Kötü Kız Prensini Arıyor – Giriş

9.454 views
Dikkat! Bu yazı sadece bayanlara özeldir, erkekler okuyamaz!

İyi kızlar, en büyük günahkarlardandır. Kötü kızların ise cennetin baş köşesinde şimdiden yerleri ayrılmıştır bile. Hayır hayır dilim filan sürçmedi kesinlikle, yada yanlış okumuyorsun. Sanılanın ve bizlere empoze edilenin tam tersine gerçek aynen iste böyledir.

İyi kızlar sadece kendilerine öğretilene göre yaşar, yenilikten korkar, kendini gizler, yeteneklerini örter, kanaatkar olur, utanır, gereğinden fazla mütevazıdır ve hayatı sürekli ertelerler. Herşeyi, kendilerine öğretilmiş olan ‘olması gerektiği gibi’ yaşamaya çalışırlar. Tanrı vergisi özelliklerinden hiçbirisini özgürce kullanamazlar. Beklemek onların göbek adı gibidir adeta. Sürekli beklerler ve bir gün, iste bir gün diye diye, hiçbir zaman bekleyerek gelmeyecek olan ‘o gün’ için ömürlerini çarçur ederler. Peki o zaman(1) ömrünü böyle verimsizce boş yere tüketerek, dünyaya ve insanlığa verebileceği tüm güzellikleri hayattan esirgemek günah değildir de baksa nedir?

Hayatın hakkını sonuna kadar vermek lazım. Yapabileceğin pek çok şey varken, bir köşede kalakalmak nedir öyle? O kadar çabuk geçiyor ki hayat, sonuna kadar yaşamak, herşeyi zamanında yapmak ve arkandan iz bırakmak gerekir.

Hayatı seyredenlerden misin yoksa hayatı gıptayla izlenen kişi sen mısın? 1. sık en kolay ve en yaygın olanı tabi, yanı hemen hemen herkesin yaptığı, 2. ise herkesin arzulayıp da yapamadığı ve ‘ama’ larının arkasından seyretmekle yetindiği şey…

Heey gevşe biraz, bu ne ciddiyet böyle, neşelen haydi, hayat geçiyor bak, biraz eğlenmeye ne dersin bebek? Gerçekten de vakti gelmedi mı artık? Trilyoner olman gerekmez, manken ölçülerinde olman gerekmez, nee yaşın mı geçti yoksa, o da ne demekmiş? Mutlu olmak için tek ihtiyacın olan kendin olmak ve nasıl olursan ol öncelikle kendini olduğun halinle kabul etmek ve kendini her şeyden çok sevmek.

Ama ben şişmanım, beş santimcik daha uzun olabilseydim keşke, kaslarım çok inik, bacaklarım mı of çok kalınlar, saçlarım çalı gibi, burnuma da bak tıpkı Gargamel’inki gibi, omuzlarım çok dar, çok çirkim ben yaa ama huyum güzel olsun… Sus, yeter! Bunlar da ne böyle? Öncelikle kendini sen beğenmezsen başkası seni ne diye beğensin?

Bu bluzu giyemem çok havali kaçar! Bu etek çok kısa dikkatleri üzerime toplarım sonra, hayatta olmaz bu saç modeli çok iddiali, kırmızı ruj mü çok basit kaçar. Bak hala konuşuyor… Ama ama ben bunları yaparsam kadın gibi olurum sonra. E kadınsın ya zaten hatırlaşana… Frambuazlı pastaları lüpletirken, ay bu pasta çok lezzetli, yerken zevkten dört köşe oluyorum, bana mutluluk veriyor o zaman yemeyeyim barı demiyorsun ama! Öyleyse seni mutlu edecek diğer şeyleri yaparak kendine vereceğin mutluluğu neden kendinden esirgıyorsun?

Daha güzel ve iddialı olmak, yürekleri hoplatmak, cesur olmak, kendine güvenmek, mutlu olmak, başarmak, eğlenmek, sevmek-sevilmek, bunların neresi kötü allahaşkına, kime ne zararı var? İstemek, istenmek, istemediğin şeylere hayır diyebilmek çok mü ayıp şeyler?

