Delistar
Yazar Çisel Onat   
 

Görüntülenme : 1270    


ImageDelilerden korkar mısınız? Çöp toplayan insanlardan? Peki ya evsizlerden? Yani huyu huyunuza, suyu suyunuza, “cüzdanı cüzdanınıza” uymayan insanlardan? Tarih en çok ne zaman karışmıştır biliyor musunuz? Savaşlar en çok neden çıkmıştır? İnsan olmak ne demektir? İnsan hırs ve egoizmin birleştiği bir madde midir? Müzik nedir? Evrensellik nedir?

Ben delilerden korkmuyorum uzun zamandır. Bana yaklaştıklarında kaçtığım o “delilerden” korkmuyorum artık. 2 kocaman hikaye yaşadım onlardan 2’siyle. Başta korkarak girdiğim bu hikayeden büyük derslerle ayrılmıştım üstelik. Kendimi hiç akıllı ve “insan” gibi görmezdim de zaten. Ama bir “deli” ile muhabbet etmediyseniz ne demek istediğimi hiç anlamayacaksınız demektir. Onların hayata bakış açısı kendini akıllı zanneden ve buna kesinlikle kendini inandıran birinden belki de bin kat daha gerçek ve mantıklıdır. Delilerin gözlerinde perde yoktur onlar herşeyi olduğu gibi görürler görmek istedikleri gibi değil. Zaten bu yüzden deliler. Gerçekleri sevdikleri için. Çöp toplayan insanlardan da, evsizlerden de korkmam. Onların da aslında deliler kadar “gerçek” hayatları vardır. Kimse onların duyduğu kokuları duymaz, kimse onların yattığı kaldırımlarda yatmaz. Hayat onlara aslında en “gerçek” rolleri vermiştir. Ama ben “cüzdanı cüzdanıma” uymayan insanlardan her zaman korkuyorum. Onlar hiçbir zaman “gerçek” ne demek bilemeyecekler ya da doğrusu bildiklerini kendilerine kabul ettiremeyecekler. Onlar en tehlikelileri aslında. Tarih en çok “Para” bulunduğunda karışmıştır. Savaşların çoğu “para” uğruna yapılmıştır. Yani masallarda, filmlerde “aşk” uğruna yapılan savaşları unutalım. Para girdiği her yerde her zaman en büyük “sebep” olacaktır. Savaşı da, başarıyı da, aşkı da hep “para” alacaktır. İşte bunu böyle biliyorsanız deli olma şansınız sıfırdır. Deliler parayı sevmez, deliler paraya güvenmez, deliler para için savaşmaz. “İnsan” olmak “deli” olmaktır aslında. Ve akıllı olmak deliliktir. Müzik sestir, yorumdur, histir…

Saçma sapan bir konuya takıldım kaldım. Delilik sınavından çakacağım bu gidişle ama yine de bir yere kadar susuyor insan. Şiddetle “insan” olmayı reddediyorum aslında ama yine de damarınızı söküp atamıyorsunuz. Her türlü canlı varlığın suretine bürünebilirim. Beni herşeye benzetebilirsiniz, izin sizin. Yeter ki “insan” damgasını vurmayın bana. Çünkü baktığımda gördüğüm “insan” manzaraları fena halde karamsarlığa itiyor beni. Ne çok şey var Atatürk ile biten. Geri gelmeyen… Ne çok şey var!

Garip bir konu bu… Müzikten konuşalım mı? Hayır!  Ne müzik dinlediğinizle ilgilenmiyorum. Benim tek derdim dinlediğiniz “şeyi” ki o müzik mi, ses mi, yorum mu, jazz mı pop mu bilmiyorum ama o “şeyi” nasıl dinlediğiniz ilgilendiriyor beni. Duyduğunuz ses size sadece bir “ses” mi yoksa “müzik” mi? Uzun zamandır müzik kelimesini elinde oyuncak edenlere takığım. Müzikle ilgili bir iş yaparak “ben müzik konusunda bir şey söyleyemem” diyen “insan”lara da…

Yıllarca müzik için gerçekten “yürek” harcayan insanların anlamsız kalmasına da takığım. Her gece bir kanalda gösterilen herhangi bir yarışmada duyduğum kötü seslere, anlamsız muhabbetlere de…

Bunları izlememek için direndiğim her anda kendimi “insani” bir zaafla ekranın başında bulmama takığım. Kendime yani… Tamamen kendime… Ama sebepsiz değil!!! Gerçekten değil!!!

Imageİlk çıkan yarışmayı hepimiz izledik sanırım. Uzun yıllar sonra bir ilk oluşu çekmişti herkesi… Ama o geçti gitti. Onun devamı hala var. “Turk”leştirilmiş olanı da var. Ben “kaliteli” olduğu yorumuna içerisinde bulunan “bir” jüri üyesi yüzünden inandığım bir yarışmadan bahsediyorum. Tüm ipuçlarını vereceğim ama isim asla. Bu jüri üyesini tanımayan bir kişinin olduğunu bile sanmıyorum. Kariyerinin belki de en ama en verimli döneminde desem, ağlayarak, tepinerek dinlediğimiz tüm şarkılarda ya sözünde, ya bestesinde eli var desem, dizi sektörünün en doruk noktasında yer aldı desem ve en önemlisi “deli” bir kadının hayatında tanıdık onu desem? Anladınız sanırım. Hayır isim yok.

O kadar sayılı bir yeri var ki içimde. O kadar benimsedim ki yaptığı herşeyi, yazdığı her sözü… Onun da bir “deli” olduğuna inanmak istiyorum ben. Ama her defasında “neden” diye soruyorum. Neden bu karar? Yanlış karar? Haksız karar? Ve omzumdaki şeytan avaz avaz o pis sırıtmasıyla bağırıyor : “Reyting Reyting” … Aşağıdaki sözlerim ona değil. Yanındakilere… Çünkü eminim ki ya da öyle olmak istiyorum, benim inandığım bu kadın her karar aşamasından sonra mutsuz oluyor. Sadece orada öyle davranmak zorunda kalıyor ve bundan da rahatsızlık duyuyor. Anlaşması ne kadar sürelidir, ne zaman biter bilmem ama eğer gerçekten gözümdeki perdeler inmiş ve ben onu doğru tanımışsam bir dahakine orada olmayacaktır. Olmamalıdır!




Okur Yorumları  
 

 

Gönderilen yeni yorum yok

Yorumunuzu ekleyin



mXcomment 1.0.8 © 2007-2008 - visualclinic.fr
License Creative Commons - Some rights reserved




Eski Sayılar
© 2008 derki.com
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.