|
Ivan
Karamazov’un ünlü sözünü herkes bilir: “Tanrı yoksa; her şey meşrudur.” İvan’a
göre Tanrı’nın varlığı, insanoğlunun ahlaki davranışlarının temelidir ve onun
yokluğu; insanın iyi ve kötü arasında seçim yapamaması demektir. Dostoyevski,
hayatı boyunca inanmaya çalıştı; tüm Rus gençliğini inanmaya davet ediyordu;
Sibirya’daki sürgününde izin verilen tek kitap İncil’i okumuş ve değişmişti.
İnanıyordu ama eleştiriden de geri dönmüyordu. Aslında taraf görünmediği
kahramanlarda, İvan Karamazov, Stravrogin gibi, kendi düşüncelerini anlatmaya
başlıyordu. İlginçti ki, bu kahramanlar, dindar ve Dostoyevski’nin seveceği
kahramanlardan daha yakındı Dostoyevski’ye.
Ivan’ın kaleminden İsa’nın yeniden dirilişini anlatılıyordu. İsa, Rusya’da
yeniden dirilmişti; bir rahip onu tanıdı. Kilise’nin kendine ait bir düzeni
vardı ve Dostoyevski bu düzenin artık İsa’nın düzeni olmadığını; kilisenin
çıkarlarıyla belirlendiğini söylüyordu. Yeniden dirilen İsa’yı hapse attılar
ve Piskopos hücrede onunla konuştu. Piskopos, yeniden dirilen ve düzeni
değiştirecek olan İsa’ya, Altın Çağı getirecek olan İsa’ya git diyordu. “Git
buradan, senin dirilme umudunla yaşamak bize daha kolay geliyor.” İsa’nın
dirilip geleceğini müjdeleyen kilise, onun gelmesiyle her şeyin alt üst
olacağını biliyor ve bunu istemiyordu. Piskopos, İsa ile uzun uzun konuşur ve
kilisenin İsa’ya artık nasıl ihtiyacı olmadığını anlatır. İsa, onu sessizce
dinler. Piskopos, hücrenin kapısını açar ve İsa’yı kovar. İsa, eğilir ve
Piskopos’un dudaklarından öper. İsa’nın dudakları kupkuruydu diye yazar
Dostoyevski, Piskopos, dudaklarında ölümün soğukluğunu hissetti.
İsa’nın dirilişi ile gelen umudu kilise yok ediyordu, Dostoyevski’ye göre.
Fakat bu umut, Rusya için en büyük umuttu ona göre. Ecinliler, romanında
Stavrogin ve Şatov’u konuşturur. Stavrogin Şatov’a sorar: “Tanrı’ya inanıyor
musun?” “Ben Rusya’ya inanıyorum”, der Şatov, “İsa Mesih’in bu topraklarda
dirileceğine inanıyorum”. Kilise bu umudu yok etse de, yine de İsa’nın
dirilişi, Şatov için de, Dostoyevski gibi, en büyük umuttu.
Hıristiyanlıkta, İsa’nın ikinci gelişi, lineer zamanın sonudur. Zaten, bu
zamandaki, olaylar, dünyanın yıkımını hazırlamaktadır. Cennet’ten kovulan Adem
ve Havva’nın dünyaya gelişleri büyük düşüştür. Yüksek tabiatlı olan insanın
tabiatı da bu olayla düşmüştür fakat İsa’nın ikinci gelişi, yeniden insanlığın
cennet bahçesine kabulü olacak ve düşmeden önceki durumuna geri dönecektir.
Tanrı, oğlunun, masum kuzunun, kanını Adem’in günahına karşılık akıtmıştır.
Dolayısıyla, tüm insanlığı bu günahtan kurtararak Tanrı’ya geri döndürecek
tek kişi, bu günaha karşı kanı akıtılan İsa olacaktır.
