Arzu, Yoksunluk ve Umut

669 views

2018 yılı boyunca onca olasılık arasından yapılmış bilinçli ya da bilinçsiz seçimlerin tümüne kabul vermek, süreç ve sonuç ne olursa olsun bu seçimlere bağlı durum, olay ve bireyleri kapsayan deneyimlere razı olmak, adına “2018 yılı” dediğimiz zaman döngüsündeki ahitlere vefa göstermek önceliğimiz olmalıdır.

2019’da ise her şeyin başlangıcı olan, gittikçe daha çok bölünen, bölündükçe dağılan ve çoğalan “arzunun” sığ, yüzeysel ve menfii olandan özgürleşip, kudsi ve ulvi olan asli doğasına, Tevhide geri dönmesi bilinçli zihnimizin ortak duası olmalıdır. 

Adı geçmiş ve gelecek olan zaman algısını ancak bu şekilde yapılandırdıktan sonra şimdiyi bilebiliriz.

Bir geçmiş ve bir gelecekten söz ediyorsak aynı zamanda yoksunluk ve umuttan söz ediyoruz demektir. Açığa çıkan her ihtiyacın o an içinde mutlak bir karşılayıcısı vardır. Umut bu eş zamanlılığın yakalanmasında zihinsel bir araçtır. Yoksunluk ve Umut arasındaki mesafe artarsa zihin daha fazla gurultuye maruz kalır, geçmiş gelecek denilen zaman aksında hızla hareket eder.

Yoksunluğun varoluşsal kök ihtiyacı birleşmektir. Basit fiziksel yoksunluklarda da aynı ihtiyaç söz konusudur. Aç olma halinde yemekle birlesmek, üşüdüğünde sıcakla birleşmek, yorgunluğunda yatakla birleşmek, su ile birleşmek şeklinde devam eder ve gider. Birleşmelerimiz tamamlandıkça farklı boyutlarda farklı birlenmelere doğru yol alırız. Yoksunluk kendini her boyutta gosterir ve birlenme motivasyonu icin yoksunlugun içinde umut harekete geçer. İlahi sistemde her şey birlenme üzerinedir. Birlenme tamamlanmadır. Tamamlanmış her an’ın geçmişi ve geleceği olmaz. Bu durumda yoksunluk ve umut birlikte aynı amaç için çalışan iki önemli kuvvettir. Ve her ikisinin bağlı olduğu ana kuvvet ise arzudur.

Arzu yoksunluğu yaratır ve sonra umudu doğurur.

İçindeki en derin yoksunluğun keşif ve müşahedesine erişmiş bir zihin için arzu yücelmiştir. Semavi olana, merkezde O’nun olduğu her şeye özenle yönlendiğinden sonsuz olasılıklar arasında ihtiyaç duyulan fırsat, ışıl ışıl parlar; artık onun için kolaylıkla görünür, anlaşılır, ayırt edilir ve hızla hayata geçirilir olur.

Keşif ve Gözleme emanet arzularınız ve can suyu şuur olan fırsatlarınız olsun.

Önceki İçerikAy Tutulması- Çağrı
Sonraki İçerikBeyaz Lotus Yolu Üzerine…
Meryem Suna
1977 yılının Kasım ayında Samsun'da doğdum. Maneviyata olan ilgim ve merakım nedeniyle Medrese eğitimime İlkokuldan önce başladım. İlahi olana duyduğum aşk ve arzunun çocuk ruhuma kattığı tadı izleyerek yola devam ettim. İnsanın sonsuz potansiyel gerçekliği ile tanışmam tam olarak cinsellikle ilgili keşiflerim üzerine ortaya çıktı. Bu süreçle birlikte zihnimin yapısını büyük bir dikkat ve farkındalıkla gözlemleme becerisini geliştirdim. Cinsellik ve Spiritüellik arasındaki bağı kavramak ve ikisi arasındaki dengeyi sağlamak, bilinçli gözlem ve deneyim araştırmalarım sonucunda oluştu. Akademik eğitimimi Sosyoloji üzerine tamamladım. Türkiye'de uzman bir kurumdan Bütünsel Yaşam Koçluğu sertifikası alarak bu alanda çalışmalara başladım. Aile Dizimi, Kuantum, Psiko Kinesiyoloji, Reiki, ReConnection, Tachyon gibi birçok Enerji Teknikleri ile çalıştıktan sonra Tantra ile tanıştım. Tantra öğretisinin varoluşa yaklaşımındaki saygı, anlayış ve kabulü beni derinden etkiledi ve eğitimimi bütünüyle bu şefkatli disipline yönlendirdim. Tantra'da Osho yaklaşımını merkez alarak tüm çalışmalarımı cinsellik ve ruhsallık üzerine yoğunlaştırdım. Yüksek sezgi gücüm, sorgulama cesaretim, Öz'e duyduğum sarsılmaz güvenle nihayet manevi doyumun ve içsel huzurun varolduğu yaşam sanatını kendime armağan ettim. Eğitim ve çalışmalarımı Türk Kültürünün zihin yapısına uygun olarak sentezlemeye, Tantra ve Tasavvuf arasında yakaladığım nitelikli ilişkiyi halen sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. Bilgiyi sürekli dışarıda arayan insan zihninin en önemli bilgiyi kendi tohumunda barındırdığını biliyorum, bilinçli eş yaratımın ancak cinsellik ve aşkın ruhsal keşfi ile mümkün olduğu gerçeğini aktarmaktan onur duyuyorum.

Yorum Yapın