Görkemli "Dönüşüm" Başlıyor!
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 29. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
"Tanrı'nın Doğumgünü" kitabının yazarı buRAK özDEMİR'le, "Sevgi Dünyası" dergisinin yaptığı harika röportaj.
Radyo derKi tekrar karşınızda, hem de 5 yeni kanalıyla. Yeni kanallarımızı dinlemek için lütfen tıklayın.
| Kimin kimi yiyeceğine su karar verir |
|
|
|
| Çarşamba, 24 Eylül 2008 | ||||
|
11 Ekim’de yapılacak “Farkında mısınız? Kuruyoruz” etkinliğine destek veren Sezen Aksu bir Çin atasözünü hatırlattı: Sular yükselince balıklar karıncaları yer, çekilince karıncalar balıkları. Kimse bugüne aldanmasın, kimin kimi yiyeceğine su karar verir. İSTANBUL - 11 Ekim’de Büyükçekmece Gölü’nde dünyayı bekleyen kuraklık sorununa dikkat çekmek amacıyla bir etkinlik düzenlenecek. “Farkında mısınız? Kuruyoruz” etkinliğinin en büyük destekçisi ise Sezen Aksu. Sanatçı kuraklığa şu sözlerle dikkat çekiyor: SUYA SABUNA DOKUNMA ŞANSIMIZ VARKEN “Suyun olduğu yere kuruldu tüm uygarlıklar... Su varsa hayat oldu hep... Ama sadece insan bedeninin biyolojik fonksiyonlarının yerine getirilmesiyle sınırlı kalmadı suyun sunduğu yaşam. Bir topluluğu ‘millet’ yapacak kadar keskin izler bırakan bir yapıştırıcı; ortak kültürün, medeniyetin, daha kolay bir yaşamın kaynağı oldu su. Dünyanın tüm dillerinde ve kültürlerinde su için söylenmiş, sudan doğmuş, onun bolluğuna, berraklığına, kutsallığına, gücüne ve en önemlisi belirleyiciliğine atıfta bulunmuş dolu söz var. Hele içlerinde biri var ki, mecazi anlamının derinliğinden çok bugünün gerçeğini anlatır olması dokunuyor insana. Bir Çin Atasözü der ki, ‘Sular yükselince balıklar karıncaları yer, çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugününe aldanmasın, çünkü kimin kimi yiyeceğine su karar verir.’ Büyükçekmece Gölü de kararını verdi, bu karara adeta zorlandı ve çekilmek bir yana, kurudu. Balıklar yerini karıncalara bırakırken, biz de belki de bundan böyle ‘sudan ucuz’ olacak yaşamların tehlikesiyle karşı karşıya kaldık. Karar merciinin su olduğunu gözardı edip, bollukların yaşandığı günlere aldandık. Farkında mısınız? Gerçekten de kuruyoruz! Büyükçekmece Gölü bunun en iri kanıtı. Daha fazla artmadan bu örnekler, en başta bireysel çabalarımızla sahiplenmeliyiz bu gerçeği ve çözüm yollarını. ‘Hala suya sabuna dokunma şansımız varken...” İstanbul Valiliği İl Afet Yönetim Merkezi ve Büyükçekmece Belediyesi’nin desteğiyle, kuraklık bir afet boyutuna gelmeden halkın tasarruf ve çevre konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanan etkinlik 11 Ekim’de Büyükçekmece Gölü’nde gerçekleşecek. ‘Farkında mısınız? Kuruyoruz’ etkinliklerinin amacı; Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ve etkilerini yaşamaya başladığı kuraklık tehdidinin farkına varılmasını sağlamak. Bunun için alışılageldik yöntemlerin dışında, kuraklığın etkilerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne serecek çarpıcı bir yol seçilmiş. Eskiden sulak arazi olan, hiçbir zaman yok olmayacağına inanılan ama şimdilerde yavaş yavaş küçülmeye başlayan alanların (Büyükçekmece Gölü, Alibeyköy Barajı, Tuz Gölü