derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Plutonik Kadınlar |
|
|
|
| Perşembe, 07 Eylül 2006 | ||||
|
Pluton'un, gezegen statüsünden çıkarılmaya aldırış etmeyecek kadar karizmatik bir duruşu vardır. Astrolojide, Pluton, ölümü-yeniden doğuşu, psikiyatriyi, kudreti, gizemi, cinselliği, yeraltını, başlangıç ve bitişleri simgeler. Plutonik insanlar, sıkça krizler, tam bitiş ve yeni başlangıç deneyleri yaşarlar. Onlardan biri olarak ben, 'cüce gezegen' diye hitap edilen, o karizmatik gökcisminin bir hayli gazabına uğramışımdır; iyi bir silkelemiştir beni, kurduğum her düzeni sinsi ve derinden manevralarla yıkıp, kozmozu yakaladım derken, kendimi kaosun ortasında buluvermiş, sıfır noktasına sayısız varış yaşamışımdır. Yeraltı ve mafyayı da yöneten bu kudretli gezegene, spritüalizme, gizeme ve ruhbilime olan ilgimi de borçluyum. Sanırım Pluton nedeniyledir, Freudyen değil Jung'cu oluşum. Zaten bu yazı da spritüalizm, feminizm ve Jungcu bir yazarın kitabı üzerine. Aslında son günlerde kadınların başlarına gelen korkunç işkenceler nedeniyle, Pluton'u bahane edip, kadınlara gerçekte 'kim' olduklarını hatırlatmak istedim. Denemeciliğin önemli adlarından Yaşar Çabuklu'nun son kitabı 'Uzam ve Kötülük'te, 'Karartılmış Oda, Medyumluk ve Spritualizm' adlı makale çok ilginçti. Feminizm ve Spritüalizm Makalede, 18. yy, rasyonalist aydınlanma döneminde, kadını evden sokağa çıkaran spritualizm- feminizm ilişkisine değinilmiş. O dönemde kadınlar medyumluğa merak sarıyor ve bilin bakalım ne oluyor? Erkek egemen söylem, bundan fena halde rahatsız oluyor. Çünkü bu durum, eril psikiyatriyi, aile kurumunu ve kiliseyi tehdit ediyor. Çünkü kadın, spritüel seans kanalıyla, bir 'kapatılma mekanı' olarak görülen evden çıkıyor. 'Medyum kadın' erkek egemen hiyerarşiyi alt-üst ediyor. Dahası spritualistler, çıkar bağlarına dayalı olduğuna inandıkları burjuva evliliğini eleştiriyorlar ve kadın-erkek ilişkisinde mihenk taşı olarak taraflar arasındaki psişik uyumu, 'ruhsal eşleşmeyi' öne çıkarıyorlar. Bu söylem erkek egemen ideolojinin tüylerini diken diken ediyor. Birçok koca eril psikiyatristlerle işbirliği yapıp, karılarının delirdiğini öne sürüp onları yeniden eve kapatmak istiyorlar. Aynı zamanda spritualizm sınıfsal ayrımları da ortadan kaldırıyor. Evin hizmetçisiyle hanımı aynı yuvarlak masa seansında bulaşabiliyor. Kadın medyum hem seansın starı oluyor hem de kadın hakları savunucusu olarak kürsüde halka hitap ediyor. Mesela Amerikan Kongresi'nde konuşan ilk kadın da feminist-spritüalist Victoria Woodhull. Çabuklu aynı makalede Freud'un kadını tehlikeli bir varlık olarak görüp, onu 'kara kıta' diye adlandırdığını yazıyor. Hakikaten Freud'un hayata katkılarını inkar etmesem de, kadını kara kıta ve penis haseti olarak gören birini çok sevemeyeceğim, bu sevgiyi karşı cinslerime bırakıyorum. Ben 'her erkeğin içinde bir kadın vardır ve her kadının içinde bir erkek vardır' diyen Carl Gustav Jung'u tek geçerim. Şimdi size Jung'cu bir kadından, Clarissa Pinkola Estes'den ve onun kült kitabı 'Kurtlarla Koşan Kadınlar'dan bahsedeceğim. Kurtlarla Koşan Kadınlar Aylİn Aslım'ın da en sevdiği kitaplar arasında yer alan 'Kurtlarla Koşan Kadınlar', ABD'deki Jung Enstitüsü'nün yıllarca başkanlığını yapmış, Clarrissa Pinkola Estes imzasını taşıyor. Estes sağaltım tekniği olarak eski mitleri, masalları kullanıyor. Alt başlığı 'Vahşi Kadın Arketipine Dair Mit ve Öyküler' adını taşıyan kitapta Estes, kurtlarla kadınları birbirine benzetiyor ve şöyle diyor: 'Sağlıklı kurtlar ve sağlıklı kadınlar, benzer ruhsal karakteristikleri paylaşır. Keskin bir duyarlılık, oyuncu bir ruh ve yoğun bir kendini adama kapasitesi. Kurtlar ve kadınlar, doğaları, araştırıcılıkları, dayanıklılıkları ve güçleriyle yakın akrabadırlar. Sezgileri çok güçlüdür, yavruları, eşleri ve sürüleriyle yoğun bir biçimde ilgilidir. Değişen koşullara uyum sağlamakta deneyimlidir. Tuttuklarını koparmalarının yanı sıra çok da cesurdurlar. Ancak her ikisi de sürekli avlanmış, taciz edilmiş ve obur, sapkın, saldırgan ve hasımlarından daha az değerli olarak tanımlanmıştır. Ruhun vahşi yanlarını yok eden, içgüdüsel olanın soyunu kurutan ve arkada hiç iz bile bırakmayanlar için; ikisi de birer hedef haline getirilmiştir. Geleneksel psikolojik kuram da yaratıcı, yetenekli ve derin kadın imgesine çok az yer verir. İşte bu yüzden ben bu kitabı yazmaya karar verdim'. Süper değil mi? Vahşi doğanızı merak ediyor ve Rio Abajo Rio yani 'nehrin altındaki nehir'e bir göz atmak ve güven tazelemek istiyorsanız bu kitabı okuyun.
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||