The Wise Website

A+ R A-

Paralel Evrenler’deki “Ben”lerimle Buluşma

On yaşımdayken bir gece rüyamda, ertesi gün öğleden sonra bana bir yabancının geleceğini, bir adres soracağını ve ondan asla korkmamam gerektiğini söyleyen birşeyler görmüştüm. Üstüne üstlük rüyanın kokusu da vardı ki sanki herhangi bir yabancıya değil de; özellikle kokusundan tanıyacağım bir kişiye, adresi tarif etmemi tembihler gibiydi.

Ertesi gün saat öğleden sonra arkadaşlarımla oyun oynarken aynı zamanda da bekliyordum. Yanıma yanaşan kim olursa kokluyordum ki birden rüyamdaki kokunun aynısına sahip birisi bana doğru gelerek adres sordu ve ben de hemen oyunu bırakarak ona yolu tarif etmiştim. Döndüğümde ise büyük bir görevi yerine getirmenin keyfi içerisindeydim. Beni tereddüt etmeden bu yabancıya yakınlaştıran bir diğer boyuttaki kendimdim. Bunu biliyordum çünkü o kişiye adresi tarif ettikten sonra, ne zaman istersem benim de onun rüyasına girerek birlikte olabileceğimizi söylemişti ve eklemişti: “Ben senin diğerinim.”

1993 yılı bir öğleden sonrasında kendimi derinden saran mutsuz içinde oyalarken çok güçlü bir sesle irkildim: “Paralel evrendeki parçan üçüncü boyuta sıkıştı.” Bu ses, öylesine kesin ve belirgin gelmişti ki kendimi bir an da başka bir alanda, yer çekiminin olmadığı bir zaman diliminde hissetmiştim. Paralel evren de ne demekti? Üçüncü boyuta sıkışan neydi? Sanki birisi misafirliğe gelmiş de gidememiş gibi miydi? Algılamaya çalışıyordum ama zihnim izin vermiyordu; bilmediği bir alanın önüne ‘’tehlikelidir girilmez’’ levhasını çakmıştı resmen. Kendimi tuhaf hissetmeye başlamıştım ve herhangi bir kaynağa başvuramayacak kadar yetersiz şartlar altındaydım. Dahası bana bu konu ile ilgili açıklama yapacak birilerini de tanımıyordum.

Mutfakta Boğulan Bir Kadın

Aradan uzunca bir zaman geçmişti ama ben hala sesin etkisindeydim. Bu etkinin enerjisini boşaltmak için en iyi bildiğim şeyi yapmaya, yani yazmaya kendimi verdim. Kalemimden satırların dökülmesiyle beraber de iki boyut iç içe geçmeye başladı sanki. Bir yanda mutfakta günlük hayatını sürdüren bir kadın vizyonunu yani kendimi izlerken; aynı anda da denizde boğulan bir kadını görüyordum ki iki filmi birden seyretmek gibiydi bu. Ama önemli bir farkla, ben iki filmi de canlı canlı yaşıyordum! Bir yandan mutfağımda oturuyordum, ama bir yandan da nefes alamamayı yaşıyor ve ölmek üzere olduğumu biliyordum. İnsanlara son vedamı yapamadığımı düşününce de ızdırabım daha da artıyordu; ama artık çok geçti, ölüyordum ve yapabileceğim hiçbir şey yoktu... Derken aniden gözlerimin önünde denizde boğulmaktan son anda kurtarılmış ama yarı baygın halde yere yatırılmış olan bir kadın ve onun etrafını saran insan kalabalığı belirdi. Acil müdahale ekipleri onu hayata geri döndürmeye çalışırlarken sanki beni de bu müdahaleye dahil etmişlerdi ve de aynı anda ikimiz birden nefes almaya başlamıştık.

Eşikte…

Artık yazarken sık sık vizyonlar görüyordum ve bununla birlikte büyük bir bilgi akışı da başlamıştı, tabii aklımdaki soru işaretleri de büyüyordu. Eğer o parçamla bütünleşebilirsem, o zaman iki kişilik birden mi sergileyecektim? Aklımı kaçırma olasılığım ne kadardı? Yoksa bu bütünleşme aynı anda diğer boyutlara da açılmamı sağlayarak, benim bu dünyadaki görevimi mi bitirecekti? Ayrıca çocukluğumdan beri iç içe geçtiğini hissettiğim yaşamlar; şimdimi mi, geçmişimi mi, yoksa geleceğimi mi kapsıyordu?

