Caz’a Taze Bir Nefes: Elif Çağlar

7.143 views

Elif Çağlar , 1980 İstanbul doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü, “Caz Kompozisyonu” bölümünden mezun olduktan sonra, New York’da CUNY – Queens College, The Aaron Copland School of Music’te, “Caz Performansı” dalındaki master’ını ödülle tamamlıyor. New York’ta iken yaşayan caz efsanelerinden Sheila Jordan ile özel olarak 2 sene çalışan Elif, ayrıca New York’da iken 55, Nublu gibi şehrin birçok önemli caz klübünde konserler veriyor.

Eğitim hayatı boyunca Nükhet Ruacan, Randy Esen, Neşet Ruacan, Ricky Ford, Ali Perret, Can Kozlu, İmer Demirer, Cengiz Baysal, Selen Gülün, Ayşe Özbekligil, Lawrence ‘Butch’ Morris, Aydın Esen, Timur Selçuk, gibi hocalarla çalışma fırsatını yakalıyor.

2006’da dönüdüğü İstanbul’da, halen bir yandan yeni albümü M-U-S-I-C’in konserleri, diğer yandan içinde yer aldığı çeşitli projelerle (The Curly Trio, Cogito, soul bazlı Four in the Pocket) performanslar sergiliyor. Eşi ile birlikte kurdukları sıradışı organizasyon şirketi Nu-DC ile her ay, Türkiye’nin ilk Jazz Open-Mic’ini (herkese açık canlı Jazz performans gecesi) organize ediyor, bir yandan da Caz Vokal dersleri vermeye devam ediyor…

Elif Çağlar, gerçekten de 10 parmağında 10 marifet olan nadir insanlardan. Müzik, notalar, üretmek, anlatmak, ve müziğini paylaşmak Elif’in doğal bir uzantısı gibi. Genç yaşına müzikal anlamda bir çok akademik ve sosyal başarı sığdırmış olan Elif Çağlar ile ilk albümü M-U-S-I-C üzerine, Türkiye’de caz müzisyeni olmak ve üretmek üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Elif’in sorulara cevap verirken gösterdiği samimi ve içten tarzını ve sürekli gülümsemesini ise  röportajd boyunca hangi karakterlerle yazacağımı bilemedim, dolayısı ile yazı sadeleştirmelerine rağmen yine de bol bol “ :)” işareti görebilirsiniz. Keyifli okumalar.

 

Elif’ciğim M-U-S-I-C adlı ilk albümün çıktı, hayırlısı olsun. Ne düşünüyorsun? Nasıl gidiyor nasıl çıktı neler oldu?

NU-DC olarak, biz kendi yapım şirketimizi kurup, kendimiz  çıkarttık. A’dan Z’ye herşeyiyle kendimiz ilgilendik. Albüm, 11 adet İngilizce benim parçalarımdan oluşmakta. Tüm parçaların söz, müzik ve aranjmanları da bana ait. Amerika’dan geldiğimden beri, hatta o dönemde başlayan bir albüm macerası vardı ama Türkiye’ye dönmemle orda sonuçsuz kalmıştı.

Yani albümün tohumları Amerika’da mı atıldı?

Aslında evet, albümün 4-5 parçası Amerika’dayken hazırdı zaten. O yüzden de buraya geldiğimde artık çok geciktirdiğimiz düşünüp, eşimin de sağolsun desteğiyle, hadi artık yapalım bu işi dedik ve albümü Aralık 2010’da çıkarttık.

İyi ki de böyle olmuş. 🙂

Aynen öyle,  şu an kesinlikle öyle diyorum.

Çok klasik olacak belki ama neden İngilizce? Sonuçta şu an ülkemizde, özellikle de son dönemde, çok farklı ve anlamsız hassasiyetler de oluştu. (Mesela ırkçı bir ülke değiliz, ama bir anda ırkçılık söylemleri arttı, vb.) Dolayısı ile senin albümünü ellerine aldıkları zaman “Neden şarkılarını İngilizce söylemiş?” diyenlere, sen nasıl bir açıklama ile kendini ifade ediyorsun?

