|
Son günlerde nereye gitseniz hangi müzik marketinin önünden geçseniz, hemen her
yerde Frida kostümüyle, makyajıyla bir kadın size bakıyor; kimseler görmeden
sadece size özel göz atıyor.
Yan Yana Fotoğraf Çektirelim
Nazan Öncel
Cüneyt Duru
Son günlerde nereye gitseniz hangi müzik marketinin önünden geçseniz, hemen her
yerde Frida kostümüyle, makyajıyla bir kadın size bakıyor; kimseler görmeden
sadece size özel göz atıyor. Albümün adı "Yan Yana Fotoğraf Çektirelim", vokal
Nazan Öncel. Uzun bir aradan sonra çıkarmış olduğu 6. albümüyle müzik
piyasasını hareketlendiren bu kadın, sevgilisine masumca "tıngır mıngır gidelim
her yere / ben keten helvalar isterim / sen yanık ömerim ol benim, ayran içelim
çöp şiş yiyelim / yan yana fotoğraf çektirelim" diyerek terennüm ediyor.
Hayatın içinden geçen sözleri notaya dönüştürürken kendi ruhsallığını da keşfe
çıkıyor. Daha önceki albümlerinde ki gibi yine bütün sözler Nazan Öncel
imzasını taşıyor, prodüktör olarak ise bu kez Tarkan&Nazan Öncel ortak bir
yapıma imza atmışlar. Açılış şarkısı da bu iki ismin düeti "Hay Hay"la başlıyor.
Akılda kalıcı sözlerle Tarkan'ın vokaliyle zenginleşen "Hay Hay" insana neşe
veriyor. 2. şarkı ise "Ukala Dümbeleği" adını taşıyor ve Nazan Öncel'in kendine
has sesiyle klasikleşmeye aday bir şarkı olarak öne çıkıyor. 3. şarkı yine bir
Tarkan&Nazan Öncel düeti, bu kez şarkı hüzünlü daha duygusal sözlerle
"Nereye Böyle" adını taşıyor. Şarkının en vurucu kısımları ise: gözlerim dolmuş
boşalmış bir kere /sütten kesilmiş bebek gibiyim / soruyor musun bakalım /
nasılsın diye / ne biliyorsun belki / iyi değilim bu gece /anlamadan dinlemeden
/ son sözümü söylemeden / nereye böyle. Bu şarkı duygusal-depresif şarkıları
sevenlerin vazgeçilmezi olmaya aday. Nazan Öncel'in müzikal
farklılığı diye bir şeyden söz edeceksek ki böyle bir şey kesinlikle var.
Yazdığı sözlerin hayatın birebir içinden toplanmış olmasının onun müzikal
portresinin farklılığına büyük katkısı var. Yazdığı sözler halk dili diye tabir
edebileceğimiz yalınlıkta, aslında hepimizin günlük koşuşturmaca da
kullandığımız ama kullanırken üzerinde fazla durmadığımız kelimeleri bize şarkı
olarak sunmasıdır. Misal olarak son albümünde ki hokka adlı 7. şarkıya
bakarsak, köfte dudaklarını/ hokka gibi ağzını/ lokma lokma her yanını öpsem
yeniden ya da albümün bir diğer iddialı çalışması olan 9. şarkı küçük
gemiler e bakacak olursak; ceketin buruşmasın ütüsü bozulmasın/ ellerini sürme
çamura bulaşmasın/ benim yatağım rahatını kaçırır/ ben rujumu tazelerken sen
yola koyul vb. Yine son albümünde 4. şarkı Beyoğlu'nda da aynı şeyi
gözlemek mümkün; Beyoğlu'na götür beni/kitaplara bakalım/ sokaklarda gitar
çalalım/ tatil için para yapalım/ oturalım bir yerde/ bir iki laf edelim/
sinemaya gidelim sonra/ karanlıkta öpüşelim. Albümün geneline baktığımızda
hepimizin her daim ihtiyacı olan huzur fazlasıyla Nazan'ın sesinden dalga dalga
yayılıyor.hani derler ya hep yıllar sonra bile oturup dinlenecek tazelikte
albüm diye, işte yan yana fotoğraf çektirelim böyle bir misyon taşıyor. Eğer ki
bana sorarsanız sen en çok hangi parçayı sevdin diye O zaman size tereddütsüz derim
ki atıyorsun adlı 5. şarkı. Atıyorsun adlı şarkı benim albümde ki favori
şarkım.Fırlama sade sözlerle havai bir şarkı.Daha önce Ayşegül Aldinç'in
sesinden dinlediğimiz "Beni Hatırla" adlı şarkı ise Nazan Öncel'in sesinden çok
daha hoş geliyor.Bir şarkının söz ve bestesini yapan kişi tarafından
seslendirildiğinde o şarkının özüyle seviştiğini bir kez daha
anlıyorsunuz.Biraz da bu üretken kadının müzikal portresine bakalım.Aşkın
çıkmaz yollarında oturup gülebilen kadın Nazan, müzikteki serüveninde ilk başta
kaderin önüne geçememiştir.Hatta 70 li yılların sonlarında kader elbisesini
