Görkemli "Dönüşüm" Başlıyor!
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 29. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
"Tanrı'nın Doğumgünü" kitabının yazarı buRAK özDEMİR'le, "Sevgi Dünyası" dergisinin yaptığı harika röportaj.
Radyo derKi tekrar karşınızda, hem de 5 yeni kanalıyla. Yeni kanallarımızı dinlemek için lütfen tıklayın.
| Kanserden Korkma, Modası Geçmiş Tedaviden Kork! |
|
|
|
| Pazar, 24 Temmuz 2005 | ||||||||||||||||
|
87 yaşında olmasına karşın en çok 55-60 yaşında gösteren Operatör Doktor ilhami Güneral, yakalandığı kanseri bilinen tedavi yöntemlerini reddederek, saçı dökülmeden, ağrı çekmeden, kıvranmadan, genç kalmayı başararak nasıl yendiğini Akşam'a anlattı... "Bana
umut veren bir şey o an aklıma geldi ve umutlandım. 1986'da yayımlanan
National Geografic Dergisi'nde 'Kanserle Savaş'ta yeni bir metoddan söz
edilmişti. Hemen o dergiyi bulup yeniden okudum. Amerika'da uğradığım kitapçılarda bu dergide
bahsedilen kitabı aradım bulamadım. Bu arada 'Kansere Karşı Zafer' adlı
başka bir kitapla tanıştım. Bu kitabın referanslarını okudum.
Kütüphanelerde ve kitapçılarda günlerce dolaşıp okuduktan sonra anladım
ki, kanser basit bir enfeksiyondur ve bunun tedavisi de bütün
enfeksiyonlar gibi mikroba karşı ve bir de zayıflayan bağışıklık
sistemine karşı yapılacaktır. " Hazırlayan Nedim ATİLLA... 50
yıldan beri değişik tür araştırmalar, birbirlerinden binlerce kilometre
uzaktaki bilim adamlarının çalışmaları, yeni buluşlar, kanseri deşifre
etti. Kanser basit bir enfeksiyondur, yani mikroptur. Her insanda, her
hayvanda, bitkilerde bile, doğumdan ölüme kadar gelen bir sembians yani
birlikte yaşama vardır. Bu mikrop bizimle birlikte doğuyor, bizimle
birlikte yaşıyor, ama bu mikrop canlının bağışıklık sistemi şu veya bu
sebeble zayıfladığı zaman, derhal patojen hale geliyor. Kanser
mikrobunun diğerlerinden farkı değişken olması, yani 16 değişik şekle,
16 değişik formasyona girebilen, hatta virüsü taklit edecek kadar
küçülebilen bir mikrop bu. Birçok araştırmacıyı da bu yüzden
aldatabilen bir mikrop bu. Bu mikrop patojen hale gelince, vücudun en
zayıf noktasında ur teşekkül ettirebiliyor. Uru, kanser olarak
yorumlamak en yanıltıcı yorumdur. Çünkü ur, kanserin bir görüntüsüdür.
Kanser insan vücudunda bir potansiyel olarak durmaktadır. Kaç tür bağışıklık sisteminden söz edilebilir. İki
tür bağışıklık sistemi var. Birisi ruhsal bağışıklık sistemidir, diğeri
de fizyolojik yani bedensel. Ruhsal sistem fizyolojik sistem kadar
önemlidir. Sizin yaşadığınız olayda fizyolojik bir bozukluktan söz edilebilir mi, yoksa psikolojik sisteminizde bir bozukluk var mıydı? Benim
öyküm 1992 yılında prostatımın büyümesi ile başladı... Uzun süre
prostat büyümesinden şikayetçiydim. Buradaki doktor arkadaşlarım bana
prostatı küçültecek ilaçlar verdiler, bazı tavsiyelerde bulundular.
Şikayetlerim iyice artınca ben Ankara'ya gittim. Ankara'da yapılan
tetkikler benim prostat kanseri olduğumu, kanserimin de en ilerlemiş
safhada, 5.5 grat denilen noktada olduğunu ortaya çıkarmıştı. Kanser
anatomi patolojik olarak değerlendiririliyor ve kanserin en ilerlemiş
hali 5.5 grat veya 6 grattır. PSA değerim de 100 olmuştu. (PSA: Prostat
kanseri ölçüsü) Yapılan tetkiklerde karın içindeki lenf bezlerimde de
metastazlar görülmüştü. 'Radyoterapiyi reddettim' Türkiye'de çare bulunanamadığı için mi Amerika'ya gitmeye karar verdiniz? Teşhisin
konduğu üniversite hastanesindeki profesör bana, 'Gülhane Askeri Tıp
Akademisi'ne gidin, orada çok iyi doktorlar var' dedi. Mutlaka
radyoterapi yaptırmamı öğütledi. Ben meslek hayatımda radyoterapi ve
kemoterapinin çevremdeki hastalara ne yaptığını, ne yapamadığını
biliyordum... Umutsuzluğa kapıldığınız oldu mu? Bana
umut veren bir şey o an aklıma geldi ve umutlandım. 1986'da yayımlanan
National Geografic Dergisi'nde 'Kanserle Savaş'ta yeni bir metoddan söz
edilmişti. Hemen o dergiyi bulup yeniden okudum. Amerika'da uğradığım
kitapçılarda bu dergide bahsedilen kitabı aradım bulamadım. Bu arada
'Kansere Karşı Zafer' adlı başka bir kitapla tanıştım. Bu kitabın
referanslarını okudum. Kütüphanelerde ve kitapçılarda günlerce dolaşıp
okuduktan sonra anladım ki, kanser basit bir enfeksiyondur ve bunun
tedavisi de bütün enfeksiyonlar gibi mikroba karşı ve bir de zayıflayan
bağışıklık sistemine karşı yapılacaktır. Nasıl tedavi oldunuz? Nasıl iyileştiniz? İlaç
sanayi ile işbirliği yapmayan, kemoterapi ve radyoterapiyi reddeden
doktorların sayesinde. Otojen aşı denilen yöntemle iyileştim. Benim
mikrobumdan aşı ürettiler ve beni iyileştirdiler. Daha sonra eşimden
alınan kandan TNF denilen, 'tümör nekrosis faktör' araştırması yapıldı.
