|
İnsan
vücudu, fiziksel beden ve birden fazla enerji beden katmanının bir araya
gelmesiyle oluşmuştur. Bedelerimizden ilki gözle görünen, et ve kemikten
yaratılmış olan, fizik dünyada kullandığımız bedenimizdir. Yapı itibariyle
yaşadığımız boyuta tam manasıyla uyum sağlayacak biçimde tasarlanmıştır. Tüm
fiziksel duyularımız bu beden üzerindedir. Enerji bedenlerimiz ise fizik
bedenimizi çepeçevre saran bir yapıya sahiptir. Hem yaşadığımız boyuttaki
fiziksel bedenimiz için gerekli enerji depolanmasını ve negatif enerjinin
süzülmesini sağlar, hem de her enerji beden arasındaki frekans farkıyla farklı
boyutlara geçişte insan bilincine araç olarak yüksek katlarla iletişime
geçebileceğimiz bir yapısı vardır.
Astral beden için farklı düşünceler ve tezler mevcuttur. Bir düşünceye göre
astral beden, enerji beden katmanlarından biri olabileceği gibi, farklı bir
düşünceye göre de iki enerji katmanının arasındaki zar görevini üstlenmiş çok
ince bir bölgedir. Bir diğer düşünce ise aslında böyle bir bedenin olmadığı ve
insan bilincinin uzak noktalara projekte edilmesiyle bu olayın gerçekleşmekte
olduğudur. Bu konuda tezler çoğalmaktadır. Fakat en fazla üzerinde durulan
tezler bu saydıklarımızdır.
Astral beden yapısı hakkında yorum yapabilmek için öncelikle tezler üzerinde
bir seçim yapmak yada her biri hakkında bilgileri toparlamak gereklidir. Eğer
üzerinde durduğumuz tez, astral beden olmadan bilinç projeksiyonu değil ise,
astral bedeni bir enerji katmanı yada iki katman arasındaki zar olarak
düşünmekte pek bir ayrım yoktur, bunlar hemen hemen birbirine yakın
düşüncelerdir ve birbirinden ayrılan çok az noktaları vardır.
Düşüncemize göre, Astral ayrılmayı yaptıktan sonra kullandığımız bedenimiz,
iki enerji beden katmanlarımızdan biri olan Astral Beden'imizdir. Fizik
bedenin aksine besin, hava, su gibi ihtiyaçları olmamakla birlikte en büyük
kaynağı negatif ve pozitif enerji dengesidir. Fizik beden ve Astral bedenin
duyu organları birbirinden farklıdır, bunun sebebi, astral ayrılma esnasında
değişen frekans boyutlarına ayak uydurabilmektir. Projeksiyon sırasında maruz
kaldığımız enerjileri ses yada görüntü olarak hissetsek bile aslında bunlar
farklı frekans boyutlarında enerjilerin o boyuta uygun halde astral
bedenimizden bize ses yada görüntü hissi olarak yansımasıdır. Yani fizik
bedende olduğu gibi Astral bedenin de kendine has duyu organları mevcuttur. Bu
yüzden Astral seyahat sırasında görme, işitme ve hissetme yetilerimiz eskisi
gibi, hatta fizik dünyadaki arızalarına nazaran çok daha iyi olarak
çalışacaklardır. Temel olarak bunun nedeni fiziki bedendeki aksaklıkların,
rahatsızlıkların duyu organlarımıza vermiş olduğu kalıcı sakatlıkların Astral
bedene taşınmıyor olmasıdır. Örneğin fizik bedenindeki gözleri ile görmeyen
bir insanın rüya görebiliyor yada astral seyahat sırasında olayları
görebiliyor olmasıdır. Bir başka örnek ise fiziksel sakatlığa sahip kişilerin
astral seyahat sırasında böyle bir engelle karşılaşmamaları ve ağrı sancı gibi
dünyevi hislerin o boyuta astral bedenle taşınmıyor olmasıdır.
