Satýlýk Hastalýklar PDF Yazdýr E-posta
Pazar, 19 Kasým 2006

'Önce hastalýðý sonra ilacý pazarlýyorlar'
Televizyon, araba, elbise veya cep telefonu gibi ürünlerin markalaþtýrýlarak, insanlarýn bunlara sahip olduklarý takdirde mutlu olacaðýna dönük pazarlama tekniklerine aþinayýz. Ancak uydurma hastalýklar üzerinden ilaçlarý markalaþtýran ilaç tröstlerinin sömürülerinden pek haberdar deðildik.

Avustralyalý Ray Moynihan ve Kanadalý Alan Cassels tarafýndan yazýlan Satýlýk Hastalýklar kitabý iþte tam bu konuyu iþliyor. Nuriye Akman'ýn, kitabýn çevirisine önsöz yazan Yard. Doç. Erol Ergüler ile yaptýðý röportaj, bu zamana kadar üzerine gidilmemiþ bu týp skandalýný deðiþik boyutlarý ile irdeliyor. Dr. Ergüler, 500 milyar dolarlýk saðlýk sektöründe dönen dolaplarý, insanlarýn nasýl hastalýk hastasý haline getirildiðini, dikkat eksikliði sendromu, kemik erimesi, yüksek kolesterol gibi verilerin nasýl gerçekliðinden kopartýlarak uydurma hastalýklar haline getirildiðini anlatýyor. Reçetelere ilaç markalarýnýn yazýlmasýnýn çok büyük hata olduðunu kaydeden Ergüler, Ýngiltere'deki gibi doktorlarýn jenerik ilaç ismini yazmasý gerektiðini ifade ediyor.

Bayramda bir kitap okudum, beni altüst etti. Adý: Satýlýk Hastalýklar. Avustralyalý Ray Moynihan ve Kanadalý Alan Cassels tarafýndan yazýlmýþ, Hayy Kitap basmýþ. Büyük ilaç tröstlerinin saðlýklý insanlara ilaç satmak üzere geliþtirdikleri pazarlama taktiklerini, doktorlara yönelik manipülasyonlarý, týp kongrelerinin, saðlýk otoritesi kabul edilen kurumlarýn ilaç üreticileriyle çýkar iliþkilerini, kolesterol, yüksek tansiyon gibi bazý risk faktörlerinin baþlý baþýna birer hastalýk olarak markalaþtýrýldýðýný, bunun dýþýnda yepyeni hastalýklar "icat" edildiðini, vücudun doðal süreçlerinin medya marifetiyle derhal ilaç kullanýlmasý gereken durumlar olarak kodlanýp korku tellallýðý yapýldýðýný, ilaçlarýn yan etkilerinin gizlendiðini, ilaçlara baðlý ölümler nedeniyle devam eden davalarý... Daha neleri neleri...

500 milyar dolarlýk cirosuyla dünyanýn üçüncü en büyük sektöründe dönen dolaplar tabii ki bir söyleþiyle anlaþýlmaz. Ama ben kendi payýma düþeni yapmak istedim. Kitaba önsöz yazan Yard. Doç Dr. Erol Ergüler'le konuþmak üzere Marmara Nükleer Týp Grubu'nun Niþantaþý'ndaki ofisine gittim.

Kitapta konu; yüksek tansiyon, depresyon, yüksek kolesterol, menopoz, sosyal anksiyete, dikkat eksikliði sendromu, osteoporoz, irritabl baðýrsak sendromu, regl öncesi disforik bozukluk rahatsýzlýklarý çerçevesinde anlatýlýyor.

Bence herkesin okumasý gereken bir kitap. Dr. Ergüler'in önsöz yazýsýnda belirttiði gibi umarým ortak bilinç denizinde pozitif dalgalanmalar yaratýr. Özellikle kolesterol düþürdüðü iddia edilen bazý gýda reklamlarýnýn yasaklanmasýna raðmen hâlâ televizyon kanallarýnda döndüðü þu günlerde...

Satýlýk Hastalýklar'ý okuyuncaya kadar 'hastalýk markalaþtýrma sanatý' diye bir sanattan, ilaç üretiminin çoðunlukla saðlýklý insanlarý avlamaya yönelik olduðundan haberdar deðildim. Saðlýklý ile hasta olaný ayýran sýnýr ne kadar geniþ çizilirse potansiyel hasta pazarý da o kadar büyük oluyormuþ meðer...

Hastalýk nedir, ilaç nedir? Onun tarifini yapmazsak konu tam olarak algýlanmaz. Hastalýk hali insanýn doðal yaþantýsýnda olmayan, patolojik diye nitelendirdiðimiz, günlük hareketleri, sosyal iliþkileri, fiziksel ve mental durumunu olumsuz yönde deðiþtirici bir haldir. Normalde bunlarý deðiþtirmeyen bir duruma hastalýk adýný veremezsin. Modern týpta hastalýk halinin tespiti çoðunlukla kimyasal testlerle yapýldýðý için bazý rakamsal sýnýrlamalarý, bu testleri yapan cihazlarý geliþtiren, bu testlerde kullanýlan malzemeleri üretenler koyuyor.

Benim kolesterol ve hormon seviyemin normal mi anormal mi olduðunu týbbi cihaz ve ilaç üreticisi belirliyorsa, satýþlarýný artýrmak için hastalýk tellallýðý yapmasý da çok kolay o zaman.

Kolesterol bizim olmazsa olmazýmýz, bizim kendi yakýtýmýzdýr. Ama bu düþük olunca da, yüksek seviyeye çýkýnca da bazý riskleri içerir. Kolesterol düzeyi biraz yükselmiþ olan insan, ayný zamanda sigara içiyorsa, hareketsizse, günlük jimnastiðini yapmýyorsa, ayný zamanda bu kiþi beslenmeyi bilmiyorsa riskler artar. Bütün bunlarý ayný zamanda yapabilmek gerekiyor. Yani kardeþim sen yürüyüþünü yaptýn mý, beslenme düzenini buna göre koydun mu, sigaraný býraktýn mý? Ha bundan sonra da þu ilacýný da kullandýn mý? Bu insaný sadece ilaca para verebilecek biri gibi görüp, diðer destekleri koymazsanýz o zaman iþte art niyetli baktýðýnýz ortaya çýkar. Siz kolesterol seviyesinin normalden düþük olmasýnýn zararý hakkýnda bir þey duydunuz mu?

Onu duymadým; ama Türkiye'de "ilaç reklamý serbest olsun" diye derin kulisler yapanlarý duydum...
Asýl sorun bu iþte. Bazý ülkelerde çok rahatlýkla ilaç reklamý yapýlabiliyor. Doktorun hiçbir tavsiyesi olmadan sadece ilaç firmasýnýn "Nuriye Haným bu ilacý kullanýrsanýz, günlük yaþantýnýzdaki þu þu olumsuz belirtiler yok olacaktýr. Bu ilacý alýn siz" þeklinde, doktoru bile by-pass ederek ilaç reklamý yapan ülkeler var. Türkiye'nin bu konuda duyarlý olmasý; ilacýn, hastalýk teþhisini koyan hekim tarafýndan yazýlmasý lazým. Üstelik marka olarak da deðil jenerik ilaç olarak, yani etken maddesinin belirtilmesi, yazýlmasý lazým.

Bazý global þirketler, Türkiye'de ilaçlar reçetesiz olarak marketlerde ya da internetten satýlsýn diyor. Ben iþte falanca kiþiye distribütörlük vereceðim. O da bir web sitesi kursun. Evde o da satsýn diyorlar. Bir bu yönden dayatma var; bir de reçeteye ilacýn marka adýný yazmayýn, sadece jenerik ilaç yazýn diyenler var. Burada kim kazanacak ya da kimin etkisi altýna girileceði sorusuna cevap vermek lazým. Ýlaç firmalarý, fütursuzca reklam yapabiliyorsa hastalýðýn sýnýrlarýnýn çizilmesinde otorite haline gelmiþ demektir. Türkiye'de hiç deðilse reklama izin verilmemesi gerekiyor.

Reklamýn yaný sýra baþka manipülasyonlarý da anlatýyor kitap. Hem de belgeleriyle. Doktorlarýn bu ilaçlara yönlendirilmesi, bilimsel konferans adý altýnda uygulanan pazarlama teknikleri, otorite saydýðýnýz saðlýk örgütlerinde çalýþan üst düzey insanlarýn ayný zamanda ilaç firmalarýndan maaþ almalarý, falanca ilaç þirketinin bilmem ne hastalýðý vakfýna sponsor olmasý, þöhretlerin bir araç olarak kullanýlmasý...

Tabii kitapta bunlarý dehþet içinde okuyorsunuz. Bu kitap yapýlan korku tellallýðýný, dönen dolaplarý son derece belgeli þekilde vermiþ. Bir risk faktörünün apayrý bir hastalýk olarak nasýl kodlandýðýný merak edenler mutlaka okumalý.

