derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Nasıl Olur? |
|
|
|
| Salı, 21 Şubat 2006 | ||||||||||||||||
|
Yazarın e-maili:
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
NASIL OLUR? Sık sık Türkiye’deki demokrasi işleyişi ile ilgili şikayetler oluyor. Ülkede düşünce özgürlüğünün olmadığından, insan hakları ihlallerinden bahsediliyor. Ne yazık ki bu şikayetlerin bir kısmı yadsınamaz gerçeklere dayanıyor. Bazen de özgürlüklerin sınırı fazlasıyla aşılıyor. Şikayetlerin bir yerlerinde de muhakkak “Avrupa’da mümkün mü böyle bir şeyin olması?” ifadesi vardır. Peki Türkiye’nin dinamikleri ile örnek alınması istenen ülkelerin dinamikleri aynı mıdır? Bu sorunun yanıtı kesin bir “Hayırdır”. Demokrasi ve özgürlükler ile ülke dinamiklerinin ne ilgisi olduğu sorulabilir. “Taş yerinde ağırdır” Örnek aldığımız ülkelerde devlet ve halk arasındaki bağlar, hem bizdekinden daha sağlıklı, hem de karşılıklı güvene dayanır. Ne yazık ki Türkiye’de halk ve devlet arasındaki güven ilişkisi uzun yıllar önce koptu. Bu güveni teşkil edecek çalışmalar yapılmadığı için kısa sürede herhangi bir iyileşme beklemek çok büyük bir iyimserlik olur. Türkiye’nin belki de “demokratik” kabul edilen hiç bir ülkede olmayan özellikleri vardır. Öncelikle Türkiye bir çelişkiler ülkesidir. Ülkenin ulusal değerlerine karşı yapılan en ufak bir imada dahi, parçalanmaz bir şekilde birleşebilen Türk milleti, akıl almaz bir şekilde “Devlet malı deniz, yemeyen domuz!” atasözü uyguluyor. Kimi KDV ödememeye çalışırken, kimi fiş kesmemeye çalışır. Fırsatını bulan, banka veya kamu kurumlarını hortumlar. Ülke yönetiminde söz sahibi olanlar, çıkardıkları yasalarla bir yandan kendilerini affeder, yakınlarına yüksek maddi çıkarlar temin ederken, yandaşlarını kamu kurumlarına “memur” olarak yerleştirirler. Aynı şekilde, “Sat! Türkiye zenginleşir” diyerek bir yandan devlete yük “edilmiş” kurumları, bilançolarına, stratejik önemlerine veya kuruluş maliyetlerine bakmaksızın satarken, memur kadrolarına 100,000 (yazıyla yüzbin) kişilik bir ilave yapar. Örnek almamız öğütlenen ülkelerin hiç birinin komşuları ile arası, Türkiye ile komşularının arası kadar “limoni” değildir. Türkiye’nin Yunanistan ile “Ege Denizi” ve “Kıbrıs”, Suriye ile “Hatay” ve “Dicle ile Fırat’ın Suları”, Irak ile “Kuzey Irak’taki Kürtler”, Ermenistan ile “Soykırım” gibi ciddi sorunları vardır. Bu sorunların tamamı, Türkiye’nin Lozan ile kabul edilmiş olan toprak bütünlüğüne yönelik tehditler içerir. Çünkü tarafların Türkiye’den ya hali hazırda toprak talepleri vardır, ya da isteklerinin kabul edilmesi durumunda arkadan toprak talepleri de gelecektir. Hepsinden önemli olan konu ise, Türkiye’de hala rejimin tartışılıyor olmasıdır. 50 yıldır yürütülen sistemli çalışmalarla, Cumhuriyet’in kendini savunma refleksleri adeta felç edilmiştir. Cumhuriyetin aydınlık ve özgürlükçü yüzüne yönelik saldırılar, yine demokrasi ve özgürlük kalkanı kullanılarak yapılıyor. Hangi “örnek demokrasi”de, ülke halkı kendi rejimini sorguluyor? Hangisinde devletin yönetim mekanizmaları buna izin veriyor? Hangisinde ülke vatandaşları, anavatanlarına karşı silahlı bir örgüt kuruyor ve bu örgüte, devlet hoşgörü gösteriyor? Hangisinde, ülke içindeki “işbirlikçiler” dış kaynaklardan aldıkları destekle ülke aleyhine çalışmalar sürdürüyor? Hangi ülkede “demokrasi” denince, akla gelenin akla geldiği şekilde ve zamanda yapılıp kantarın topuzunun kaçması anlaşılıyor. Hangi ülkede devlet, vatandaşlarının tümüne “şüpheli” gözü ile bakıyor. Hangisinde vatandaşlar, devletin sorumluluklarını yerine getireceği konusunda ümitsiz? Hangi ülkenin vatandaşları, devletin tesis etmekte gecikeceğini bildiği adaleti kendi tesis etmeye çalışıyor? Hangi ülkenin yürütme organı, yargı ve özerk eğitim kurumları başta olmak üzere devletin tüm kurumları ile kavgalı? Hangi ülkede suç işleyenler “Ne yaptımsa, vatan için yaptım” diyor ve hangisinde ülke, bu suçlularla “gurur duyuyor”? Hangi ülkede başbakan “Bildiklerimi söylesem, savaş çıkar” diyerek, aslında savaş çıkartabilecek şeyler yapıldığını söyleyebilir? Tüm bu soruların yanıtlarını biliyorsunuz. Peki böyle bir ülkeye “demokrasinin gelmesi” nasıl olur?
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||||||||||||||