Müziğin, kendinin ifade etmenin, sınırları olmaz. Kalpten gelen neyse odur. Bunu yapan yurtdışında bir sürü ismi ayıla bayıla dinleriz, bizden biri yapınca “ama sen Türk’sün” deriz, bu ne yaman çelişkidir anlayamadım ben . 🙂 Ben yıllardır Türkçe şarkı söylemedim, şimdi kalkıp albüm çıkaracağım diye “hmm bir de Türkçe koyayım araya, anlamazlar şimdi” gibi bir düşünceye kapılsaydım, benim anlayışımda bu sahtekarlık, içten pazarlılık olurdu. Müzik gibi ruhani birşeyi dildi, dindi, şuydu buydu…  şeklinde sınırlandırmaya hevesli, evrensel olamayan insanlar karşısında, yapabileceğim hiçbir şey yok maalesef, sevgilerimi yollamak dışında. 🙂

-Müziğin dili ve dini yoktur, anlıyorum ki senin kendini şu aralar en iyi ifade edebildiğin dil olarak İngilizce… Ayrıca üstlendiğin sorumluluğun da farkındasın bunu böyle yaparak…

Aynen öyle.  Planlı programlı da olmadı, yani hiçbir zaman “bunu böyle yapayım da yol açayım” diye de düşünmedim. Ne zaman ki besteledim, kaydettim, kayıtlar bitti, o zaman yani arkadaşlar arasında dinlerken farkettik. Arkadaşlarım bana “Elif, şimdi soracaklar neden İngilizce diye?” dediklerinde farkettim. O zaman düşündüm, gerçekten soracaklar mı bu soruyu diye. O yüzden bu duruma eleştirel yaklaşanlara, merak etmesinler alışacaklar diyorum . 🙂 Böyle böyle gelişiyoruz. Çünkü bütün dünyada böyle oluyor, buna artık alışmamız gerekten kastım o. Sene 2011’de bunu artık sorgulamıyor olmamız lazım diye düşünüyorum.

Dünyada birçok örneği var, her milletten insan istediği dilde çıkıp albüm yapabiliyor, değil mi?

Kesinlikle. Hayranı olduğum ve farkında bile olmadan bu konuda örnek aldığım bir sürü müzisyen sayabilirim size. Koskoca bir ekolün babası olan Antonio Carlos Jobim, basit grameri ve aksanıyla, birçok ingilizce parça da besteledi ve söyledi. İyi ki de öyle yapmış! Hindi Zahra geldi geçenlerde, Fas asıllı kendisi bildiğim kadarıyla ve Fransa’da yaşıyor, ama ingilizce şarkı yazıyor. Dee Dee Bridgewater ise Amerika’lı bir caz şarkıcısı olarak gitti Fransızca albüm yaptı. İzlanda’dan da Björk gibi şahsına münhasır bir örneği versem, pek konuşmaya bile gerek kalmayacak sanırım.

elifcaglar2

Mesela yaşayan efsanelerden gayet Hollandalı Rita Reys vardır, walk diyemez, wak der… hani bırak aksanı, bir çok kelimesinin telaffuzu farklıdır. Buna rağmen, kendisi yaşayan caz vokal efsaneleri arasında gösterilmekte ve tam 60 yıldır İngilizce söylüyor…

Aynen öyle! O yüzden birazcık kutunun dışında düşünmeye başlayalım artık. Zamanıdır. 🙂

 

Peki kendi müzik yolcuğunda sen kendini şimdi ve sonra nerelerde görüyorsun? Senin olayları biraz akışa bırakan biri olduğunu biliyorum, ancak dinleyici olarak, ilerde neler beklemeliyiz Elif Çağlar’dan?

Bu albümler bu şekilde, belki İspanyolca, belki İngilizce, belki Türkçe olarak çıkacak. Türkçe konusunda da kesinlikle hiçbir önyargım yok. Keza kendileri pek sevdiğim anadilim olurlar. 🙂 Ne zaman ki Türkçe şarkılar yazar, kendime yakıştırırım, o zaman Türkçe albüm gelir.

Peki, ben bir çizgi belirledim o çizgide giderim gibi bir düşüncen var mı, hani tırnak içinde ve sevimsiz haliyle “sound kaygısı” diyelim ona; yoksa tıpkı Cazın doğasında olduğu gibi “özgür” bir durum mu var?