Bu sistem karaciğerin kendisini yenileme gücünü artıran, bir nevi
savunma sistemine katkı sağlayan bir yardımcıdır. TNF aslında insanın
içinde yer alan sistem. Vücudun kanser olacağını hissettiği anda
harekete geçiyor ve 'nekros' dediğimiz hareket başlıyor. İki yıl içinde tamamen iyileştim Hemen algılamak kolay değil, ama vücudun kendi kendini sigortası diyebiliriz galiba.. Elbette
öyle diyebiliriz. Bu nekros hadidesi çoğalıp da karaciğere fazla
yüklenince başka bir faktör harekete geçiyor. Bu bütün insanlarda
bulunan, ancak kanserlilerde bulunmayan bir faktör. Karaciğerin kendi
kendine ürettiği sistem. Bana uygulanan tedavi buydu, karaciğerin
ürettiği salgıları yeniden üretmemi sağladıkları komple bir tedaviydi
bu. Her sağlıklı insanda bulunuyor. Benden alınan kanla otojen aşı
üretildi, karımdan alınan kanla nekros sistem çalışmaya başladı. Başka bir ilaç kullandınız mı? Kemoterapik anlamda soruyorsanız kesinlikle hayır, başta A vitamini olmak üzere çeşitli vitaminler kullandım sadece. Tam olarak ne zaman iyileştiniz? İki sene sonra tamamen iyileşmiştim. İyileşmiş olarak hayata döndünüz ve bunları paylaşmak istediniz. Zaten bu yazı dizisinin hazırlanmasının kökeninde de sizin bu paylaşma arzunuz var... Hemen
bildiklerimi, deneyimlerimi, başımdan geçenleri paylaşmak için kolları
sıvadım. Bu konuda kitap yazdım, kitaplarım çok ilgi gördü. Şimdi
başımı kaşıyamayacak kadar çok müracaat oluyor. Kimler size geliyor? Klasik
tedaviden bağrı yanan, artık bir şey yapamayacak duruma gelenler beni
arıyorlar. Doktorların artık yapacak bir şey yok, eve götürün dediği
hastalar geliyor ama benim bir koşulum var. Şayet hastaya kemoterapi
uygulandıysa, yani daha da kötü duruma düşürüldüyse ben de yapacak bir
şey yok diyorum. Benim istediğim hasta değil. Benim istediğim
hekimlerin, akademisyenlerin, onkologların izzeti nefis meselesi
yapmadan benimle bu bilgileri paylaşması gerek. Ben Türkiye'de yaşayan
bütün kanserlileri tedavi edemem ama Türkiye'de yaşayan kanserlilerin
yüzde 80'ini kurtarabilecek bazı veriler var. Bu teyid edilmiş durumda. Teyid edilen bilgiler nelerdir efendim? Bu
hastalık bir mikrop hastalığıdır ve mikrop nasıl tedavi ediliyorsa öyle
edilebilir. İşin bir başka garip tarafı ise, bir hastanın hasta
olduğunda en çok güvenmesi gereken şey kendi bağışıklık sistemidir.
Halbuki kemoterapi de, radyoterapi de bağışıklık sistemini yok ediyor
ve ben bu tür hastaların tedavisini kabul etmiyorum. Sizinle neden uzlaşmıyorlar acaba ? 'Nasıl
olur da Ödemişli bir doktor böyle şeyler söyleyebilir. Nasıl olur da
bizim bilgilerimize ters düşer? Onu mu dinleyeceğiz?' diye düşünüyorlar
herhalde. Bu şeref bana ait değildir, ben sadece nakledebiliyorum. Hastalıkla ilgili öncelikli öneriniz nedir? Bu hastalığa yakalanmamak için öncelikle sigarayı unutun! Sonra da stresten uzak durun ve bol bol egsersiz yapın..
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||||||||||||