Yeni
Ahit’teki Vahiy 20:4-6, ikinci dirilişinden sonra İsa’nın yeryüzünde bir
Mesihi krallık kuracağını ve burada bin yıl hüküm süreceğini bildirdi. Bu
krallıkta yaşayacak olanlar Hıristiyan şehitler olacaktı ve herkesin tekrar
dirilmesinden bin yıl önce dirileceklerdi. İlk Hıristiyanlar kendilerini şehit
olarak görüyorlardı ve dolayısıyla bu krallıkta yaşayacak olanlarla
özdeşleşerek ikinci yaşamın kendi yaşam sürelerince olacağını düşünüyorlardı.
İlk
Hıristiyanlardan bugünkü Hıristiyanlara geldiğimizde, İsa’nın yeniden gelişi
ile ilgili umut ve beklenti yine var ancak bunun ilk Hıristiyanlarınkine ne
kadar benzediği tartışma konusu. Ya da Dostoyeski nasıl bütün çağları kapsayan
bir gözlemde bulunmuş.
Öte
yandan, günümüz düzeni İsa’nın umduğu düzenden o kadar da farklı ki. Eğer
İsa’nın elimizdeki İncil’lere ya da Kuran’a göre yaşadığını varsayarsak
günümüz Katolik ve Protestan dünyası bu İsa’dan o kadar farklı ki.
İşte
biz de bir kurmaca yapalım dedik ve İsa’nın Dünya’ya yeniden geldiğini
varsayalım. İsa Dünya’ya yeniden gelmiş olsun ve bu da özellikle Hollywood
tadında Amerika’da olsun. İçine biraz mizah katalım ve İncil’lerdeki İsa ile
tarihsel İsa’nın, yıllar içinde yeniden yaratılan İsa ile ne şekilde
çakıştığına bir bakalım istedik. Amacımız , insanların kendi elindeki
kitaplara rağmen bir kişiliği nasıl çarpıtabildiğini göstermek. Bu herkes için
geçerli, en azında tarihi bir kişilik olan ve her sözünün , her davranışının
herkes tarafından bilindiği bir Atatürk’ten nasıl farklı bir Atatürk
yaratılmak istendiği göz önüne alınırsa, kısa zamanda bu konuda büyük işler
başarıldığı daha çabuk anlaşılır. Bu nedenle İsa’yı resimlerken özellikle
İslam’ın Hz. İsa’sını anakronik olacağı kaygısı ile resmetmemeye çalıştık, -
bu nedenle de Hz. İsa demedik- zaten bu konu İslam toplumlarınca çok iyi
biliniyor.
Şimdi
bakalım İsa’nın ikinci gelişi onunla takipçileri arasında nasıl bir
körler-sağırlar diyaloğuna yol açacak.
Evet
İsa Mesih Dünya’ya gelmeliydi artık. Deccal gelmemişti ama kimin umurunaydı ki
bu ufak detay.
Yıl
1982. Astronomlar gökyüzünde gezegenlerin bir sıra halinde dizileceğini çoktan
bildirmişlerdi. Oluşacak görüntü olsa olsa Beytlehem yıldızı olmalıydı. Bir
çok kişi, gezegenlerin bu sıra halinde dizilişinin önemli bir olaya neden
olacağını söylemekteydi. Ancak ne olacağını kimse bilemiyordu. Bir grup medyum
uzaylıların Dünya’ya ineceğini söylüyor bir başka grup ta Altın Çağ
başlangıcından söz ediyordu.
Aslında hiç kimsenin hesaba katmadığı bir örgüt daha vardı. Bunlar iki Dünya
savaşından sonra İsa’nın geleceğini anlamış, Fatima’nın sırları çözmüş ve
bütün delilleri toplamışlardı. İsa bu diziliş sırasında Dünya’ya gelmeliydi.
Gerçekten de onların dediği oldu. Bu diziliş kadim kaynakların bildirdiği
işaretti. Bu İsa’nın yeniden gelişi idi.
