Küfredesim Var, Ağlanacak Halimize…

4.260 views

-Dernekten gönderdiler demek? Aferin gençler! Çalışın, çalışın… Ya, şey diyecektim ben… Atatürk rozeti var mı yanınızda? Eltim mitingde gördüydü yakamda, başımın etini yiyor o gün bugündür. Benimkini vereceğim ama, takım bozulacak.

-Hangi mitingdeydiniz abla?

-Çağlayan’dakine gittik biz. Görümcem organizasyondaydı da, platforma yakın yer ayırttı.

-Anladım…

-Sülalecek ulusalcıyız biz, sizin dernekten de iyi bilirler bizi. Meselâ, “Zülker”in hiçbir mamulü bu kapıdan içeri giremez. “Heti” alır, “Heti” yeriz.

-Size helâl olsun, budur! İyi güzel de, “Carrefourre” poşeti değil mi şuradaki?

-Aman ne yapayım? Bakkal Musta’fendide tuvalet kağıdının rulosu “şu kadar” lira,
Darrefour’da kampanya var. Musta’fendi daha ucuza versin, ondan alayım. Kazıkçı bu “küçük esnaf”, kazıkçııı… Eğer çokuluslu market zincirlerine mahkum olduysak bugün, sorumlusu bu kazıkçı mahalle bakkallarıdır!

-Kafanı…

-Pardon, ne dediniz?

-Hay aklınızla bin yaşayın dedim, çözmüşsünüz kapitalist düğümü …

-Elbette! Emperyalizmin kapitalist manevralarına geçit yok bizim evde; NO PASARAN!!! Örneğin, Coca Cola giremez bizim eve. Kardeşlerimizin kafalarına Gazze’de bombalar yağdıran Amerikan emperyalizminin sponsorlarına verecek paramız yok!

-Yürüyün be, aslanlar! Pantalon da Levis galiba, yakışmış…

-Canım bu kadar kalitelisi Türkiye’de üretilsin, biz de alalım. Di mi?

-Di… “Türkiye’de” derken???

-Memlekette yani canım… Nescafe içer miydiniz?
Efendim nerede kalmıştık, bu “Marshall yardımı” denilen emperyalist rüşvet paketiyle atıldı tarımımızı ve hayvancılığımızı öldüren politikanın ilk adımları. Sütümüzü bile süttozuna kurban ettiler, değil mi? Süt demişken, almıyoruz biz eve; çabuk bozuluyor da… “coffee mate” nescafenize biraz?

-Çay alsam ben?

-Ay ilâhi, hahahahahahaaaa… Bende eşeklik, bağışlayın. Hem millî üretimden bahsediyoruz, hem de “nescafe” falan… “Zipton Earl Grey” mi olsun, yoksa “Natural Life Form + C lifli bitki çayı” mı?

-Xanax var mıydı, anca toparlarım…

-Pardon, duyamadım?

-Su alayım varsa, dedim…

-Olmaz mı, “Hanone” var hem de. PH balansı en güvenilir sudur piyasadaki. Çocuklarımızın sağlığını düşünmek zorundayız, değil mi? Onlar bizim yarınlarımız.

-Elbette (we are the woooorlddd). Evde mi çocuklar?

-Tabiî ki evdeler, sokağa mı salalım? Ulaşcaaaaaaaaannn, Mahircaaaaaannnn, Denizcaaaaaaaannn!!! Gelsenize çocuklar, amcaya bir “hello” deyin… Bak abisi, bu Mahircan var ya altı ilkeyi ezberden sayabiliyor. Denizcan da ondan iki yaş küçük; yirmiüç yaşında daha. Ama Onuncu Yıl marşını ezberden söyleyebiliyor. Bir Ulaşcan’ı adam edemedik abisi, ama onu da bir STK’ya çırak vereceğiz inşallah. Meslek öğrensin, adam olsun…

-Ananı…

-Pardon?

-“Allah analarına bağışlasın” dedim…

-Lütfen ama… Demeyin öyle “allah” falan…. Ateistiz biz ailecek. Çocuklarımızın herhangi bir dogmanın cenderesinde tutsak edilip, kendi hür iradelerinden soyutlanmalarını asla kabul edemeyiz! Ulaşcaaan, amcaya “website” ini göstersene oğlum…

-O “website” dediğiniz bildiğimiz “pipi” ise eğer, görmesem ben?

-Ayyyy hahahahahahahaaaaa, ilâhi…. Ah siz erkekler yok musunuz? Aklınız fikriniz…

-Hö???

-Siz erkekler diyorum, hepiniz aynısınız. İsmail de aynı senin gibiydi…

-Kalkayım ben, geç oldu…

-Allah belanı versin İsmail! Hepiniz aynısınız!

-Hanımefendi, ben Ziya… İsmail de kim?

-Olsun, hepiniz İsmailsiniz. Allah belanı versin İsmail!

-İyi geceler abla, hörmetler… İsmail ağabeyime selamlar…

Yorum Yapın