Zehirli İletişim Oyunları III: Alay/Kinaye

486 views

“Vay vay vay, Ozan paşamız teşrif etmişler ofise sonunda.”

Ofise girer girmez bu lafı mı duyacaktı. Tayfun hadi eşekti, ya diğer şebekler? Onlar da kıs kıs gülüyorlardı. Ta karnından yukarıya doğru sıcak ağır bir kütlenin gelip yürüdüğünü hissetti. Nefes alması yavaşça durdu. Suratına umursamaz bir ifade kondurdu.

“Herkes sizin gibi karpuz değil tabii, ofiste yatsın. Bizim gibiler de müşteride çalışacak ki şirket dönsün”

Lafı gediğine koymuştu. Arkadaşlarının suratındaki o müstehzi gülümsemelerin yavaşça kaybolmasını izledi. İşte böyleydi, ağızlarının payını vermişti. “Niye efendi efendi oturmuyorlar da bana sataşıyorlar çok merak ediyorum, laf yarışı yapılacaksa benim kazanacağım belli bir kere.” Onu kıskanıyorlardı. İşte buydu.

Okuduğu lisenin karanlık koridoru gözünün önüne geldi. İlk yılıydı, oniki yaşındaydı. Çok yalnız ve çaresizdi. Nerden çıktı bu şimdi? Artık otuz dört yaşındaydı ve çok güçlüydü bir kere… Derin bir nefes aldı. Plazada yeni açılan Starbucks’a gidip bir kahve almaya karar verdi. “Tayfun’u değil ama Zehra’yı çağırayım. İyi kız aslında da, saftirik biraz.”

****

Hikayemizde Tayfun’un alaycılığına Ozan yine alaycılık ile cevap verdi. Hafif türünden bir alaycılık. Alaycılığın çeşitli formları var. Masum görünen laf dokundurmalardan kişiye ad, lakap takmalara hatta aşağılamalara dek uzanan bir yelpaze. Eğitim ve takım koçluklarında sıkça şunu duyarız: “Dolaylı yoldan anlatıyoruz. Direk anlatsak daha kötü.” ya da “Aman canım hiç mi şakalaşmayacağız ya.” Oysa tüm zehirli iletişim yöntemleri kötü olsa da alaycılık/kinaye bir tık daha zehirli. Çünkü kişinin özdeğerine dokunuyor. İlişkiyi saygı temelinde sarsıyor.

Peki ne yapmalı?

1- Alay/kinaye ile kendini ifade etmeye seni yönelten durumlar, düşünceler, duygular ne? Sakin bir zamanında kendine koçluk yaparak şu sorulara cevap ver:

· Ne olunca alay/kinaye yapıyorum?

· Alay/kinaye yaptığım anda ne düşünüyorum?

· Ne hissediyorum? Duygum ne?

Benim en az başvurduğum zehirli iletişim yöntemi bu. Ender de olsa alay ettiğimde karşımdakinin konuyu “bilmediğini” “anlamadığını” anlamayacağını” düşünüp bu düşünceme de inandığımı fark ediyorum. Ve maalesef bu düşünceme eşlik eden duygum da kibir 🙁 Kimi danışanlarım okulda öğrenmişler mesela, başa çıkma mekanizması olarak. Kaygılandıklarında, savunma mekanizması olarak başvuruyorlar. Herkesin farklı olabilir. Önemli olan seni tetikleyenin ne olduğunu bulman.

2- Sonra yarattığın etkiyi tanı:

· Alay/kinaye yapınca karşımdaki ne yapıyor? Hangi tepkileri alıyorum?

Of, bağlantı bayağı kopuyor. Direk göz temasını kesiyor mesela karşımdaki. Böyle bir şey olduğunda hemen dönüp bakıyorum kendime.

3- Yine sakinleşmek, duygu, düşüncelerine dışardan bakabilmek anahtar. O zaman sakince aşağıdaki yöntemlere geçebilirsin:

4- Alaya başvurduğumuz anda karşımızdakine pek de saygı duymuyoruz. Halbuki her insan saygı gösterilmeyi hak eder. O an saygı duymak zor geliyorsa, o kişinin takdir ettiğin özelliklerini bul. En azından bir özelliğini bul. O zaman farklı bir hissiyat, farklı bir perspektif gelecek. İçindeki alay dürtüsü de inşallah geçecek 🙂

5- Kendini alayla değil sağlıklı geri bildirim yöntemleri ile ifade et. Bu konuda sayfalarca yazı yazılabilir, ama çok özetle geri bildirim şudur:

A) Önce durumu davranışı belirterek ifade et. Kendi yorumlarını katmadan, mümkün olduğunca yorumsuz, objektif ve tarafsız olarak. Örnek: “Sen atarladığında” deme, bu senin yorumun. “Sen kaşlarını çattığında” ya da “sen bulaşıklarını yıkarım deyip yıkamadığında”, “sen müşteriye bu cümleyi söylediğinde” ise objektif.

B) Sonra da bu davranışın sana ya da duruma etkisini söyle:

a)Sana etkisini söylediğinde düşünceni değil duygunu söyle, ben diliyle ama. Örneğin “ben üzülüyorum”, “ben hayal kırıklığına uğruyorum” gibi. (Önemli not: Kendi duygunu sahiplenmek burada anahtar. “Sen beni üzüyorsun” değil, “beni kızdırdın” değil. Bu maalesef bildiğin suçlama. Aynada “ben üzülüyorum” ve “sen beni üzüyorsun” cümlelerini hissederek söyle, farkı anlayabilirsin. Bak bakalım karşıya nasıl bir enerji geçiyor. 🙂

b) Duruma etkisini söylediğinde, yine yorumsuz olmaya özen göster. Mesela “müşteriler beğenmedi” deme, o senin yorumun. “müşteri bunu bunu dedi” de.

Şimdi küçük bir oyun oynamak ister misin? Kahramanımız Ozan, Tayfun’dan gelen laf atmaya sağlıklı geri bildirim ile nasıl cevap verebilirdi? Hadi, ister otur kendin için yaz, istersen de bizimle paylaş.



Yorum Yapın