Bir Pazar sabahı sevgili arkadaşlarım Zeynep Sevil Güven ve İdil Ozman’la birlikte Sevil’lerin evinde kahvaltı ediyorduk. Sevil birden “Yahu arkadaş keşke şöyle bir yer olsa da yazsam. Hani oturup güncel olayları evrensel değerler açısından değerlendirebileceğim, mesela Popstar’ı oturacam ve farklı biçimde değerlendireceğim falan. Ama yok” dedi. Ben de “ne zamandır kafamda aktüel-spiritüel dergi projesi var, bunu daha önce Aktüel’deki arkadaşım Aycan’la da konuşmuştuk, ama şimdi bunun baskısı maliyeti falan nasıl çözülür” dedim. Oradan İdil atladı ve “Oğlum internette çıkart dergiyi. Birkaç sayı sonra da eğer uygun bir şeyler olursa gidip dergi gruplarıyla görüşürüz” dedi ve bende tink diye bir şey attı. Sonra “olabilir mi acaba?” diye 10 saniye düşündüm ve “olur olur” dedim. İşte o anda derKİ’nin ilk adımları atılmış oldu.

Daha sonra Ankara’ya döndüğümde sevgili Sensei’m Gülüm Omay’la konuştum bu olayı. O da “Grup A-Reikievi’nin planlarında zaten böyle bir dergi vardı. Ben sana her türlü hukuki ve maddi altyapıyı sağlarım” dedi. Sonraki aşama ise yazarların belirlenmesi oldu ki işin en keyifli kısmı buydu açıkçası. Yıllardır gerek e-mail gruplarında yazıştığım, gerek yüzyüze tanıştığım ve yazarlığına güvendiğim kişileri davet ettim ve künyemizdeki kadro oluştu. (2. sayı çok daha genişlemiş bir kadro olacağına eminim)

derKİ’nin temel felsefesini yazar arkadaşlara şöyle anlatmıştım: “Arkadaşlar biz Aktüel dergisinin spiritüel versiyonunu yapacağız. Güncel olayları, spiritüel bilgilerle harmanlayıp değerlendireceğiz. Bir de sizden “Reiki nedir, Ayurveda nedir” gibi yazılar istemiyorum. Onları internetten herkes indirip okuyabilir. Alanlarınızın dışına çıkın ve farklı çerçevelerden yazın. Bir de mutlaka yazılar ‘siz’den olsun. “Siz”in hissettiklerinizi aktarın”. Sonra süreç gelişirken farklı donanımları olan yazarlarımızda katılınca spiritüel dergi konseptini genişlettik ve daha geniş kapsamlı yarı-spiritüel bir dergi ortaya çıktı ki hem hedef kitlemizi; hem de yazarlarımızın hareket alanını da genişletti. Zaman içinde derKİ’nin yapısının gelişmeye ve genişlemeye devam edeceğine inanıyorum. Umarım birgün bayiden alabileceğiniz bir dergi olacak derKİ…

derKİ’yi hazırlarken en önde tuttuğumuz kriterlerden biri de: herkesten önce kendimizin keyif alarak okuyacağı bir dergi hazırlamaktı. Yazıları ardı ardına dizerek ve içine iki fotoğraf attırarak bir bülten oluşturabilirsiniz maalesef. Dergiciliğin esprisi işin ruhunda yatıyor ve eğer dergiyi hazırlayanlar kendi dergilerindeki yazıları okurken oflayıp pufluyorlarsa, okuyucular iki kat eziyet çekiyorlar uzun yıllardır en az beş dergiyi sürekli takip eden bir okur olarak bunu iyi bilirim. Ayrıca okuyucunun karşısındaki bilgiler çok tekniğe girmiş ve ağır bir dil kullanıyorsa yazı okuyucuya bakar, okuyucu da yazıya. Bu da pek de arzu edilmeyen bir şeydir tahmin edeceğiniz üzere. derKİ’ye yazı seçerken özellikle bu noktalara dikkat ettik ve okurken kendi keyif aldığımız yazıları kullanmaya özen gösterdik. Sağolsunlar yazarlarımız da zaten işin esprisini anladıkları için keyifli yazılar çıkardıklar kanaatimce. Ama tüm bu cümlelerim kendi kişisel düşüncelerim, umarım siz de okurken keyif alırsınız derKİ’den.

derKİ hepimize hayırlı uğurlu olsun diyerek tamamlamak istiyorum cümlelerimi. Umarım keyifli bir yolculuk olur hepimiz için.
 

Sevgiler,

Hasan “Sonsuz” Çeliktaş