Lilith Efsanesi

738 views

Yakın geçmişe kadar ağırlıklı olarak dişil enerjiden beslenen bizler, eril enerjiden de beslenmeyi öğreniyorken, aklıma birden Lilith geldi… İsmi pek bilinmeyen, bilinse de pek hayra yorulmayan, önce güzeller güzeli diye anılan, sonraları ifrit olan Lilith…

Çoğumuza yaratılışın, insanlığın doğuşunun Adem ve Havva ile başladığı öğretildi. Adem’in kaburga kemiğinden yaratılan Havva’yı hep bildik ama Adem’in ilk eşi Lilith’ten pek bahsedilmedi bizlere.

                                                  

                                                   Simgesi olan baykuşla tasviri

Efsaneye göre Tanrı topraktan önce kadın ve erkeği yarattı. Kadının adı Lilith, erkeğinki ise Adem’di. İnsanlığın bu ilk çiftini de mutlu mesut yaşasın diye cennetine yerleştirdi. Ama bu çift bir türlü mutlu, huzurlu olamıyordu. Adem, Lilith’ten kendisine tabi olmasını istiyor, Lilith ise “kendisinin de topraktan yaratıldığını, eşit olduklarını” söyleyerek itiraz ediyordu. Adem kendini, bağışlayan, bereketli gökyüzüne; Lilith’i de ürün veren toprağa benzetiyordu. Birlikte yaşayamayacaklarına karar veren Lilith, Tanrının asla söylenilmemesi gereken ismini söyleyerek göğe yükselir. Böylece cennetten ve tüm nimetlerinden vazgeçmiş olur, dışlanmışların arasına katılır. Şeytandan ve cinlerden çocukları olur. Bu arada yalnızlığa dayanamayan Adem, Tanrı’ya yalvararak Lilith’i geri istediğini söyler. Bunun üzerine Tanrı üç meleğini, Lilith’i ikna etmeleri ve geri dönmesini sağlamaları, yoksa her gün yüz çocuğunun öleceğini söylemelerini ister. Lilith bu tehdite rağmen kesinlikle dönmeyeceğini söyler ve olduğu yerde kalır.

Tehdit gerçeğe döner, Lilith çocuklarını kaybetmeye başlar. Çocuklarını kaybeden Lilith bu acıyla, o andan itibaren tüm hamile ve yeni doğum yapmış kadınların ve bebeklerin baş düşmanı olacağına yemin eder. Erkek çocukların ilk sekiz gün, kız çocukların ise ilk yirmi gün içinde canlarını alacaktır. Lilith artık tamamen kötülerin tarafına geçmiştir.

Bunun üzerine Tanrı Adem’in kaburga kemiğinden Havva’yı yani ikinci eşini yaratır. Havva erkeğinin bir parçasından yaratıldığından Adem’e tabi olur, yaptıklarına söylediklerine karşı çıkmaz.

İnanışa göre, dişi bir şeytan bir ifrit haline dönüşen Lilith, hava karardıktan sonra yeni doğum yapmış kadınların evlerine girerek bebeklerini boğarmış. Birçok kültürde, loğusa kadınların yalnız bırakılmaması, albastı ya da karabasana, ki bunlar da Lilith’in başka halleridir,  karşı önlem olarak yastıklarının altında bıçak veya makas bulundurulması, kendilerine ve bebeklerine tılsımlar muskalar takılması bu inançtan günümüze kalan alışkanlıklardır.

Aslında Lilith efsanesi Tek Tanrılı dinlerden çok önceye, Mezopatamya uygarlıklarına dayanıyor. Sümer ve Babil mitolojilerinde rüzgar Tanrıçası ile ifade ediliyor. Sonra Yahudilerin, Tevrat’ın önce sözlü sonra yazıya dökülen ikinci bölümü olan “Talmud”’da geçiyor. Kabala’da da ondan bahsedilir ki aslında Dünya’nın Lilith ile tanışması da Kabalacı araştırmacılar sayesinde olur. Lilith’in tarihteki rolü, uzunca bir süre, erkekleri baştan çıkaran, kadın ve çocukları hedef alan dişi bir şeytan olarak belirlenmiştir.

Lilith çok güzel bir kadındır, uzun kızıl saçları, hatta çoğu metinde “gül rengi saçlı” olarak geçer, mükemmel bir teni ve kusursuz dudakları ile badem gözlü harikulade güzellikte bir kadındır. Bu güzelliği ile erkekleri baştan çıkarır ve tohumlarına sahip olur çocuklarını doğurur. Bu nedenle tarihteki bir diğer adı da “tohum hırsızı”dır.

                                   

                                Dante Gabriel Rossetti’nin Lady Lilith tablosu

Lilith’e atfedilen bir başka şey ise, kadınların kafasına girerek onlara “erkeklerle eşit oldukları” nı hatırlatmasıdır. Hatta ilk günahın sorumlusu da Lilith’dir. Havva’yı kandıran ve yasak meyveyi yemesini söyleyen yılan kılığındaki Lilith’ten başkası değildir.

Aslına bakarsanız Lilith hep vardı ve ondan hep korkuldu. Ortaçağ’da, başlayan, sonraları toplumsal bir histeriye dönüşen cadı ve büyücü avında, kızıl saçlı kadınların cadı oldukları gerekçesi ile yakılmaları bir tesadüf müdür?  Ya da çoğu kez kadının şeytanlaştırılması?

Cadı, şeytan, ifrit olan Lilith ancak 19.yy civarında resimde ve edebiyatta daha sevimli formlarda yer bulabildi. Bu yaklaşımlardan sonra da, ondan  korkan, tılsımlarla kendilerini koruyan kadınlar, eşit haklar ve özgürlük savaşlarında Lilith’i kendilerine figür olarak seçtiler. Eşitliği anlatan ve kendi yaşamına kendi yön vermeyi seçen Lilith, bu seçimiyle feministlere de ilham kaynağı olmuş.

Lilith… Özgürlük savaşçısı ve eşitlik savunucusu ilk yaratılmış güzel bir kadın mı yoksa dişi bir şeytan mı?

Yorum Yapın