İyi o zaman, sen silik silik kabuğunda yaşayıp kendine acımaya, ben aslında güzelim, zekiyim aslında, bir çok yeteneğim de var iste ama beni anlayacak kimse çıkmıyor karşıma, beyaz atlım bir gün gelip beni keşfedecek, kıymetimi anlayacak ve beni çıkaracak bu delikten ne de olsa iyi kızım ben diyerek somurta somurta oturmaya devam et köşende. Bu yazıyı da hemencecik kapat ve devamını sakın okuma. Belki azıcık kıpırdanir, neşelenir, kendini sevmeye başlarşın neme lazım çok zararlı şeyler bunlar. Aman deyim uzak dur sen. Sıkıcı şey seni… İyi kızmıs!

Derse başlamadan, şunlara bir göz atmak lazım önce:

RUHSAL GELİSİM… Çok güzel ve yaşadığımız süre boyunca bitmeyecek bir yol. Ama bu dünyada sadece ruh değilsin. Yani bedenin olmazsa, ey ruh geldiysen masayı iki kere tıklat şeklinde seanslar arası gezinen bir hayalet olursun bu dünyada. Bu iki dualite birbiriyle içiçe çalışır. Sadece bir tanesini beslemeye yoğunlaşırsan ya zevk düşkünü, hırslı, sığ bir materyalist olursun yada uçan evliya taklıdımsı ayakları yere basmayan bir şey. İnsan olmak, ikisini birarada yaşayabilmek demektir. Bunun için zihni geliştirirken bir taraftan da bedeni dinlemek ve çalıştırmak, onu yaşamak gerekir.

NEŞE VE SEVİNC… Bunlar olmadan ruhu da bedeni de tam olarak beslemenin hiç mı hiç imkanı yok.

İSTEMEK… İstemek ve isteklerini dile getirmek sanılanın aksine arsızlık değildir. Bu dünyada başarmamız gereken en önemli şeylerden biri bu zaten. İşte ve yarat… Tanrının bize verdiği kendi sıfatlarından en önemlisi; yaratıcılık. Görmek istediği de bu yaratıcılığı gerçekleştirip başarmamız. Bunun ilk adımı ise gerçekten ne istediğimizi bulup onu sınırsızca tanrıdan ve dünyadan istemek, isteğini dile getirmekten, talep etmekten utanmamak ve de madde dünyasında gerçeğe dönüştürmek…

KENDİNİ TANİMAK… Sadece psikoloji kitaplarına gömülmek, psikologlara koşmak yada bütün spiritüel öğretileri yalayıp yutarak iç dünyanı bilinçaltı ve üstünü anlayıp çözmek değil, aynı zamanda bedenini ve önün özelliklerini, gereksinimlerini de tanımak, çözmek demektir. Heey! Kendine gel dünyalıyız biz, insanız ve insan nasıl olunur onu öğreniyoruz burada. Ciddi bir iş bu. Senin kalıplarına sığmaz. Ruhsal gelişimin yolu madde dünyasından geçiyor burada.

Şimdii, kötü kız olmak; arsız, ahlaksız, çıkarcı, insanları kullanan kan emici bir canavara dönüşmek demek değildir kesinlikle. Kötü kız olmak aslında ‘ıyı’ olmak demektir. Evvela bunu bir anlamak lazım. Sonra devam edebiliriz.

1.Adım : Öncelikle, kötü kız kimdir?

Kötü kızın beyaz atlı prensi, kendisidir. Çünkü zaten güçlüdür ve kendi kendine yeter. Yani kendisini kurtaracak, koruyacak değil, mutlu olacağı, sevip sevilebileceği ve onu mutlu edebilecek güçte bir erkek ister. Kurtaracak değil!

İşte kötü kızlara bir kaç örnek:

Havva Ana,
Madonna,
Tina Turner,
Gülüm Omay,
Cleopatra,
Jan Dark,
Sezen Aksu,
Truvali Helen,
Ella Fitzgerald.

Nasıl yanı deme şimdi. Bu örneklerin hayatlarına bir göz atarsan ne demek istediğimi gayet açık anlarsın. Hepsi de cesur ve korkusuzdur. Hepsi de mevcut otoriteye ve öğretilere boyun eğmeyerek, yüreklerinin sesini dinleyip, başkalarına göre yanlışmış gibi görünen hayat yollarını seçmiş ve doğal yeteneklerini sonuna kadar geliştirip kullanmış olan kadınlardır. Üstelik bu sayede de hem kendilerine hem de başkalarına yeni yollar açmışlardır. Ve hepsi de tam anlamıyla kadın gibi kadındır!