İsa
yeniden Yahudilerin vatanına inecekti. Yeniden Yahudilerin arasından çıkıp
kuzularını kurtaracaktı. Eskiden olduğu gibi Tapınağın olduğu yere gidip
Tapınağın manevi yıkımını sağlayacaktı. Bu gerçekten de oldu. Gezegenler tam
bir sıra halinde dizildiğinde, İsa Amerika’da yeniden Dünya’ya geldi.
İsa,
basit bir ailenin çocuğu olarak Dünya’ya geldi. Başlangıçta hiç bir mucize
göstermemişti. Örgüt üyeleri onu sıkı sıkı takip etmekte ve onun gerçekten İsa
olup olmadığını anlamak için uğraşmaktaydı. Ve sonunda beklenen mucize geldi.
İsa ilk din derslerini almaya başladığında sürekli itiraz ediyor ve İsa’nın
gerçekte bunları söylemediğini anlatmaya çalışıyordu. Okuldan bu bilgileri
alan örgüt üyeleri sonunda İsa’yı kaçırmaya karar verdiler. Operasyon başarı
ile tamamlandı. Örgüt üyeleri İsa’yı Utah yakınlarına, hiç kimsenin bilmediği
bir kampa götürdüler ve orada eğittiler. Ancak ona Hıristiyanlığın bugünü
hakkında bir bilgi vermediler. Daha kendine gelmeden kafasının karışmasını
istemiyorlardı. İsa yeniden kadim bilgi ile büyüdü. Artık onun için ailesi
değil kardeşleri önemli idi. Yeniden Bir olanla , Belial oğullarının savaşını
anımsıyor bunu anlatıyordu.
Aradan
yıllar geçti. İsa on sekiz yaşına geldiğinde artık kendi kimliğinin bilincine
varmıştı. Ancak 2000 yılında ortaya çıkmak, planı büyük sorunlar karşısında
bırakacaktı. Bunun için biraz zaman geçmesini beklediler.
O
arada Dünya yeniden büyük bir savaşa ve sona hazırlanmaktaydı. İsa’nın yeniden
gelişini hazırlayan koşulların oluşturulması gerekmekteydi.
Bu
koşulların oluştuğundan emin olunduktan sonra, İsa’nın yeniden geldiği artık
duyurulmak zorundaydı.
Bu
konuda Başkan’ı ikna etmek zor olmadı. Beyaz Saray, içinde zaten örgütün
adamları olduğundan buna hazırdı. Planlar yapıldı.
Başkan
için oldukça sembolik ve halkın dini duygularına yönelik bir konuşma
hazırlandı. Başkan kendisinden beklenmeyen bir performansla bunu okuyarak
halka İsa’nın yeniden Dünya’ya geldiğini açıkladı. İsa tabii ki Amerika
Birleşik Devletleri’ni seçmişti Dünya’ya gelmek için.
Vatikan olaya ihtiyatla yaklaştı. Önceden hazırladıkları bir senaryoları
olmadığı için önce açıklama yapmaktan kaçındılar. Ancak bunu kabul etmezlerse
yeni oluşacak bir dinin Vatikan’ın otoritesini yıkmasını engellemek için
durumu kabul etmenin en uygun çözüm olduğuna karar verdiler. Ancak ortada
başka sorunlar vardı. Acaba İsa Katolik dogmasını kabul edecek miydi? Ya da
Tapınak zamanında yaptığı gibi dini yerlerde ticaret yapmasına karşı çıkacak
mıydı. Vatikan bu soruların yanıtlarını bilmiyordu ama bu duruma adapte
olabilecek kadar yetenekli olduklarını düşünüyorlardı. Baştan karşı çıkmak her
şeyi yok edebilirdi. En doğrusu Katolik olmayanların yolundan gitmek ve bu
durumu kendi lehlerine kullanacak zemini hazırlamaktı.
