Türkiye’nin İlk Cinsel Yaşam Koçu!

2.202 views

Eveeet! Artık Türkiye’nin de bir cinsel yaşam koçu var: Meryem Suna. 
Kendisi de, anlattıkları kadar ilginç. 
Öyle yoğun ve güçlü bir enerjisi var ki karşısındakini anında etkisi altına alıyor. 
O bir Tantra eğitmeni. Tantra,Eski Hindistan’da ortaya çıkmış, 8 bin yıllık geçmişi olan bir öğreti. Cinsellik ve spiritüelliği konu alıyor.
Suna, konuşmaya başlamadan önce bana kısa bir Tantra meditasyonu yaptırdı.
Uzun zamandır yaşadığım en tuhaf dakikalardı…
İçimizde uyuyan o muazzam enerji potansiyelinin kıyısından geçtim. Bana çok ağır geldiği için meditasyonu yarıda kestim, yani anlayacağınız fragmanda kaldım.
Ama bu mini fragman bile filmin ne kadar sarsıcı olabileceğini anlamama yetti.
Şimdi sekse dair bildiğiniz ne varsa unutun ve ruhunuzu Meryem Suna’nın anlattıklarına açın.

Türkiye’nin tek cinsel yaşam koçu siz misiniz?
Benden başkasına rastlamadım.

Haydar Dümen’den farkınız ne?
Haydar Dümen’in ne yaptığını tam olarak bilmiyorum. Ben cinsellik konusundaki problemler üzerinde çalışmıyorum. İnsanların yaşamlarına daha fazla haz katmaları, cinselliği ruha bağlamaları, enerjiyi dönüştürmeyi keşfetmelerini sağlıyorum.

Tantra ne demek?
‘Tan’ kelimesi dokumak, yayılmak, ağ gibi genişlemek; ‘tra’ ise özgürleşmek anlamına gelir. Bilinç ne kadar yayılır ve genişlerse özgürlük o kadar mümkün olur.

Bu öğretinin özü nedir?
Tantra, tezat olduğu düşünülen iki kavramı, cinsellik ve spiritüelliği konu alıyor, ikisinde de aşkı vurguluyor. Öğretinin 112 farklı başlığı ve metni var. Her birinde farklı bir teknik ve öğreti var. Bunun sonu yok, hepsini öğrenme gerekliliği yok. Tantra, “Cinselliği Tantra ile yaşarsan, cinsellik ile kutsal olana ulaşırsın” der. Bunun yollarını ve yöntemlerini öğretir, cinsel enerjinin gücünü ve önemini vurgular. 

EVDE KİMSE VAR MI?

Nasıl anlatıyor önemini?
Genital organlarımızı kullanarak enerji üretiyoruz, onlar bizim jeneratörümüz. Her insan kendi orgazmından sorumludur ve bu, muazzam ve kudretli bir enerjidir. Kundalini, cinsel alanda uyuyan omurgadan başa yükselip, aydınlanma halidir. Bu enerjiyi bazı egzersizlerle yükseltebilirsek hayatımızdaki tüm alanlarda etkili olabilir. Sağlıktan, sosyal ilişkilere kadar… Cinselliğin içinde kutsal bir hazine var.

Tantra’nın bu hazineyi tanıtma yöntemi ne? 
Tantra bizi katı bir disiplin içine sokmaz; cinsel enerjiyi nasıl kullanacağını ve dönüştüreceğini gösterir. Tatminin sadece bedensel değil, zihinsel olduğunu öğretir. Birbirimizin bedenlerini mastürbasyon yapmak için kullanıyoruz; durum böyle olunca ruhlarımızda penetrasyon gerçekleşmiyor. Kapısını çaldığımız her ev şık belki ama evde kimse yok. 

Aşk ve seks arasındaki bağlantı şehirdeki çoğu insan için neredeyse tamamen koptu. Bu bize ne yapıyor?
İçi dolu bir ev bulmak için ev ev dolaşıyoruz. Oysa kapısını çaldığın evde biri varsa ve ihtiyaçların orada doyuruluyorsa başka bir eve gitmek istemezsin, diğer evin arzusu duymaz, onu merak etmezsin. Birbirimizin varlığında kaybolarak yaşadığımız sevişmelerde muazzam bir doyumun içine gireriz. Tantra tam olarak bu! Bize evde olmayı öğretiyor. Eğer sen evde yoksan da kapıyı açmamayı öğütlüyor. Evde olmanı onurlandıracak, evinin kapısını açacak biri mutlaka gelecektir. Mükemmel izdivaç dediğimiz şey tam da bu. Bunun olacağına güven, inan ve bekle.

