kıyamet'in ortanca belirtilerine gelindiğinde, zamanda daha
doğrusu zaman enerjisinde bir oynama, bir değişiklik olacak ve ilk işaret
olarak Dabbe’nin bu süperstar türü açığa çıkacaktır! Onların Kur'an hakkında
söyledikleri, olağanüstü açıklama getiriyor olacak ve insanlar buna
şaşacaklardır. İnsanlar, tıpkı Hans'ta olduğu gibi şaşıracaklar ve "Ne oluyor
bunlara da âyetleri inanılmaz derecede çok iyi biliyorlar?" diye birbirlerine
soracaklardır. İşte o gün Arz, içindeki tüm sırlarını, onların ağzı ile
konuşacaktır. Onlar, ortaya çıkacak ve kendilerini saklamayacaklardır. "Ben
Dabbetim diyeceklerdir". Artık kim iki bağdan birinin üyesi olarak ne
yaptıysa, bunun geleceğe nasıl yansıyacağını görecektir. İyi bağa ait
olanların (Haniflerin) yaptıkları iyi bir geleceğe katkı, kötü bağa ait
olanların (Zion Grubu'nun) yaptıkları ise, gelecekteki çölleşmelerine bir
katkı olacaktır. Ve onlar da bunları görecektir!
Hiç
kuşkusuz, bu Dabbe'lerden biri de Hans'tır ve o kendini saklamıyor. Aynı
konuşmada kendisinin de bir "Dabbe" olduğunu söylüyor. Sonra, aynı zamanda,
bu zaman gezmeni yetkin varlıklar için şöyle diyor: "Kıyamet alameti hem de
ilk Kıyamet alameti oldukları için kanadı kırık vefalı Dabbetül Arz'lar çok
üzgünler.... İlk büyük alamet gerçekleşti! Üzgünüm, iyi haberler vermek
isterdim. Yeryüzünde ilk kez kanat kırılıyor. Semaya dönmeyenler Dabbetül Arz
olarak ilan olunuyorlar. Gerçekten çok üzgünüm" diyor.
"Kanadı
kırık" sözcüğü ile onların gelecekten zamanımıza dümen kırdıklarını, Dünya’nın
bu zamanını seçtiklerini ve böylece gelecekteki yaşamlarından vazgeçtiklerini
söylüyor! Onları şu sözlerle açıklıyor: "Dabbet demek, Arz'da kalan semaya
dönmeyen ve böylece köprüleri atan, sadece ve sadece Kur'an'dan konuşan, Zero-N'in
(Zion'un) tuzağını boşa çıkarmak için kendini feda eden kişilerdir. (Hanif
projeye bağlı zaman gezmenleridir.) Böylece o Zero-en'lerle aralarına
Zülkarneyn seddi yaptılar ve insanlığı kanatlarının altına alarak kurtardılar.
Bedel olarak da birden yaşlandılar! Aniden!" diyor.
Daha
sonra ayrıntılı biçimde değineceğimiz için şimdilik kısaca açıklayalım; Zero-n,
Walhalla'dan kaçarak tarihi Siyonist doğrultuda değiştirmek için Dünya'ya
gelen gruptur. Daha doğrusu bu grubun zamanda kayma aracıdır.
Aniden
yaşlanmaya gelince, şöyle açıklıyor: "Sema ya da ışık hızını aşan
uçandairede geçen bir saniyeye karşılık, Arz'da 1080 saniye geçmektedir. 1
saniyeye karşılık 18 dakika diye hesapladım"diyor. Tarık (Uçandaire)
ile gelen biri, Dabbet olunca, araya böyle bir zaman oynamasının
girdiğini söylüyor.
Sonra
da bu kanat kıranlar içinden iki isim veriyor: Jana ve Stephen Hawking!
Hawking'i herkes tanıyor. Jana ise, Meier'in resmini çektiği uzaylı kadın!