Hayır kaygı yok, zaten aldığımız eğitimde de öyle yetiştirildik. Cazda doğaçlamalarla… 🙂 Burda da içimden ne gelecekse ikinci albümü yaparken, ya da üçüncüyü beşinciyi inşallah, düşünmeden sorgulamadan onu yapacağım. Hiç öyle “sound” gibi bir derdim yok. Çok şükür öyle kaygılarım yok.

derKi olarak biz spiritüel aktüel bir dergiyiz. derKi okuyucularının ruhsal gelişim konularına yüzeysel değil, derin olarak ilgileri çoktur. Spiritüalite senin yaşamında nerede? Neler yapıyorsun?

Sanırım şu anda hayatımı en direkt şekilde etkileyen en spiritüel aktivite olarak Reiki diyebilirim. Reiki 2. Aşama öğrencisiyim. Reiki 2. Aşamayı öğrendikten sonra daha yoğun meditasyonlar da yapabilmeye başladım. Mental çalışmalarımı meditasyon seansı ile bitiriyorum. Çok güzel oluyor. Öte yandan, çok istememe ve sevmeme rağmen; çok yapıyorum denebilecek kadar sıklıkta olmasa da Yoga yapıyorum.

Albümdeki parçalarda : “One Love” diyerek Evrensel ve tek bir sevgiden dem vuruyorsun, bir başka şarkıda huzuru arıyorsun mesela, trafikte sıkıştığında ve bunalmışken Jamaika sahillerinde olmayı hayal ediyorsun, erkek arkadaşını çalan kızın en çok da farkındalığının düşük olmasına tepki veriyorsun, içindeki boşluğu ve iç hesaplaşmalarını masaya yatırıyorsun… Diğer şeylerle birlikte, ruhsal farkındalığının da müziğine bir yansıması olarak da düşünebilir miyiz bunları?

-Tabi, bir şekilde çıkıyor. Çünkü bunlar yaşamımızda hissettiğimiz, doğal şeyler. Zor bir çağda yaşıyoruz. Şehirlerde, makinelerin ve binaların arasında sıkışmış halde kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz. İster istemez başka şeyler de arıyoruz, ruhumuzu dinlendirmek, rahatlamak için. Herkes farklı birşeylere tutunuyor galiba ve farklı şekilde birşeylere yansıtabiliyor arayışlarını. O yüzden kesinlikle doğal şekilde onlar şarkılarıma yansıyordur ve yansıması da çok doğaldır.

Değişik zamanlarda yaşıyoruz, sadece kendimiz olabilmek, orjinal halimizde durabilmek için bile ekstra olumlu düşünmeye ihtiyacımız olan bir zamandayız…

Öyle gerçekten.

Peki Elif Çağlar evde caz dışında hangi müzikleri dinler?

O kadar çeşitli ki! 🙂 Şimdi mp3 player’ımı açıp sana arka arkaya 3-4 şarkı dinletirim shuffle’da ve hiçbirinin birbiri ile alakası olmadığını kanıtlayablirim. (Gülüşmeler) O derece!

Evde çalışırken mesela bir Caz CD’si konulur diyelim ki, onu dinleriz. Ardından bir çok arkadaşımızın (özellikle son dönemde mesela dinlediklerimden bahsedersem) bir CD’si olur, ondan sonra eşim elektronik müzikle çok ilgilendiği için, ben de çok ilgilendiğim için – ve ilerde bununla ilgili bir proje de yapacağım için,  uzaktan yakından cazla alakası olmayan – elektronik şeyler çok dinleriz, onun dışında indie şeyler dinleriz. Sonra benim içimden gelir şöyle bir Jill Scott açarım, sonra haydi derim Stevie Wonder’a geçerim. Sonra rap olur, aa dur eski rap derim…. Anlatabiliyor muyum? 🙂

Çok geniş bir yelpaze!…

Aynen öyle! Hani hiç bir zaman böyle tek tip birşey dinlendiğini hatırlamıyorum. Ne çocukluğumda, ne şimdi yani…