vücuduna oturtup başkalarına ait şarkılar söylerken bakmış bunalım oluyor, ruhu
kararıyor. Acilen ruh aydınlığı için yani kendi şarkısını söyleyebilmek için
kolları sıvamış ve ortaya ilk albümü bir hadise var çıkıvermiştir. Acep Nazan
cephesinde gerçekten de bir hadise var mıymış o da bunun cevabını ararken nokta
nokta, "Gitme kal bu şehirde" diyerek İzmir'den İstanbul'a yelken açarak Şehr-i
İstanbul'da kalmaya karar vermiştir. İstanbul ilk başta onun aurasına çok iyi
gelmemiş, yaraları kimi zaman kanasa da ve bundan dolayı canı yansa da o bu
şehre bir gece aşkını itiraf etmiştir. Bu aşkı ilan durumları onun beyninde
kimi zamanlar firari bir ruh hali barındırsa da yani gitmeler kalmalar onu
saçından yakalasa da; o daha önce söylediği "gitme kal bu şehirde"ye inat 2
albüm sonrasında gidelim buralardan diyerek her an terki diyar eyleyebileceğini
söyleyecektir. Hatta bu durumundan dolayı kendisinin şizofren bir ruh
taşıdığını iddia edenlere,bu durumdan rahatsız olanlara çocukluğunu
anlatacaktır. Çocukluğuma çocukluklarıma biraz torpil geçmek istiyorum diye
belirtecektir.içinden belki de şöyle düşünecektir; o zaman gidememiştim terki
diyar eyleyememiştim şimdi kaçıp gitmek istiyorum. Bu yüzden bedenim uyarılarak
gidiyorum. Hatta bu düşünceleri ya çok sevmesinden, ya birinde çok şey
bulmasından, ya da bir gece de aşka durmasından ağlama gönlüm adlı şarkısında
söyleyecektir yani o şarkıda ruhunun içinden geçerek ağlama gönlüm gönlüm
ağlama diyebilecektir. Kendini süslemeden anlattığı yani bütün çıplaklığıyla
hayranlarının karşısında durup şarkılar söylediği Göç adlı 3. albümünde sadece
gitarıyla akustik bir duygu seli yaşatmıştır. "Göç"te tamamen Nazan Öncel
olmuştur, "gel kıyılarıma kapılarıma" diyerek aşkın kendisine kur yapmıştır;
aşk her yerde göç her mevsim diyebilmiştir...
Ama Nazan'ın bir yanı daha vardır ki o yanı da başkaldıran kadın tavrı....bir
sabah uyanmış ve içinde ki o çok sevdiği deli Nazan'ı uyandırarak 4. albümüne
isim annesi olacak sokak kızı adli şarkısını yazmıştır. Bütün sokak kızlarına
bu şarkıyı hediye ederken aslında hafiften hepimizin çocukluğuna göz
kırpmıştır, aynı albümünde erkeklerin de her an yanabileceğini bu durumdan
şikayet eden adamlara "napacaz şimdi yatcaz şimdi" diyerek ruhlarına yanık bir
öpücük bırakacaktır. Yanık diyorum çünkü o adamlara en fazla üzülen Nazan
olmuştur ve bir yandan da yanmanın çözüm olmadığını nikahın bizleri
paklayacağından dem vurmuştur... Her şeyin düşündüğünden daha kolay olduğunu
aslında dünyanın üzerine yürüyeceğini hissederken ne sızlandığını ne de
ağladığını bırak seveyim rahat edeyim adlı şarkısında anlatmıştır. Bir melek
olmadığını bu yüzden de sevişmesinin de kaçınılmaz en doğal ihtiyacı
olduğunu aynı şarkıda kalın harflerle söylemiştir. Böyle söylerken melek de
olsa yine de sevişmelere vakit ayrılması gerektiğini söylemek istemiştir. İşte
bu şarkıda ve bir çok şarkısında ruhunun yanık kokusuyla öpüşebilmesinin kendi
ruh sağlığı için elzem bir durum olduğunu üstüne basa basa naralarla
anlatmıştır... Yaptığı ne rock ne pop ne de protest müziktir. Nazan Öncel
sadece kendi aurasının ışığında gördüğü şarkıları yazmaya ve söylemeye
çalışmıştır. Bunun için daha da çok saflaşmaya saflaşırken kendi kendine
çoğalmaya yani öze gebe kalmaya and içmiştir. O yüzden son dönemlerde çok fazla
ortalarda görünmemesinin sebebi aslında özsel bir trende yaptığı yolculuktur ve
indiği bazı peronlarda asıl sebep Tarkan a şarki verebilmek içindir. Bu yıl ise
anaperonda inerek hayranlarına yan yana fotoğraf çektirelim demiştir. Onun
kendi kendine yaptığı bu şarkılardan Tarkan a nasip olan bir çok şarkı
çıkmıştır. Nazan, Tarkan'ı hüplemiştir sonrasında "dudu dudu dilleri" diyerek
ona bazen torpil geçebildiğini anlatmıştır.
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |