derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Yan gelip yatmadık... |
|
|
|
| Cuma, 08 Eylül 2006 | ||||
|
Reha Ersavcı Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Sene 1982-1983…Askerliğimi yapıyorum. Van Seyyar Jandarma Tugay Komutanlığı’nda… Seyyar Jandarma dediğin sınırlarda yaşar, oraları korur. 1 asteğmen ve 10 asker sınır boyunda bir kulubede yatar, kalkar aylarca... Bazı sınır kulubelerinde kış boyunca il veya ilçeye ya da köye iniş yoktur. Giderken yanında canlı koyun ve yem verirler. Oraya götürür, besler, gerektiğinde keser yersin. Kestiğinde eti karların altına gömersin. Hergün gerektiği kadar çıkarırsın. Grubun yemeğini hergün bir er üstlenir, yapar. Gece oldu mu herkes nöbettedir. Gece nöbetlerinde sigara içemezsin, içersen hedef olursun. Radyo yoktur, TV yoktur. Olsa bile dağlar engeldir çalışmasına… Telefon yoktur, ailenle, eşinle, sevdiğinle, çocuğunla konuşamazsın, sadece bazen ilçe ile bağlantı kurabileceğin manyetolu telefonlar vardır. (O zamanlar cep telefonu da yoktu tabii ama olsa bile yine dağlardan veya baz istasyonu yokluğundan çalışmazdı herhalde…) Sadece gündüzleri uyuyabilirsin, kulubede yatarsan topluca havaya uçurulma riski olduğundan herkes bir köşede dışarıda yatar, geceleri ise hep nöbettedirler… Her an PKK ile çatışma riski vardır, onlar olmasa yüzlerce geçiş yapmaya çalışan kaçakçı ile uğraşırsın, çatışırsın. Cephaneni iyi kullanman gerekir, gidip yenisini alamazsın. Askerin psikolojisi bozuktur, ona hem dost olamak zorundasındır hem de komutan… Bu denge çok önemlidir, bilenler bilir... Oraya gelen tüm vatan evlatları askerlik görevini yerine getirmeye, vatana olan borcunu ödemeye gelirler. Kimi şehit olur, kimi aklını yitirir, kimi de sağlam döner. Dönüp de geceleri evde yatamayıp gündüzleri balkonlarda uyuyanları bilirim. Dönüp de uzun süre insan ile ilişki kuramayanları bilirim. Aylarca konuşmayanları, gülmeyenleri… Kolaydır uzaktan ahkâm kesmek. “Artık şehit istemiyoruz” diye bağıranlara; “Askerlik herhalde yan gelip yatma yeri değildir” diye konuşmak… Milletvekillerinin, ileri gelen tüm Ankara zevatının, onların eş ve dostlarının ve tüm zengin kalburüstü takımın çocukları Amerika’da, Almanya’da paralı askerlik fırsatının çıkmasının ya da hazırlanmasını asker kaçağı olarak bekliyorlarken… Sene 1982-1983… Babam “Albay”, dedem “Orgeneral” di… Böyle olduğu halde -ne demek istediğimi anlayan anladı- hiçbir imtiyazı teklif ve kabul etmeden, Van’da Seyyar Jandarma Tugay Komutanlığında askerliğimi yaptım. Ve yan gelip yatmadık… Yatmadılar… Beklemedik, beklemediler Amerika’larda, Almanya’larda… Şerefimizle vatan borcumuzu ödedik, ödediler. Bu vatana ödeyecek borcu olanlar da, borç üstüne borç alanlar da, öyle ya da böyle, bir şekilde, ...ve gittikçe de ağırlaştırdıkları bir şekilde; ÖDEYECEKLER!..
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||