02:36:23

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.


 
Bazı Batıl İnançların Kökleri PDF Yazdır E-posta
Pazartesi, 10 Temmuz 2006
Kara kedilerin talihsizliği yaşlı cadıların kedilerinin olduğuna, hattâ cadının bazan kara kedi kılığına girerek gizlendiğine inanılmasıymış.


Tabiatın kucağında çalışan fizikî coğrafyacı, jeolog, zoolog, botanikçi gibi doğa bilimciler sık sık çalıştıkları yerlerde, çalıştıkları nesneler hakkında çevredeki insanların doğru olması mümkün olmayan inançları olduğuna hayretle şahit olurlar. Meselâ Türkiye'de gökkuşağının altından geçen bir kişinin cinsiyetini değiştireceği söylenir!



Kara kedilerin uğursuz olduğu inancı ise çok daha yaygındır. Bunlar ve benzeri pek çoklarının nasıl ortaya çıktıklarını tahmin edebilsek bile belgeleyemeyiz. Bazılarının ise dayandıkları mitolojik hikâyeleri, masalları duymuşuzdur: Örneğin, Urfa'da Aynzeliha ve Halil-ür Rahman göllerinin İbrahim Peygamber'in atıldığı ateş, içindeki balıkların da ateşi besleyen odunlar olduğuna, bunların Tanrı emriyle değiştiklerine inanılır. Bu nedenle balıklar yöre halkınca kutsal sayılır.

Caltech'de misafir araştırıcı olduğum sene Pasadena'daki evimde bir akşam televizyonda bu tür inançlardan bazılarının kökenlerini tartışan ilginç bir program seyrettiydim. Oradan not ettiklerimi geçenlerde bir defterimin içinde buldum: Bunları bu hafta sizlerle paylaşmak istiyorum:

Belâdan korunmak için tahtaya vurmak âdeti, insanların ağaçların tanrılarla temas içinde olduklarına inandıkları, hattâ bizzat tanrı oldukları dönemlerden kalma bir âdetmiş. İnsan tahtaya vurarak, tahtanın içinden çıktığı ağacın tanrısıyla temas ettiğine inanırmış. Hristiyanlıkla beraber ağaç tanrıları gidip yerlerini İsa'nın babası alınca, bu sefer tahta, İsa'nın çarmıha gerildiği haçı temsil eden ve tahtaya vuranın İsa'nın yardımını talep ettiği bir sembole dönüşmüş.

Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getirdiği inancının ise kutsal teslisi ihlâl etmek anlamına gelmesinden kaynaklandığı sanılıyor. Bu teslis, bilindiği gibi tâ çoktanrılı Mısır dinleriyle başlar (İsis-Osiris-Horus) ve aslında üç tanrılı bir din olan Hristiyanlıkla günümüze kadar gelir.

Hristiyanlıkta kutsal teslis Tanrı-İsa-Kutsal Ruh olarak ifâde edilir. Ayrıca teslis Meryem-İsa-Yusuf'u da imâ edebilir. (Tabiî merdiven altından geçmenin merdivene çarpıp üzerindekini yere düşürmek veya merdiven üzerindeki kişi veya eşyanın alttan geçenin tepesine inmesi gibi pratik tehlikelerin de bu "uğursuzluk" inancının pekişmesinde rolü olabilir.)


Özellikle A. B. D. 'de ayın 13'ü Cuma tarihlerinin uğursuz olduğuna inanılır. (Pek çok Amerikan otelinde onüçüncü kat yoktur!) Neden? İsa'nın havâri Yahuda tarafından ihbarıyla neticelenen son yemekte onüç kişi vardı. (Ama yeni bulunan Yahuda İnciline inanmak gerekirse, bu ihbarı düzenleyen bizzat İsa'nın kendisiydi!) Üstelik Âdem ile Havva Cennetten Cuma günü kovulmuşlar, Nuh Tufanı Cuma günü olmuş, İsa Cuma günü çarmıha gerilmişti. Gel de ürkme. Neyse ki Müslümanların Cuma'yı kutsal gün ilân etmeleri bu talihsiz günün şöhretini en azından Müslüman kültür çevrelerinde kurtarmıştır. Salı'yı uğursuz addeden pek çok İstanbullu acaba bunun İstanbul'un Salı günü fethedilmiş olmasından kaynaklanan bir Bizans kalıntısı olduğunu bilir mi? Ayna kırmanın da uğursuzluk getireceğine inanılır. Bunun kökeni de ilkel insanların sâkin bir su sathında kendi yansımalarını görünce aslında ruhlarını gördüklerine inanmalarından kaynaklanıyormuş. Ayna da su sathı gibi imajımızı yansıttığı için insana ruhunu gösterdiği sanılmış, ruhu gösteren bir şeyin kırılması ise insanın ölmesini gerektiren bir olay olarak yorumlanmış. Zira aynayı kıranın, o aynaya akseden ruhu tahrip ettiğine inanılmış!


Cadılık Hristiyan âleminde hem günah hem de uğursuzluk sayılır. Nedeni, büyücülüğün kılise faaliyetine rakip olmasıdır. Dolayısıyla kılise, büyücülüğü ve cadılığı lânetlemiştir. Solakların ısrarla salak yapılmaya çalışılması da solak olanların şeytan tarafından elde edilmiş olmalarına inanılmasındanmış. Bu yüzden sinistral kelimesi hem sol, hem de uğursuz, karanlık, tehlikeli anlamlarına gelir. (Son bir yoklamada Türk halkının soldan giderek uzaklaştığı tesbit edilmiş. Şimdi anladınız mı neden!!!) Doğum günü pastası ise tanrıça Artemis'in pastasından geliyor. Eğer doğum günü olanlar dikilen mumları bir nefeste söndürebilirlerse Artemis'in takdirini (yardımını) kazanıyorlarmış.


Bilimin bir faydası da bu tür zırvalıkların köklerini aydınlatıp, yaşamımızın kararmasına engel olmasıdır. Ama bu tür zırvalıklarla yaşamak kimisine cazip geliyor.

A.M. Celal Şengör

CBT ©




Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved