Sahibine…

1.839 views

Ne muhteşem bir gece…
Yıldızlar ışıklarını gülümseyerek salarlar evrene,
Melekler yıldız ışıklarına dokunurlar muzipce,
Tanrılar göklerinde keyifli izlerler bizleri,
Dünya bile daha keyifle dönüyor bu gece.

Bense seninleyim yine bu gece de,
Muzipçe dokunuyorum ruhunun ışığına meleklere nispet.
Tanrılar kadar keyifliyim seni düşünüp hissettikçe,
Sen varken yıldızlara ulaşmaya ne gerek,
Yıldızlar gözlerinden yansımak için sıraya girerler sen gülümsedikçe…

Gecenin rengi parlement mavisidir kaplar tüm evrenimi,
Yaşar dağlarda, denizlerde, göklerde oluşturur bedenimi,
Senin ruhunu hissedikçe parlaklığı artar,
Sonsuz huzur kaplar tüm benliğimi,
O benlik yaşatır bana ruhumdaki tüm senliği…

Vals yaparız seninle o muhteşem gecede sabaha kadar,
Pembe notalar katılır bize, dokundukça lirlerine satir melekler.
Dansımız pembeler ekler gecenin parlement mavisine,
Pembeler dönüşür pembeliklere; yıkanır ışığımızla yerinde duramayan gezegenler,
Gökyüzünde asılı kalmış ruhlar, aşkı ifade eden güzellikler…

Dansımız öyle pembedir ki dayanamaz tanrılar kalkarlar tahtlarından,
Reverans yaparlar bize gülümserken birbirlerine…
Vals yapmaya başlarlar bizimle birlikte büyük bir zevkle,
Kutsarlar seninle beni, biz kutsarken onları sonsuz sevgimizle;
Tüm evren dans pistine dönmüştür artık, dans etmektedir bizimle…

Çevremde dans eden tanrılar, lir çalan melekler ve kollarımda sen,
O anda birleşir gözlerimiz, ruhumu teslim ederim ben;
Ruhum artık yoktur benim, olanı da kelimelerimle ifade edemem.
İfadem ruhumun valsindedir artık benim, akmaktadır seninle,
Sen ben diye de birşey kalmadı ki kelimeler eriyor bizimle.

Viyana’da defalarca vals yaptı bu sonsuz beden,
Nice adımlarımı saydı üzerinde bu yaşlı gezegen;
Ama Strauss bile artık az gelir seninle valsimizi anlatmaya;
Tanrılar bile dayanamadılar kalktılar yerlerinden,
Sadece dans etmediler, alkışladılar bizi elleri patlayıncaya…

Bu alkışların arasında heryerimde vardın yalnızca sen,
Bana sarıldığında artık yokolmuştu bu yaralı beden,
Sana aşkım yıldız ışıkları gibi yayılıyordu evrene,
Muzip melekler gene rahat durmadılar,
Dokundular o ışınlara altın harelerle gülümserken.

Ben senin karşında reverans yapıyorum tüm aşkımla,
Parlement mavisi gecenin pembe valsi bitti artık başlasın başka bir parça,
Vals, latin, tango, salsa, ça ça, rumba…
Her biri farklı renktedir parlement mavisi gecenin birleşmiş ruhlarına
Ve ben dans edeceğim seninle ne bir gün, ne bir gece;
Yolumuz uzun, varacağız birlikte sonsuza…

Önceki İçerikO an bu an…
Sonraki İçerikBenim sevgim herkese yeter
Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş
18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...

Yorum Yapın