Ruh, Tanrı tarafından mükemmel bir “öz” olarak yaratılmıştır. Ölümsüzdür. Tanrısal bilgiye sahiptir ama, Tanrı değildir. Tanrı’nın bir yansımasıdır. Özü bakımından sonsuz güç sahibidir; bu güç asla azalmaz ve yok edilemez. Şuur, irade ve tahayyül (imajinasyon) ruhun özellikleridir. Ruh, beş duyu ile sınırlı olmayıp, sonsuz duyulara ve yeteneklere sahiptir. Bizim bir “Öz ruh”, bir de “Eren ruh” tarafımız vardır. Öz ruh; Tanrısal olan tarafımızdır. Mükemmeldir. Öz ruhta akıl vardır. Ve devamlı bilgi biriktirerek gelişir. Eren ruh ise; Tekamül etmesi gereken tarafımızdır. Bu tarafı başlangıçta nefis (ego) olarak görebiliriz.. Bencilce istek ve arzuların, duyguların bulunduğu yer. Esas amaç, öz ruhta bulunan gelişmiş akılla, eren ruhu terbiye ederek onu gönül’e dönüştürmektir. Öz ruh, Eren ruhu iyice olgunlaştırıp gönül haline getirdiği zaman ikisi bir olmaktadır. Buna aklımızla gönlümüzü bir etmek de diyebiliriz. Gönülle beraber dengede çalışan bir akıl, ruhsal gelişim için çok önemlidir. Ruhun amacı, maddi ve manevi alemlerde tekamül ederek, yani kendini geliştirerek, kendi özüne doğru yol almaktır. Sonuçta, Tek Olan’a, Bir Olan’a, Yaradan’a kavuşmaktır. Ruh, kendini yönetebildiği gibi, maddeyi de yönetir. Maddesel evren, ruhun eseridir. Ruh sonsuz faaliyette bulunmak zorunda olan bir varlıktır. İrade ve güç sahibi olan ruh, sürekli olarak maddeye şekil verir ve onu dağılmaktan korur. Beden de ruhun eseridir. Ruh bütün bu işleri belirli evrensel kanunlara uyarak yapar. Tanrı yaratır, ruh ise, yaratılana şekil verir. Ruh dünya gelmeden önce öte alem veya ruhlar alemi denilen yerde bulunur. Bu alemin kendine özgü maddesel bir yapısı vardır. Orası kabadan inceye doğru değişen enerjilerden meydana gelen bir yapıdadır. Ruh varlıkları öte alemde kendi enerji titreşimlerine uygun olan ortamlarda bulunurlar. Biraz açarsak, her ruh varlığı kendi olgunluk derecesine göre bu alemde yerini alır. Bu alemin zamanı ve maddesi kendine göredir. Ruh varlıkları tekamüllerine burada da devam ederler. Oradaki yaşam dünyadakinden farklıdır. Bu ortamda imajinatif faaliyet geçerlidir Tekamül etmek için dünyaya inmeye (enkarne olmaya) karar veren bir ruh, bütün programını bu alemde hazırlar. Ruh yaptığı programla kendisini geliştirecek en uygun ortamı seçerek dünyaya gelir. Bedenimiz ve dolayısıyla beş duyumuz, ruhun dünyaya açılan pencereleridir. Ruhsal gelişme bedenin ve ruhun uyumu ile olur. Onun için beş duyuyu çok iyi kullanmak gerekir. Çünki bedendeki beş duyu ile alınan bütün izlenimler, zihin aracılığı ile ruhu gönderilir. Ayrıca ruhtan gelen bütün emirler de zihin aracılığı ile bedene ulaştırılır. Birçok insan, zihnini, ruh olarak düşünür. Zihin kesinlikle ruh değildir. Çünkü zihindeki düşünceleri yönlendiren, değiştiren bir şey vardır. O da ruhun kendisidir. Sonuçta zihin ve beden ruhun ifade aracıdır. Ruh, bedeni kullanarak, dünyadaki bilgilenmesini ve görevlerini yapar. Sonra bedeninden ayrılarak, tekrar öte aleme, (ruhlar alemine) geri döner. Ruh ve beden ilişkisinin kesin olarak kopmasına da ölüm denir. Ölüm, doğum kadar olağan bir doğa kanunudur ve sadece beden için geçerlidir. Ruh için değil. Çünkü ruh ölümsüzdür. (Kaynak: Ruh ve Madde Yayınları) |