23:00:00

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Sayı 30 ÇIKTI!

derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.


 
Kanseri Elimizle Besliyoruz! PDF Yazdır E-posta
Salı, 04 Nisan 2006
Kanser ve beslenme arasında çok sıkı bir ilişki var. Teknoloji, gıdada aleyhimize çalışıyor. Kanser beslene beslene büyüyor. Teknolojik gelişmelerle insanlık, her gün, hayatı kolaylaştıran yeni bir buluşla tanışıyor. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Teknoloji aynı zamanda insan sağlığını bozan baş etkenlerden biri. Kalp damar hastalıklarının ardından ikinci sırada yer alan kanserin oluşumu ile teknoloji arasında direkt bir ilişki söz konusu. Beslenme ve diyet uzmanı Taylan Kümeli'ya göre kanserler, geçmişte az gelişmiş ülkelerde, teknoloji girmeyen yerlerde, kırsal kesimlerde düşük iken; günümüzde çok gelişmiş ülkelerde ve kentlerde yüksek oranlarda görülmekte.

Kanser hastalığında teknoloji kadar, beslenme alışkanlıkları da rol sahibi. Hatta iç içeler. 'Gıda teknolojisi' tanımlaması bile sözün nereye varacağını açıkça işaret ediyor. Amerika Diyetisyenler Derneği'nin düzenlediği bir hafta süreli konferans (28 Mart-3 Nisan) tam da bu konuyla ilgili. 'Kanser tedavisinde etkili olan beslenme yöntemleri' başlıklı konferansta Taylan Kümeli de konuşacak. Kümeli, 'kanserden korunmak için, kanser sırasında ve tedavi sonrasında nasıl beslenilmesi gerektiğini' anlattı.

Kümeli'ye göre kanserin giderek yaygınlaşması, sanayileşen ülkelerde daha sık görülmesi kesinlikle bir tesadüf değil. Dünya ortalaması 10'da 1 olan kanser sebepli ölüm oranının ABD'de 6'da 1'e yükselmesi Kümeli'nin tezini ispatlıyor.

BESLENME VE KANSER İLİŞKİSİ

Beslenme kültürünün, tütün ve alkol tüketiminin, genetik özelliklerin, kapılan virüs ve enfeksiyonların, radyasyona maruz kalmanın, çevresel faktörlerin, hormonlar ile bazı alışkanlıkların, ilaçların kansere yol açtığı biliniyor. Beslenme, hastalığın tedavi süreci ve sonrasındaki rolü itibariyle diğerlerinden bir adım öne çıkıyor.

Kümeli, kanser vakalarının yüzde 35'inin beslenme şeklinden kaynaklandığını, şişman kişilerde riskin iki kat arttığını söylüyor. Besinlerin tüketim safhasına gelene dek birçok aşamadan geçtiğini belirterek, "Vücudun çalışma prensibi hücrelerin ölümü ve tekrar yenilenmesi mekanizması iledir. Bunun oluşumu ise doğadan alınan vitamin, mineral ve proteinlerle olur. Vitamin ve mineralden mahrum, normal hücrelerin ihtiyacına cevap vermeyen gıdalar vücutta anormal hücrelerin yani kanser hücrelerinin oluşmasına sebep olur. Bunu engellemek için rafine gıdaların tüketilmesinden kaçınılmalı, vücudun ihtiyacı olan doğal gıdalar tüketilmelidir. Organizmanın temel taşı hücrede oluşacak herhangi bir bozukluk zamanla etkinliğini artırarak dokulara, organlara ve tüm organizasyona yayılır." diyor.