O zaman senden ilerde de tek tip albüm beklememek lazım. 🙂

Bence de yani! 🙂

Elif, sen sadece müzik üretmiyor aynı zamanda da öğretiyorsun. Bir taraftan Caz Vokal dersleri, diğer taraftan albüm konserlerin, ve tüm bunlarından yanısıra her ay amatör müzisyenlere açık mikrofon “Jazz Open Mic” geceleri düzenliyorsun. Bu kadar şeyin arasında, en büyük hayallerinden biri olduğunu hep söylediğin Türkiye’de Caz üzerine bir okul açmak fikri var. Şu anda senin okuduğun bölüm kapandı. Ankara’da Hacettepe’de Emre Kartarı’nın bir girişimi oldu Caz Bölümü adına… Senin ilerde  tüm bu kulvarlardaki kimliklerin ve de eğitmenlik yönün nasıl veya nereye dek devam edecek? Sonuna kadar gideceğin kulvarlar hangileri? Aklında neler var?

Ruh ve beden sağlığım yerinde olduğu sürece sahnede olmak istiyorum. Yazmak istiyorum, o da kesin. Eğitmenlik konusu da, kesinlikle devam etmek istediğim bir şey. Çünkü bu ülkede, bir İstanbul’da 10 tane caz okulu açılmadığı sürece, -ki inşallah benim ömrüm böyle birşeyi görmeye yeter-, ben üzerimde sorumluluk hissediyorum. O yüzden eğitmenlik de şu anda gördüğüm kadarıyla, ve önsezilerime dayanarak uzun süre gideceğini düşünüyorum.

Peki bu Caz bölümü ile ilgili bir açlık var, bununla ilgli bir girişimde bulunmayı düşünüyor musun?

Çok istiyorum. Ya benden önce arkadaşlarım eğer toparlanıp bunu yaparsa, ben tabi ki desteklemek ve katılmak da isterim. Ama çok da 10 yıllara uzamadan, birkaç sene içinde açıkçası, bir üniversitede bir Caz Bölümü’nun kurulması için, Bilgi’den mezun olan bir sürü arkadaşımı yanıma alıp, güçlerimizi birleştirip, öyle bir proje sunmayı çok istiyorum. Olması lazım, olmaması çok ayıp bir şey.

Sence Türkiye’de Caz müzik yapan veya yapmaya çalışanlar, Müslüman mahallesinde salyangoz mu satıyorlar? Ülkenin genel hal ve gidişatına baktığımız zaman; bu işleri yapmak için doğru coğrafyada mıyız sence?

Bence çok doğru bir coğrafyadayız aslında. Müzik olarak olması gereken en güzel yerdeyiz aslında, tam bir köprüyüz, herşeyden var bizde. Hepsini sunabiliriz, rengarengiz, o kadar güzel alt kültürlerimiz var ki! Etnik gruplar, azınlıklar, çoğunluklar, karmakarışık ve rengarenk…

Benim hala umudum var modunda mısın, yoksa “Eh işte yapıyoruz birşeyler” halinde misin? Kendini körler ülkesinde tek gören gibi hissettiğin oluyor mu?

Kendimi tek hissetmiyorum çünkü etrafımda benim gibi, yani farklı sanat dallarında ya da işkollarında da olsa; uğraşan, atılımcı olan, idealist bir sürü insan görüyorum. En azından kendi müzisyen çevremde bunu çok net görüyorum. O yüzden onları görmek ve kendi kafamdakileri eyleme geçirebiliyor olduğumu görmek bana umut veriyor. Öte yandan ben bardağın her zaman dolu tarafına konsantre olmayı seçen, öyle olmasa da zorla bunu seçen (gülüşmeler) öyle olması gerektiğini düşünen bir insanım. O yüzden mesela bana 1 sene sonra herşeyin mahvolacağına dair kanıt bile verseler, ben yine onu görmemeyi ve yaptığım iş neyse kendimi bırakmadan ona devam etmeyi tercih ederim yapı olarak. O yüzden “benim hala umudum var” diyorum.

Türkiye’de özellikle son dönemde gerek caz müzisyenleri gerek caz vokaller olsun, ciddi ve kaliteli bir artış var. Sevgili rahmetli Nükhet Ruacan hocanın öğrencileri olan sizler başta olmak üzere, önderlik ve rehberlik ettiğiniz bir grup insan var. Bir şekilde caz müziğine gönül veren, evde dinleyip çok seven ama nerden başlayacağını bilmeyen vokalist adaylarına nasıl bir yol izlemelerini önerirsin? Neyin farkında olup, ne yapmaları gerekiyor?

