Bir Kadının Sizden Hoşlanıp Hoşlanmadığını Nasıl Anlarsınız?

166.507 views

Onu gördünüz ve bir anda çarpıldığınızı hissettiniz yada çarpıldığınızı hissetmediniz de sadece hoşlandınız yada hoşlanmadınız da geceyi birlikte geçirmek istiyorsunuz… Peki o sizden hoşlanıyor mu? Nerden anlayacaksınız?

Birincisi tek gecelik birşeyler isteyenlere pek uygun değil burada yazanlar, çünkü sonuçta ben bir süreç anlatacağım ve bunun için birkaç saatten uzun bir vakte ihtiyacınız var ve yine açıkcası tek gecelik bir ilişkim olmadığı ve bugüne kadar da bir bara gidip oradan birileriyle birlikte olma gibi bir deneyimim olmadığı için ben zaten bunu anlatamam size. Benim söyleyeceklerim ilişki boyutunda birlikte olmak istediğiniz kızları hedefliyor, önce bu noktayı bilelim.

İkincisi ben genelleyerek yazarım yazılarımı ama her zaman için istisna veya genellemeyi bozan yani istatistikte standart sapma olarak nitelenen durumlar sözkonusudur, bunu kabul edelim (şimdi bu yazıyı okuyan tüm kızlar kendilerini bu standart sapmalardan sayacaklar ya, hadi neyse…) 🙂 (Kızlar için ufak bir tiyo: Herkesin kendini özel saydığı ve standart sapma olarak düşündüğü bir yerde delikanlı gibi çıkıp “evet ben böyleyim ve böyle olmaktan da mutluyum” dediğiniz noktada başlar esas standart sapma) 😉

Üçüncüsü aşağıda yazılı olan tüm gözlemlerden önce önemli olan sizin sezgilerinizdir. En en en önemli yardımcınız sezgilerinizdir. Fakat bu noktadaki püf noktada sezdiklerinizi kabul edebilmektir. Size hergün telde aşık olduğu herifi anlatan hoşlandığınız kıza “bunun bana zerre ilgisi yok” diyen sezgimiz genellikle onun sizden hoşlandığına dair ipuçları arayıp sizin acı çekmenizi engellemeye çalışan “zihin” adlı korunma mekanizmanız tarafından engellenecektir. Kabullenip yoluna devam edebilmek büyük bir erdemdir. 🙂

Dördüncüsü de aşağıda anlatılanlar için kızın da sizin bu hislerinizin farkına varmış olması gereklidir. Zaten farkına varmamış kızın size ilgisi hiç olmamıştır. Reddeden bir kız bile bir saniyecik bile olsa sizinle olma düşüncesini aklından geçirmişken, farkına varmamış bir kız için sizin anlam ve öneminiz o anda oradan geçen vatandaştan, en yakın dostuna kadar değişebilen bir çizgide hareket edecektir. (Ama kadınlar duman dedektörü gibi oldukları için anında sizdeki değişimi anlayacaklardır. Genellikle bu noktadan sonra size karşı birşey hissetmeyeceklerse bunu anında görmezden gelip, farkında değilmiş moduna geçebilme gibi bir software özellikleri vardır bunun. Yazı da defalarca yineleyeceğim gibi kadın eşittir herşeyi aklına, kontrolüne ve isteklerine uydurmaya çalışan ve bunun için her türlü inkar, ikna, savunma yöntemini kullanan sistem) 😉

Şimdi gelelim esas meseleye. Pelin’den acaip derecede hoşlanıyorsunuz, hatta belki de feci şekilde aşıksınız. Her gece onu düşünüp yatağa giriyor, her çalan şarkıda onu düşünüyorsunuz falan. Peki Pelin’in size olan ilgili nedir? Ya da ilgisizliğini nasıl belli eder? 

 Adınıza dikkat…

Sezgileriniz ve gözlem gücünüzden sonra bazı ufak tefek noktalardan bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Bir kere en en en en temel bir nokta vardır bunu anlatan: Eğer bir kız size adınızla hitap ediyorsa, orada umut vardır. Yani şöyle ki Pelin sizi gördüğünde size “Hasancım, canımcim, şekerim, tatlişkom, hayatım” gibi sözlerle ifade ediyorsa bilin ki orada umut yoktur diyemeyeceğim çünkü ölmeyen hastadan bile umut kesilmez derler ama o derecedeki hasta da genelde ölür. Sizden hoşlanan kadın size adınızla hitap edecektir. Bu neden böyledir peki?

Bir kere kadınlar için “canım” kelimesi karşısındakiyle arasındaki mesafeyi belli eden bir hendek gibidir. Kadınların çoğu “canım” diyerek mesafe yaratır. Mesela 50 yaş üstü kadınlarında “canım” artık enerjisi bitmiş tükenmiş ve karşısındakine samimiymiş gibi görünmeye çalışan ama yüzeyden kullanılan bir kelimedir. Gerçi sözcüklerin bağlamı ve enerjisi kişiden kişiye ve kullanılışına göre değişir ama en azından benim referansım aile çevrem. Daha gençler ise kimi zaman iletişim kanallarını açık tutmak, kimi zaman karşıdakiyle kötü olmayayım diye, kimi zaman gerçekten öyle hissettiği için, kimi zaman karşıdakini fazla incitmeden kendinden uzak tutmak, kimi zaman da diyecek başka bir şey bulamadığı için bu sözcüğü kullanırlar. Ama adınızı ısrarla kullanan bir kadın sizi özel bir noktaya yerleştirmiştir. (Bu noktada şunu söylemek şart, bunların hiçbiri bilinçli olarak yapılmaz. Otomatikleşmiş davranışlardır ve çoğu farkında bile değildir niye yaptığının) Özel noktada olan bir adama da kankanız gibi davranmazsınız.

Beden dili her şeydir…

İkinci temel nokta beden dilidir ki bu aslında her şeydir. Beden dilinde en açık veren nokta gözler ve bakışlardır. Eğer sezgileriniz ve gözlem yeteneğiniz güçlü ise daha bakar bakmaz karşınızdakinin aklından neler geçtiğini okuyabilirsiniz. Bu noktada hoşlandığınız kızın size bakışlarında ara sıra kendinizi “kızın yeni doğmuş yeğeniymişsiniz” gibi bir his uyanıyorsa gene pek hayır beklemeyin derim ben. Ama kadın organizması bir anda şekil değiştirip yeni bir hal alan bilgisayar virüsü gibi olduğu için, mesela siz onunla konuşurken yanınıza gelip sizi öpen afet bir kız onun bakışlarını “kim bu kız, hem seni niye öyle öptü” ile başlayıp, hiç beklemediğiniz anda karşınızdakinin ilgisine maruz kalabileceğiniz bir tetikleme yaratabilir. Yani az önce “yeğen” modundayken bir anda “Brad Pitt” olarak görülebilirsiniz bu noktada da tüm yazı altüst olur ona göre.

Dokunuşlar inanılmaz önemlidir ve hatta diyebilirim ki ben kendi hesabıma karşımdakinin ilgisini bugüne kadar hep dokunarak anlamışımdır. Sizden hoşlanan kız sizin ona “özel” dokunuşlarınıza izin verir. (Özel dokunuş derken duran kızın gidip bacağını okşamaya kalkarsanız, onun adı sapıklık olur ona göre. Burada porno film çevirmiyoruz di mi?) Mesela birlikte gülerken omzuna, boynuna kısa dokunuşlar atıp karşınızdakinden sivrisinek sokmalarından huysuzlanan turist tepkileri gelmiyorsa bu dokunuşların süresini uzatabilirsiniz.

Sarılmalara da dikkat!

Aslında beden dili başlı başına bir olay ve kitaplara sığar ama ben çok çok çok temel keşfettiğim bir şeyi paylaşmak istiyorum sizlerle. Tıpkı isim hadisesindeki gibi çok net ve açık bir tiyo: Sarılma. Karşınızdaki kız, siz ona sarıldığınızda sizin sırtınıza bebek pışpışlar gibi pışpışlama hareketi yapıyorsa bu bir anlama gelir ki, bu: “tamam tamam hadi sarıldık, fazla uzatma da ayrılalım hemen”dir. Bu tavırdan rahatlıkla kızın size dair endişelerini anlayabilirsiniz. Bu mesela erkek arkadaşı olan ama gözlerine baktığınız anda size karşı “özel” ilgisinin olduğunu anladığınız bir kız da “öfff sarılıp işimi zorlaştırma, zaten kendimi zor tutuyorum” da olabilir ya da “sarılmak beni rahatsız ediyor çünkü erkeklerden çekiniyorum ve sen de bir erkeksin de” olabilir ya da “canım arkadaşım benim, maşallah maşallah” da olabilir, ama ben üçüncüsüne pek rastlamadım. Ama bir rahatsızlık vardır sonuçta ve onunla olan iletişiminizde bir şeyler tıkalıdır. Oradan da pek hayır gelmez, gelmesi için ciddi sebat gerekir, eh yerseniz! Ama oraya göstereceğiniz sebatı biraz boşta kalıp yeni birilerinin hayatınıza girmesine göstermeniz daha hayırlı olabilir, olmayabilir de… Bu anlattığımı çok net örneklemem gerekirse eski sevgilimle ayrılana kadar olan sarılmalarımız ve ayrıldıktan sonra ki sarılmalarımızı gösterebilirim. Ayrıldıktan sonra ki sarılmalarımız da hep pışpışlandım. 

Sizden hoşlanan birinin sarılışında sevgi, sevecenlik, dostluk gibi duyguların ötesinde birşeyler vardır ve çok uzun sürmez bu sarılış. Kısa süreli ama yoğundur, tıpkı öpüşmeniz gibi (dudaktan değil yanaktan) ve genelde birden çok olmaz, olursa da zaten bir süre sonra öpüşmeye başlarsınız.

Tam ayrılırken…

Diğer bir kadın tavrı da vedalaşırken elinizi sıkmanızdadır. Bir kadın sabahtan akşama kadar size çok az tiyo verebilir sizden hoşlandığına dair ama bilinçaltları “lan şu heriften hoşlanıyorsun, bari son ve sıkı bir mesaj ver” der ve tam ayrılırken ve öpüşüp tokalaşırken ve elinizi çekmek üzereyken bir anda elinizin yoğun bir biçimde sıkıldığını hissedersiniz. Bu sıkılmanın içinde hafif okşama, bol bol yoğun duygu ve bir mesaj aktarımı vardır. Hele bunu yaparken gözlerinizin içine bakıp, size gülümsüyorsa olay bitmiştir arkadaşım, birlikte kutlamaya gidebiliriz (Yazarken hatırladım eskileri, ne güzel duygudur o el sıkış ve sonrasındaki duygu beeee). Nerden bu kadar eminsin dersen, elimi öyle sıkıp da çıkmadığım kimse olmadı benim.

Kelimelerin arasında…

Üçüncü nokta konuşmalarınızdır, ama emin olun en çuvallayacağınız ve zorlanacağınız yer burasıdır. Kadınların doğalarında duygularını konuşarak ifade etmek ve erkeklerinse içlerine dönmek vardır ve bu yüzden kadınlar konuşma üstadıdır. Sorunlarını genelde düşünerek ve hissederek çözmeyi yaşayan erkeklerin aksine, kadınlar cır cır cır konuşur ve bir süre sonra da bu işte uzmanlaşırlar. Bu yüzden konuşmalarına ve söylediklerine bakarak bir kızın sizden hoşlanıp hoşlanmadığını çok zor anlarsınız. Ama şu da bilinmelidir ki konuşmak aynı zamanda kadınların kalkanıdır. Bir kadın sizi zorlamak, uzaklaştırmak, gücünüzü görmek, kendini savunmak gibi nedenlerden ötürü hiç susmadan ve elle tutulur tek bir kelime etmeden konuşabilme yeteneğine sahiptir. Esas konuşmalar gözlerde ve dokunuşlarda geçer, ama şu da vardır ki karşınızdaki kadın denen müneccim soyu da olsa bazı noktaları bilememekte veya emin olamamaktadır. O yüzden bu noktaları öğrenmek için konuşması ve sorması gerekecektir. Ama bunu da yaparken esas soruyu çaktırmadan sormaya çalışacaktır ya da soruyu direk sorsa bile duygularını perdeleyecektir. O yüzden konuşmalardan birşey çıkartmak istiyorsanız mutlaka esas konuşmanın satır aralarını okumanız gerekecektir. Mesela sizi bir kızla gördüğünde sizi yakın arkadaş modunda gören bir kız “kim lan o” modlarında doğrudan dalarken olaya, az biraz ilgisi bulunan bir kız mesela Terminatör 3 filmi üzerine konuşurken bir anda “filmdeki sarışın robotta ne güzeldi di mi? Yaw sarışın dedim de aklıma geldi, geçen gün yanında sarışın bir kız vardı, o kimdi? Bir arkadaşıma benzettim de…” diye bir cümleyle karşılaşabilirsiniz. Eh malın teki değilseniz gözden kaçırmazsınız bu ani tavrı. Ama bu sadece bir ilginin göstergesi olabilir. Sizden en hoşlanmadığını düşündüğünüz ve sizi uzak tutmaya çalışan kız bile hayatında kendinden hoşlanan birilerinin olmasından hoşnut olacaktır ve onun gitmesi de pek hoşuna gitmeyecektir. Hatta hiç beklemediğiniz yakın arkadaşınız olarak düşündüğünüz bir kızdan bile gelebilir bu tepki ve soru hadisesi çünkü kızlar, diğer kızların referansıyla yaşar ve yakın arkadaşı olsanız bile taş gibi bir kızla görülen erkek “Bu herifte gözden kaçırdığımız birşeyler mi vardı acep” düşüncesini aklında uyandıracaktır. Ayrıca şunu da hatırlatmak gereklidir ki erkek ve kadın yapıları ilişkiye başlama anlamında çok farklıdır. Bir erkek bir kadına baktığı ilk beş dakika içinde onunla ne yaşayacağına karar vermişken ve bu kolay kolay değişmezken, bir kadın için iyi bir arkadaş ilerde iyi bir aşka dönüşebilir.



Paylaş
Önceki İçerikKedi Olabilmek
Sonraki İçerikParapsikoloji ve Büyü
Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş
18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...

Yorum Yapın