derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Misyon Tamam mı? |
|
|
|
| Cumartesi, 22 Temmuz 2006 | ||||
|
Web siteleri, yılbaşından bu yana güncellenmiyor. Son birkaç aydır, kurumun telefonlarına da personel ya da santral görevlileri değil, telesekreter yanıt veriyor. Ofisin kapılarıysa, aylardır kapalı. Son "resmi" haber bülteni ve duyuru, bundan altı ay kadar önce yapılmış. Kısacası, dokuz yıl önce kurulan ve bu kısa süre içinde ABD'de politik inisiyatifin belli bir "muhafazakâe kanat" tarafından derinlemesine denetlenmesinde azımsanamayacak payı bulunan Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi (Project for the New American Century) ya da kısaca anıldığı biçimiyle PNAC, her haliyle bir "hayalet kurum" görüntüsü içinde. Şu sıralar ABD'deki politika yazarları ve strateji analistleri, "Yoksa PNAC kapanıyor mu?" sorusuna yanıt getirmeye çalışıyorlar. PNAC, üç yıla yaklaşan bir hazırlık döneminin ardından, 2000 yılının Kasım ayında yapılan başkanlık seçimlerinde George W. Bush'un kazanması için büyük çaba harcamış; Bush Beyaz Saray'a yerleştikten sonra da "yeni dönemde" ABD'nin global stratejilerinin nasıl olacağını belirlemek üzere yoğun çalışmalar yürüten etkin ve güçlü bir think-tank kimliğiyle öne çıkmıştı. Bugün Orta Doğu ve Irak'ta gelinen noktanın tasarımcısı, "Teröre Karşı Savaş" ve "engelleyici savaş" (preemptive war) kavramlarını uluslararası siyasetin gündemine getiren PNAC kurmaylarından başkası değil. 11 Eylül saldırılarından çok uzun zaman önce hazırladıkları "ABD'nin yeni savunma stratejileri" başlıklı raporda, etkili ve yürekli stratejilerin yaşama geçirilebilmesi için, Amerika'nın katalizör olarak yeni bir Pearl Harbor'a ihtiyacı olduğu ifadesi, yine PNAC teorisyenlerinin kaleminden çıkmıştı. Bilindiği gibi PNAC kurucuları arasında, bugünkü "savaşkan" neocon kanadın ağır topları takım halinde yer alıyorlar: Dick Cheney, Dan Quayle, Paul Wolfovitz, Donald Rumsfeld, Jeb Bush, Elliott Abrams, Richard Perle ve William Kristol. Sıradan bir "vakıf" ya da "strateji danışmanlığı"nın çok ötelerine uzanan PNAC, temelleri Ronald Reagan'ın başkanlık döneminde atılan ve Baba Bush'un başkanlığı sırasında ayrıntılandırılan, ama Bill Clinton döneminde kısmen kesintiye uğrayan, agresif ve radikal bir "globalizasyon" çözümünü yaşama geçirmeye kendini adamış bir misyon örgütü. Manifestosu, William Kristol ve Robert Kagan'ın 1997 yılında kaleme aldıkları "Yeni Reaganist Bir Dış Politikaya Doğru" başlıklı bir rapor-makalede ilk kez duyurulmuş; aynı yıl içinde de kuruluş işlemleri gerçekleştirilmişti. 2001 yılından başlayarak PNAC, Amerikan kamuoyunu denetleyecek etkili "medya stratejilerini" devreye soktu ve Kristoll'un Weekly Standart'ı, Fox News, Washington Post ve Wall Street Journal'ın editoryal yazıları başta olmak üzere, usta isimlerden oluşan bir "dezenformasyon timini", geliştirilen stratejik adımları kamuoyuna "hazmettirmek" üzere devreye soktu. Irak'ın işgali sırasında ve onu izleyen dönemde, ABD yönetiminin kilit noktalarına PNAC tarafından belirlenen ve önerilen isimler birer birer yerleştirildi: Condoleezza Rice, John Negroponte, John Bolton bunlardan yalnızca birkaçı. Uzun ve yorucu çalışmalardan sonra, 2004 Kasım'ında George Bush'un bir kez daha seçimleri kazanması, ikinci bir dönemin daha garanti altına alınması anlamına geliyor ve belirlenen stratejinin istikrarlı biçimde uygulanmaya devam edileceğini gösteriyordu. Ancak, ne olduysa 2005 yılının sonbahar aylarında oldu ve PNAC içinde daha önce öngörülemeyen, beklenmedik bir "çatlak" oluştu. Bu çatlağın merkezinde, uzunca bir süredir yoğun eleştirilere hedef olan ve ciddi biçimde yıpranan Donald Rumsfeld yer alıyor. Geçen yılın sonlarına doğru, William Kristol, Robert Kagan ve PNAC Direktörü Gary Schmitt, giderek artan bir dozda Donald Rumsfeld'i eleştiri bombardımanına tuttular. Eleştiriler, Rumsfeld'in Irak'ta yeterince güçlü ve geniş askeri birlikleri devreye sokmaması ve içerdeki asayişi sağlama konusunda belirgin biçimde başarısız olması üzerinde yoğunlaşıyordu. Aynı günlerde Rumsfeld, muhalefetteki Demokrat Parti'nin de yoğun ateşi altındaydı ve "içeriden gelen" bu saldırılar, konumunu ve güvenini ciddi biçimde zedeledi. Kristoll-Kagan ikilisi, daha çok askeri birlik, daha etkili denetim taleplerinin yanı sıra, ABD'nin Rusya ve Çin gibi diğer güçlü ülkeler karşısında daha "otoriter" ve "üstünlüğünü hissettirici" adımlar atması gerektiği tezlerini gündeme getiriyorlardı ısrarla. Bir şey çok belliydi ki, birtakım temel anlaşmazlıkların yanı sıra, "kelle isteme" faaliyetleri de yönetimdeki neoconların beş yıldır büyük bir sorun yaşanmadan süren birlik ve uyumunu sarsmaya başlamıştı. George Bush ve en yakınındaki kurmayların, Rumsfeld'i kolay harcamayacağı düşünülüyor ama kamuoyu desteği yüzde otuzun altına inen bir başkanın eski günlerdeki kadar güçlü ve etkin olmadığı da aşikar. Bu iktidar ve kadrolara gücünü veren, yönlendirici dere yatağı, içinde PNAC'nin etkin rol aldığı bir "konsorsiyum" tarafından kontrol ediliyor. Yani neoconlar arasında, bütün bu son dönemdeki yıpranmalara karşın hâlâ gücünü koruyan Rumsfeld'e sahip çıkma adına, o dere yatağından vazgeçilemez. Ama diğer yandan Rumsfeld ve temsil ettiği güç odakları da o kadar kolay gözden çıkarılamaz. Çatlak ve sorun da burada yatıyor zaten. Geçtiğimiz hafta, Washington Post gazetesi "PNAC kapanıyor mu?" sorusunu gündeme taşıyarak yeni bir tartışma başlattı. Web sitesi güncellenmiyor, telefonlara yanıt verilmiyor, ofisin kapıları açılmıyordu; üstelik personel, söylentilere bakılırsa altı kişiye dek düşürülmüştü. Washington Post, "bir kaynağın" belirttiğine göre, PNAC cephesinde "misyon tamamlandı, görev yerine getirildi" mesajlarının yaygınlaştığından söz ediyor. Yani, PNAC artık "kapanış hazırlıkları" içinde olduğu sinyallerini vermekte. "Bu durumda, Yeni Amerikan Yüzyılı çok kısa sürmüş oluyor" diyor gazete. Acaba gerçekten öyle mi? Aynı haberde, Direktör Gary Schmitt'in çok kısa bir süre önce PNAC'den ayrılarak, Amerikan Girişim Enstitüsü (American Enterprise Institute) içinde bir yöneticilik görevini üstlendiğinden de söz ediliyor. "Çok da uzağa gitmedi yani," deniyor haberde, "aynı binada beş kat yukarı taşındı." Bu "espri" bile yeterince anlamlı: AEI, yalnızca fiziksel olarak değil, ideolojik olarak da PNAC ile gayet yakın. Hatta, kimilerine göre PNAC yalnızca AEI tarafından "vitrinde görünmesi" için yaratılmış bir "yan marka" niteliği taşıyordu zaten. Peki öyleyse neler oluyor? Gerçekten PNAC dönemi kapandı mı? Söylenti ve iddialar muhtelif. Ama şurası kesin: Neoconlar içinde, yeni bir düzenleme ve organizasyon hazırlığı seziliyor ve belki de bazı radikal hamlelerin yaşama geçirilmesi söz konusu. Yine çeşitli kulislerden akan söylentilere bakılırsa, "global dış politika" konusunda yeni sağlanan anlaşmalar ve sürpriz ittifaklarla, işin içine yalnızca Cumhuriyetçi'lerin değil, bazı "savaşkan" Demokratların da dahil edilmesi mümkün. Kasım'daki senato seçimleri, bir hayli hareketli ve ilginç geçeceğe benziyor.
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||