Günümüzde sanat; çeşitlenmiş dalları, eğitimi, sergilenmesi ve tüketimi ile büyük bir sektör olarak toplum yaşamında yerini almıştır. Bugün insanın özgür iradesini ve yaratıcılığını kullanarak ortaya koyduğu hemen her ürün bir sanat eseri olarak kabul edilebilmektedir. Sanatın ülkelere, bölgelere, dinlere göre yaygınlığı değişmektedir.
 

Sanat dallarının en bilinen ve yaygın olanları: Resim, müzik, tiyatro, sinema edebiyat, plastik sanatlardır. Sanatın en önemli unsurları; sanatçı, eser ve izleyicidir. Eğitim, malzeme ve mekan da diğer unsurlardandır.
 

Sanat, çok teknik bir konu ve uzmanlık gerektiren bir alandır. Üzerinde durmak istediğim; sanatın cinslere (kadın-erkek) ya da tam tersi, cinslerin sanata etkisidir. Bu iki olgu içiçe geçmiş, zaman zaman ağırlıkları değişse de hep birbirlerine etki etmiştir.

 

Sanatı üretme, algılama, uygulama, izleme anlamında kadınlar ve erkeklerin yaklaşımları birbirinden çok farklıdır. Genellikle erkekler, tüm sanat dallarında üretenlerdir. Kadınlar; esin kaynağı, izleyici ya da atıfta bulunulandır.

 

Sanatın; erkekler tarafından kadınlar için üretilmiş yaratsal ürünler olduğu tanımlaması, rahatlıkla söylenebilir.

Belli başlı sanat dallarına baktığımızda en büyük ustalar hep erkektir. Ünlü eserlerin tamamı erkekler tarafından üretilmiştir.

 

Müzikte yaratma işi olan bestecilik denilince aklınıza; Beethoven, Mozart, Schumann, Bach, Münir Nurettin Selçuk, Dede Efendi, Sadettin Kaynak, Chopin, Verdi, Tsychovki, Donizetti, Vivaldi... gelmez mi? Bir tek kadın besteci diye sorsam, çoğunuz (uzmanlar hariç), bir isim bile söyleyemeyecektir. 2002 yılında kaybettiğimiz besteci Yusuf Nalkesen'in 650 bestesi, 1000 güftesi olduğunu TV ve gazetelerden öğrendik.

 

Resim denildiğinde aklımıza: Leonardo da Vinci, Vangogh, Gogen, İbrahim Çallı, Fikret Mualla, Osman Hamdi Bey, Loutreck, Rembrand, Picasso, Dali... gelmez mi? Kadın ressamlar diye sorulduğunda, kadın besteciler sorusuna verilen yanıtlarla aynıdır.

 

Şiir denilince; Neruda, Aragon, Goethe, Chiller, Dante, Fuzûli, Bâki, Nedim, Tevfik Fikret, Yahya Kemâl, Nâzım Hikmet, Orhan Veli, Atillâ İlhan...

 

Roman denilince; Tolstoy, Balzac, Dickens, Steinbeck, Marques, Victor Hugo, Ernest Hemingway, Mark Twain, Yaşar Kemâl, Orhan Kemâl, Kemâl Tâhir, Orhan Pamuk gelmez mi?

 

Tiyatro dediğimizde aklımıza; Shekespeare, Dario Fo, Brecht, Cehov Samuel Becket, Haldun Taner, Necati Cumalı, Güngör Dilmen, Orhan Asena... gelmez mi? Bu sanatçılar, bu alanlarla çok az ilgilenen insanların bile pat diye söyleyebilecekleri isimlerdir! Burada sözünü etmediğimiz diğer sanat dallarında  sayısız erkek sanatçı vardır.

 

İnsan cinsinin yaratma güdüsünün ifadesi olan sanat, niçin erkeklerin tekelindedir? Kadınlar nerededir? Kadınlar, sanatın neresindedir? Açıklamaya çalışalım:

 

Sanat; yaratıcılık, emek, büyük disiplin, özveri ve masraf gerektirir. Kadınların sanata ilgisizliği, acaba yukarıda saydığım nedenlerden biri veya birkaçı olabilir mi? Yoksa hepsi mi?

 

• Kadınlar, erkekler kadar estetik yaratma güdüsüne sahip değil mi?

• Kadınlar, bir sanat eserini ortaya çıkarmada gerekli olan disiplini sabrı gösteremiyorlar mı?

• Kadınlar, her koşulda büyük emek isteyen sanat dallarına emek vermekten kaçınıyor olabilirler mi?

 

Birçok okurun (kadın-erkek) bu konuda bana hak vermeyeceğini, hatta tepki göstereceğini biliyorum. Çoğunuz kadının sanatsal üretimsizliğini bu saydığım nedenlere değil de; kadına sağlanan olanaklar, tanınmayan haklar, dinsel ve toplumsal baskılarla açıklamaya çalışacaksınız. Bu söylenilen nedenleri kabul etmemek, haksızlık olur. Kadınların önündeki engeller, erkeklerin önündekilere engellere nazaran çeşitli ve çoktur. Fakat bunlar samimi, özverili, çaba ile aşılamaz mı? Kadınlar; son yıllarda bu konuda önemli ilerlemeler kaydetmişlerse de olması gereken düzeyde değillerdir. Zira yukarıda sayılan engellerin bir çoğunu aşabilecek konumda azımsanmayacak sayıda kadın olmasına rağmen; bu, pratiğe yansımamıştır.