Öncelikle gerçekten caza adım atmak için kesin bir karar verdilerse, bu yolun kesinlikle kolay olmadığını bilmelerini ve bu yüzden yaptıkları şeye o zorluklar karşısında yılmayıp, tam tersine daha sıkı sıkı sarılmalarını öneririm. Ana motif bu olmalı. Bunun dışında, daha teknik şeylerden bahsedecek olursak: bol bol dinlemeleri lazım. Hem de son dönem çıkan günümüzün caz da yorumlayan şarkıcılarını – hani pop-caz vb. akımları değil de, daha eskileri dinlesinler. Mesela bir Amy Winehouse’dan önce, Amy Winehouse’u çok etkileyen Billie Holiday’i; sonra Ella Fitzgerald’ı dinlesinler; Chris Botti’den önce Louis Armstrong’la başlasınlar, ordan Dizzy Gillespie ile devam etsinler, sonra Miles’a gelsinler…

elifcaglaralbum

Kenny G’ye gelmeden önce bir Sonny Rollins dinlesinler…

Aynen öyle. Önce bu işin üstadlarını dinlesinler. Hele de şimdi internet diye birşey var. Caz tarihine ulaşmak çok kolay, videolarını izlemek olsun, dinlemek olsun… o caz tarihini okumaya başlayıp, kimmiş bu insanlar diye araştırma imkanları var. Bunları dinleye dinleye önce işin özünü anlamaya çalışsınlar.

Peki bu konuda eğitim almak isteyen bir kişi ne yapmalı? Şan dersi mi alsın, vokal dersi mi alsın? Okula mı yazılsın?

Evet eğer gidebiliyorsa şu an Ankara’ya gitsin, orda devam etsin. (Hacettepe Caz Bölümünü kastediyor) Onun dışında, öyle bir imkanı varsa yurtdışında okuyabilir. Ama ben İstanbul’da daha hobi diyebileceğimiz ama ciddiyeti yüksek bir düzeyde ilgileneceğim diyorsa, evet dersler alabilir. Çünkü böyle çok kişi var hem bir mesleği olan, hem de bu işe cidden sevgiyle zamanını veren. Onlar da derslere, workshoplara katılabilirler.

Türkiye’de şu anda bu konuda workshop ya da özel ders yapan isimler hangileri?

Benim dışımda şu anda benim bildiğim caz vokal dersi veren veya workshop yapan isimler: Sibel Köse, Ferhat Öz, Evrim Özşuca, Randy Esen. Öte yandan, eğer insanlar caz vokalle ilgili bir hoca arıyorlarsa gerçekten tavsiye edeğim şey, lütfen o kişiyi çok iyi araştırsınlar. Buldukları ismin biyografisine baksınlar, okusunlar, gidip tanışsınlar. Cazdan da öte, ses eğitimi çok önemli bir mevzu. Sesinize zarar verilebilir, geri dönüşsüz şeyler olabilir. Bu nedenle kesinlikle şan bölümünden veya müzik bölümü okumuş olan biri olması gerekiyor. Caz konusunda da o hoca Caz alanında ne başarılara imza atmış ya da akademik olarak neler yapmış ona baksınlar. Bunları iyice araştırıp öyle seçsinler kendilerine uygun hocayı.

Albümdeki tüm parçalar birbirinden güzel. Peki senin için diğerlerinden öne çıkan bir parça var mı?

Hepsi birbiriniden farklı olduğu için hepsinin çok ayrı yeri var gerçekten. Hepsi ayrı ayrı arkadaşlarım benim için… Hiçbirini ötekinden daha fazla düşünmedim gerçekten.

Peki, eşinin (Bahadır Muslu) başarılı bir DJ olduğunu biliyorum. Birlikte Nu-DC’yi kurdunuz, peki Nu-DC neler yapıyor biraz da ondan bahsedebilir misin?

Aslında Nu-DC önce organizasyon olarak kuruldu. Daha sonra benim albümüm gündeme geldiği zaman ve benim ilerdeki amaçlarımdan biri prodüktörlük olduğu için, -hatta yoğun şekilde inşallah bir iki sene içinde prodüktörlüğe de geçmek istediğim için– hadi dedik, madem öyle, ertelemeyelim, şimdi yapalım. Dolayısı ile yapım şirketi olarak Nu-DC Records doğdu. Nu-DC’nin açılımı biraz esprili bir kısaltma olan New Direct Current, dolayısı ile sloganımız da ismimizin içinde çok net: “Yeni Doğru Akım”. Eşim de idealist bir insan olduğu için, ikimizin de istediği Türkiye’de olmamış ya da gözardı edilmiş yeni projeler üretmek. Çünkü biliyorsun insan artık daha çok ticari kaygılarla yaklaşıyorlar, özellikle organizasyon işlerinde. Biz daha çok, ticari kaygı düşünmeden, idealist, doğru ve alternatif şeyleri yapıyoruz.

Soyunmadan, fake atmadan… (Elif’in albüme ismi veren şarkısı M-U-S-I-C’te geçen “without getting naked/without faking” şeklindeki  sözlere ithafen…)

Aynen öyle. 🙂 (Gülüşmeler)

Peki mottonuz ne, “biz gitsek hoşlanırdık” diyeceğiniz müzikli geceler mi yaratmaya çalışıyorsunuz?

“Biz gitseydik çok severdik” kısmı da var. Onun dışında “böyle birşey nasıl düşünülmedi, bu konuda bir boşluk var, hadi yapalım” kısmı da. Mesela Jazz Open Mic gecelerini 3 sezondur yapıyoruz. Ben Amerika’da Open Mic gecelerinde söyleye söyleye o kadar çok şey öğrendim ki! Buraya geldiğim zaman, vokalistlere özel nasıl böyle bir gece olmaz diye düşünüp, o fikri verdim. Bahadır da hemen, hadi bunu hayata geçirelim o zaman dedi. Çok şükür, onunla attığımız o ilk adım, şimdi Caz Ağacı gibi bir projeye temel oldu. 7 harika vokalistin bir araya gelip cazın ustalarını anma geceleri yapması, onun dışında Sheila Jordan workshopu, geçenledeki Big Band konseri… Çok şükür şu an kafamızdaki gibi, yenilikçi şeyleri yapabiliyoruz. İnşallah gücümüz yettiğince de devam ederiz.

Nu-DC Records, sadece caz albümlerine mi ağırlık verecek? Yoksa elektronik, indie, pop, vb. türlere açık mı? Günümüzde çok özgün gruplar da var, ne yapılsa caz gibi geliyor bana bir yandan da… J Cazın bir yüzü de değişiyor dönüşüyor sürekli… Nu-DC bu anlamda neye ne kadar açık?

Nu-DC Records, yeni doğru akım olarak kuruldu, yani yeni ve iyi müzikler. Hem yapılmamış şeyler olacak, yapılanın da kalitesi, iyi olanı. Bakarsınız bir Türkçe pop albümü de çıkar ama o pop albümü çok kaliteli çok akustik çok güzel olur. Hem benim elektronik çalışmalarım olsun, indie-electronica müzik yapan bir ekip olsun, şu an birkaç projemiz var. Özetlersem, iyi ve kaliteli olduğu ve ticari kaygısı birinci planda olmadığı sürece, farklı farklı her tarza açık bir şirket olacak.

Son olarak DerKi.com okurlarına albümün M-U-S-I-C ile ilgili neler söylemek istersin?

İnsanlardan tek ricam önyargılarını kapının önünde bırakarak, albümümün içinde de yazdığım gibi “gönülleri ile” dinlesinler. Albümün özündeki şeyi yakalarlarsa, yani aynı frekansı tutturabilirsek, ne mutlu bana. Zaten öyle insanları bekliyorum, o frekansta buluşmak üzere onları davet ediyorum… 🙂

 

Facebook resmi sayfası: http://www.facebook.com/elifcaglarpage

Elif Çağlar’ın resmi websitesi : www.elifcaglar.com

Nu-DC websitesi: www.nu-dc.com



Yorum Yapın