Bu noktada uykularımızdan biraz bahsetmekte yarar var. Çünkü uyku halinde
insanın fizik bedeni bilinciyle birlikte tepkisizleşmekte ve yaşamsal
fonksiyonları yarı yarıya düşmektedir. Astral beden ise fizik bedenden
otomatik olarak ayrılarak fizik bedenin rahatlamasını sağlamaktadır. Bu
bilinçsiz ayrılış sırasında zannedildiği gibi astral beden çok uzaklara
gitmez, genelde bedenden bir kaç karış yukarıdadır, bunun neticesinde de
bilinçsiz rüyalar görmektedir. Fizik bedenle arasındaki enerji bağı
zorlanmadığı ve çok gelişmediği için çok fazla uzaklaşma meydana
gelmemektedir.
Astral
Seyahat fenomenindeki kesinleşmemiş noktalar astral bedenle başladığı gibi,
astral boyutla devam etmektedir. Projeksiyon sırasında fizik bedenimizle
yaşadığımız zaman ve mekan boyutuna birebir geçiş yapılabildiği bir gerçektir,
yani astral seyahat yaptığımız sırada herhangi bir zaman kayması yaşamadan o
zaman zarfında her olan biteni görebileceğimiz şekilde bir projeksiyon yapmak
mümkündür. Bunu yapabilmek için bilincimizi hem fizik dünya ile tam uyumlu,
hem de astral boyuta tam adaptasyonu sağlanmış hale getirmiş olmamız
gerekmektedir. Burada herşeyde olduğu gibi bir yinyang dengesi vardır. Bu
duruma „Fiziki Boyuta Seyahat“ diyebiliriz. Yer ve zaman fizik bedenle
aynıdır, hız astral bedenenimizde olduğumuz için düşünce hızına eşittir,
yapılacak tek şey tam manasıyla hedeflediğimiz olaya konsantre olup farklı
şeyler düşünmemeye gayret göstermektir. Fizik boyuta seyahat sırasında rüya
boyutuna mecburi geçiş yapmamak için zaman zaman gidip gelen bilinci açık
tutma alıştırmaları yapmakta fayda vardır. Bir anlık bilinç kaybı bizi bir
rüyaya yada uykuya götürecektir.
„Fiziksel Boyuta Seyahat“ diye adlandırdığımız bu olayda Fizik boyut ve Astral
boyut birbirine geçmiş haldedir, buna bilinç ve bilinçaltının üst üste binmesi
gibi bir örnek verebiliriz. Var olması gereken her şey vardır ama bazılarının
yeri değişik olabilir, bunu da bilincimizin kabul ettiğini zannettiklerimizin
bilinçaltında reddedilmesiyle bağdaştırabiliriz. Nasıl bilinçaltındaki yükler
zamanla bizi realiteden ve dengeden uzaklaştırıyorsa, fizik bedende olması
gerekip, astral bedende yeri değişik olan bir cisme yada olaya verilecek
dikkat, bizi bir anda içine çekecek ve rüya boyutuna atlamamıza sebep
olacaktır.
Her tür bilgiye sahip olmamıza rağmen Astral Seyahati gerçekleştirmek her
zaman zor olmuştur, bunun ana sebeplerinden biri, yönetmeye alışık
olmadığımız, hatta bunun nasıl yapılacağını bilmediğimiz bir enerji bedene
sahip olmamız ve bilincimizi bu bedene nasıl yönlendireceğimizi bilmememizdir.
Yani astral beden farklı frekanstaki boyutlara gidebilmek için bir araçtır,
ama her zaman aracı kullanmak için ehliyetli bir sürücü gereklidir. Sürücümüz
ise bilincimizdir ama asıl sorun zaten burada başlamaktadır. Bilincimiz her
zaman fizik bedende kalmaya alışmıştır, farklı bir enerji bedene taşınma
fikrine ve hiç bilmediği bir boyutta varolma fikrine alışık değildir.