Kötü kız, kendini tanır, iç sesini dinler ve her konuda ne istediğini bilir. Hedefleri bellidir ve ne pahasına olursa olsun bu hedeflere ulaşmak konusunda üstadır.

Kötü kız, ah zavalli ben, deyip deyip kendine acıyarak hayatını zındana çevirmez, asla ezik değildir. Hayatın ve kendisinin güzel yönlerini iyi bilir ve ona göre her zaman yeni bir planı vardır.

Kötü kız, sevmeyi de bilir sevilmenin kıymetini de bilir. Ancak eğer sorunlar varsa ve artık çözüm getiremiyorsa çekip gitmeyi ve kendi yoluna devam etmeyi de gayet iyi bilir.

Kötü kızı elde tutmak zordur. Çünkü önün zaten seçtiği bir kendi yolu vardır. Çünkü kendi istekleri ve tercihleri vardır. Güçlüdür. Tutsak olmak yerine, paylaşmayı tercih eder. İstemediği hiç bir şeyi zorla yapmaz. Yani esir olmaz.

Kötü kız eğlenmeyi çok iyi bilir. Genelde mutludur, neşelidir.

Kısaca kötü kız olmanın unutulmaması gereken en temel özellikleri söyledir : bağımsız bir düşünür olmak, korkusuz-tutkulu-ası olmak, tatmin olmayı ve kendisi olmanın ne demek olduğunu çok iyi bilmektir.

Not: otoriteyi sorgulamayı asla unutma

2. Adım : Kötü kızın 24 saat boyunca olmazsa olmazlar listesi nasıl olmalıdır?

Temizlik… Her açıdan olmazsa olmazların başında gelir. Her an misler gibi ve tertemiz olmalı insan.

Bakım… Temizlikle birlikte ikinci adım da her daim bakımlı olmaktır. Kişisel bakım; saç, baş, cilt, tırnaklar, günün bulunulan her saatine uygun temiz ve tertipli giysiler. Köşe başından kimin çıkacağı yada kapıyı kimin çalacağı belli olmaz, aman haa…

Duruş… Evet iste en önemli şeylerden birisi de duruştur. Dik durmak hem senin hislerini değiştirir kendine güven getirir, hem de karşındaki kişilerin sana bakışını değiştirir. Çok önemli, her zaman günün 24 saati dik dur (uyku, tuvalet, direksiyon başı dahil).

Cazibe… Bir kadının olmazsa olmazi… Cazibeni koru. Tek başınayken bile bunu koru ve kendi cazibeni her an hisset.

Gülümsemek… En büyük ilaçtır. Hem kendi ruhuna kem de karşındaki kişilere. Ağlarken bile zoraki de olsa ağzını gülümser gibi yapmak ruhuna nasıl da bir ferahlık verir insanın. Dene ve gör.


Eğlenmek… Ne yaparsan yap, çok sıkıcı-dayanılmaz birşeyle uğraşıyor bile olsan, günün her anında yaptığın şeyden zevk alacak ve eğlenecek bir şeyler bül yada kendin uydur. Beynini buna programla.

Olumlu düşünmek… Asla kötü, olumsuz şeyler düşünme. Aklından söyle bir geçmesine bile izin verme. Unutma, ne düşünürsen onu biçersin.

Hedef… Hedeflerin olmalı. Şimdiye kadar belirlemediysen haydi bakalım daha fazla vakit kaybetmeden hemen iş başına. Eğer insanın bir hedefi olmazsa ya başkalarının hedef tahtası olur yada rüzgarda savrulup gider. Hedeflerini belirledikten sonra sürekli bunlar aklının bir köşesinden alt yazı bandı gibi geçmeli. Geçmeli ki her an bu hedeflerin için yol alabilmeli yada imkanlar yakalayabilmelisin.

Evet iste, şimdilik buraya kadar okuduklarını tam olarak anlayıp öğrendiysen eğer, hemen koş ve önce gidip aynada kendine hayran bir bakış at. Sonra mi?

Devamı için (1) Kötü kız prensini arıyor-1’ e geçebilirsin.

Yorum Yapın