Test malzemeleri ve ilacýn bir üretildiði yer var, bir de hastalýk için teþhis konulan yer var. Maddeyi siz ya da ben üretmediðimize göre o referans aralýklarýný, o normal- anormal rakamlarýný belirleyen, hastalýk çizgisini deðiþtirebilecek kiþiler bunun üretim sorumlularý. Siz diyelim bir kolesterol seviyesini ölçüyorsunuz. Diyorsunuz ki Nuriye Haným'ýn kolesterol seviyesi þu noktadan sonraya gittiði takdirde kalp krizine yol açabilir, þu ilacý beþ sene içerseniz bu riskten kurtulursunuz.

Ve içmeye ikna etmek için de ayrý teknikler kullanýlýyor...
Mesela yüz kiþiyi alýyor karþýsýna, diyor ki, "Üç tane ilacým var. Bunlarý 5 sene kullanýrsanýz, birinci ilaç sizi yüzde 33 oranýnda kalp krizinden kurtaracak. Ýkincisi kalp krizi geçirme riskinizi yüzde 3'ten yüzde 2'ye indirecek. Diðer ilaç da aranýzdan sadece birinin krizini önleyecek. Hangi ilacý alýrsýnýz?" diye sorulduðunda herkes birinci ilacý tercih ediyor. Ýkna metodu belirleniyor ve reklam da buna göre yapýlýyor.

Aslýnda üçü de ayný þey. Sonuçta kriz geçirme riski sadece yüzde 1 puan aþaðý çekiliyor.
Evet. Dolayýsýyla bu reklamýn bile, bilimsel anlamda sunulan ilacýn bile, etkisinin çok büyük etik kurallar tarafýndan incelenip, doðrusunun verilmesi gerekiyor. Jenerik adý yazýlmýyor ilaçlarýn. Marka olarak yazýlýyor bizde. Mesela aspirinin jenerik adý asetik salisilik asittir. Yirmi firma da asetik saliktik asit üretir. Hepsinin marka adý farklýdýr. Ýngiltere'de doktor jenerik ilacý yazar reçeteye, ilacýn markasýný yazmaz. Hasta gittiðinde saðlýk kurumundan bununla ilgili uygun ilacý alýr. Ama ayný jenerik madde fahiþ farklý fiyatlara satýldýðý için manipülasyonlar çok olur.

Ve biz ayný etkinliðe sahip olan bir ilacý 1 liraya alma imkanýmýz varken 10 lira öderiz.
O bir liralýk ilacý satmak için bir grup oluþmuþ, on liralýk ilacý satmak için de baþka bir grup oluþmuþtur. Bunlarýn her biri bizim ilacýmýzý kullansýnlar diye kendine göre farklý bir tanýtým zincirine girerek farklý bir çekim alaný oluþturmaya çalýþacaklardýr. Buna müsaade ettiðiniz zaman, her ülkedeki yasalar ölçüsünde o gruplar o pistte danslarýný þekilleyecekler. Biri tango yapacak, biri vals yapacak, diðeri harmandalý oynayacaktýr.

Doktorlarýn ikna sürecinde, eþleriyle birlikte dünya seyahatleri, beþ yýldýzlý otellerde ilaç tanýtýmlarý yapýlacaktýr mesela…

Bir bilimsel kongrenin düzenlemesinde kimler sponsor olur noktasýna geldiðinizde giriniz internet sitelerine hepsinin ilaç devleri olduðunu görürsünüz. Kongrelerin yüksek kayýt ücretleri vardýr. Hekimlerin maaþlarýna kadar varan! Durumu böylece kabullenir, bir hekimin eþiyle birlikte yýlda birkaç kongreye katýlýmýný gerekli görürsek, biz de o manipülasyonun parçasý olmuþuzdur. Tabipler Birliði'nin önerisi; bilimsel toplantýlarda hiçbir zaman sektördeki ilaç ve cihaz firmalarý sponsor olarak kabul edilmez. Her kuruluþ, her dernek kendi yaðýyla kavrularak bu organizasyonlarý yapmak durumundadýr. Kongre ücretleri makul seviyede olmalýdýr. Bilimsel toplantýda lüks eðlence neden olsun? Ama pratikte böyle olmuyor. Tabipler Birliði'nin önerisi duymazlýktan geliniyor. Çünkü yasal olarak ellerinde güç yok. Etik olarak kurallarý belirliyor. Uyan uysun diyor. Yetkisi az. Kurumsal yaptýrýmlar söz konusu deðil. Tavsiye niteliðinde olduðu için tabip odalarý bu konuda daha öteye gidemiyor.

