Çocuğa Ölüm Nasıl Anlatılmalı?

8.513 views

Televizyonda aile ve çocukların ölüm sonrası elem ve isyan dolu yaslarının ve ayrıntılı gömülme törenlerinin gösterilmesinin, çocukların zihinlerini karıştırdığı ve ölümle ilgili endişelerini artırdığı vurgulandı. Evcil bir hayvanın ölümünün ölüm kavramını çocuğa açıklamak için en iyi fırsat olduğunu belirten Doç. Dr. Rasim Somer Diler, “çocuğun yaşadığı duygular saygıyla karşılanmalı, tüm aile üzüntüsünü dile getirmeli” dedi. Beklenmedik ölümlerde çocuğa alıştırarak haber verilmesi gerektiğini vurgulayan Diler, ölümü uykuya benzetmemek gerektiğine değinerek, bedensel aktivitelerin son bulması şeklinde anlatmayı önerdi ve ölümü normal yaşamın bir parçası gibi göstermek gerektiğini söyledi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Rasim Somer Diler, ölümün kaçınılmaz bir gerçek olduğunu anlayan tek canlının insan olduğunu ifade ederek, ölümle ilgili konuşmanın bile insanı rahatsız ettiğini, ölümle karşılaşan bir çocuksa, bu deneyimin daha güç bir hal aldığını söyledi.

Hayatın bir gerçeği olarak, çocukların mutlaka ölümle karşılaşacaklarını kaydeden Diler, “Çocuğun ölüm olayıyla karşılaşmadan, gelişim düzeyine uygun olarak ölümle ilgili kavramların gelişmesi ve normal yaşam döngüsünün bir parçası olarak algılaması sağlanmaya çalışılmalıdır” dedi.

TELEVİZYONUN ETKİSİ
Günümüzde televizyonda aile ve çocukların ölüm sonrası elem ve isyan dolu yaslarının ve ayrıntılı gömülme törenlerinin gösterilmesinin, çocukların zihinlerini karıştırdığını ve ölümle ilgili endişelerini artırdığını kaydeden Diler, şunları söyledi:
“Yayınlanan aşırı duygusal görüntüler, çocuğun psikolojisini olumsuz etkilemektedir. Televizyon dizilerinde ve çizgi filmlerde gördükleriyle, çocuklar ölümü geçici bir durum olarak algılamakta, ölümlerin daha çok hastanelerde olmaya başlamasıyla da ölümü normal yaşamın bir parçası olarak algılamakta güçlük çekmektedirler. Radyo Televizyon Üst Kurulu ve Basın yayın kuruluşları, bu tür programların yayın saatleri ve içerikleriyle ilgili düzenleme yapmalıdır.”

SEVDİĞİ BİR HAYVANIN ÖLÜMÜ
Batıda 3 yaşından küçük çocuklar için bile yazılmış, ölümle ilgili kavramların yer aldığı ve bu konuda sağlıklı gelişimi amaçlayan kitaplar bulunduğuna dikkati çeken Diler, şöyle devam etti:
“Evcil bir hayvanın ölümü, ölüm kavramını çocuğa açıklamak için en iyi fırsattır. Çocuğun yaşadığı duygular saygıyla karşılanmalı, tüm aile üzüntüsünü dile getirerek, bir tören içerisinde hayvan evden uzaklaştırılmalıdır. Hemen yeni bir hayvan alınmayarak, çocuğun ölümle ilgili kavramlarını geliştirmesine olanak sağlanmalı ve anı anlamına gelecek törensel bir davranışa izin verilmeli, hatta teşvik edilmelidir.”

Beklenmedik ölümlerde çocuğa alıştırarak haber verilmesinin en uygun davranış olacağını da kaydeden Diler, şunları söyledi:
“Çocuğa soru sorabileceği, duygularını ve düşüncelerini paylaşabileceği sıcak bir konuşma ortamının yaratılması çok önemlidir ve açıklamayı yapan erişkinin de kendi üzüntüsünden söz etmesi uygun olur. İlk zamanlarda inkarı çok sık kullanan çocuk üzgün görünmediği için suçlanmamalı ya da eğlendirilmeye çalışılmamalıdır. Okul içinde bir ölüm olduğunda ise anons yerine sınıf ortamında bir öğretmen tarafından yapılan açıklamalar daha az zedeleyici olur.”

ÖLÜM UYKUYA BENZETİLMEMELİ
Özellikle küçük çocuklarla konuşurken ölümü uykuya benzetmemenin önemli olduğuna da değinen Diler, şunları kaydetti:
“Çünkü çocuk uyku öncesi öleceği endişesini taşımaya başlar. Ölümü uzun bir yolculuğa benzetmek, ya da hastaydı, yaşlıydı gibi açıklamalarda bulunmak da çocuğun yolculuklardan, hastalıktan ve doktor randevularından korkmasına yol açabilir. ‘Çok iyi olduğu için Tanrı yanına aldı’ gibi bir açıklama karşısında ise çocuk ölmemek için kötü olmayı isteyebilir. Ölümü, bedensel aktivitelerin son bulması şeklinde anlatmak iyi bir açıklamadır. Ölümü normal yaşamın bir parçası gibi göstermek önemlidir ve eğer çocuk yaşayan ebeveyninin de ölüp ölmeyeceğini sorarsa, bunun çok uzun zaman sonra olacağı, uzun yıllar çocuğun yanında olunacağı söylenebilir.”

Diler, ebeveynini kaybeden her çocuğun psikolojik sorunlar göstermeyeceğine de işaret ederek, “Bazıları sevilen birinin kaybına olgunlaşma ve sorumluluk duyguları ile yanıt verir. Sorun geliştiren çocukların önemli bölümü ise genelde önceden psikiyatrik bozukluğu olan ya da yaşayan ebeveynde depresyon bulunan çocuklardır” dedi.

Kaynak: http://www.ntv.com.tr



Paylaş
Önceki İçerikZor İnsanlarla Mücadelenin Anahtarı
Sonraki İçerikBeyniniz Hakkında 10 Şaşırtıcı Gerçek
Hasan 'Sonsuz' Çeliktaş
18 Kasım 1976'da Mersin'de doğdu. Toros Koleji'ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü'ne girdi. Fakültesini çok sevdiğinden mezuniyeti sonrasında oradan ayrılamadı ve asistan kadrosunda eğitim hayatına devam etti. 2005'te ise İzmir'e yerleşti. 2001 yılında "Sonsuzlukotesi" mail grubunu kurmasıyla başlayan yazarlık hayatı, önce 2002'de sonsuzlukotesi.com'u, daha sonra da 2004'de derKi.com'u kurmasıyla devam etti. Bir yandan da Cosmopolitan, Esquire, Yeni Aktüel, Zodiac, Akşam Brunch gibi dergilerde ve Akşam Gazetesi'nde serbest yazar olarak yazıları yayınlandı. 2011'de ise Anadolu topraklarından doğup Amazon.com'da yayınlanan ilk Türk Spiritüel dergisi "The Wise"ı oluşturdu. Halen yazmaya devam ediyor. Duru Sonsuz ile Özün Dünya'nın babası sıfatıyla onlara rehberlik yapmaya çalışıyor...

Yorum Yapın