Şimdiye kadar hemen her ortamda erkekler suçlandı. Mağdur kadınlar, mağdur olduğunu idda eden kadınlar, mağdur kadınların avukatlığına soyunmuş kişi ve kuruluşlar hep erkekleri suçladılar. Onları köleci, sorumsuz, şiddet yanlısı, tacizci, kaba, görgüsüz olarak nitelendirdiler. Ağladılar, sinir krizleri geçirdiler, erkeklere saldırdılar. Birçok erkek de bu mücadelede kadınların yanlarında oldu, onlara destek verdi.

Erkeklerin yanılgılarından biri de; kendi sorunlarını görmezden gelmeleri, bu sorunları çözmeye eğilmemeleridir. Kadın yalakası bazı erkekler birçok platformda inanmadıkları halde kadınların yanlarında yer aldılar. Erkekler, kadınların ya cazibesine kapıldığı için yada acıdığı için onların yanlarında yer almışlardır. İki konum da mantıklı olmaktan, objektif düşünmekten uzaktır. Geriye kadınların bilinçli yönlendirmesi dışında bir seçenek kalmıyor. Kadın hakları savunuculuğuna soyunmuş erkekler, haksızlığa uğramış bir kadını dinleyip hak verip avukatlığına soyunurken işsiz, tahrik edilmiş, aşağılanmış erkeklerle niçin ilgilenmezler? Suçlamak en kolay olanıdır. "Ay ne olacak!", "Başka ne beklenir ki!..", "Böyleleri toplumun yüz karası," "Evlenirken aklın neredeydi?" sözleri bu durumlarda söylenen sözlerden bir kaçıdır.
 

Kadınlar dile getirdikleri şikayetlerde (erkeklere dair) haklı da olabilirler haksız da. Burada takdir edilmesi gereken, onların mücadele azmidir. Bunu çok önemsiyor ve gıpta ediyorum. Kadınların çoğu haksız veya kısmen suçlu olduğu durumlarda bile kendilerini haklı, mağdur konumunda gösterebiliyor.
 

Erkekler, kadınlar ile yaşadığı sorunlarda, onlarla mücadele etmek yerine kendini suçlamayı seçer. "Eşek kafam...", "Niye yaptım ki?", "Ayaklarına kapanıp af dilesem kabul eder mi?". Üzerindeki baskıdan, tahrikten, kendisine biçilmiş rolden şikayetçi olmaz ve mücadele etmez. Karşı tarafı, haksız da olsa suçlamaz.
 

Tartışma sonrası kocasını eve almayarak kapılarda yalvartan kadınlar, malûmunuzdur. Kocası ile yaşadığı gerginlik sonrası ailesinin yanına giden kadınlar için, hep kocalar barışma girişiminde bulunur. Bu girimişimler sırasında bazen aşağılanır, hakarete uğrar. Çoğu zaman da kadının ailesi tarafından dövülür. Ölümle sonuçlanan olaylar da az değildir.  
 

Erkekler, kadınları suçlamaz. Suçlamalar genellikle kadından erkeğe yöneliktir. Genel profilin aksine ben, kadınları suçluyorum!
 

Günümüze dek ulaşmış erkek ve kadın pozisyonları, yaşamakta olan insanların suçu değildir; bin yıllar içinde şekillenmiş ilişkilerdir. Şunu kabul etmek gerekir ki; şu an gelinen nokta, erkekler aleyhine büyük bir dengesizlik ve haksızlık içermektedir. Yaşamakta olan kadınlar, mevcut konumdan sorumlu olmayabilirler! Bu konumu kabul etmekle, bu döngüden kurtulmak için yeterli çabayı göstermemekle dolaylı da olsa bugün gelinen noktayı kabul ediyorlar demektir. Gelinen noktada en çok kadınları ve de erkekleri şunlar için suçluyorum:


1 - Biçilmiş Rolleri Kabullenme

Günümüzde kadınlar ve erkekler kendilerine biçilmiş rolleri bir eldiven gibi giymişlerdir. Bu rolleri reddetmek şöyle dursun, sorgulama gereğini bile duymuyorlar. Hepsi mevcut durumu pekiştirmek için yoğun çaba içerisindeler.