Tüm bu olan bitene inanmak için kendimi çok zorladım. Zorladıkça da bilgi kendini daha fazla gizledi. Şükürler olsun ki bu hatamı fark etmek de beni kendime getirdi. Aslında bu zorlama falan değildi, kendiliğinden oluşan harika bir deneyimdi. Kendimi bu deneyime bu sefer rüya aracılığı ile ya da çok büyük bir sıkıntı enerjisi ile değil tamamen bilinçli bir şekilde açmaya karar verdim ve de iyi ki de öyle yaptım. O zamana kadar sudan korkan ben, şimdi gayet iyi yüzmeye başlamıştım. Ayrıca gün içerisinde üzerime çöken boğulma hislerim de şifalanmıştı sanki ve yaşamaz olmuştum.

Tüm bu hatırladıklarımın eşliğinde artık birşeylerin olmasını beklemek yerine, kendimi diğer boyutlarda bilinçli bir şekilde görmeyi arzuluyordum. Paralel evren adı verilen kavram, boşluk alanına girilerek; başka bir deneyim alanının yaratılması gibi bir şey olabilir miydi ve ben, bu boşluk alanına kendi başıma girebilir miydim?

Sorularımın yanıtlarını almanın ve yaşadıklarımın ne anlama geldiğini anlamanın eşiğindeydim; ama yardım hiç beklemediğim bir şekilde karşıma çıkacaktı.

Aylardan Mayıs, Yıllardan 2005…

Artık yazılarım vizyonlarla dolu bilinç çalışmalarına dönüştürmüştü. Nitekim bir gece çok yoğunlaşmış biçimde yazı yazarken birden bir varlığı çok güçlü bir şekilde hissetmeye başladım ve biraz sonra adının Loo olduğunu söyleyen bir ejderha karşımda duruyordu.

Loo bana sırtına binmemi ve beni yedinci boyut adını verdiği yere götüreceğini söyledi. Ben yukarı çıkacağımızı zannediyordum ki; Loo, bana gülerek “Neden aşağıda da yaşamların var olduğunu düşünmüyorsun?” diye sordu. Nereye gidiyorduk hiç bir fikrim yoktu, ama kendimi benzersiz bir keyif içinde bulduğumu itiraf etmeliyim. Derken Loo bana, aklımdakileri sorabileceğimi söyledi ve ben de hemen başladım.

(Sayfa 1 / 3)
Son Düzenlenme Çarşamba, 21 Aralık 2011 15:16
Esra Erdoğan

1968 yılında doğdu. 2004 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Yönetimi bölümünü bitirdi. Semra Ayanbaşı ve Ercüment Ayanbaşı’ dan Deeksha, sevgili Gülüm Omay’dan Reiki 1, ve sevgili Nilgün Sarar’dan The Reconnection- Reconnective Healing  uyumlamaları aldı. Doğaya ve de özellikle hayvanlara olan düşkünlüğü yüzünden vegan tarzı beslenmeyi tercih etti ve bununla ilgili olarak Trendus dergisinde blog yazıyor. Tüm bunlara ek olarak ailemizin uluslararası gıda şirketinde gurme- line danışmanı. Evli ve 2 tane çocuğu, bir tane de kedi oğlu var.

Eposta Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Yorum ekle


Okumaya Devam Etmek İsterseniz...

Çıplak Ayaklar

Çıplak Ayaklar

Günlerdir dönüp duruyorum evin içinde. İçimde bir sıkıntı bir boşluk… Bir şey eksik diyorum bir şey eksik. Üstümde bir a...

Melis Çınar - avatar Melis Çınar içimdeKi

Canlı Bombalar

Canlı Bombalar

Onlar sizin, bizim ve sokaktaki herhangi biri kadar sıradanlar. Yürüyor, düşünüyor, görüyorlar. Dahası onlarında aileler...

Konuk Yazar - avatar Konuk Yazar incelediK

Şimdi Değilse Ne Zaman?

Sizi bilmem ama ben tarihi eser gezmeye bayılırım. Özellikle de antik kentlere özel bir ilgim vardır. O mermer sütunlu c...

Hasan Sonsuz Çeliktaş - avatar Hasan Sonsuz Çeliktaş ruhtaKi

İbrahim Tatlıses ve Kadınları

İbrahim Tatlıses ve Kadınları

25 yıl önce Urfa’dan İstanbul’a geldiğinde yaşayacaklarını hayal bile edemezdi. Kısa sürede toplumun büyük bir kesiminde...

Zafer Kılıç - avatar Zafer Kılıç biyografiK

tepe sag alan

sag alan

FacebookTwitterFeedYoutube

yenibiradim zest