BU BİR SEKS MEDİTASYONU
Tantrik sevişmenin, bildiğimiz sıradan seksten farkı ne?
Tantra, sevişmenin içinde duyuları derinlemesine tecrübe etme deneyimidir. Tantrik cinsellik, sevişmeyi otomatik bir durumdan çıkarır. “Kadınlar şundan hoşlanır”, “Erkekler de bundan hoşlanır” gibi öğrenilen mekanik bilgilerin dışına çıkarız, içine meditasyonun ve farkındalığın katıldığı sevişme haline geçeriz. Bir hedef varsa Tantra olmaz. Sonucu unut, sürecin içinde kal. Bu bir seks meditasyonu!   

Nasıl yapacağız bunu?
Son derece yavaş… Duyular aracılığıyla derin bağlar kurulabilir. Duyularla ne kadar derin bir iletişim yakalanırsa o kadar güçlü orgazmik deneyimler olur. Dokunup geçme, farkında ol! Seksin içinde ses duyunu kullanarak iletişim kur! Kulağını ver, orada ol! Bakma, baktığını gör! 

Neden yavaşlamak zorundayız?
Farkındalık, yavaşlayınca ortaya çıkar. Yavaşlamak deyince, aklına ağır hareketlerle sevişmek gelmesin. Seksin içinde tüm duyularla anda kalmayı başarırsanız içinizden vahşi bir kaplan gibi sevişme dürtüsü de çıkabilir. İçinden ne geliyorsa yap ama yüzde 100’ünle yap! Orada ol!

Tek kişinin bu bilinçte olması yeterli mi yoksa sevgilimizin de bu bilinçte olması gerekiyor mu?
Tantrik sekste partner aynı bilince çekilebilir, taraflardan birinin bu bilinçte olması yeterli. 

ÖNCE KENDİNLE SEVİŞ
Cinsel enerjimizin yüzde 100’ünü keşfedebilmek için ne yapmalıyız? Kolay mı bu?
Hayır, kolay değil. Zaman, sabır ve kararlılık isteyen bir durum. Farkındalığı önce kendi bedeninize ve varlığınıza getirmelisiniz. Siz önemli ve değerlisiniz; önce bu bilgiyi içselleştirip kendi bedeninize aşk, sevgi ve arzuyla dokunabilmelisiniz.

Nasıl içselleştireceğiz bunu?
Bunun için pratik yapmalısınız. Birilerinin okumasından endişe etmeden cinsellik konusundaki düşüncelerinizi yazmalısınız. Bu şekilde cinsellik konusundaki zihin haritalarınızı çizmiş olursunuz.Aynanın karşısına geçip, çıplak bedeninizi derin ve uzun uzun incelemelisiniz. Kendinizi okşamanız ve dokunmanız çok önemli. İçinizden geldiği gibi kendinizle temasa geçin.

Bu biraz tuhaf değil mi?
Başta tuhaf ve aptalca gelecek çünkü bizi kendimizi bu şekilde sevmemiz öğretilmedi. Ama insanın önce kendisiyle yakınlık kurması gerekiyor. Ego zihin, kendinle yakınlık kurmana izin vermez. Biz en çok kendimizden uzağız. Aynanın karşısına geç ve içinden ne geliyorsa onu yap; kendine tokat at ya da okşa… Kendinle seviş. Zihnin seninle dalga geçecektir ama ona meydan oku ve dokunmaya devam et. Egon bu yaptığının sana yakışmayacağını söyleyecektir, bırak konuşsun, onu dinleme. Kendi bedenimizi ve varlığımızı kutsamadan başka bir varlığın bizi kutsamasını bekleyemeyiz. 