Yaþlýlar için kemik erimesi bir hastalýk deðildir
Gelelim yaþlý kadýnlarýn kemik vücut deðerlerinin otuz yaþ kadýnýna göre kýyaslanýp, durumlarýnýn hastalýk addedilmesine. Yaþlýlarýn kemik erimesi tehlikesine karþý ilaç almasý fikri beynimize bir kez yerleþirse pazarýn ne kadar büyüyebileceðini düþünebiliyor musunuz? Buna Türkiye'nin bütçesi yeter mi?

Yetmez tabii. Emekliler böyle bir pazarýn zaten oluþmuþ olduðunu bilmiyor mu? Kabul günlerinde bile benim kemik erimem için, kolesterolüm için, romatizmam, tansiyonum için ilacým þu kadar kaldý. Haftaya doktora vitaminlerle beraber yazdýracaðým demiyorlar mý?

Kemik dansitometresi kemik erimesini direkt olarak göstermez. Ýdrarda ve kanda bazý maddeler de ölçülür. Bunlara göre kemik erimesinin miktarý uzman muayenesiyle tayin edilir. Bu yapýlmadan sadece kemik dansitometresine göre bir sonuca ulaþýlmamalý. Kemik dansitometresi bir ülkede yapýlýr, deðiþik ülkelere satýlýr. Kemik yoðunluðu her ýrkta ve bölgede farklý deðerlerde olur, normali bölgelere göre deðiþebilir. Tek bir normal deðer ortaya koyarsanýz ve bu ölçüyü dar tutarsanýz etrafýnýzdaki çoðu insana kemik erimesi hastalýðý etiketi yapýþtýrýlýr. Zaten yaþlýlýkta kemik yoðunluðu azalmak zorunda.

Kemik erimesi aslýnda yaþlýyý hafifleþtirerek hayatýný mý kolaylaþtýrýyor yani?..
Yaþlý bir insanýn hafif olmasý lazým. Yaþlý bir insan aðýr olursa zaten doðal olarak hareket kabiliyeti zorlanýr. Kýrýk riski yüksek kiþiler ilaç kullanmalý, kemiðim güçlensin diye herkes kullanmamalý. Kalsiyumun azlýðý nasýl bir hastalýksa, fazlalýðý da ayný þekilde bir hastalýk. Doðal bir döngüdür kemik erimesi, bir hastalýk deðildir. Kemiðin kýrýlacak noktaya kadar gelmesi kötü beslenme ile de ilgili.

Birçok insan kalsiyum haplarý peþinde koþuyor.
Kalsiyum haplarý peþinde koþuyorsun da senin yediðin peynir, yoðurt, süte ne oldu? Onlar üvey evlat deðil. Üvey kalsiyum diye bir þey yok. Burada iþte büyük kitlelere empozeler, insan saðlýðýna uygun olmayan bilinçsiz reklamlar, tanýtýmlar, yönlendirmeler... Yasal boþluklar var. Tabipler Birliði'nin sözü dinlense ya da jenerik ilaç yazýlsa bunlarý tartýþmamýza belki gerek kalmayacak. Ama böyle boþluklar olduðu zaman herkes kendi senaryosunu yazýp kendi filmini çekiyor. O nedenle kemik erimesini önleyici ilaçlarý, gerçekten, patolojik olarak kemik erimesi olan kiþilerin kullanmasý gerekir. Hasta olup olmadýðýný bilmeden, sadece benim yaþým geldi, menopoza girdim, kemik erimem baþlamýþtýr, ben bu ilaca mahkumum þeklinde bir düþünce oluþuyorsa kiþi büyük yanýlgýdadýr.

EROL ERGÜLER, 1983'te Cerrahpaþa Týp Fakültesi'nden mezun oldu. Nükleer týp ihtisasý yaptý. Halen radyonüklid teþhis ve tedaviler konusunda faaliyet gösteren Dr. Ergüler, yaklaþýk 10 yýldýr tamamlayýcý doðal týp konularýnda (ayurvedik tedavi, meditasyon, bitkisel tedavi, hipnoterapi gibi) çalýþmalarýný sürdürüyor. Türkiye Nükleer Týp Derneði, Avrupa Nükleer Týp Derneði, Týbbi Hipnoz Derneði üyesidir.

NURÝYE AKMAN
29/10/2006