Tabii ki, bu uzaylı kadın, uçandaireden inip, kolları sıvamış değil. O sadece
bir görüntü, bir resim. Jana onun şimdilik en son durağı. Brezilya'lı bir
fotomodel! Genç bir kız ve Mehdî misyonluğuna çalışan, zamanımızdaki Uri
Geller karşıtı Hanif kamp'ın telepatı. Hans ona "messenger" diyor. Bazen coşup
"Wal" da diyor. Wal yani Walkry yani Huri! Bazen onun için "Jan Dark" da
diyor. En son aldığımız habere göre, yeniden çekilmiş sahneden ama Hans'ın
söylediğine bakılırsa Uri'ye yapacağını yapıp da gitmiş. Bu satırların
yazıldığı sıralarda Uri Geller, intihara mahkum, kafası sancılı bir insan. O,
karşıt kampın, kötü bağın, Zion misyonluğunun üç süperinden biri. (Diğer ikisi
Puharich ve Copperfield)
Hans,
bu yetkin, bilgili ve Hanif kampın savunucusu ve aynı zamanda zaman gezmeni
olan Dabbe'ler için "açık uyarıcı" deyimini kullanıyor. Bir zamanlar Yaşar
Nuri Öztürk hocaya yapılan Mehdî yakıştırmalarını kastederek de "Açık
uyarıcı asla Y.N.Öztürk vb. değildir. Kanadı kırık Dabbet’lerdir" diyor.
Sonra da Dabbe'nin başka anlamlarına geçiyor.
"Dabbet
kelimesi çoğuldur. Sanskritçedir (Tapet - Zemin altı, bodrum, halı-kilim,
tandır, erzak saklanan kiler vb.), tabii en ünlü anlamı da debelenmek (Debi ve
Rejim'e de atıftır. "Debi bir suyun saniyede akıttığı su miktarı" dense de
aslında suyun açtığı yeraltı galerisidir... Yani bir mağaranın
sığasıdır/kapasitesidir. Su hazinesidir, havza-havuzdur. "B" ile yazıldığında
ise dinozordur. Eğer iki "B" ile yazılırsa silikon, bilgisayar tekniğidir vb.
Tabii noktasız "B" harfi (Yani "P" harfi, Kureyşçeden kaldırılınca kelime de
zorunlu Dapet yerine Dabbet oldu)"
diyor.
Sonra
sözcüğün öbür anlamlarına geçiyor: Dabbe'nin bir anlamının dinazorumsu yer
hayvanı olduğunu söylüyor. "Ashabı Kehf bir Dabbet ehlidir, Dabbete
sığınmışlardır. Kıtmir de orada Dabbet hayvanı bir "hybrid"dir. Zülkarneyn
Seddi ardındaki izdüşüm dünyamızda yaşayan Yecüc-Mecüc’ler de bir Dabbet
hayvanıdır.
Fakat
Jana Dappet Al-Ard'dır. Dabbet değil! Kureyşçe mecburen Dabbet diyoruz artık!
49 anlamlı bir kelime. Millenium'dan itibaren Dabbetül Arz'a yol açılmıştır.
Cuma günü de kanatlar kırılmıştır. Yani Dabbetül Arz denen Kıyamet'in on büyük
alametinin ilki gerçekleşmiştir. (23 Haziran 2002) Bu demektir ki 3000 diye
bir yılı kutlayamayacağız, bir Millenium daha olmayacaktır artık!"
diyor. Bu yere batası öngörüsünü de şöyle berkitiyor:
"Dabbet,
82 ortanca alametin dışında on büyük alametin ilkidir. İlki ve sonuncusu
arasında daha belki de 5 asır var ve o zaman belki son derece mutlak soğuğa
(Zemheriye) yakalanacağız. Ama şunu söyleyebilirim ki, önümüzde üçüncü bir
millenium daha olmasını termodinamik yasaları engelliyor. Termodinamik
yasaları keyfi değildir: Sünnetullah denen değişmez Allah yaratım bilimi
yasalarıdır. Allah'ımız asla bu evrende artı ve eksi yük yanında bir başka yük
(Meselâ çarpı ve bölü yük / şarj) yaratmayacaktır. Allah'ın Sünneti’nde asla
bir değişme bulamazsınız. Elektron ve proton ile
daha ilk günden var edildik, daha sonra elektron ya da proton falan
yaratılmadı, yaratılmayacak."
Hans'a
göre, son ortanca işaret ise, Mehdî'nin gelmesidir. O yüzden gelecek yazıda
Hans'ın Mehdî üzerine söylediklerini ele almak istiyorum.
|