Görkemli "Dönüşüm" Başlıyor!
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 29. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
"Tanrı'nın Doğumgünü" kitabının yazarı buRAK özDEMİR'le, "Sevgi Dünyası" dergisinin yaptığı harika röportaj.
Radyo derKi tekrar karşınızda, hem de 5 yeni kanalıyla. Yeni kanallarımızı dinlemek için lütfen tıklayın.
| Savc?lar Deniz Feneri için güvence istiyor! |
|
|
|
| Cuma, 19 Eylül 2008 | ||||
|
Muhalefet, savcıları Almanya’daki Deniz Feneri davasının Türkiye’deki uzantılarını araştırmak için harekete geçmekte gecikmekle suçluyor. YARSAV Başkanı ise “Savcılar soruşturma için davet bekliyorsa, yargı bağımsızlığına nokta koymak gerekir” diyor. İSTANBUL - Deniz Feneri için Türkiye'de soruşturma başlatacak Cumhuriyet savcıları beklenirken, savcılar da harekete geçmek için güvence bekliyor. "Yargının rahat görev yapamadığını" örneklerle açıklayan Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, görevini yapan yargı mensuplarının "Mesleki gelecek yönünden sıkıntılı bir takım durumlar içerisine sokulduğunu" söyledi. Almanya’daki Deniz Feneri e.V ile ilgili yolsuzluk iddiaları kamuoyu gündemine gelince yolsuzluğun Türkiye’deki uzantılarının araştırılması için muhalefet liderleri “babayiğit” ve cesur” savcılara çağrıda bulunmuştu. Almanya’daki yargılamanın sona ermesinin ardından artık Türkiye’deki cumhuriyet savcılarının da harekete geçmesi beklendi. Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu savcıların harekete geçmekte zorlandıklarını ve bunun önemli nedenleri olduğunu NTVMSNBC’ye açıkladı. Eminağaoğlu şöyle konuştu: ’ÜLKE BAŞSAVCILIĞI’NIN KURULMASINI İSTİYORUZ Eğer herhangi bir birimin savcıları göreve davet etme anına kadar savcılar göreve geçemiyorsa, o zaman burada ciddi bir sıkıntı var. Burada çok ciddi bir sıkıntı var. Savcıların her açtığı soruşturma basına yansımaz. Bu konuda açılmış bir soruşturma olabilir, net bir şey söyleyemiyorum. Çünkü ‘ben şunu açtım’ diye ortaya çıkıp açıklama yapmaz. Ama eğer herhangi bir birim göreve davet edene kadar savcılar soruşturma açamıyorsa, o zaman sistemde ciddi bir tıkanıklık var demektir. Biz ısrarla idareden ve bakanlıktan bağımsız görev yapabilmeleri için “Ülke Başsavcılığı”nın kurulmasını istiyoruz. Bu her yerde var ama bir tek Türkiye’de yok. Neden yok? SAVCILAR DAVET BEKLİYORSA... Önerdiğimiz sistemde kolluk tamamen başsavcılığa bağlı olacak; bakanlığa, içişlerine, başbakanlığa herhangi bir bilgi transferi olmayacak. Bir soruşturmanın tamamen tarafsızlıkla yürütülmesi için düşünülmüş ‘donanımlı bir başsavcılık modeli’, yani bütün olanakları elinde bulunan ve herhangi bir kuruma muhtaç olmayan bir savcılık modeli. Türkiye’de böyle bir şey yok ve Adalet Bakanlığı’nın da böyle bir düşüncesi yok. Böyle bir çalışma vardı, 2006’da bu çalışmayı sona erdirdiler. Türkiye’de bu nedenle yargı bağımsızlığı, yargı reformu için siyasi iradenin gerçekçi bir düşüncesi sözkonusu değil. Bu nedenle yargı çok ciddi sıkıntılar içerisinde. Sıkıntılara rağmen yine görevini yapacaktır ama kamuoyunun olaya biraz geniş boyutlu bakması lazım. Evet, yargıç savcı o koltukta oturuyorsa başına ne gelirse gelsin görevini yapacaktır. Yapması gerekir. Bunun için de herhangi bir davet alması gerekmiyor. Eğer davet bekliyorsa, o noktada yargı bağımsızlığına nokta koymak gerekir. Ankara Başsavcılığı’nın -kamuoyundan, basından öğrendiğimiz kadarıyla- açmış olduğu bir soruşturma var. Ama bu soruşturmanın kapsamının, gerek suç gerek kişiler boyutu itibarıyla kapsamının ne olduğunu bilmiyoruz. Dolayısıyla savcıları göreve davet, savcılar bir şey yapıyor mu yapmıyor mı, Ankara Başsavcılığı’nın soruşturma kapsamını bilmek lâzım. Res’en (kendiliğinden) harekete geçmesi gereken konularda savcıların görev daveti beklemeleri gerekmiyor. MESLEKİ GELECEK YÖNÜNDEN SIKINTILI DURUMLAR... Ancak gerçekliği