Kadınları ve erkekleri, belirlenmiş bu rolleri sorgulamamakla suçluyorum! Kadınlardan başlayalım: Kadına biçilmiş olan, üretime dayanmayan, paylaşımdan ve doğallıktan uzak roldür... Bu rolü kabullenişi rencide edici buluyorum.
 

Kadına biçilmiş rolde; üretmeyen, korunan, esirgenen, muaf tutulan, ayrıcalık bekleyen, toplumsal yaşama gereği gibi katılmayan (politika, eğitim, sanat), bireysel düşünen, süslenmeyi hak sayan, anneliği ömür boyu silah gibi kullanan, nazik, terbiyeli, ve ölçülü olmak gibi kavramlar öne çıkmaktadır. Bu rolde; bireysel, edilgen, pasif, katılımdan uzak bir konum vardır. Kadınların çoğu bu olumsuz olguları değiştirmek yerine; tüm rolleri taşıyarak; emek, üretim, katılım vb. değerleri erkeği kullanarak gerçekleştirme yolunu seçmiştir.
 

Kadınlar inşaatta çalışmayı, askerlik yapmayı istemeli; tek başına çocuk bakımını reddetmelidir. Günümüz kadınlarının böyle kaygıları olmadığını görüyorum. "Biz de zorunlu olan askerliği yapmak istiyoruz" diyen kadına, kadın kuruluşuna rastlamadım.
 

Erkeğe Biçilmiş Rol: Güçlü, cesur, korumacı, üreten, çalı­şan, duygularını belli etmeyen, yaratıcı, ailesinin geçimini ve güvenliğini sağlamak, standartlarını yükseltmekle yükümlü olmaktır.Bu rolün temeli, kadınlara ve çocuklara hizmetten geçiyor. Kadını hoş tutmak, mutlu etmek, peşinden koşmak, elde etmek erkeğe biçilmiş rolün unsurlarıdır.
 

Tamamen verici, hizmete dayalı bu yaklaşım ve tutum paylaşımdan uzaktır. Kadınların çoğu sürüp giden bu durumdan rahatsız olmadıkları gibi tüketime ve sömürüye dayalı düzeni sürdürmekte hiçbir sakınca görmemektedir.


2 - Cinselliği Kullanma

Kadınların evinde, iş yerinde, okulda, çarşıda, pazarda, toplumsal her alanda cinselliklerini kullandıklarını ilgili bölümlerde açıklamıştım. Cinselliğini yapay bir biçimsellik üzerine kuran kadın, neredeyse plastik bir görünüm kazanmıştır. Kadınları doğal olmamakla, yapay görünümleri nedeniyle elde ettikleri cinsel cazibelerini hemen her alanda kullanarak hak etmedikleri ayrıcalıklar sağladıkları ve haksız rekabet yarattıkları için suçluyorum.


3 - Üretime Katılma

Kadınların çoğu yaşamlarını erkeklerin üretimine ve kazancına endekslemiştir. Dünya üzerinde yaşayan kadınların önemli bir bölümü hiç çalışmazken, çalışanlar ise dilediği yaşam standartını sağlayan erkeği buldukalarında işlerinden rahatlıkla ayrılmaktadır. İşlerinden ayrılmayanlar da yaşamı paylaşma noktasında üstlendikleri standart görevlerini, erkeklere minnet duyulması gereken bir şey olarak sunmaktadırlar. Çoğu, erkeği kendisini çalışmak zorunda bırakmaktan dolayı suçlamaktadır.
 

Kadınların çoğunu:

Yaşamın kaynağı olan üretim ve paylaşımı umursamadığı, paylaşımı kendi istediği şekilde yaptığı için...

Yaşamını ve geleceğini erkeklerin kazancı üzerine kurup, bunu değiş­tirmek için hiçbir girişimde bulunmadığı, erkeği bu uğurda büyük stres al­tına soktuğu için...

