derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Vay benim onurum... |
|
|
|
| Cuma, 07 Temmuz 2006 | ||||
|
Reha Ersavcı Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır Geçmişte bir gün duyduk ki askerimizin kafasına çuval geçirmişler. Kimsenin gıkı çıkmadı. Neyse ki bir film çekip sanal olarak onurumuzu kurtardılar(!) Bugün ise Bush’un sevgilisi olduğu da iddia edilen Amerikalı şeytani bakışlı kadın ayağına çağırmış benim bakanımı, imza istiyor. "Benim o bölgede jandarmam, emir erim olacaksın, gerektiğinde kafana çuval geçirmeye de devam edebilirim” diyor kısaca… Bakanım da gidiyor, onurumuzun üstüne basıyor imzayı… Son zamanlarda önüne gelene arabuluculuk yapmaya soyunuyorlar… Amerika ise köpek muamalesi yapıyor, “sen karışma” diyor… Sonra birden fikir değiştiriyor ve “karış bakalım” diyor, Şamlı Esad’a, adam gönderiliyor, tam konuşulacak, danışman bey Şam Büyükelçime “sen girme içeriye, ben yalnız konuşacağım” diyor. Bunlar diplomasi de bilmiyorlar yahu... Bundan sonra orada büyükelçimi adam yerine koyarlar mı sanıyorsunuz? Hem kimden ne saklıyorsunuz? Vay benim onurum… Almanya’da da halkın önünde büyükelçimi azarlamıştınız. Devlet adamı olacak kişi yine bir başka devlet adamını küçük düşürür mü? İsrailli askerin peşinde koşacağınıza, kendi askerinizin alnını açık, başını dik tutmaya çalışsanız daha iyi olmaz mı? Limanlarımızı sattınız, stratejik kurumlarımızı sattınız, bir yandan da topraklarımızı… Niçin? AB istedi diye… Vay benim onurum… Elin kara cüppeli ortodoks papazının bile çenesini açtırdınız. Ne demiş papaz efendi; “Siz bir ölüyü ziyaret etmeye değil, dirilecek olan bir yeri ziyaret etmeye geldiniz” Yani lafın Türkçesi diyor ki; “Biz yakında İstanbul’un göbeğinde cumhuriyetimizi ilan edeceğiz” Toprağımda Vatikan gibi devlet kuracaklar. Eh peşinden Ayasofya’yı da istayacekler onu da veririz. Tekrar kilise yaparlar, Fener Rom Cumhuriyeti topraklarına katarlar. Niye? AB istedi diye… Kabotaj bayramını bu sene son kez kutladık. Bundan böyle adı sadece “Denizcilik bayramı” Neden? AB öyle istedi… Son olarak kutlanan (=vazgeçilen) ne imiş diye "kabotaj" sözcüğüne şöyle bir bakalım isterseniz… Kabotaj: Bir ülkenin iskele veya limanları arasında gemi işletme işi. Kabotaj hakkı: Türk kara sularında, Türkiye'deki akarsu ve göllerde gemi bulundurma, bunlarla gidiş geliş ve taşıma yapma hakkı. (TDK Sözlük) Neymiş? Lozan’dan Sevr’e dönüş yapıyoruz ufak ufak, kurtuluş savaşımızı ve onurlu, tam bağımsız bir ulus için gözlerini kırpmadan toprağa düşmüş şehitlerimizi ve ötesi yarınlarımızı hiçe sayarak… Daha sayılacak çok şey var ama o zaman bu yazı bitmez. Onurumuz zaten yerlerde paspas… Niye? AB istedi diye… Vay benim onurum… Kurduğunuz oyun böyle devam edecek sanıyorsanız, yanılırsınız. Bu millet onurunu daha fazla ezdirmez, bir gün gelir, sandıkta verir cezanızı…
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||