Bahçeli, Kuzey Irak konusundaki yeni adımların "turuncu taviz, tam bir geri adım" olduğunu iddia etti
AA
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, terörist
unsurlarla mücadelenin silahlı kamu gücü ile yapılmasının bir mecburiyet olduğunu
söyledi.
Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada, artan
terör olayları karşında yapılması gereken en doğal ve doğru yöntemin, Türk
Silahlı Kuvvetlerini (TSK), Emniyet mensuplarını ve diğer kolluk unsurlarını
teröristin üzerine sevk etmek olduğunu bildirdi.
Teröristle mücadelede en büyük görevin öncelikle TSK'ya düştüğüne dikkati
çeken Bahçeli, bu kutlu ocağın mensuplarının çeyrek yüzyılı aşan süredir en zor
şartlar altında görevlerini başarı ile yerine getirdiğini belirtti. Bahçeli,
tespitlerine göre terörle mücadelede 6 binin üzerinde subay, astsubay, uzman
erbaş, uzman jandarma, polis, er ve korucu şehit verildiğini, yaralı güvenlik
mensubu sayısının ise 12 binin üzerinde olduğunu söyledi.
Bahçeli, son yıllarda TSK ile Emniyet mensuplarının mücadelesinin her
yerde ve her zeminde aynı takdirle karşılanmadığını, aynı bağlılıkla
yaklaşılmadığını belirtti.
-"MALUMUN YÜKSEK SESLE İLAMI..."-
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un yaptığı açıklamanın, kendileri
açısından malumun yüksek sesle ve yerinde bir ilamı olduğunu ifade edeni Bahçeli,
"Bu nedenle, gerek Anayasal başkomutan olan Sayın Cumhurbaşkanının ve gerekse
Başbakan Erdoğan’ın komutanın açıklamasını müteakip destek mesajları ise yeri,
zamanı ve içeriği açısından ıskalanmış, gecikmiş ve inandırıcılıktan uzak
sözlerdir" dedi.
Başbakan Erdoğan'ın aile fotoğrafında Mehmetçiğin olmadığını savunan
Bahçeli, "Ortada boy gösterdiğiniz bu tabloda, sağınızda kardeşim dediğiniz
Barzani ve Talabani, solunuzda konutlarda ağırladığınız bölücüler ve pazarlık
yaptığınız Kandilciler, hemen arkanızda ise boyun eğdiğiniz çuvalcılar yer
almaktadır. Bulunduğunuz yer burası, kadrajın aldığı görüntü ve gizlice yemek
yediğiniz buluşma masalarının anlamı budur" iddiasında bulundu.
-"BİR ASIRLIK İHANET YOLCULUĞU..."-
Devlet Bahçeli, "Terörle mücadelenin yirmi beş yılı aşan tecrübesi,
bölücülüğün Osmanlı'dan başlayarak bir asırlık ihanet yolculuğu, bu sürecin bütün
kapsamını ve derinliğini, kimlerle dost olmamız gerektiğini, kimlere ne kadar
güvenilebileceğini, kimlerle nasıl ilişki kurulacağını hepimize öğretmiş
olmalıdır" diyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Terörle mücadelenin önemli ayaklarından biri ve belki de en önemlisi
bugün Irak yönetimi ve Iraklı aşiret reisleri ile olan ilişkiler ve PKK ile olan
yakınlaşmalarıdır.
Küresel gücün dayatmaları sonucu, Talabani ile görüşmeye itilen Türkiye,
her müzakereden sonra PKK’nın Kandil’den çıkarılacağına dair söz ve taahhütlerle
avunmuş ve bu yalanlara her defasında bile bile göz yummuştur.
Hükümetin yumuşak karnını ve zafiyetini fark eden Barzani ise PKK’nın
mevcudiyetinin kendisi ile Türk devletini muhatap kılacağını anlayarak bu tehdit
unsurlarını canlı ve diri tutmanın getirdiği fırsatları sonuna kadar
kullanmıştır.
Hatta daha da ileri giderek, bu terörist unsurlara kimlik verip maaşa
bağlayarak PKK’yı kendi silahlı gücünün parçası haline getirmiştir."
Sözde terörle mücadele etmemenin AK Parti açısından en önemli ayağının
Iraklı aşiret reisleri ile görüşmeleri başlatmak olduğunu belirten Bahçeli, sınır
ve ölçü tanımayan boyun eğmişlik hali ile "kapımız herkese açık" denilerek
taviz ve ilkesizliğin emsalsiz örneklerinin verildiğini iddia etti.
-"BİR AKP KLASİĞİ"-
Bahçeli, ABD’nin yıllardır dayattığı "üçlü mekanizmayı kullanın"
baskısı altında kalındığını, Bağdat ve Ankara'nın birbirlerine muhatap edilerek,
sorunun çözüm adresi olarak dolaylı yoldan kuzeydeki bölgesel yönetimin
gösterildiğini savundu. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Her terör eyleminden sonra, içeride Terörle Mücadele Yüksek Kurulunun
toplantısı, dışarıda ise Barzani ve Talabani ile müzakerelerin yenilenmesi bir
AKP klasiği olarak siyasetimize yerleşmiştir.
Türkiye’nin gidemediği, Barzani’nin 'haberim yok' dediği, Talabani’nin
temizlendiğini söylediği, ABD’nin ise gözlediği Kandil Dağı’na gazetecilerin,
yayıncıların gittikleri ve tefrikalar yayınladıkları bilinmektedir.
Iraklı aşiret reislerinin 'Terör şiddetle çözülmez, silahlar bırakılmalı,
ateşkes sağlanmalı, af çıkartılmalı' şeklindeki küstahlıkları, AKP zihniyeti
tarafından yıllardır sessizce dinlenmiş, hatta Başbakan'ın ağzından 'silahı
bırakır gelir masada konuşursun' sözleri ile bu alçaklığa çanak tutulmuştur.
Gelişmeler, iktidarın altı yıllık aldığı mesafe ve sınır tanımaz
ilkesizliği bu ilişkiler zincirinin burada son bulmayacağını, Hükümet ile Kandil
temsilcilerinin bir masaya oturuncaya kadar süreceğini işaret etmektedir."
Başbakan Erdoğan'a, "Barzani, 'Türkiye’nin Kerkük’e müdahale hakkı varsa
bizim de Diyarbakır’a var' tehdidinden dolayı özür dilemiş midir?" sorusunu
yönelten Bahçeli, bu sorulara hükümetin verebileceği hiçbir olumlu cevabın
bulunmadığını iddia etti.
-"TURUNCU TAVİZ"-
"Türkiye maalesef AKP ile girdiği çıkmaz yolda seçeneksiz kalmış,
caydırıcı hiçbir tedbire başvuramadan, karşı taraftan hiçbir geri adım ve iyi
niyet görmeden tek taraflı olarak taviz vermeye mecbur hale getirilmiştir" diyen
Bahçeli, hükümetin muhatap aldığı Iraklı aşiret reislerine PKK’nın terör örgütü
olduğunu kabul ettiremediğini ileri sürdü.
Bahçeli, bunu bile kabule yanaşmamış olanlarla, kurulan ilişkiden sonuç
alınmasının mümkün olmadığını belirterek, şunları söyledi:
"Bilinmelidir ki resmi ağızlardan Türk devletinin şartları konusunda bir
ilerleme kaydedilmeden, yeni adımların atılmaya çalışılmasının sonuçları çok ağır
olacaktır. Başbakan'ın bu yaklaşımı güncel tabiri ile bir turuncu tavizdir. Tam
bir geri adımdır.
Kimin kimi masaya oturttuğunu görmek ve arkasındaki bölge haritalarını
çizmekle meşgul gücü bilmek için diplomat olmaya, hükümet üyesi bulunmaya hiç
gerek yoktur. Her şey ortadadır.
Bu itibarla, Başbakan Erdoğan ve AKP hükümeti bu görüşmelerle başlattığı
yeni dönemde karşımıza çıkması mukadder olan kanlı sürecin bedelini ödemek,
vebalını taşımak, sorumluluğunu tek başına almak durumundadır."