Avrupa
ülkelerinde bir Kaos hüküm sürmekteydi. İsa’nın Amerika’da ortaya çıkması
nedeniyle Euro Dolar karşısında büyük değer kaybetmişti. Ancak İsa’nın yeniden
gelmesinin kabul edilmemesinin ekonomiye vereceği zarar hesaplandığında Avrupa
ülkeleri de kerhen bunu tanımaya karar verdiler. Halk ise tamamen bölünmüştü.
Bütün ülkelerde gösteriler olmaktaydı. En son Hollanda’da yapılan gösterilerde
gençler “JESUS GO HOME” pankartları ile yürümüşlerdi.
Ortodoks dünyası ise tam bir karmaşa halindeydi. Bu olay İsa’nın gelişini
tanımayan Rus Ortodoksları ile bu durumu kendi lehine kullanacağını çok iyi
bilen İstanbul’daki Patrik arasında bir ayrılık yaşanmasına neden olmuştu.
İslam
dünyası ise çok daha farklı yaklaşıyordu olaya. Nüzül-ü İsa tartışmaları çok
alevlenmiş ve İsa’nın yeniden geldiğini kabul edenlerle etmeyenler arasına
büyük kutuplaşma olmuştu. Suudi Arabistan kralı İsa’yı görmek için Amerika’ya
giderken İran bu gelişi tanımadığını açıklamıştı.
Gariptir bu konuda resmi bir açıklama yapmayan ender ülkelerden bir Türkiye
idi. Başbakan, Amerikan Büyükelçisinden konu ile ilgili brifing almadan
açıklama yapmayı uygun bulmamıştı.
Dünya
bu tartışmalarla çalkalanadursun , örgüt artık planı uygulamaya sokmuştu. İsa
daha medyatik olmalı ve halkın kendisini daha iyi anlayabileceği bir dille ve
şekille konuşmalıydı.
Ve
İsa CNN’de Larry King Show’da :
Tabii
ki halk İsa’yı daha yakından tanısın diye televizyona da çıkacaktı. Eee her
programa çıkamayacağına göre en çok izlenenini seçtiler. Larry King Show. Ve
Papa da bu programın konuğu idi aynı zamanda. Aslında bu diğerlerinden farklı
bir Larry King Show idi, çünkü İsa medyaya yabancı olduğundan soruları önceden
verememişti.
İsa
daha duruma yeni adapte olamaya çalışıyordu. Papa ile görüşmesinin
televizyonda izleyicilerin gözü önünde olmasını istemişlerdi. İsa Papa’yı
kuliste gördüğünde çok şaşırmıştı. Öyle ya, Mısırlılar gibi giyinen birini
görmek onu çok şaşırtmıştı.
Larry King : Sayın izleyiciler, hepinizin beklediği bu Pazartesi geldi ve
İsa Efendimiz programımızın konuğu. Hoşgeldiniz efendimiz.
İsa
: Evet geldim, çünkü Göklerin krallığının günü geldi.
Larry King : Göklerin Krallığı dediniz. Evet bu çok hoş anlıyorum zaten ,
Göklerin Krallığı derken, Babanızın kralığını kasdettiniz. Artık yüce Tanrı
Babanız hükmedecek. Aslında ben şöyle anlıyorum...
İsa
: Babam mı? Hayır benim babam marangozdu bu işlerden anlamaz. Ben Göklerin
kralı yaratıcısı Tanrı’dan söz ediyorum.
Larry King : Ama Efendim, benim elimdeki notlarda sizin Tanrı’nın oğlu
olduğunuz yazıyor.
İsa
: Bunu bana çok sormuşlardı. O zamanlar insanlar bazı Tanrı’ları başka
Tanrı’ların oğlu olarak görüyorlardı. Tanrı’mız tek olduğuna göre hepimiz
Tanrı’nın oğluyuz ya da kızıyız. Siz de öyle.
Larry
King : Ben de mi? Elimdeki notlarda benimle ilgili bir ifade yok, ama
gelecek programlarda bu konu hakkında açıklamalarda bulunacağımızı hemen
belirtelim. O zaman Tanrı kendi öz oğlunu insanların günahlarının bedeli için
gönderdi diyebilir miyiz?
İsa
: Ben Tanrı’nın kendi öz oğlu değilim demiştim ama. Hepimiz öyleyiz. Eğer
günah varsa hepimiz bedelini ödemeliyiz.
Larry King : Tabii eskiden söylendiği gibi Adem ile Havva’nın ilk günahını
ödemek için buna katlanmalıyız.
İsa
: Adem ile Havva günah mı işlemiş? Bilmiyordum. Ben insanlık için dua
ediyorum. Her yaptıklarının Bir Olan tarafından bağişlanması için.
Kuzularımdan ayrı kaldıktan sonra yapılan her şeyin bağışlanması için. Çünkü
onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.
Larry King : Şimdi size sizin dininizin temsilcisi olduğunu söyleyen
Papa’yı tanıştıracağım. Bu Dünya televizyonlarında ilk kez gerçekleşiyor
değerli izleyiciler. İlk defa Papa ile İsa tanışmasını biz yayınlıyoruz. Bu
olaya daha önce hiç bir televizyon kanalı tarafından verilmedi.
İsa
: Pardon. Ben bir din getirmedim. Benden önce söylenenleri tekrarladım ve
insanları yeniden yola getirmeyi istedim. Onlara ne yapacaklarını anlattım.
Larry King : İsa efendimiz böyle söylüyor bakalım Papa ne diyecek.
Papa
stüdyoya girer. Önce İsa’nın ayaklarına kapanmakta kararsız kalır. Karşısında
genç bir adam durmaktadır. Üstelik bu genç adamın anladığına göre Papa’nın
yanılmazlığı dogmasından haberi de yoktur ama artık ok yaydan çıkmıştır. Papa
İsa’ya yaklaşır ve ayaklarına doğru eğilir. İsa onu kaldırır ve oturmasına
yardımcı olur.
Papa : Yüce İsa Mesih efendimiz. Binyıllardır büyük sadakatle yeniden
gelmenizi bekliyorduk. Dünya’yı bu gelişe hazırlamak için Dünya’nın her bir
yerinde canla başla çalıştık. İnanmayanları yola getirdik. Senin mesajını yer
yere yaydık.
İsa
: Siz kimsiniz?
Papa : Biz Kilise’yiz . Yani senin topluluğun. Petrus’un vekilleriyiz.
İsa
: Petrus’un mu? O mu istedi bunu?
Papa : Senin emrinle yaptı bunu. Sen ona demiştin “Tu es Petrus” diye.
“Sen bir kayasın ve ben kilisemi bu kayanın üzerine kuracağım” diye.
İsa
: Ben mi? Evet o Petrus ama kaya kafalı Petrus. Ben ona bunu demiştim.
Böyle mi anlatmış.
Papa
bir anda gökkuşağının bütün renklerini almıştı. Hemen toparlamaya çalıştı.
Papa : Biz senin yolundan gidiyoruz. Pavlus’un belirttiği gibi.
İsa
: Pavlus kim?
Papa : Pavlus mu kim? Pavlus yani Saul. Göklere yükselişinden sonra ona
bir ışık olarak gözükmüştün Şam yolunda. Ona ne yapması gerektiğini
anlatmıştın Yüce Efendimiz.
İsa
: Ben mi yapmışım bunu. Hayır, anımsamıyorum. Hiç tanışmadık kendisiyle.
Larry King : Evet değerli dinleyiciler. Reklam girecekmiş. Reklamlardan
sorna Larry King Show devam edecek. Bu kez çok daha ilgi çekici bir konuk, LA
Lakers'tan Kobe Bryant bizlerle olacak.
Örgüt
yaptığı hatayı anlamıştı. İsa’nın bu şekilde ortaya çıkması büyük bir hataydı.