de görmemiz gerekiyor. Yargıç ve savcıların görevlerini yaparken gerekli güvencelere sahip olup olmadıklarını, bu görevlerini yaptıktan sonra da kendilerini güvencede hissedip hissetmediklerini sistem itibarıyla irdelememiz gerekiyor. Burada son dönemlerdeki olaylara baktığımız zaman yargının rahat görev yapamadığını görüyoruz. Bunun örnekleri var: Bu yıl başlarında Adana’da bir kömür dağıtım işlemini usulsüz olduğu gerekçesiyle soruşturan bir cumhuriyet savcısının, soruşturmasını tamamlayarak gerekli işlemleri yaptıktan sonra yapılan müfettiş denetiminde “orta” not verildiğini görüyoruz. Yani mesleki geleceği yönünden sıkıntılı birtakım durumlar içerisine sokuluyor. Askerliğimle ilgili raporun çarpıtılarak ortaya atılması da bir örnek. Ben, 1994-99 arasındaki İstanbul Belediyesi’ndeki soruşturmaları Yargıtay Başsavcılığı’nda yürüten savcıyım. Soruşturmaların bir bölümü TBMM’de... Soruşturmaların devamı için dokunulmazlıkların kaldırılması bekleniyor. Daha sonra da Başbakan’ın malvarlığının incelenmesi... Benim hakkımda AKP’nin sicil ve soruşturma savcılığı gibi görevleri yapmış olmam nedeniyle, kamuoyu önünde çarpıtılmış birtakım olaylarla adeta bir karalama kampanyası başlatıldı. Bir başka yargıç arkadaşımız, İstanbul Kartal hakimi, verdiği tazminat kararı nedeniyle yetersiz personelle çalışma durumunda bırakılarak aşırı iş yükü nedeniyle adeta çözümsüz bir tablo içine sokuldu. Müfettiş denetimlerinde hakkında disiplin soruşturması, dava açılmasına gidecek duruma sokuldu. YETERLİ GÜVENCE YOK Bir başka savcı arkadaşımızın adliyede bir odada yaptığı konuşma hangi yöntemle olduğu bilinmeyen bir şekilde YouTube’a düşerek farklı bir konuma itiliyor ve görev yeri değişikliğine kadar giden bir işleme muhatap kılınıyor. Şimdi cumhuriyet savcıları ve yargıçlar buyursunlar görevlerini yapsınlar... Elbette görevlerini yapacaklar ama Türkiye’de görevini yapan yargıç ve savcılar için yargı bağımsızlığı anlamında yeterli bir güvence yok. Görevinizi sonuna kadar yaptığımızda -ne zaman olacağı belli değil ama- önümüze mutlaka birtakım engeller çıkarılıyor. Teftiş Kurulu sistemi Adalet Bakanlığı’nda olduğu sürece, soruşturma yetkileri Adalet Bakanlığı’nda olduğu sürece, bunun objektifliği her zaman tartışma konusudur. Bu sorunlar somut olarak da yaşanmaktadır. Ama her şeye rağmen savcılar mutlaka görevlerini yapacaktır. Görevlerini yapan savcılara da görevinin gerektirdiği fatura karşısına mutlaka çıkacaktır ama böyle bir fatura çıkıyor diye ben savcıların görevlerini yapmaktan kaçınacaklarını düşünmüyorum. YARGININ İTİLDİĞİ DURUMDAN KURTARILMASI GEREK Bu görevi yapıyorsanız bu görevi sonuna kadar olması gereken biçiminde yapmak durumundasınız. Aksi halde edilgen bir yargı sözkonusu olacaksa yargıçlar ve savcılarda “acabalar” sözkonusu olacaksa zaten yargının işlevselliğinden bahsedebilmek mümkün olmaz. Yargının içine itildiği bu durumdan kurtarılması gerekiyor. NEDEN YARSAV KAPATILMAK İSTENİYOR ÇÜNKÜ... Bir tarafta yargı reformu, yargı reformu diye tutturuluyor... Bunlar ciddi bir yargı reformuyla düzeltilecek konular. Ama Adalet Bakanlığı’nın ortaya koyduğu Yargı Reformu Strateji Taslağı, Adalet Bakanlığı’nı olabildiğince güçlendiren hükümler içeriyor. Bu hafta önümüze gelen Adalet Bakanlığı’nın BM ile hazırlamakta olduğu bir çalışma var. Bu çalışmada her şey sorgulanıyor ama Adalet Bakanlığı’nın yetkileri asla sorgulanmıyor. Avrupa Birliği için Ulusal Program taslağı var; yargı alanında 2008 yılında tek bir şey yapılıyor: YARSAV’ın kapatılması vaat ediliyor. Yani Türkiye’nin ulusal program olarak YARSAV’ın kapatılması dışında 2008’de yargı alanında vaat ettiği hiçbir şey yok. Neden YARSAV kapatılıyor? Yargı bağımsızlığını istediği için. Türkiye’de yargıç ve savcılar görevini yapacak. YASEMİN ARPA NTV-MSNBC
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||