derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Ermişlerin ermişi HERMES THOT |
|
|
|
| Pazar, 12 Ağustos 2007 | |
|
Sayfa 1 of 3
Yazar: Metin BOBAROĞLU İki binli yıllara girdiğimiz söylenen bu günlerde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de heyecanlı kutlamalar yapıldı. Ortak bir kabul ve mutluluğu paylaşmak çok güzel. Dünya insanının bu tür barış ve mutluluk kutlamalarına çok gereksinimi var doğrusu. Ancak başka bir yönüyle bakıldığında insanlık tarihi geçtiğimiz bin yıl içine sıkıştırılmış olmuyor mu? Bu milenyumlu (bin yıllı) tarihlerin başlangıcı milat (doğum) olarak kabul edilmiştir. Milat yani İsa'nın doğumu, tüm insanlık tarihi için bir dönüm noktası olduğunda, bütün tarihsel olaylar bu referansa göre tanımlanacaktır. İnsanlık tarihinin merkezinde İsa'nın doğumu vardır ve o doğum sıfır noktasıdır. Artık her şey ondan önce ve ondan sonra olarak anlam taşıyacaktır. Hıristiyan Avrupa merkezli dünya görüşleri için milenyumun taşıdığı anlam, yalnızca bir takvim olayı değildir. İsa Mesih insanlığı günahtan kurtarmak için Tanrı tarafından yeryüzüne gönderilmiş ilk günahsız insandır, inancı onu tarihin merkezine oturtuyor. Diğer inanç ve uygarlıklarda başlangıç mitosu ile ilgili tarihe konmuş referanslar farklı olmakla birlikte, egemen Batı Uygarlığının etkisiyle miladi takvim tüm dünyanın ortak referansı haline gelmiştir. Biz de pergelin sabit ucunu bu noktaya batırarak, diğer serbest ucunu açabildiğimiz ölçüde tarihin derinliklerine seyahat edeceğiz. Kimi zaman yeryüzünün akarsularında coşacağız, kimi zaman göllerde mola vereceğiz, kimi zaman da okyanusların enginliğinde dinleneceğiz. Zaman zaman kaynaklardan su içeceğiz, zaman zaman yeraltı sularının gizeminde dolaşacağız. Kültür, en geniş tanımıyla yaşam biçimini gösterir. Kültür, insan-doğa ve insan-insan ilişkilerinin toplamıdır. Kültürü belirleyen üretim-tüketim-paylaşım ilişkileridir. Kültür insan tarafından üretilmiş, nesilden nesile aktarılmış bir "ikinci doğa" niteliğindedir. Öyle ki, insan nasıl doğal çevreyle kuşatılmışsa o denli de kültür çevresiyle kuşatılmıştır. Kültürler bilim, sanat ve felsefeyle inceden inceye işlenerek rafine edilirler ve ortaya yüksek yaşam biçimleri olan uygarlıklar çıkar. Kültür daha çok gelenek, görenek, töre ve alışkanlıklara sinmiştir. İnsana bilinç dışı bir veri olarak etki eder. Uygarlık ise bilinçli bir üretim olarak kültürün içinden doğar ve döner kültüre katılır. Bu nedenle kültürler karşılaştıklarında içlerine kapanmasına karşın, uygarlık doğduğu kültürden diğerlerine geçerek yayılır ve evrenselleşir . Her kültür içindeki birey, uygarlıkla tanıştıkça diğer kültürlere açılır ve insanlığın ortak uygarlığına katıldıkça da ondan pay alır. Böylece yerel sınırlarını aşarak kendini dünya insanı olarak algılamaya başlar. Bir başka deyişle uygar insan, dünyanın neresinde ve hangi kültürde üretilirse üretilsin, insanlık değerlerine sahip çıkan, onu benimseyen ve yaşamına katan insandır. Biz, kırka yakın farklı kültürü bünyesinde barındıran Anadolu insanıyız. Anadolu Doğu ve Batı kültürlerinin ve uygarlıklarının bir araya geldiği ve etkileştiği çok yoğun bir ortam ve kavşaktır. Bu nedenle dünya uygarlıklarını algılamak ve yorumlamakta Anadolu İnsanı rakipsiz yetenektedir kanısındayım. Dünya kültür ve uygarlıklarını, özellikle bizim de bir yönüyle içinde bulunduğumuz Batı Uygarlığını derinden etkileyen bir öğretiyi ve bir kişiyi tanıtmakla işe başlayacağım. Bu öğreti Hermetizm ve bu kişi de Hermes Thot'tur. Hermes Thot, kendinden sonra gelen dinleri, mistik akımları etkilediği kadar sanat, bilim ve felsefeyi de derinden etkilemiştir. Kimdir bu Hermes? Hermes eski Mısır'ın büyük ermiş-filozofu bir kişidir ve Antik Mısır Uygarlığına damgasını vurmuş bir mürşit (inisiyatör) olarak bilinir. Mısır'da bulunan milattan önce üç bin yıllarına ait yazmalarda Hermes'in "Tanrılar Dönemi" denilen bir dönemde yaşadığı söylenmektedir. Bu da onun en eski öğreticilerden olduğunu göstermektedir. Ona Hermes adını Yunanlı yazarlar vermiştir. İskenderiyeli Clément ve Asklepios'un eserlerinde ondan Hermes Trimegistes diye söz edilir. Trimegistes, Üç kez bilge demektir. Hermes Eski Yunanda tanrılaştırılmıştır. Latinler de ondan Merkür Trimegistes olarak söz etmişlerdir. Araplar, Herms-i Heramise diye ondan alıntılar yapmışlardır. İslam dünyasında ise İdris diye bilinmektedir. Terzi mesleğinin kurucusu da sayılan bu bilge kişi Terzi Hermes diye de ün salmıştır. Zaten İdris sözcüğünün anlamı da terzi demektir. Yunus Emre bir şiirinde ondan "İdris nebi hülle biçer, gezer Allah deyu deyu" diye söz etmiştir. Hermes'in Mısır dilindeki adı ise Thot 'tur. Thot'un terziliği, tasavvuf ve gnostik öğretilerde dış anlamıyla değil, daha çok iç anlamıyla benimsenmiştir; yani o insanlara "initiation" yoluyla hal elbisesi giydirmektedir. Hermes sözcüğü Ermes, Hermis ve Heramis biçimlerinde de söylendiği gibi Anadolu Türkçesine de Ermiş olarak girmiş ve Tanrıya kavuşma halinin bir adı olarak benimsenmiştir. Böylece tasavvufun en temel kavramı ve amacı "ermiş" olmuştur.
|