01:52:55

radyoderkibanner.gif
Görkemli

Görkemli "Dönüşüm" Başlıyor!

Olimpos Sırlar Okulu'ndan "Çemberde Nokta Olmak - IV", 6-9 Aralık tarihlerinde Olimpos'ta... Ayrıntılar için tıklayın.

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'ye Yazar Olabilir miyim?

derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...

derKi sayı 29 ÇIKTI!

derKi sayı 29 ÇIKTI!

derKi Dergi'nin 29. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.

Bir kitap dünyayı değiştirebilir mi?

Bir kitap dünyayı değiştirebilir mi?

"Tanrı'nın Doğumgünü" kitabının yazarı buRAK özDEMİR'le, "Sevgi Dünyası" dergisinin yaptığı harika röportaj.

Radyo derKi Artık 5 Kanallı!

Radyo derKi Artık 5 Kanallı!

Radyo derKi tekrar karşınızda, hem de 5 yeni kanalıyla. Yeni kanallarımızı dinlemek için lütfen tıklayın.


 
Yeni Yıl, Yeni Yıl PDF Yazdır E-posta
Salı, 08 Ocak 2008
Kıvanç Galip Över'den politik bir yeni yıl yazısı.
  YENİ YIL YENİ YIL YENİ YIL YENİ YIL YENİ YIL
Böyle bir şarkı vardı. “Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, herkese kutlu olsun” diye. Bir çocuk mu yazmış bilmiyorum, ama çocuk şarkısıydı. Çocukken zorla söyletirlerdi. Yeni yıla girerken, eski yıl için bazılarına teşekkür etmem gerekiyor. Bunu bir borç olarak görüyorum.
Teşekkür listemin en başında Nicholas Sarkozy var. Allah ondan razı olsun. Yıllardır herkese “yahu AB bizi almaz. Biz kendi kendimize gelin güvey oluyoruz” dedikçe, cümle alem bana “hiç olur mu? Söz verdiler. Alacaklar. Yeter ki biz çalışalım” diyorlardı. Neyse ki, Sarkozy çıktı, gerçekleri söyledi de, ben de artık daha fazla “meczup”, “hain”, “cahil” damgası yemekten kurtuldum.
İkinci sırada ise Papa Hazretleri var. Ben her zaman Vatikan’ın dost, kardeş, müttefik filan olmadığını, Vatikan’ın bizi sevmediğini söylüyordum. Benimle alay ediyorlardı. Ben kimseyi zaten sevmezmişim de, ben zaten batıyı anlamıyormuşum da, ben zaten ne bilirmişim de! 2007’nin 365 günü derdimi anlatamadım. Ama papa bir çıktı, iki, demeçte işi bitirdi. Bana o zaman öyle diyenler, şimdi “haaa” diyorlar. Allah Papadan razı olsun. Görsem kucaklayıp, yanaklarını sıkacağım. Belki beraber de takılırız, anlaşabilmemize bağlı.
Elbette “Âlmânseverlere” henüz derdimi anlatamadım. Onlara göre her şey münferit, her şey istisna. Sanki yabancılar kazara dövülüyor, zenciler yanlışlıkla öldürülüyor. Hristiyan Demokratlar istemeye istemeye bize sövüyor. Ama bizi seven Âlmânlar da var, değil mi; Türk dostu!
Sanki biz ördeğiz, çevreyiz, halk müziğiyiz. Bir türlü anlatamıyorum. İnsan çevre dostu, doğa dostu filan olur. Türk dostu ne be!
Benim zamanımda bir fikrim vardı. ABD İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra cümlesini kısırlaştırmalıydı, yoksa bunlar gene savaş çıkarır, diye. Ha, bir de Fransızların film çekmesini yasaklamalıydı. Ama kimse bu güzel fikirlerime de itibar etmemişti. Tıpkı litrelik kutu kola yapmadıkları gibi. Sağlık olsun.
Ayrıca “AB sözünü tutar”, “AB sözünü yemez”, “AB yalancı değildir, “AB bizim iyiliğimizi istiyor” diyenlere de teşekkür ederim. Allah razı olsun, bütün sene güldürdüler. AB de onları güldürsün.
Tabii Tassos Papadopulos’a da teşekkür etmek lazım. Adama maaş versek, bu kadar bizim hayrımıza çalışmazdı. Adam ne zaman demeç verse, bizim ne kadar haklı olduğumuzu teyit ediyor. Laf aramızda, benim seçimlerdeki favorim Tassos!
Ayrıca bir gece Çeşme’de koşarken, yolun kenarında yattığı yerden beni seyreden ve ısırmaya üşenen azgın köpeğe, Farabi’nin köşesinde son anda direksiyonu kırıp beni ezmeyen taksiciye ve dalga geçtiğimi fark ettiğinde istifini bozmayıp tefekkürle bir şey yokmuş gibi davranıp, beni dövmeyen iki katım ağabeye ve bu sene de köpeğimi sıkıştırmasına rağmen yine onu yemeyen “Şila” adlı benim cüssemdeki San Bernard’a teşekkürü bir borç bilirim; sağ olun, var olun.
Elbette daha uzun bir teşekkür listesi var. Ama birazı da bana kalsın.
2008’de daha çok yağış olsun, gribe çare bulunsun, maçlara yabancı hakem verilsin. Ayrıca kimse beni evlendirmesin. Yahu benim medeni durumum, ülkenin ortak paydası oldu neredeyse! Beni evlendirmek isteyenler parti kursa, iktidara gelir. Korkmuyor da değilim, bu millet kafasına koyduğu işi yapar. Ama anlayış göstermek lazım, ne de olsa her şey tamam, her dert bitti, sıra bana geldi! İnşallah hepsi bütün 2008’de bezelye yemeği yerler.
Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl demişken aklıma geldi;
Ben “sene sonu vatandaşlık sınavının” ardından bir önceki yılı “başaramayanların” geçen yılda bırakılıp,” bir önceki yılı tekrarlamaları” fikrimde ısrarlıyım. Biliyorum, teknik açıdan zor, ama bana başka çare görünmüyor. Nereden aklıma geldiyse, güzel bir söz vardır, “öküzün gamsızı kasabın bıçağını yalarmış”...
Maçlarda benimle bahse girip, neredeyse bütün gardırobumu donatacak kadar kazak, gömlek alanlara teşekkür etmiyorum. Alacaklar tabii, bahse girerken düşünselerdi!
Herkese daha az Fransız filminin olduğu ve daha az sebzenin yendiği mutlu bir yıl dilerim.

Kıvanç Galip Över



Bu yazıya ilk yorumu yazın

Yorum yaz
İsim:
E-posta:
Başlık:
Yorum:

Güvenlik kodu:* Code

Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6
AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com
All right reserved