|
Kadınların
ciddî anlamda olimpik sporlarla tanışması 1930'lu yıllara rastlar. Bu yıllarda
az sayıda spor dalı kadınlara açıldı. Kadınlar ilerleyen yıllarla tüm spor
dallarında mücadele ve yarışma hakkını elde ettiler.
Kadınların mücadele ettiği sporlar, uzun yıllar ilgi duydukları birkaç branş
ile sınırlı kaldı. Öyle ki 20, 30 yıl öncesinde bile kadınların hiç
ilgilenmediği spor dalları vardı (futbol-boks gibi).
Kadınlar bugün hemen her spor dalında, mücadele etmektedirler. Gözlemlerim
sonucunda kadınlar "fizik güçlerini birbirlerine karşı doğrudan kullandıkları
spor dallarına, fazlaca istekli olmadıkları kanısına vardım. Uzun
sayılabilecek bir zamandan beri kadınların tanıştığı futbol, bugün bile
istenilen yaygınlığa ulaşmamıştır. Kadınlar futbolda, marjinal bir konumda
kalmışlardır. Ne oyuncu ne de izleyici olarak futbolla ilgilenen kadınlar,
istenilen düzeye erişemedi.
Futbolun yanı sıra kadınların uzun yıllardır tanıştığı, fakat fazla
hazetmediği diğer spor dalları; boks, güreş ve diğer dövüş sporlarıdır. Bu
spor dallarına olan ilgisizliği şuna bağlıyorum: Kadınlar güce dayalı sporları
sevmiyorlar. Onların güçlü görünmek veya olmak gibi kaygıları yok. Bir erkek
için boks veya güreşte rakibini yenmek çok önemlidir. Sporun dışında,
egolarını da tatmin ederler. Kadınlar ise bu sporlarda aynı heyecanı
duymuyorlar. Bir kadın için, diğer bir kadını yenmek çok önemli değil. Yan
yana yarışıp geçmek daha önemli (atletizm, jimnastik, yüzme vs.).
Bazı
spor dallarında ise kadınlar, erkeklerden daha popülerdir; jimnastik, tenis,
buzpateni, voleybol vb. Sözünü ettiğim bu spor dallarında, (jimnastik, tenis,
buz pateni, voleybol...) yetenek ve mücadelenin yanında, cinselliğin de öne
çıkarılma şansı vardır. Bir buz pateninde kadınların bacakları veya görünen iç
çamaşırları, hep ilgi çekmiştir. Sırf kadınların bacaklarını seyretmek için
voleybol maçlarına giden erkekler vardır. Teniste eteğin altından görülen iç
çamaşırları medyada sıkça yer alır.
Seksi
olduğu söylenen sporcular, zamanla spordaki başarılarından çok, o yönü ile
tanınır ve para kazanırlar. Yakın zamana kadar tenis oynayan Anna Kornuikova,
teniste başarı ve sıralama açısından ortalarda olmasına rağmen, kazancı ve
medyanın ilgisi, birinci sıradaki sporcudan çok fazladır. Hayranları
tarafından adına binlerce web siteleri açılmıştır. Erotik dergiler, resimleri
için büyük paralar teklif etmektedir. Olimpiyat, Dünya, Avrupa şampiyonu Alman
buz patenci Katerina Witt, bir erkek dergisine verdiği pozlarla adından az söz
ettirmemişti.
Seksi
görünümü ile ünlü olan bir erkek sporcu var mıdır? Yakışıklı, erkek sporcular,
yakışıklılıkları yanı sıra çok iyi sporcu olmak zorundadırlar. Örneğin, David
Beckham. Başarılı sporculuğunun yanı sıra fiziği ile de ilgi odağıdır. Oysa
bir kadın sporcunun güzelliği, sporunun önüne geçebiliyor.
Güzel
olduğu kabul edilen kadın sporcuların birçoğu da bir süre sonra; mankenlik,
oyunculuk gibi fiziklerini kullanabilecekleri mesleklere yönelmektedirler.
Sporla
ilgilenen erkeklerin oranı, kadınlardan çok fazladır. Spor büyük disiplin ve
özveri gerektirmektedir. Kadınların birçoğu bunu göze almakta zorlanmaktadır.
Spor,
kadın için asla, yalnızca spor değildir!... Amerika buz paten takımındaki
bayan rakibini bıçaklatmak isteyen buz patenciyi anımsayanlarınız vardır.
Sporu
olması gerektiği gibi gören, yapan, büyük güç ve emek veren kadınlar elbette
var. Sözüm, diğerlerine. Kadınlar sporda cinselliklerini ortaya koymaktan çok,
spordaki performanslarını düşünmeliler.
Step,
aerobik gibi sağlıklı ve güzel bir vücut için yapılan yaşam boyu sporda ise
kadınlar daha öndedir. Neden acaba?..
|