derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Unutulmayacak bir tarih... |
|
|
|
| Pazar, 15 Nisan 2007 | ||||
|
Gece saat 12.00 ADD merkez binasının önündebir kalabalık herkesin elinde bayraklar var Saat 13.oo otobüsler geliyor, doluyor ve konvoy mevkine hareket ediyor. Çeşitli ilçelerden gelen otobüsler de aynı yerde birleşiyor. Otobüs sayısı 40’a yakın ve saat 13.30’da hareket ediliyor. Ağır ağır gidiyoruz şanlı başkentime... Sabah 06.30 gibi başkente giriyoruz ve hipodroma doğru yol alıyoruz. Hiçbir engel yok, trafik sıkışması yok. Giriyoruz hipodroma ve otobüs parkediyor, bizler davul zurna eşliğinde aşağıya iniyoruz. Her yer otobüs dolu... Her saniye yeni bir otobüs giriyor hipodroma... Gelen otobüslerden arkadaşlara rastlıyoruz, Soruyoruz, Kadıköyden gelenler 110 otobüs geldik diyor, Maltepe 35, kartal 45, vs... vs... Dolaşıyorum otobüslerin aralarında... Türkiye üzerindeki tüm il ve ilçelerin isimleri var otobüslerde, gelmeyen yok gibi... Tabii bunlar sadece ADD otobüsleri... O gün tüm otobüs şirketleri, Ankara’ya gidiş için çeşitli illerden 380.000 adette bireysel bilet satmışlar. Yavaş yavaş gruplar çıkış için yerleşiyor, sıralanıyorlar ve Tandoğan meydanına varan yola çıkıyoruz kapıdan... Gidiş geliş koca bir caddede insan seli Tandoğan’a doğru akmaya başlıyor. Meydana varıyoruz, medan doluyor , mikrofondan bağırıyorlar, “Arkadaşlar safları şıkıştıralım” Meydan dolmuş, yol dolmuş ve daha hipodromdan dışarı çıkamayan büyük bir kalabalık var. Bir kısım insanlar sağdan soldan kalabalıkları tek sıra yararak anıtkabir yoluna ve maltepe yoluna doğru yayılıyorlar. Meydanda yer gök kırmızı, bayraksız insan yok gibi... Varsa bile kırmızı-beyaz giyinmişler... Bırakın yürümeyi, hareket etme imkanı kalmıyor bir ara, metrekareye 5 vatansever düşüyor meydanda ve yollarda... Herkes tepkili, herkes yaptığının bilincinde ve içleri içlerine sığmayan bir halde ama bir o kadar da ölçülü ve düzgün bir kalabalık... Abuk sabuk sloganlarda sesler yükseliyor, “Durun arkadaşlar bize yakışmaz” hemen bağıranlar susuyor. En büyük tepkiyi, hükümetten sonra ikinci sırada, medya alıyor. Meydan durup durup “satılmış medya” sesleri ile inliyor. En büyük tepkiyi Türkiyenin en büyük gazeteleri alıyor. Hani o bayrağın altında “Türkiye Türklerindir.” yazan gazete ve onun en büyük “milli” gazetesi... Herkes diyor ki “internet sitelerinde bayrağı ve slogan olan yazılarını kaldırdılar, yakında gazetelerden de kaldırırlar” Artık görüyorlar, artık biliyorlar. Saat 10 30 miting biraz da erkene alınarak başlatılıyor. Ali Ercan, Alparslan Işıklı, Nur Serter günün anlamını belirten güzel konuşmalar yapıyorlar. Onlar bile karşılarında toplanmış büyük kalabalığa inanamaz haldeler... Araya bir Tuncay Özkan konuşması sokuluyor. Bu arada Tandoğan’dan Anıtkabir’e yol ve Anıtkabir’in merdivenlerinin önündeki büyük avlu dolmuş vaziyette... Günün mesajı “Birlik olun”, birlik olalım” ile veriliyor miting alanında... 13.30 gibi yukarı doğru yürüyenlerin arasına katılıyoruz daha miting devam ediyor ve biz yoldayken Rüştü Asyalı “Nutuk” u okuyor, hakkını vererek... Büyük bir kalabalık nasıl anlatılır bilemiyorum ben şöyle anlatmaya çalışayım; Tandoğandan Anıtkabire yürümeye başladığımızda tüm yol bir insan seli ile dolu, Anıtkabir’in avlusu tam dolu, biz o yoldan yürüyüp Anıtkabire vardığımızda yol yine Tandoğan meydanından Anıtkabire bir sel halinde akıyor ve miting alanında hala insanlar vardı. Biz 45 dakika Anıtkabir'de kalıp Tandoğan'a geri dönerken Tandoğan hemen hemen boşalmış ama yoldan hala insanlar Anıtkabire doğru sloganlarla ilerliyordu. 14 Nisan 2007 Cumartesi unutulmayacak bir tarih oldu. O gün bir milletin yeniden ayağa kalkışıydı. O gün yeni bir “19 Mayıs” dı. Bugün bakıyorum, yine medyadan tık yok. Ama bu millet artık uyandı, kimlere ne verip kime ne vermeyeceğini, bundan sonra ne okuyacağını, ne seyredeceğini, o günde yanında olup olmayanları çok iyi biliyor ve onların hakkını da çok yakında, çok güzel verecektir. 14 Nisan unutulmaz bir başlangıç olacak ve devamı daha da büyüyerek gelecektir. O güne çeşitli engelleri nedeniyle gelemeyenler, olay çıkar diye korkarak gelmeyenler, “bu vatanı ben mi kurtaracağım?” diye olayı küçümseyip gelmeyenler “ o büyük başlangıc gününde” orada olamadıkları, olmadıkları ve çocuklarına “o gün bende ordaydım” diyemeyecekleri için çok üzüleceklerdir. Otobüslerimize binip dönüş yoluna çıkıyoruz, tüm otobüs mutlu ve huzurlu, yüzler gülüyor, otobüsün içi pırıl pırıl parlıyor tıpkı Ankara’da meydan ve yollardaki insanların gün ışığına inat yaydıkları pırıltı gibi... 14 Nisan 2007 günü, Türk milleti şanlı tarihinde yeni bir başlangıç sayfası daha açmıştır. Türk milleti Cumhuriyetine ve Cumhurbaşkanına sahip çıkmıştır. Türk milleti vatanı üzerinde kendi menfaat ve emelleri uğrunda maddi ve manevi olarak vatanı satıp savarak Türkiye’yi karanlığa sürüklemeye çalışanlara ve emperyalistlerle işbirliği yapanlara tarihi tokadını büyük bir şiddetle atmıştır. Bundan sonrasını onlar düşünmeli, ince eleyip sık dokumalı, tas ve taraklarını toplayarak çekip gitmeli, daha doğrusu gitmeyi bilmelidirler. Ne mutlu Atatürk milliyetçilerine... “Ne mutlu Türküm diyene...” Reha Ersavcı
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||