Bilincimiz, Astral seyahat gibi hiç de alışık olmadığı durumlar karşısında
bize karşı koyan en büyük engeldir.
Astral seyahat yapabilmek için fizik bedeni hazırlamak, enerji dengesini
sağlamak ve gerekli çakra aktivasyon dengesini yapmamız gerekmektedir. Bunları
fizik bedenimizle astral bedenimizi ayırabilmek için yapmaktayız. Bir astral
ayrılmayı kısaca anlatacak olursak, öncelikle bedenimizi iyice gevşetip tek
parça olarak düşünmemiz ve tam manasıyla uykuya yakın bir konuma getirmemiz
gerekmektedir. Bunu yaparken bir yandan da tek bir hedefe odaklanıp başka bir
şey düşünmemek, yani bir nevi zihni boşaltmak yada tek bir noktaya odaklanarak
konsantre olmayı sağlamaktır. Bunları gerçekleştirdiğimizde özellikle kalp ve
karın bölgemizde bazı belirtiler meydana gelecektir. Bunlar kalp atışlarının
hızlanması yada karın bölgesinde kasılma yada çekilme hissi olacaktır.
Buraya
kadar herşey normal gibi görünse de aslında en büyük yanılma burada
olmaktadır. Çünkü aslında istenen gerçekleşiyor ve Astral beden Fizik bedeni
terk etmeye başlıyordur. Hissettiğimiz kalp atışı yada kasılma, yukarı
çekilme, kulaklarda uğultu, patlama sesleri gibi hisler tamamen bilincimize
bunların fizik bedendeki duyu organlarına ve bölgelere gelen uyarılar olduğunu
zannetsek de aslında astral seyahat sırasında bize yardımcı olacak duyu
noktalarımızın, uykunan tam aksine canlı kalarak astral bedenin ayrılmasına
işarettir. Yani bütün bu belirtiler fiziksel bedende değil astral bedende
gerçekleşmektedir. Atan kalp değil kalp çakrasının hızlanmış dönüşüdür, uğultu
kulaklarımıza değil, ayrılma aşamasındaki Astral bedenimize gelmektedir.
Genelde bu belirtilerin kaynağı kişi tarafından bilinmediğinden bu aşamaya
kadar gelen insanlar tarafından korku üretilmekte ve bilinçaltına „Astral
Seyahat Korkusu“ atılmaktadır. Bu aşamadan sonra da bilinçaltı temizliği
yapılmazsa Astral seyahat denemelerinde gelinebilecek en son nokta bu aşamayla
sınırlı kalacaktır.
Fizik beden ve astral beden üzerinde gerekli yönetim kabiliyetini yakalayıp,
gerçekleşen belirtilerin gösterdiği işaretlere bakarak ayrılmanın hangi
aşamasında olduğumuzu keşfetmemiz gerekmektedir, eğer ayrılmayı gerektiği gibi
gerçekleştirdiğimize inanıyorsak artık geriye çıkışı bitirmek için son bir
hamle kalıyor. Artık bilinci astral bedene yani yeni evine projekte etmeye
ikna etmemiz gerekmektedir. Bunu da yumuşak bir şekilde yapmalıyız.
Ulaşmayı amaçladığımız hedefin bizim için gerçekte ne kadar önemli olduğu,
bizi hedefe daha seri bir biçimde ulaştıracaktır. Astral seyahat sırasında
bilinçaltımızla ortak bir çalışmaya girdiğimizi asla unutmamalıyız. Genel
olarak Astral boyutta cisimler değil, frekans ve hisler astral gözle
görülebilir ve hissedilebilir olduğu için bilinçaltının bazı oyunlarına maruz
kalmak mümkündür. Bunların farkında olabilmek için yapılabilecek en iyi şey
bir koruma alanı ile denemelere girmek ve karşılaşılabilecek zorlukların neler
olduğu ve kaynağının ne olduğunu iyi ayırdedebilmek gereklidir. Bunu da en iyi
okuyarak ve araştırarak yapmak mümkündür.
|