vb.) kuruyan bölgelerinde, büyük kalabalıkların buluştuğu ve bir gününü geçirdiği etkinlikler düzenlenecek. Göl yatağına kurulacak standlarda çevre örgütleri ve gönüllüler kuraklıkla ilgili bilgilerini halk ile paylaşırken, kurulacak atölye çadırlarında kuraklık ve afet konulu çalışmalar yapılacak. Böylece eskiden sularla kaplı olan alanlara şimdi büyük kalabalıkların sığması ve bunun tüm ülkeye gösterilmesi, insanlar üzerinde, gölün su seviyesindeki azalma oranı, suyun kaç kilometre çekildiği gibi sayısal verilerden çok daha çarpıcı bir etki yaratacak. Etkinliğin her yıl ülkenin değişik bir bölgesinde kuruyan göl yatağı üzerinde gerçekleştirilmesiyle, kuraklığın diğer afetler gibi bölgesel değil, tüm ülkeyi kapsayan bir etkisinin olduğu gösterilmesi amaçlanıyor.” TÜRK GÖZÜYLE GÖRMEDİĞİNE İNANMAZ Etkinliğin destekçilerinden iklimbilimci Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu şunları söylüyor: “Büyükçekmece Gölü’ndeki ‘Farkında mısınız? Kuruyoruz’ etkinlikleri ismiyle çok net kuraklığa işaret ediyor. Kuraklığın da çok net işareti var: Baraj gölünün kuruması. Eskiden iki metre suyun olduğu yerde şimdi inekler otluyor ve biz gidip orada etkinlik düzenleyeceğiz. Büyükçekmece Göl’ünde suların çekildiği çok net olarak belli oluyor. Su, şu anda metrelerce geri çekilmiş durumda. Gölün olduğu yerde şu anda çok net gözüküyor. Burada sorunu görselleştirmek, sorunun görünür olmasını sağlamak istiyoruz. İnsanlar kuraklığı konuşuyor ama gidip görmüyor. Farkında değil. Bunun farkındalığını yaratmak ve suyun tamamen çekildiğini insanlara göstermek istiyoruz. Bir atasözü vardır ‘Türk’ün aklı gözündedir’ derler, gözüyle görmediğine inanmaz. TEHLİKENİN FARKINA VARMAMIZ LAZIM Şimdi yağmurlar başladı ama yaşadığımız kuraklık böyle bir iki günlük yağmurlarla bitecek gibi değil. Şimdi Ekim başından mevsim başlıyor ama bizim tasarruf yapmamız lazım. Olmayan sudan tasarruf edemezsiniz. Önümüzdeki aylardan itibaren mevcut suyu düzenli kullanırsak, yazın içeceğimiz suyu boşa harcamamış olacağız. Eğer biz yine tehlikenin farkına varmazsak, belki de yazın içmemiz gereken suyla kışın araba yıkayıp, çim sulamaya devam edeceğiz. Bu tehlikenin farkına varmak, insanları gerçek anlamda bireysel olarak bir şeyler yapmaya, davranış değişikliği yaratmaya yönelik kampanya düzenledik. DOĞAL AFETLERİN EN BÜYÜĞÜ Kuraklık dünyadaki doğal afetlerin en büyüğüdür. Doğal afetlerin etkisine, süresine, şiddetine baktığımız zaman başedilmesi en zor afet kuraklıktır. Sudaki balıktan, hava da uçan kuşa kadar tüm canlı türlerini etkiler. Türkiye’de 7269 sayılı ‘Afetler Kanunu’ diye bir kanun var. Bu kanunda kuraklığın adı geçmiyor. O yüzden Türkiye’de mesela Afet İşleri Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı afet istatistiklerine baktığımız zaman kuraklık yoktur. Ortada böyle tuhaf bir durum var. Arada bir bakanlar kurulu kuraklıktan dolayı belli illeri afet bölgesi ilan ediyor. Zarar görenlerin masraflarını karşılama ya da borçları ertelemek gibi yollara başvuruluyor. Kuraklığı afet olarak saymamız ve deprem için ne yapıyorsak kuraklık içinde onu yapmamız gerekiyor. Nasıl 1 Ocak’ta