Var Olan Tek Şey Zihindir

1.570 views

İnsan dış dünya ile zihni arasındaki bağı doğru değerlendirmediği gibi zihin hallerinin denetiminin elinde olduğunu da bilmiyor. Dış dünya zihnin hallerini şekillendirirken zihnin de dış dünyayı şekillendirdiğinin farkında değil.
Dış dünya, üzerinde öz hakimiyet kazanılmamış bir zihni şekillendirirken, ona ne hissedeceğini emreder. Aslında zihne ne hissedeceğini söyleyen dış dünya yine kendi zihnimizin bir ürünüdür.

Zihnin öz denetim kazanmamış halinin bir ürünü olarak yaratılır. Bu yaratım geçmiş hayatlardan gelen etkilerin bu yaşamda ve bugünde sonuç vermesi şeklinde olduğu gibi aynı zamanda şimdiki zamanda zihnimizi nasıl kullandığımız tarafından da belirlenir. Kısacası hayatımız ve dünya olarak tanımladığımız deneyimlerimiz zihnimiz tarafından yaratılmaktadır.

İnsanın bilmediği şey ise aynı dış dünya deneyimine iki farklı şekilde tepki veren zihnin olaylar zincirini iki farklı yöne doğru hareket ettireceğidir. Zihin dış dünyadaki belli bir olaya + olarak tepki verdiğinde A sonucuna neden olurken, — olarak tepki verdiğinde B sonucuna neden olur. Dolayısıyla da zihnimiz olaylara verdiği tepkilerle ve yaşamı nasıl algılamaya karar verdiyse dış dünyaya ya da yaşama o yönde şekil verir.

Burada insanın yanılgısı zihnin de dış dünyanın da bizim denetimimizin ötesinde olduğunu sanmasıdır. Elbette burada dış dünyadan kastedilen şey tüm dünya değil bireysel olarak algılanan dünya ve bu dünyanın birey üzerindeki etkileridir. Bu anlamda anlaşılması gereken hayati konu zihnin, eğer farkındalık ile konsantrasyon kaybolursa ve doğru anlayış geliştirilemezse dış koşullar tarafından yönetileceği ama eğer farkındalık ile konsantrasyon geliştirilir ve doğru anlayış kazanılırsa o zaman zihnin denetiminin kişinin eline geçeceğidir.

Doğru anlayış, hissedilen ya da deneyimlenen her olgunun düşünceler tarafından tetiklenen ve beklentilerle desteklenen duygulardan meydana geldiğinin anlaşılmasıdır. Eğer belli bir beklenti varsa, bu beklenti çok doğal olarak belli bir düşünceyi ve bu düşünce de çok doğal olarak belli bir duyguyu yaratır. Örneğin eğer mutlu olma beklentimiz varsa ve eğer dış koşullar uygun olmadığı için mutlu olamıyorsak bu durum bizde mutsuzluk yaratıcı düşünceleri doğuracak ve bu düşünceler de mutsuzluk olarak deneyimlediğimiz bir duygu durumunun yaratılmasını sağlayacaktır. Bu duygu hali çok doğal olarak dış dünyaya verdiğimiz tepkileri değiştirecek ve bizi mutluluğa ulaşmak için stratejiler geliştirmeye zorlayacaktır. Bu stratejiler mutluluğa ulaşmak için rüşvet vermekten, olmadığımız bir insan gibi davranmaya, tehdide, akıl oyunlarına, çalmaya, yalan söylemeye, endişeye, kedere kadar bir sürü ehil olmayan yöntemi ve davranışı kullanmamıza sebep olacaktır.

Ehil olmayan yani ustalıklı olmayan, doğru sonucu veremeyen bu yaklaşımlar sürekli stresle, beklentiyle ve tatmin olamama halinde yaşamamıza sebep olacaktır. İşte bu ıstıraptır. Dolayısıyla da ehil olmayan zihin halleri ve bu hallerden doğan ehil olmayan davranışlar bizi ıstıraba yönlendirecektir.

Oysa, tutunmamak, bırakmak, olgular arasındaki bağlantıları, neyin acı verici neyin haz verici olduğunu doğru anlamak ve zihnin kısa vadede değil, uzun vadede yavaş yavaş eğitilerek, kendiliğinden reflekslerle ehil tepkiler vermesini sağlamak bizi kendimizi tatmin hissettiğimiz, neşeli ve halinden memnun olduğumuz bir var oluş haline ulaştıracaktır. Tatmin ve neşeli bir zihin şüphesiz ki dış dünya ile iletişimimizde çok daha farklı, çok daha iyi sonuçlar verecek olaylar dizisi yaratarak yaşamımızı mutluluk yaratan bir şekilde düzenlememizi ve yaratmamızı sağlayacaktır.

Aslında anlaşılması gerekir ki, ne dış dünya vardır ne de iç dünya. Var olan tek şey zihindir.



Paylaş
Önceki İçerikGüneş & Satürn Kavuşumu ; ENERJİMİZİ KORUMAK ve YÖNETMEK Hakkında Dersler…
Sonraki İçerikVenüs Kova Burcuna Geçiyor
Cem Şen
1968 yılında doğdu. 1981 yılında savaş sanatları eğitimi almaya başladı. 1987 yılında Zen Budizm’in Türkiye’deki temsilcisi olan İlhan Güngören ile tanıştı ve 1987-1990 yılları arasında Güngören’in asistanlığını yaptı. Bir yandan Güngören’i Zen çalışmalarında ve Tai Chi Ch’uan derslerinde destekleyen Cem Şen aynı zamanda Namık Ekin, Mustafa Aygün gibi eğitmenlerle savaş sanatları eğitimini sürdürdü. 1990 yılında ilk çeviri eseri yayınlandı. Aynı yıl çalışmalarını tümüyle Taocu çalışmalara yönlendirdi. Sırasıyla Mantak Chia, Master Wang, Master Wu, Eric Steven Yudelove gibi ustalardan eğitim alan Cem Şen aynı zamanda bu ustalardan farklı Taocu sistemleri öğretme yetkisi de aldı. Halen ustalar ile çalışmalarını ve dünyanın farklı yerlerinde bulunan yaşayan büyük bilgelerle iletişimini ve arayışlarını sürdürmektedir. 1991 yılında Dharma Yayınları’nı ve ardından 2003 yılında bu yayınevinden ayrılarak Klan Yayınları’nı kurmuş olan Cem Şen’in içlerinde “Enerjinin Dansı: T’ai Chi Ch’uan” ve “Dolmuşa Binme ve Dolmuştan İnme Sanatında Zen” adlı kitaplarının da bulunduğu 8 kitabı ve yaklaşık 40’a yakın çeviri eseri bulunmaktadır.

Yorum Yapın