Ama geri dönüş şansları yoktu. Bir hata olduğunu açıklasalar belki halk
Başkan’ı iyi tanıdığı için normal karşılayabilirdi, ama İsa’nın ikinci
gelişini Dünya’da yarattığı çalkantıyı ve bunu kabul eden ülkelerin çokluğunu
düşündükçe başka şansları yoktu. Oyun devam etmeliydi.
İsa’yı
televizyon binasından apar topar kaçırdılar. Ertesi gün basına İsa’nın yorgun
olduğu konusunda bir açıklama yapıldı.
Şimdi
yeni bir plan yapma vakti gelmişti. Örgüt, İsa’ya çok benzeyen birini buldu.
Thomas isimli bu genç İsa’ya çok benzemekle kalmıyor aynı zamanda da örgütün
dediğini yapacak kadar ülkesini çok seviyordu.
Thomas’ın İsa’nın yerine geçmesi çok zor olmadı. Makyajlar, bilgisayar
oyunları bu konuda oldukça yardımcı oldu. İsa her yerde vaazlar demeçler
verdi. Amerika onun yolundan gitmekteydi. Amerika onun yeryüzündeki kılıcı
idi. İsa herkesi seviyordu. Kiliseler arası ayrılık önemli değildi. Herkes
farklı sözcüklerle anlatsa da onun yolundalardı önemli olan da buydu.
Bu
arada gerçek İsa ise Utah’da idi. Kimse ona bir şey yapmaya cesaret
edemiyordu. Tanrı bir kere affetmişti ama ikincisi olmayabilirdi. Örgüt İsa’ya
çok iyi bakıyor ve onun sözlerini dinliyordu. Bu arada İsa şaşkınlıkla
Hıristiyanlık tarihini okuyor, hiç bir anlam veremiyordu. Noel, Paskalya gibi
kutlamaları anlamıyor, kendisi ile ilgili resimleri sadece tebessüm ile
seyrediyordu.
Bu
arada örgüt İsa’nın gerçek yaşamı ve öğretisi ile ilgili çok şey öğrenmişti.
İsa aslında Kıyameti haber vermek için gelmemiş, sadece kuzularını doğru yola
çekmek için gelmişti. Bu örgütü rahatlatmıştı. İsa’nın öğretisi ülke
menfaatleri ile çelişmiyordu.
Örgüt
uzun çalışmalar sonucu İsa’yı kendi yolunda gitmek için ikna etti. Örgütten
Mary de ona eşlik edecekti ve onu bir gölge gibi bırakmayan John da. İsa için
yeni bir kimlik çıkarttılar. İsa bundan sonra insanları şok etmeden kitaplar
yazarak onlara yardımcı olacaktı. “Sezar’ın hakkı Sezar’a” diyen birinden de
bu beklenirdi. Daha iyi yardım edebilmek için kimliğini de gizlemek
zorundaydı.
Bu
arada Thomas da İsa rolünde oldukça başarılı idi ancak İsa’nın varlığı yeni
projeleri engellemekteydi. Örgüt yeni bir karar aldı.
Thomas
yine her zamanki gibi vaaz veriyor ve yurtseverliği anlatıyordu. Bir anda bir
ışık topu belirdi ve müthiş bir patlama oldu. Her yer birbirine girmişti.
Ertesi
gün olayı bir radikal İslam grubu üstlendi. Açıklanan rakamlara göre onu
dinleyenlerden 128 kişi ölmüştü ancak İsa’nın cesedi bulunamamıştı.
Bir
hafta sonra Başkan açıklama yaptı. Dünya’ya İsa’nın istediği barış gelmeliydi
ve Dünya onun üçüncü gelişine hazırlanmalıydı; bu nedenle Orta Doğu’daki
askeri operasyonlar başka ülkeleri de kapsayacak şekilde yoğunlaşacaktı.
|