 

Ortaçağ Avrupasında ve 20. yy. başlarına kadar feodal yapılarda yer alan soylu kadınlar, prensesler ve diğer asillerin bu olanağı yok muydu? Erkek besteciler, himaye edip onların üretmesini sağlayan soylu kadınlardan bazıları, kızları ve diğer soylu kadınlar sanat dallarında ürünler veremezler miydi? Kraliçelerin ülkeleri yönettiği Avrupa da, olanakları olan kadınlar, bu işlere neden ilgi duymadılar? Bunlar neden bir erkek işi olarak görüldü? Yoksa kadınlar, bilerek ve isteyerek; yaratıcılık, emek, disiplin ve özveri gerektiren bu işlere girmediler mi? Yeterli kaliteyi tuturmama kaygısıyla bu işe yönelmemiş olabilirler mi?

 

Günümüzde de bu açıdan durum farklı değildir. Gelişmiş ülkelerde erkeklerle her alanda eşit koşullarda sahip kadınların ürettikleri sanat eserleri, erkeklerle kıyaslanacak düzeyde değildir. Günümüzde varolan sanat dallarında en büyük eserleri, yine erkekler vermektedir.

 

Kadınlar; resim, müzik (bestecilik), şiir, roman (yazım dalları), heykel vb. gibi sanat dallarında yeterli ürün vermemelerine karşın, onların da başarılı olduğu sanat dalları yok değildir.

 

Sanata ilgi duyan kadınların çoğu, cinsel kimliklerini sergileyebilecekleri sanat dallarında yer almayı tercih ediyorlar. Müzikte üretim anlamında çok gerilerde olan kadın, yorumculukta (şarkıcılıkta) en az erkekler kadar başarılıdır. Hatta onlardan öndedir. Madonna, Whitney Housten, Mariah Carey, Celin Dion, Jenifer Lopez vb. büyük starlar vardır. Bunun nedeni; şarkıcılıkta vitrinde olmaktır. Sesin yanında fiziğinle de varsın. Bu alanda kadın fiziği, doğallığın çok uzağındadır. Kadınlar, yapay gereçlere donattığı dış görünümünü sergileyeceği alanlardan geri durmuyorlar.

 

Kadın şarkıcılar bulundukları yerlere yalnızca fizikleriyle mi gelmiştir? İyi şarkı söyleyemiyorlar mı? diye sorular akla gelebilir. Hayır, sözünü ettiğim kadın şarkıcıların aynı zamanda muhteşem sesleri vardır. Söylemek istediğim; kadınların cinselliğini de kullanabileceği sanatlara yöneliyor olmaları. Yeteneği ile geldiği noktada tutunmak, popülerliğini arttırmak için cinselliklerini kullanmaları.

 

Erkekler bu alanda cinselliklerini kullanmıyorlar mı? Tabi ki kullananlar var. Ricky Martin, Tarkan vb. Kadınların hemen hepsinin cinselliğini kullandığı bu alanda, erkekler kadınlar ile kıyaslanamaz bile.

Kadınları, bu alanda kullandıkları cinsellik anlayışından ötürü suçlamıyorum. Görselliğin ön planda olduğu bir dalda, cinselliği kullanmak normal karşılanabilir. Kadınların diğer sanat dallarına olan ilgi veya ilgisizlikleri sorgulansın istiyorum.

 

Sinema, 20. yy.'ın en popüler sanat dallarından biridir. Dünya sinemasına baktığımızda aktristler deyince önce güzellikleri gelir akla (Marlyn Monreo, Rita Hayward. Elizabeth Taylor, Sophia Loren, Ava Gardner). Aktörler (Humhpry Bogart, Robert Mitchum, Clark Gable vb.) ise çoğunlukla akla, oyun güçleri ile gelir. Bu kadınlar (aktristler) yeteneksiz mi? Elbette hayır! Fakat onları bu kadar unutulmaz kılan, oyun güçlerinden çok, belki de güzellikleridir.

 

Bale, tiyatro, opera, dans vb. gibi görsel sanatların hemen hepsinde kadınların önemli yeri vardır. Klasik müzik orkestralarında ise kadın saz sanatçıları çok azdır.

 

Kadınlar için sanata ilham veren, atıf yapılanlar demiştim. "Muhteşem aptal" erkekler bunları, en çok da aşık olup deli divane oldukları kadınlar için üretmişlerdir. Kadınlar, o kadar çaba, zaman, enerji harcayıp üretmek yerine, sanatın erkekler tarafından üretilmesini sağlamakla belki de haklıdır.

 

Neden aşk romanlarını genellikle kadınlar okur? Neden, kadınlar için üretilen dergiler, erkeklerinkinden çoktur? Neden kadınlar model, erkekler ressam olur?

 

Sonuç olarak, kadınların yer aldıkları sanat dallarını, bilinçli olarak seçtiklerini düşünüyorum. Yetenekleri yanında, cinselliklerini de kullanabilecekleri sanatlara daha çok yöneldikleri, meşakkatli sanat dallarını isteyerek tercih etmediklerine inanıyorum.

 

Hemen her yazımın sonunda söz ettiğim gibi, söylediğim tanımlamalara, anlattığım davranışlara uymayan kadınlar ve erkekler vardır. Yalnız vücuduyla ünlü olmuş kötü sesli kadın şarkıcılar da bir gerçektir. Bunlar gazinolarda, o bed sesleriyle şarkıcılık yaparken; kötü sesli olup yalnız vücuduyla ünlü olan, şarkıcılık yapan erkek yok denecek kadar azdır.

 

Kadınların sanatta öncelikleri, yaratım ve üretim olmalıdır. Günümüzde kadınlar da artık  çıkarsız hesapsız, sanat dallarına yönelmeli.

 

Kadınlar aşık oldukları, ilham aldıkları erkekler için şiirler, romanlar yazmalı, resimler yapmalı, şarkılar bestelemelidir. Kadınlar aşklarını, sanatla ifade etmekten çekinmemelidir. Dünya, artık kadınların aşklarına da tanıklık etmelidir.