Kendimle sevişmek neyi anlamamı sağlayacak?
Bütün amaç, kendi içimizde var olan erkek ve kadını seviştirebilmek. Hepimizin içinde yin ve yang enerji zaten var; sorunumuz yin ve yang’ın birbiriyle uyumlu olmaması… Birbirinden çekinen, birbirini reddeden iki farklı varlığımız var ama zihnimizdeki savaşma halini yok ettiğimizde onların dansına şahit oluruz. Kendini kutsa, kendini kabul et, kendini onurlandır. Kendine ne kadar güzel özel ve zarif olduğunu söyle. Bu geri dönüşleri kendinden alamazsan bir başkası sana ne verebilir? Farkında olmadan hemcinslerimizle rekabet içine gireriz. Bu rekabet, bölücülüktür. Bunu yıkmak zorundayız. Hemcinsini sev ve onunla seviş.

SUÇ YOK, SUÇLAMA YOK
Şunu anlamadım teoriden mi bahsediyoruz yoksa pratikten mi? Yani Tantra’da bunlar zihinsel  olarak mı yoksa gerçekten mi yapılıyor? 
Bu bir enerji. Cinsel enerjini olduğu gibi, tüm halleriyle kabullenme hali. Zihindeki arzu keşfedildiğinde, bunu eyleme dönüştürmenin bir sakıncası olmaz. Tantra, kişiye kendini suçlamamayı öğretir. 

Freud, “Her insan biseksüel doğar, sonradan heteroseksüel olmaya zorlanır” diyor. Tantra da mı bunu söylüyor?
Her erkek ve kadın zihnini cesurca yokladığında hemcinse olan içsel arzuyu yakalar. Ama insanların büyük bölümü bu arzuyla yüzleşemez çünkü yüzleştiklerinde baş edemeyeceklerinden korkarlar ve bunu bastırırlar. Tantra seni tüm seçimlerinle kabul eder, sen de Tantra ile tüm arzularını kabullenmeyi öğrenirsin.

ERKEKLERİN YARALARI DAHA FAZLA
Size kimler geliyor?
Çiftler de geliyor, tek başına erkek ve kadın da geliyor. Çoğunlukla ilişkilerinde cinsellik konusunda açılamayan, konuşmakta zorlanan çiftler ve doğum sonrasında cinsel ilişkileri zayıflayanlar geliyor. Erkekler, kadınlardan daha değersiz hissediyorlar. Yaraları daha fazla çünkü onlar konuyu penisle fazla ilişkilendirmişler. Hep güçlü ve erekte olmak zorunda hissediyorlar. Erken boşalma, olur olmaz yerde erekte olma gibi problemleri var. Tek gelen kadınlarla daha çok aşk üzerine çalışıyoruz; onlar genellikle aşkla tecrübe edecekleri bir cinselliğin içinde olmak istiyorlar. Vajinismus problemi yaşayanların sayısı da az değil…

Onlara ne öğretiyorsunuz? 
Değişiyor. Öncelikle cinsellikle ilgili zihin haritasını çıkarıyoruz; cinsellik konusunda kendisini nasıl algıladığını buluyoruz, geçmiş deneyimlere farkındalık getirilmesi konusunda çalışıyoruz. Duyular aracılığıyla farkına vardıkları bir seks tecrübe etmelerini istiyoruz. İçinde erotizmin, romantizmin olduğu birçok farklı tekniğimiz var. Dokundukları kişinin herhangi bir kişi olmadığını, kutsal bir suret olduğunu anlamalarını sağlıyoruz; bu bilince ulaşınca dokunuş da değişiyor. 

Ne gibi teknikler? Bir örnek verirseniz daha iyi anlayacağım. 
Bir kısmı kadın ve erkeğin birbirini onurlandırması üzerine… Örneğin iki tarafın da birbirinin önünde eğildiği egzersizler yapıyoruz. Tantra, dengedir. Alıcı ve verici olmak zorundayız. Vermek de haz verir, almak da. Alıcılığa geçtiğimizde vermenin hazzını karşıya yaşatırız;  böylece kibirden kurtuluruz.

SEKSSİZ EVLİLİKLER
Sekssiz evlilikler giderek çoğalıyor. Birbirini hala seven ama artık sevişemeyen çiftler arasında kalıcı cinsel ilişkiyi sağlamak ne kadar sürüyor?
Bu, çiftlerin birbirlerini geri kazanmalarıyla ilgili çabalarıyla da ilişkili; tek seansla da çözülebilir, zaman da alabilir. Çalıştığım çiftlere ödevler veriyorum, üzerine yaratıcılıklarını da katarak ödevlerini yapıyorlar.