mali yılbaşında tüm kurum ve kuruluşlar mali bütçelerini ortaya koyuyorsa 1 Ekim’de de suyla ilgili kurumların su bütçesi yapması gerekiyor. KURAKLIK ÇOK BOYUTLU ELE ALINMALI Kuraklığa meteorolojik bir olay olarak da bakabilirsiniz, bir afet olarak da bakabilirsiniz, susuzluğa neden olarak da bakabilirsiniz. Hangi türlü bakarsanız bakın bir şeyler yapmak gerekiyor. Su kıtlığının tek nedeni de kuraklık değil. ‘Doğaldır... Kuraklık var, iklim değişikliği oldu...’ diye bir şey yok. Değişik nedenler var yanlış su tüketimi, aşırı talep yaratma... Bir yerde bir su kaynağı vardır bir şehrin, siz bu su kaynağının üzerine taşıyacağından çok fazla insan taşırsanız, oraya fabrikalar, şehir kurarsanız su yetmez, su kıtlığı olur, kuraklık olur. O yüzden kuraklığı çok boyutlu ele almak lazım. Kuraklıkla mücadele planları, su bütçeleri yapmak gerekiyor. Kuraklığı izlememiz gerekiyor. Mesela 1 Ekim’den itibaren kuraklığı incelememiz lazım. Ekim, Kasım, Aralık aylarında kuraklık başlarsa bu aylarda yağan birkaç yağmura bakmadan eğer çok düşük yağış gerçekleşiyorsa bunun kuraklık olduğunu fark edip tedbir almamız gerekiyor. Ama kuraklığı afet saymadığımız için Türkiye’de bu tür şeyler yapılmıyor maalesef, su yaratma konusunda problemimiz var. DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİĞİ YARATMALIYIZ Kullanılan su yöntemleri, tarım ürünlerinin seçimi, bunun yanı sıra sanayide suyun geri kullanılması önemli. En önemlisi de su havzalarının amaç dışı kullanılmaması gerekiyor. Düşünün, Sultanbeyli’de yağmur yağıyor, yağan yağmurlar su havzalarında toplanıp Ömerli Gölü’ne, baraja gidiyordu. Şimdiyse orada yapılan binalar, yollar, asfaltlarda toplanan su kanalizasyonlara, oradan da denize gidiyor. Yani, az yağan yağmurdan da su elde edemiyoruz. Olay çok kapsamlı, çok boyutlu ele alınarak çözülebilecek bir konu. Bireylerin bu konuda her şeyden önce bilgilendirilmesi, problemi çözebilmek için anlamak ve bireylerin, bu konuları gündemlerine almaları ve önem vermeleri gerek. Yerel yöneticilerin, ulusal yöneticilerin bilgilendirmesi gerek. Bireylerde davranış değişikliği yaratmamız gerek. Suyla ilgili kullanımları, davranışları, alışkanlıkları değiştirmek gerek. SU KITLIĞI ENERJİ KITLIĞI DA DEMEK Türkiye’de belli bir miktarda enerji hidroelektrik santrallerinden elde ediliyor. Su seviyesi aşırı derecede düştüğü zaman bu santraller devre dışı kalıyor. O yüzden su kıtlığı aynı zamanda enerji kıtlığı anlamına geliyor. Su kıtlığı aynı zamanda gıda kıtlığı, hijyen problemleri, sağlık problemleri anlamına geliyor. Su petrolden çok daha önemli. İnsanlar binlerce yıl petrolsüz yaşamış ama susuz yaşayamaz. KONUŞUYORUZ AMA BİLMİYORUZ Burada en önemli konulardan biri de yeraltı suları. Yeraltı sularının aşırı derecede tüketiliyor olması gelecek yıllarda Türkiye’de gıdayı da tehlikeye atıyor. Lester R. Brown’ın ‘Dünyayı Nasıl Tükettik’ adlı kitabı var. Bu kitapta çok net anlatılıyor. Hep konuşuluyor ama biz bu konuları pek bilmiyoruz. Yeraltı sularını bugün herkes hunharca harcıyor ama ilerde çok sıkıntı yaratacak. GöKSEL DURUTUNA NTV-MSNBC
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||