derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Ekoçöplük |
|
|
|
| Pazar, 12 Ağustos 2007 | |
|
Sayfa 1 of 2
Böyle olmayacaktı. İklim bilimciler bize kışlarımızın daha yağmurlu yazlarımızın daha kurak olabileceğini söylediler. Yani bu sellerin iklim değişikliği yüzünden olduğunu veya söz konusu modellerle uyumlu olduğunu da iddia edemem. Ancak bize, henüz gelmemiş Noel’in hayaleti** gibi, eğer kendimize çeki düzen vermezsek, ileride yaşayacağımız kışlardan bir sahne sunuyor. Yükselen deniz seviyeleri ve daha fazla kış yağmuruyla (ve hatırlayın, ağaçlar uyurken ve toprak suya doymuşken yağmurun gidebileceği pek az yer vardır) oluşmuş seller bahar mevsiminin yükselen sularıyla aynı zaman denk gelince tam bir felaket formülümüz oluyor. Şimdi, bölgesel sellerin, hayati hizmetlerimizi nasıl felce uğrattığını ve acil durum çalışanlarını nasıl alt ettiğini görüyoruz. Ancak, yayımlanan makalelerde öngörülen bazı olayların yanında, bu ay yaşadıklarımızın sözü bile olmaz. (1) Asıl politik mücadelemiz Grönland ve Batı Antarktika’daki buz örtüsünün kırılmasını önlemek için olmalı. Şimdi iklim değişikliği ile ilgili sorulmaya değer tek soru, “nasıl?”. Bu soruya bir cevap veren düzinelerce yeni kitap çıktı: dünyayı “daha iyi ve yeşil bir hayat tarzı” benimseyerek kurtarabiliriz. Örneğin geçen hafta, Guardian’da, çok zengin bir çevreci olan Zac ile evli olan Sheherazade Goldsmith’in bize “doğanın limitleri içinde yaşamayı” öğrettiği yeni kitabından bir alıntı yayımlandı. (2) Çok basit: sadece kendi ekmeğini, tereyağını, peynirini, reçelini, turşunu yap, süt için bir inek besle, birkaç domuz, kazlar, ördekler, tavuklar, arı kovanları, bahçe ve bostan. Peki, daha ne bekliyorsunuz? Ayrıca kitabı pek çok faydalı tavsiye de içeriyor ve son derece anlaşılır, mütevazı, samimi ve bilgili. Ama siyasi değişim için lobi yapmak konusunda tek bir söz yok; gezegeni kendi mutfağınızda kurtarabilirsiniz, -eğer sonsuz vaktiniz ve oldukça büyük bir toprağınız varsa. Bunu trende okurken, diğer bir yolcu, bir göz atmak için izin istedi. Bir an göz gezdirdikten sonra sorunu yedi kelimede özetledi: “Bu tür şeyler çalışmayan insanlar için uygun.” Bunların hiçbiri mesele olmayabilirdi, eğer Guardian geçen hafta Goldsmith’in fotoğrafını, bize yeşil yaşamayı öğreteceği sözüyle beraber manşete koymasaydı. Medyanın güzellik, zenginlik ve ün takıntısı, dokunduğu her konuyu çarçur ediyor, ama hiçbirini yeşil politikalar kadar değil. Çevreciliğin esas ihtiyacı ile, okuyuculara kendini daha iyi hissettiren ve köy mutfaklarını pazarlayan ‘yaşam tarzı’ gazeteciliği arasında özlerine dair bir çelişki var ki, bu da daha az tüketmemizin gerekliliği. “Bu değişikliklerin hiçbiri bir şeyden feragat etmek anlamına gelmiyor” diyor bize Sheherazade. “Daha dikkatli olmak bir şeylerden vazgeçmek değildir.” Ama öyle: eğer örnek oysa, başkalarının hiç yokken sizin birden fazla eviniz olması demektir. Medya ve reklamcılar için rahatsız edici olan bir şeylerden vazgeçmek, yeşil hayat tarzının esas unsurudur. Goldsmith’in kitabının etik alışveriş bölümünde, bize organik, mevsiminde, yerel, sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir tüketim tavsiye ediliyor, ama daha az tüketmek hakkında tek bir söz yok. |