Kriz ve Libido

6.264 views

 

Ana fikir fıkrada gizli: Trakyalı çiftlik sahibi Hüsmen Aga, orta yaşlı ve evli bir adamdır. Çifti çubuğu yerindedir, keyfi de yerindedir, ama karısı yerinde duramayan bir hanımdır. Adamcağız yorgun argın geldiği evde, sürekli olarak borçlu olduğu bir veresiye defteri burnuna uzatılmakta, borçları hatırlatılmaktadır. Hüsmen Ağa, büyük bir hata eder, ve gencecik bir delikanlı olan İbrahim’i çiftliğine kahya olarak alır. İbrahim bütün gün, sürüleri toparlamakta, tarlaları sürmekte, sütleri sağıp, yoğurdu ve peyniri mayalamakta, diğer işçileri kontrolde eksik bırakmamakta, buna rağmen akşam evine koşarak gitmektedir. Hüsmen Ağa’nın karısı, ona İbrahim’in evinde geç saatlere kadar yanan ışıklardan, her sabah yıkanan çarşaflardan, İbrahim’in karısının gün içinde attığı kahkahalardan bahsetmeye, hatta sadece bunları konuşmaya başlamıştır. Hüsmen Aga düşünür, düşünür, bir çare bulmalıdır. Çağırır İbrahim’i. “Bak oğlum”, der,” Ben seni çok sevdim. Şu koyunların yüz tanesini ortak sahiplenelim. Sen hem işini yap, hem de bu koyunlardan para kazan.” İbrahim teklifi ikiletmez, ağasının ellerine sarılır, filan. Aradan bir süre geçer. İbrahim işlerini yine yapmaktadır. Ama o sürü yok mu, o sürü? Koyunun birinin memesi iltihaplanır, arpa pahalanır, koç isteksiz davranır, ikiz kuzu doğmaz, peynir maya tutmaz, baytar zamanında gelmez, koyun sayısı azalır. İbrahim’in evinde ışık yanan akşam sayısı seyrelir, karısının suratı asılır. İbrahim’in varlığı artmış, ama yokluğu da artmıştır.

 

Bu hikaye çok evrensel. Belki bunu uzun bir öykü olarak yazmalıyım. Fıkranın bu yazıdaki görevine dönersek, arkadaşlar, erkekadamlar ve hanımkadınlar: Dünyevi sorunlar, libidomuzu düşürüyor.

 

Tarihi incelersek, doğum kontrol yöntemleri henüz bu kadar gelişmemişken bile, ekonomik kriz ve savaş dönemlerinde nüfus artışı durmuş, hatta bazı Batı ülkelerinde azaldığı yıllar olmuştur. Gelecekten umudunu kesen insanlar, olası çocuklarının getireceği külfetler ve yaşayacağı imkansızlıklar nedeniyle kıtlık dönemlerinde, üremeyi reddetmişlerdir. Bu dönemlerde, aslında diğer bütün eğlenceler, pahalı ve ulaşılmaz hale geldiği için, ucuzluğu nedeniyle daha sık yapılması beklenen cinsel eğlenceler, motivasyon eksikliği nedeniyle adeta durmuştur. Ama asıl ilginç olan, krizlerin daha çok erkek libidosunu vurmalarıdır. Özel iç çamaşırı ve cinsel eşya satışlarının kriz dönemlerinde artması, kesilen iştah probleminin seksist davranarak, ağırlıklı olarak erkekleri vurduğunun bir göstergesidir.

 

Yaşama ve hayatta -bugünlerde ayakta- kalma içgüdüsünün üreme, ve haz alma güdülerinin bu kadar önüne geçmesi, kriz nedeniyle İbrahimlerin Hüsmen Agalara dönüşmesi, bilimsel olarak da açıklanabiliyor. Vücudunuz bazı hormonları üretmeyi durduruyor. Siz istemeseniz bile. Mi?

 

Alternatif tıpta, libidonun merkezi kök çakra olarak tamamlanır ve tam olarak iki bacağın birleşme noktasındadır. Bu merkez cinsel ve yaşam enerjilerinizi ve iştahınızı kontrol eder. Dünyayla ve gerçekleriyle bağınız bu çakradan geçer. Psikolojideki süper egonuz, tasavvuftaki beşer yönünüz, ve kanunun size yasakladığı bir çok tavır bu noktanın tetiklemesiyle harekete geçer.
Kainatın dengesi gibi, insan vücudunun da bir dengesi olduğunu savunan Alternatif Tıp, bu çakrayı dengelemek için başka bir çakrayı kullanır. O da tam iki kaşınızın arasındaki üçüncü göz çakrasıdır. Bu nokta, insanların düşünce aktivitesinin merkezidir (Yeri olmasa da size bir sır: etkilemek istediğiniz insanların iki kaşının arasına bakarak konuşun, çok daha ikna edici olacaksınız). Dünyevi ve ruhsal bütün düşünceler bu merkezden geçer. Problemleri çözen, kararları alan, seçimleri yapan nokta burasıdır.

 

Kök çakra ve üçüncü göz çakrası birbirinin dengesini doğrudan etkiler. Tabii ki dengesizliğini de. Sürekli olarak problem çözmeye, engel aşmaya, karar vermeye, seçim yapmaya konsantre bir vücudun, iştah ve libido üretememesi bu dengesizlikten kaynaklanır. Nitekim, “cinsel kapasitesi yüksek erkek” fantezilerinde, konu mankeninin genellikle, entelektüel kapasitesi düşük erkeklerden seçilmesi tesadüf değildir, ya da tatillerde artan yaramazlık güdüleri güneş ve sıcaktan değil, boşalmış ve rahatlamış zihinler yüzündendir. Bu çerçevede, son zamanlarda ortaya çıkan polemikteki gibi, entelektüeller daha az sevişir argümanı, Alternatif Tıp tarafından, “kafaları daha meşgul olduğu için öyledir” açıklamasıyla doğrulanıyor. Ne yazık ki, tersi de doğru. Cinsel aktivite yüksekliğine bağlı olarak, zihinsel kapasite de düşüyor.

 

Çare herşeyde olduğu gibi, dengede. Kararında, dengeli, ölçülü yaşamakta. Değiştiremeyeceğiniz koşullar için zihninizi yormayıp, enerjinizi değiştirebileceğiniz sorunlara konsantre etmekte. Hayatınızdaki şartlanmaları gözden geçirmekte. Öncelikleri yeniden sıralamakta. İki İbrahim’den hangisi olmak istediğinizi seçmekte.
Arkadaş bunlar zor, radikal ve yorucu, libidomuzu geri kazanmanın daha kolay yolu yok mu diyenler? Var. Keşke zor yolu seçip, İskender gibi düğümü kesseniz. Ama kolay çözüm yolu da var.

 

Alternatif tıp, doktorsuz, ilaçsız ve herkesin kendi kendine yapabileceği bazı metotlarla, enerjilerinizi dengelemeyi öğretiyor. “Çakra dengelemesi” her insanın yapabileceği bir uygulama, ve bu konuda internette binlerce sayfa var. Bütün vücudunuzu dengelerken, ağırlığı kök çakraya ve üçüncü göz çakrasına verin.

 

Ben yaptım, oldu…

Yorum Yapın