Eşcinselliğin Tarihi

13.110 views

İ.Ö. 2000-3000 arasındaki döneme değin inen eşcinsellikle ilgili en eski yazılı belgeler Eski Mısır, Sümer ve Hitit uygarlıklarından kalmadır. Bazı Mezopotamya tapınaklarında, yakın zamana değin Hindistan’da süren bir uygulamaya benzer biçimde, kutsal fahişelerin yanı sıra kültün hizmetine verilmiş eşcinsel fahişeler vardı.

Eşcinsellik konusunda özel bir önemi olan iki eski Doğu halkı vardır: Hititler ve Yahudiler. İ.Ö. 1400’lerden klma bir Hitit yasa derlemesinde erkekler arasında evliliğe izin veren bir madde belirlenmiştir. Ama bu maddenin yorumu hala tartışmalıdır. Yahudiler ise eşcinselliğe karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınırlar. Batı uygarlığının eşcinselliği mahkum etmesinin temelinde önce museviliğin, daha sonra hıristiyanlığın ölümsüzleştirdiği bu mücadele yatmaktadır.

Akdeniz uygarlığında eşcinselliğin göreli olarak daha serbest olduğu, sosyal açıdan kabul gördüğü, hatta bazı boyutlarıyla yüceltildiği bir ülke de Yunanistan’dı. Burada pederastik (erkeklerle genç erkekler arasındaki) ve lezbiyenlik (kadınlarla başka kadınlar arasındaki) aşklar gelişip serpilmiş; edebi, sanatsal ve hatta felsefi saygınlık kazanmıştı.

Eski Yunan sanatının büyük bölümünde eşcinsellik bir esin kaynağıydı. Çıplak erkek figürleriyle başlayan bu akım, İ.Ö. 4. ve 5. yüzyıllarda heykel sanatıyla yüceltildi ve bir daha eşine ulaşılamayan bir yoğunluğa vardı. Eski Yunan şiirinde de eşcinselliğe dayanan esinin büyük yeri vardı. Ama yalnızca erkek eşcinselliği değil, kadın eşcinselliği de işleniyordu. Sappho’nun şiirleri bunun kanıtıdır.

Roma Uygarlığı’nın cumhuriyet döneminde eşcinsel ilişkiler sert bir baskıyla karşılanıyordu. Ama bu baskı sadece bir Roma vatandaşı söz konusu olduğunda uygulanıyor, eşcinsellik bütünüyle yadsınmıyordu. Çin’in bütün eski tarihi boyunca, özellikle Han hanedanı döneminde (İ.Ö. 206-İ.S. 220) eşcinsellik çok yaygındı. Feodal Japonya’da askeri çevrelerde eşcinsellik tipik bir olguydu.

Akdeniz Bölgesi’ne dönersek, birçok bakımdan Eski Yunan uygarlığının mirasçısı olan ortaçağ Arap uygarlığında erkekler arasında eşcinsel ilişkilerden esinlenilen olağanüstü bir şiir geleneğinin geliştiğini belirtmek gerekir. Ayrıca bu konuya ilişkin birçok anekdot vardır. Binbirgece Masalları okunduğunda,Arap toplumunda eşcinselliğin konumuna ilişkin bir düşünce edinilebilir. Arap ülkelerinde erkekler arasında eşcinselliğe ait gelenekler günümüze kadar sürmüştür. Hıritiyanlığın eşcinselliği yasaklamasına karşın, Batı ülkelerinde de ortaçağ boyunca eşcinsel ilişkilerin, çok yaygın olmamakla birlikte, sürdüğü anlaşılmaktadır. Papa ve kardinallerin yasakları, mahkeme kararları ve infazlar bu yasak aşka herşeye karşın varlığını sürdürdüğünü kanıtlamaktadır.

Rönesans 15. ve 16. yüzyıllarda eşcinselliğin Eski Yunanistan’ı anımsatan bir biçimde canlanmasını getirdi. Rönesans Avrupası’nda eşcinsel olan ya da bu eğilimi heteroseksüel ilişkiyle birlikte sürdüren pek çok ünlü kişi vardı. Aynı durumun modern çağ için de geçerli olduğu söylenebilir.

Yorum Yapın