Ölüm Bir Son, Bir Yok Oluş Değildir

921 views

Ölüm bir son, bir yok oluş değildir. Ölüme üzüldüğünü, içerlediğini sanıyorsun. Ölümden korktuğunu sanıyorsun aynı zamanda ve bu senin kendine oynadığın en büyük oyundur. Çünkü korkularımız en büyük arzularımızdır.

Ölüm bir göçtür. Basitçe bulundugun kasabadan, köyden, şehirden, ülkeden göç ettiğin gibi bedeninden göç etmendir ölüm denilen kavramın gerçeği.

Bu kavramla ilgili seni zorlayan göçün kendisi değil, nasıl göç ettiğindir. Öleceğin değil, nasıl öleceğindir seni heyecanlandıran. Göç bilinçli olsun isteriz. Gönüllü olsun. Hazır bulunalım ve kendimiz seçelim taşınırken ne götürüp ne götürmeyeceğimizi. Çıplaklık bu yüzden vardır bedenin göçünde. Oysa önemli olan göç esnasında zihninin ne kadar çıplak olup olmadığıdır.

Hayırlı ölüm bu yüzden dilenir. “Farkındalığın olsun” duasıdır o. Dağınık düşünce ve duygularda sıkışıp kalmaman, dosdoğru hedefe, geldiğin kaynağa yönelmen içindir.

Doğal ölüm için ihtiyacın olan sağlam bir vizyondur. En çok işe yarayanı ise emeklilik hayalleri, torun torba sahibi olma düşünceleridir. Aksi taktirde gitmek için hep bir aceleciliğin olacaktır.

Ölme arzusu öldürülme eylemini getirir. Bu ikisi bir bütündür. Basitce göç etme arzusudur, tıpkı oturduğun evden sıkılıp bir başka eve taşınmayı istemek gibidir.

Bulunduğun şartlarda tatminsiz olduğunda ya da dünyevi tatmine erken ulaştığında göç etmek için yanıp tutuşursun ve bunun için sebepler oluşmaya başlar. Bu da bir seçimdir ve tek sorun seçimin bilinçsizliğidir.

“Ölüm” bir kelime, ölümle gerçekleştiğini sandığın şey ise bir düşüncedir sadece. Düşüncene yüklediğin anlamları değistirmedikçe ne gidenleri anlayacaksın ne de gönderenleri.

Kendi hikayenin finalini kaçırmaman dileğiyle 🙂



Paylaş
Önceki İçerik2017 Yıllık Burç Yorumları
Sonraki İçerik2017 Yılı Yeniay – Dolunay – Tutulum Takvimi
Meryem Suna
1977 yılının Kasım ayında Samsun'da doğdum. Maneviyata olan ilgim ve merakım nedeniyle Medrese eğitimime İlkokuldan önce başladım. İlahi olana duyduğum aşk ve arzunun çocuk ruhuma kattığı tadı izleyerek yola devam ettim. İnsanın sonsuz potansiyel gerçekliği ile tanışmam tam olarak cinsellikle ilgili keşiflerim üzerine ortaya çıktı. Bu süreçle birlikte zihnimin yapısını büyük bir dikkat ve farkındalıkla gözlemleme becerisini geliştirdim. Cinsellik ve Spiritüellik arasındaki bağı kavramak ve ikisi arasındaki dengeyi sağlamak, bilinçli gözlem ve deneyim araştırmalarım sonucunda oluştu. Akademik eğitimimi Sosyoloji üzerine tamamladım. Türkiye'de uzman bir kurumdan Bütünsel Yaşam Koçluğu sertifikası alarak bu alanda çalışmalara başladım. Aile Dizimi, Kuantum, Psiko Kinesiyoloji, Reiki, ReConnection, Tachyon gibi birçok Enerji Teknikleri ile çalıştıktan sonra Tantra ile tanıştım. Tantra öğretisinin varoluşa yaklaşımındaki saygı, anlayış ve kabulü beni derinden etkiledi ve eğitimimi bütünüyle bu şefkatli disipline yönlendirdim. Tantra'da Osho yaklaşımını merkez alarak tüm çalışmalarımı cinsellik ve ruhsallık üzerine yoğunlaştırdım. Yüksek sezgi gücüm, sorgulama cesaretim, Öz'e duyduğum sarsılmaz güvenle nihayet manevi doyumun ve içsel huzurun varolduğu yaşam sanatını kendime armağan ettim. Eğitim ve çalışmalarımı Türk Kültürünün zihin yapısına uygun olarak sentezlemeye, Tantra ve Tasavvuf arasında yakaladığım nitelikli ilişkiyi halen sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Bilgiyi sürekli dışarıda arayan insan zihninin en önemli bilgiyi kendi tohumunda barındırdığını biliyorum, bilinçli eş yaratımın ancak cinsellik ve aşkın ruhsal keşfi ile mümkün olduğu gerçeğini aktarmaktan onur duyuyorum.

Yorum Yapın