Son yıllarda her diyet programında beyaz undan imal edilen ekmeğin yerine kepeklisi öneriliyor. Şimdilerdeki yeni trend ise organik ekmek. Peki neden? Buğdayın endüstriyel işlemlerle beyaz hale getirilmesinin ne sakıncası var? Kümeli'ye göre besinlerin aşırı saflaştırılması posa ve antioksidanların kaybına sebep oluyor. Örneğin buğdayın kepeği ve özü alınarak beyaz un haline getirildiğinde, kanserden koruyucu maddelerin yüzde 90'ı kayboluyor. Tüketilen buğdayda posa azaldığından, kolorektal kanser riski artıyor. Vitamin ve mineraller bünye için bir hayli önemli. Kanser denince bazıları daha da hayatiyet kazanıyor. Örneğin A, C ve E vitaminleri kanser hücrelerinin oluşumunu engelliyor. Çinko, kalsiyum, selenyum, iyot ve demir minerallerinin yetersizliği kanser riskini artırıyor. Tüketilen besinlerin çeşit ve miktarlarına dikkat etmek gerekiyor. Yağ tüketimi, beslenme ve sağlık ilişkisinin en mihenk noktasında duruyor. Çevredeki kanser yapıcı maddeler yağ içinde, besinlerin yağlı kısımlarında birikiyor. Aşırı ve kalitesiz yağ alımı kolorektal kanserleri ilerleten safra tuzu gibi maddelerin oluşumunu artırıyor. Kümeli, günlük diyette sebze, meyve ve kuru baklagillerin yeteri kadar yer almaması nedeniyle posa tüketiminin az olmasından dolayı bağırsakta birikip uzun süre kalan artıklar ve salgılardaki öğelerden bakterilerin kanser yapıcı moleküller oluşturduğu görüşünde.

Besinlerin saklanma ve pişirilme yöntemleri de önemli. Oda ısısında ve oksijenle temasa açık bırakılan sebze ve meyveler vitamin kaybına uğruyor. Kaybın bir diğer sebebi de güneşte kurutma. Bu yüzden soğutucuda saklanması öneriliyor. Işık ve oksijenle temas ederse bitkisel yağlardaki kanserden koruyucu E vitamini azalıyor.

YANIK YİYECEKLER KANSER DOSTU

Yanlış pişirme tekniklerine dikkat çeken Taylan Kümeli, "Özellikle etin mangalda ateş ile direkt temas ederek ve dumanla tütsülenerek pişirilmesi kanser yapıcı maddeler oluşturmakta. Patates gibi kızgın yağda kızartılan besinleri çok tüketmek, yakılan yağı yemeklere katmak kanser riskini artırıyor. Akrilamid adı verilen şekerle proteinin yüksek ısıda reaksiyona girmesiyle oluşan, yüksek sıcaklıkta yapılan kızartmalarda, cipslerde, kahvaltılık gevreklerde, kızarmış ekmeklerde yüksek oranda bulunan kimyasal maddelerin çok ve sık tüketilmesi tehlikeli." diyor. Susamı yanmış simit, yanarak üzerinde siyah benekler oluşmuş bazlama, gözleme tipi yufkalar, kabuğu yanmış ekmek, kurabiye, börek ve kek, fazla kızartılmış ekmek, kestanenin yanmış dış yüzeyi, kavrulmuş ve üzerinde siyah benekler oluşmuş sarı leblebi türü besinler çok sık tüketilmemeli…

Besinlerin uzun süre bozulmadan saklanabilmesi, değişik görünüm ve lezzetlerle sunulması ilk bakışta insana çok hoş geliyor. Oysa bütün bunlar bazı kimyasal bileşikler ve renk vericiler kullanılarak sağlanıyor. Bu katkı maddelerinin zararlıları yasak. Ama denetim yeterli değil. Aşırı tüketimle masum ilan edilenler de canavarlaşıyor. Önerilen miktarın aşılması durumunda yapay tatlandırıcılar idrar yolu kanserine sebep oluyor. Alkol ve tütün ise adeta kanserin iki yakın akrabası gibi.

Bazı meslekleri icra edenler kanserden korunmak amacıyla beslenmelerine daha fazla özen göstermek zorunda. İş kollarıyla kanser türleri arasında şöyle bir ilişkiden söz ediliyor: Alüminyum sektöründe akciğer ve mesane; ayakkabıcılıkta polinöropati ve lösemi; kömür gazlaştırılmasında deri, akciğer ve mesane; kok kömürü üretiminde deri, akciğer ve böbrek; demir ve çelik işinde akciğer; cam sanatlarında akciğer ve mide; kuaförlerde mesane ve akciğer; marangoz ve doğramacılarda nazal kavite; kuru temizlemecilerde mesane, tekstilde nazal kavite ve mesane...