Üretime gerektiği gibi katılmayarak erkeğin yükünü ağırlaştırdığı, onu iki üç işte çalışmaya mecbur ettiği, zihinsel ve bedensel olarak tükenme­sine neden olduğu için...

Erkekler birer köledir. Kölenin en büyük beklentisi, yaptıklarına karşı sahibinden duyacağı birkaç güzel sözdür. Bu sözleri bile karşılıksız olarak sunmadığı için...

Erkeğin yaptıklarını küçümseyip görmezden gelerek, yok sayarak, onun emeğine en büyük saygısızlık yaptıkları için...

Erkeğe hakkını teslim etmeyip emeğini küçümseyip görmezden gelip yok saydığı için...

Var olanla yetinmeyip erkeği daha, daha fazlası için zorlayan, suça ve gayri ahlaki yollara ittiği için SUÇLUYORUM.


4 - Anneliği Kullanma

Doğanın kadınlara tanıdığı bu fiziksel ayrıcalığı, hamile kaldığı günden ölümüne kadar kullanan kadınları suçluyorum!.
 

Kadınlar isterse, ilk birkaç aydan sonra, çocuğun her türlü bakımına kocasını ortak edebilir. Bunu bilerek ve isteyerek yapmayan anne çocuğundan babayı uzak tutar. Ona güvenmediği için çocuğu bırakmaz.
 

İstediği ve hoşlandığı için yaptığı işi (anneliği), kocasının başına kakarak isteklerini gerçekleştirme yolunda kocasını zorlayan kadınları; babalığı, babanın yaptıklarını yok sayıp çocukları babalarından uzak tutan, kendi yaptıklarını abartan, duygu sömürüsü yapan, anneliği kullanan kadınları suçluyorum!..


5 - Erkekleri Kısıtlama
 

Yapısı gereği merak eden, araştıran, gezip görmek isteyen, yaratıcı, duygulu, üretken olan erkekleri kısıtlayan kadınları suçluyorum.
 

İstemedikleri ve hoşlanmadıkları etkinliklere istekli kocasının yönelmesini ve ilgilenmesini engelleyen sanat etkinliklerinin yaratıcı (bestecilik, ressamlık, yönetmenlik vs.) alanlarında kocasını desteklemeyen, aşağılayan, onları engelleyen; basit zevk ve hobilerine erkeği katılmaya zorlayan, "anca beraber kanca beraber" deyip, erkeğe yapışan; herkesin tanık olduğu büyük yükler ve stresler altındaki erkeklere haklarını teslim etmeyen; yıllardır  yarattıkları sunî sorunlar için erkekleri suçlayan, ezen, sömüren intiharına, hastalanmasına, erken ölmesine neden olan, gayrimeşru işlere zorlayan ve erkeklerin haklarını savunmayan kadınları suçluyorum.


6 - Toplumsal Yaşama Katılma
 

Toplumsal iletişim ve paylaşımın temeli olan eğitim, iş, politika, sendika, sanat, bilim çalışmalarına yeterince katılmayan; dünyamızın daha yaşanılır, insanlığın daha çağdaş ve mutlu olması yolunda üzerine düşen sorumluluğu almayan; uygarlığa dikkate değer katkılar yapmayan, kişisel hırs ve mutlu­lukları için çalışan; toplumsal ve toplumlararası iletişim ve barış için yeterli çaba göstermeyen kadınları suçluyorum.


7 - Hastalık

Numaradan hastalıklar yaratan, mevcut hastalıklarını abartan, bu yolla sorumluluklarından kaçan ilgi bekleyen, baskı yapan, erkekleri hastalıklarının sorumlusu gibi gösterip onları komplekslere sokan kadınları suçluyorum.


Yukarıda saydığım birçok konuda; katılmayan, denemeyen, üretmeyen kadınları suçluyorum. Diğerlerine saygı duyuyor, alkışlıyorum.