Erkekleri ikna etmek zor olabilir… 
Şaşıracaksın ama eşinin ilgisini kaybettiğini düşünen erkekler, kadınlardan daha fazla geliyor. Ama genelde gizli, eşlerinin bilgisi dışında geliyorlar. Kadını, eşlerini nasıl mutlu edeceklerini öğrenmeye çalışıyorlar. 

Eşlerden biri çalışmalara gelmese de, tek tarafın çabasıyla ilişkideki cinsel enerji ritmi yerine oturabilir mi?
Evet,kadın dişiliğini hissettiğinde zaten değişiyor; duruşu da, enerjisi de farklılaşıyor. Cinsellikle barışıldığında salgılanan feromon artış gösteriyor. Erkeğin dikkatini çekmemesi mümkün değil. Tersi de geçerli; erkeğin cinsel davranışı değiştiğinde kadın bunu anında hissediyor ve cevap veriyor.

TANTRA KAMPLARI
Bireysel koçluk dışında, Tantra kampları da düzenliyorsunuz değil mi? 
Evet, üç yıldır Mayıs-Ekim arası kamp yapıyoruz. Tantra kamplar temel-orta –ileri seviye olmak üzere üç aşamadan oluşuyor. Bu üç aşamayı 6 ayın içine yayıyoruz.  Her bir seviye beş gün sürüyor. Kamplara 24 kişi katılabiliyor.

Seviyelerin bir ismi, konusu var mı?
İlk seviyenin konusu arzuları anlamak ve tanımak. İkinci seviyenin konusu ise aşk. Üçüncü ise vecd.

Nerede kalıyorsunuz?
Kaz Dağları’ndaki Endes Kamp’ta… Doğayla iç içe ağaç evlerinin olduğu, telefonların çekmediği şahane bir ortam. 

Kamplarda eğitim olarak ne kadar bir yakınlaşma var? Sevişme var mı?
Bu çalışmaları Türk kültürünün zihin yapısına göre tasarladım, o yüzden Avrupa’daki muadillerine göre farklı. Eğitimin içinde fiziksel sevişme yok. Birinci eğitimde çıplaklık da yok. Bu eğitimlerde duyuların üzerinde çalışıyoruz, nefesi yönlendirmeyi öğreniyoruz. Cinsel enerjinin nasıl hareket ettiğini keşfediyoruz. Meditasyonla, nefesle, dansla cinselliğin içindeki ruhsallığın önemini kavrıyoruz. Yoğun bir meditasyonun içinde ruhsal penetrasyonun mümkün olduğunu deneyimliyoruz.

KAMPTA TANIŞIP EVLENDİLER
Kimler kampa katılamıyor? Sapkın duyguları olan insanları nasıl ayırt ediyorsunuz?
Sapkın düşünceler hepimizde var. Kampta sapkın düşünceleri de ortaya çıkarıyoruz, onlarla yüzleşiyoruz. Katılımcıların her biriyle mutlaka ön görüşme yapıyoruz. Zaten niyeti iyi olmayan kişilerin ilk sorusu kampta sevişme olup olmadığı oluyor. Sevişme ya da çıplaklık olmadığını öğrenince zaten gelmiyor.

Kampta herhangi bir yasak var mı?
Bazı sınırlamalar var. Eğitime hiçbir şekilde alkollü girilmiyor. Tantra’daki farkı anlamak için zihninin berrak olması gerekiyor. Yaş sınırı da 20.

Kampta tanışıp evlenenler olduğunu duydum! 
Evet! Düğünümüz var. İlk seviye eğitimde tanıştılar ve şimdi evleniyorlar. Böyle bir sonuç aldığımız için çok mutluyuz. Daha ne olsun!

Siz iki çocuk annesi, 15 yıldır evli bir kadınsınız. Eşiniz bu işi yapmanıza ne diyor?
O beni çok destekledi. Hatta bu iş için yaratıldığımı düşünüyor. Şunu söyleyebilirim: İçindeki potansiyeli pratiğe dökebilen insanların ilişkisi zamana yenilmiyor. Aşk ve arzu devam edebiliyor. Yani özetle, evlilik aşkı öldürmüyor!

(İlk Yayın: Yeni Yüzyıl)

Yorum Yapın