Bu gelişmelerden kaygı duyduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerini söyle
sürdürdü:
'Irak'ın kuzeyindeki coğrafyada oluşan gevşek federal yapının en önemli
muhalifi ve en çok tepki göstereni olan Türkiye'nin, bu zorlama yapının
yöneticileri ile görüşmesi bunların meşruiyetlerini ve güçlerini artıracaktır.
Irak'a yönelik küresel operasyonun başlayacağı dönemde, Türk devleti
tarafından ilan edilen kırmızı çizgilerden biri olan Irak'ın toprak bütünlüğünün
devamının önündeki kararlılık ve engeller gevşeyecektir.
Türkiye bu yanlış yolda ilerletilerek, Irak’ın üçe bölünmesi ve kuzeyde
bir bağımsız devletin kurulması için başlayan sürecin kritik ve vazgeçilmez
aktörü olarak yeni bir stratejik türbülansa girecektir.
Bu yeni süreç, PKK’nın affına ve İmralı canisinin serbest kalmasına kadar
gidecek, Türkiye komşu devletten beslenen ve kaynaklanan bir etki ve çekim alanı
altında kalarak üniter yapısı sorgulanmaya başlanacaktır.
Türkiye’nin milli güvenliği ve bekasını doğrudan ilgilendiren bu durum ve
aşiret reisine bu imkanın tanınması, Kerkük'ün geleceği ve Türkmenlerin
varlığı ile ilgili niyetlerini gerçekleştirmesine zemin hazırlayacaktır.
Iraklı Peşmerge reisi, istediklerini kopartana kadar geçecek süre içinde,
PKK’yı Kandil'de rezerve etmeye devam edecek, Türk Devletini masaya oturmaya ve
tavizler kopartmaya yarayan bu ilişkiyi denge noktasında tutarak örgüte olan
desteğini ve yönetimini sürdürecektir."
-"PKK MASUM SİVİL TOPLUM KURULUŞU DEĞİLDİR"-
"Türkiye’yi bölmeye aziz milletimizi birbirine düşürmeye çalışan PKK
terör örgütü, Başbakanın adi suçlu gibi göstermeye çalıştığı masum bir sivil
toplum kuruluşu değildir" diyen Bahçeli, PKK'nın küresel güçlerin hizmetinde,
bölgesel mihrakların kontrolünde varlığını çeyrek yüzyılı aşan süredir devam
ettiren ve hedefine Türkiye’yi alan kanlı bir küresel terör organizasyonu
olduğunu bildirdi.
Bahçeli, samimiyeti sorgulanmakla birlikte, Başbakan Erdoğan ile ABD
Devlet Başkanı Bush arasındaki görüşmede PKK için ortaya konan "ortak düşman"
kavramının gerçek anlamının da bu olduğunu belirtti.
Gelişmelerin terörün kaynağının ve yönetiminin Barzani’ye dayandığını
gösterdiğini ifade eden Bahçeli, Hükümetin, Barzani’yi muhatap alan yaklaşımının
da bunun sonucu ve eseri olduğunu iddia etti.
MHP lideri Bahçeli, "Hükümet güçle ve caydırıcı tedbirlerle desteklenen
diplomasi ile muhasımlarını hizaya getirecek yerde, büyük bir yanılgı ile terörün
kaynağına, bölücülüğün merkezine, ihanetin odağına kadar yanaşmıştır. Hükümet,
denize düşmüştür ve yılana sarılmaktadır. Bize göre bunun adı ve tanımı da
ihanetten başka bir şey değildir" dedi.
Bahçeli, konuşmasının sonunda, geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden
gazeteci İrfan Ülkü ile şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya Allah’tan rahmet diledi.
Bu arada, Manisa'dan gelen bir grup, MHP Manisa Milletvekilleri ile
birlikte üzüm üreticilerinin sorunlarını içeren raporu Bahçeli'ye sundu. |
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |