New Age Müzik Hakkında…

3.979 views

Bu ilk yazımda, 70 li yıllarda ilk örnekleri ortaya çıkmaya başlayan, 80’lerin sonunda bir kimlik kazanan, 90’lı yıllarla birlikte müzik endüstrisinden ciddi bir pay almaya başlayan NEW AGE üzerine odaklanmak istedim.

1980’ lerin ortalarında tek kanallı TV lerimizde yer alan bir belgeselin müzikleri çoğu insan gibi beni de derinden etkiler. İpek Yolu’dur bu belgesel. Müziklerin yaratıcısı merakımı cezbeden, araştırma sonucunda Kitaro adında bir Japon’un bu şaheseri yarattığını bulurum. Bu arada kulağım TV programlarının jenerik müziklerini, program aralarında çalınan enstrümantal ezgileri yakalamaya başlar. Araştırmalarım sonucu elde ettiğim bilgilerle benzer tür müzikle uğraşan sanatçılarının eserlerini temin etmeye çalışırım. Müzik piyasasında o dönemde yasal olarak yayınlanmış eserler neredeyse bir elin parmaklarını geçmez. İlk aklıma gelenler; elektronik müziği lazer gösterileri ile süsleyen Jean Michel Jarre’ın, Kitaro’nun, Vangelis’in bir iki albümüdür. Üzerine eğildikçe, o dönem faal olan plakçılardaki benzer tarz albümlerin peşine düşülür, harçlıkların neredeyse tamamı kasete yatırılır, plakların arkasından yayıncı firmaların adresleri not edilir, mektuplar yazılır. İlk gelen katalog hatmedilir, notlar alınır, naylon poşetlerde muhafaza edilir. Daha sonra katalogların ardı arkası kesilmez, araştırmalar bitmez. Anlaşılır ki 16-17 yaşlarımda gönlüme düşen bu müzik ateşinin batı dünyasında karşılığının NEW AGE olduğu öğrenilir. Dünyada özellikle bu alanda önderlik yapan Narada, Windham Hill vb. firmaların ürünlerini ülkemizde görebilmek için 3-4 yıl daha beklemek gerekecektir.

Evet, bundan yaklaşık 15 yıl öncesinde müziğin herhangi bir türüyle ilgilenmekte olan dinleyiciler arasında dahi bir aşinalık yaratamamış olan New Age, yıllar sonra günümüzde, özellikle kentli dinleyici kitlesi arasında az sayıda sanatçı örnekleriyle de olsa kendini ispat edebilme noktasına gelir

İlk örnekleri veya kökleri 70 li yıllara kadar uzanabilecek New Age çalışmaları, başlangıçta henüz odaklanmamış ve çok yönlü deneysel çabalar olarak elektronik müzik, rock, caz, klasik, geleneksel müzikler arasında hareket sahası bulurken, 1985 lerde ticari olarak ciddi bir başarı elde edilmeye başlanınca, müzik endüstrisi artık yeni bir türün adını netleştirme ihtiyacını duyar, New Age …

İlk dönemler dinleyiciler, eleştirmenler hatta bu türde çalışmalar yapan müzisyenler bile, New Age şemsiyesi altında çok geniş bir yelpazede sergilenen çağdaş, deneysel ve geleneksel eserler ile bu yeni terim arasındaki ilişkiyi netleştiremez.

1960’ lı yılların sonuna doğru birbirlerinden habersiz olarak çeşitli milletlerden bir avuç besteci, elektro akustik müzik teknikleri ve yeni soundlar bulabilmek adına bazı deneysel çalışmalara imza attılar.Tangerine Dream, Vangelis, Jean Michel Jarre bunlardan ilk akla gelen isimlerdir.

Ancak türün en önemli albümü sayılan 1976 tarihli Jean Michel Jarre albümü OXYGENE ile dijital döneme sağlam bir giriş yapıldı.Bu albüm yeni bir soluk olarak o kadar çok beğenildi ki, listelerde uzun süre zirveye oynadı, People, Newsweek gibi yüksek tirajlı ve saygın dergiler öyle ki Jean Michel Jarre’ ı yılın adamı dahi seçtiler.Bugün bu albüm ile başlayan ve tüm dünyada azımsanamayacak kadar ciddi bir dinleyici kitlesi olan Newage, hızla gelişen ve kolları oluşan bir müzik türü haline gelmiştir.

Aslında görünen o ki, geçen yıllar çok farklı alt yapıları ortaya çıkarsa da, hala türler arasında geçişlerde aynı fluluk devam etmektedir. Her yıl dağıtılmakta olan Grammy Müzik Ödülleri’nin New Age dalında ilk kez dağıtıldığı 1987 yılında, o yıla kadar caz kategorisinde yer alan arpist Andreas Vollenweider en iyi albümü alırken, 2004 yılında en iyi New Age Albümü ödülü yılların caz gitaristi Pat Metheny’e gider.

Neo spiritualist hareketler ile kadim bilgeliklerin, 19.yy sonlarında batı toplumlarında geniş çapta ilgi görmesiyle birlikte New Age terimi köklerini daha rahat yaslayabilecek bir fırsatı da bulmuş olur.

Her ne kadar oldukça az da olsa, vokalli örnekleri bulunsa da, New Age için “enstrümantal dünya müziği” ifadesi çok da yanlış bir tanımlama olmaz. Akustik ve elektronik çalgıların, yalın, kolay anlaşılır, abartısız ve akıcı kompozisyonlarda dillendirildiği, bunu yaparken de etnik motiflerden ziyadesiyle yararlanıldığı bir tür, New Age. Dünyanın dört bir yanındaki farklı kültürlerin izlerinin, renklerinin solo enstrümanlarla veya folk, caz, rock, pop veya klasik müzik öğeleriyle işlenerek ortaya çıkarılması pek çok New Age sanatçısının kullandığı bir tarz.

Etnik kökenli dediğimiz bu türün alt yapısının oluşmasında, farklı kültürlere ait yerel çalgılarının kullanılmasının payı büyük. Piyano, org, gitar, keman vb batı kökenli çalgılarla bir arada veya tek başına icra edilen arp, sitar, gayda, santur, panflüt vb. çalgıların yarattığı ambiyans, ilk kez dinleyenleri bile çok kısa sürede sarıp sarmalayacak bir etki yaratmakta.

Yüksek tempolu rock, pop hatta caz müziği ile karşılaştırıldığında yumuşak, dingin, akıcı ve nispeten ağır bir yapıya sahip olması New Age’in omuzlarına düşünsel yoğunluk ve konsantrasyon açısından da rahatlatıcı ve şifa verici bir özellik yükler.

Dinleyici kitlesinin büyük bir kısmı (%60) 25-40 yaş aralığındayken, %30 unu 25 yaş altı, %10 luk bir dilimi de 40 yaş üstü oluşturmakta. Ağırlıklı olarak kentli ve yüksek öğrenim görmüş bir dinleyici kitlesine sahip.
Kitaro (Japonya), Vangelis (Yunanistan), Jean Michel Jarre (Fransa), Tangerine Dream (Almanya) bu tür müziğin dünyada albümleri milyonlarca satan uluslararası sembolleri.

İlk çıkışından 20 yıl gibi bir süre sonrasında geldiği nokta itibarıyla; Solo, Electronic, Meditation-Healing, Ambient, Neo-klasik, New Acoustic, Ethnic Fusion, Techno-tribal, Minimalism, Chamber Jazz vb alt kırınım türlerinde her yıl yüzlerce albümle performans sergileyen yüzlerce müzisyen arasında her dinleyicinin kendine göre bulabileceği sonsuz zenginlikler keşfedilmeyi beklemektedir.



Yorum Yapın