Kanserin tedavi süreci ve sonrasındaki beslenme konusu da bir hayli önemli. Kemoterapi ve radyoterapi sırasında hastalarda tat, koku ve kilo kaybı gibi birçok anormal değişiklik meydana geliyor. Bulantı, kusma, ishal ve kabızlık şikâyetleri ortaya çıkıyor. Kansızlık ve vitamin yetersizlikleri beliriyor. Ağızda yaralar ve kuruluk oluşuyor. Halsizlik, iştahsızlık, saç dökülmesi, ödem, cilt ve çeşitli tırnak problemleri görülüyor. Ayrıca genetik yapıyı değiştirmek imkânsız ama kişinin genetik özelliklerine göre beslenme sistemi geliştirmek de mümkün.

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ

• Yeterli ve dengeli beslenilmeli.
• İdeal vücut ağırlığı korunmalı.
• Yağ tüketimi azaltılmalı, yağlı etlerden mümkün olduğunca uzak durulmalı.
• Yiyecekleri hazırlarken kızartma, kavurma, tütsüleme yerine ızgara, buğulama ve haşlama yöntemleri kullanılmalı.
• Günlük tuz tüketimi 5-6 gramı geçmemeli.
• Turşu ve salamura gibi aşırı tuzlu yiyecekler az tüketilmeli.
• Hayvansal kaynaklı besinlerden ziyade bitkisel kaynaklı besinler tercih edilmeli.
• Günlük 25-30 gram posa alınmalı. Bunun için günde 3-5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmeli. (Ispanak, karnabahar, lahana, brokoli, Brüksel lahanası, havuç, domates, kırmızı-yeşilbiber ve turunçgiller antioksidan vitamin ve mineral kaynağı.)
• Sebze yemekleri az suda ya da kendi suyuyla pişirilmeli ve kısa sürede tüketilmeli.
• Meyveler kabuğuyla tüketilmeli.
• Öğünlerde haftada 2-3 defa kurubaklagil yemekleri olmamalı.
• Kurubaklagillerin ıslama suları dökülmeli. Ama haşlama suları asla.
• Besinlerin saklama şartlarına dikkat edilmeli.
• Alkol ve sigara tüketilmemeli veya en aza indirilmeli.
• Hazır satılan yiyeceklerin etiketleri incelenmeli.
• Hazır besinlerden ziyade taze ve evde pişirilenleri tercih edilmeli.
• Yemeklerin hazırlama ve pişirme aşamalarında bolca ve sıkça domates, sarımsak, soğan, nane ve maydanoz gibi kullanılmalı.
• Kepekli ve çok tahıllı ekmek yenilmeli.
• Haftada 3 gün en az 30'ar dakika yürüme, yüzme, bisiklet ve step benzeri egzersizler yapmalı.

KANSER TEDAVİSİ VE SONRASINDA NASIL BESLENİLMELİ?

• Aşırı yağlı yiyecekler ve kızartmalara elveda. Balık ve tavuk gibi et grubu besinler ızgara yapılmalı veya haşlanmalı.
• Yağ ve tuz içeriği düşük besinler tercih edilmeli.
• Toksin maddeleri atabilmek için bol su içilmeli.
• Çay ve kahve yerine kuşburnu, adaçayı, papatya ve ıhlamur gibi bitki çayları içilmeli.
• Besinler aşırı sıcak ya da soğuk olmamalı.
• İştahsızlığı yenmek için azar azar ve sık sık yemeli.
• Yapay madde içeren besin ve içeceklerden uzak durulmalı.
• Kola ve gazoz türü gazlı ve asitli içecekleri unutmalı.
• Çorba ve yoğurt gibi sıvı besinlere yönelmeli.
• Kırmızı etten ziyade beyaz ete ağırlık verilmeli.
• Bol bol meyve ve sebze tüketilmeli. Özellikle brokoli, lahana, sarımsak, soğan, turp, kereviz, yeşil yapraklı sebzeler, domates, baklagiller, kırmızıbiber, roka ve maydanoz tüketmeye özen gösterilmeli.
• Lifli yani posalı yiyecekler daha fazla tüketilmeli.
• E vitamini barındıran ceviz, badem ve fındık türü kuruyemişler yenmeli.
• Alkollü içecekler ve sigaraya elveda demeli.

Emin Akdağ - 27.03.2006




Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved