derKi'ye Yazar Olabilir miyim?
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi'mize yazar olmak hususunda sık sık sorulan sorulara bu başlık altında yanıt vermek ve aramıza katılmak isteyen arkadaşlarımız için yol gösteri...
derKi Dergi'nin 30. sayısı çıktı. Yeni sayımızı okumak için sağdaki bannerı veya http://www.derki.com/dergi adresine tıklayabilirsiniz.
| Hedef Kitle Kim? |
|
|
|
| Çarşamba, 20 Eylül 2006 | ||||
|
Bireysel silahlanmaya karşı yapılan kampanyaların giderek yoğunlaştığı günler yaşıyoruz. Hemen her gün bir yerlerden maganda kurşunuyla ölen veya yaralanan kurbanların haberleri geliyor. Sırf bu gerçek bile, bu kampanyaların ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Uygar ve aydın bir insanın silahla ve öldürmekle bir işi olamaz, olmamalı. Bu kadar maganda kurbanı olduğuna göre demek ki aramızda pek de uygar sayılamayacak insanlar var. Silahların bedeli 600 - 3,000 ytl arasındaymış. Bir de ruhst konusu var. Bulundurma ruhsatı 600, taşıma ruhsatı ise 1,800 ytl. Demek ki 1,200-4,800 ytl arasında bir maliyetle tabanca sahibi olabilecek "at-avrat-silah" üçlemesine inanan milletim. At (otomobil) ile avrat konusunu çoktan halletmişti. Geriye "silah" kalmıştı. Şimdi o da devlet eliyle yapılıyor. Bireysel silahlanmaya karşı bu kadar artan tepki varken, MKE 10 ay taksitle tabanca satışına başladı. Gerekçe, stokları eritmek. Sormadım, ama MKE'nin elinde "eritilmesi gereken" ne kadar tabanca stoğu var? Yani bu "kampanya" ile kaç tabanca satışı hedefleniyor? Bir önemli soru daha var. Bu kampanyanın hedef müşteri kitlesini kimler oluşturuyor? ------------------------------ Genelkurmay'da devir teslim yapıldı. Büyükanıt, yarın Genelkurmay başkanı olarak yarın göreve başlıyor. Toplum bir çok kesiminde, Büyükanıt'ın genelkurmay başkanlığı ile yeni bri dönemin başlayacağına inanılıyor. Bu dönemde, terör ve irtica konusunda, askerin sesinin daha güçlü ve otoriter çıkacağına inanılıyor. Tabii bundan rahatsız olan çevreler de yok değil. Bir grup "safdilli demokrat", askerin sivil bir demokrasi bu kadar söz sahibi olmasından rahatsız. Bir noktada haklılar. Rejim tartışması yaşanmayan ülkelerde askerin sivil hayata müdahale etmesi "gereksizdir". Ancak, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel taşları olan "laik", "üniter", "hukuk" devleti özellikleri üzerinde, 83 yıllık tarihte rastlanmamış düzeyde tartışma yaşanırken askerin ses çıkarmaması beklenemez. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti'ni askerler kurmuştur. Askerin sözleri, "eserine sahip çıkmak" olarak yorumlanmalıdır. Sonuçta, "Laik, üniter, sosyal bir hukuk devletine" olan Türkiye Cumhuriyeti'ne birisinin de sahip çıkması gerekmektedir. Bu grup, Türkiye'de bir rejim tartışması olmadığını ısrarla savunuyorlar. Onların gözlerini, ne polislerin "etek boyu kısa" veya "sigara içme" gerekçesiyle genç kızları hırpalaması, ne bikiniyle denize girenlerin saldırıya uğraması, ne sokaklarda gezen, sakallı, takkeli, cüppeli erkeklerin ve kara çarşaflı (türban değil) kadınların sayısının giderek artması, ne üniversitelerde tekbir getirerek yapılan saldırılan, ne elele gezen gençlerin uyarılması açamıyor. Ancak, bu grubun tehlikesi yok. Çünkü, devlete karşı herhangi bir oluşum içinde değiller. Büyükanıt'tan rahatsız olan diğer grupsa, devletin temel özelliklerine karşı halihazırda gizlice veya açıkça faaliyet içinde bulunanlar. Bu grup diğerinden hem daha kalabalık, hem daha tehlikeli. Bu yüzden daha dikkatle incelenmesi gereken grup da bu. Çünkü, Allah yolunda ölünce cennetlik olacağına inanan bu gruptakiler, ölmek veya öldürmek konusunda hiç tereddüt etmeyecek kadar gözü kara. ------------------------------ Şimdi bir senaryo kuralım. Büyükanıt, ilk açıklamalarıında bile son derece sert mesajlar veren , "günün geldiğinde yasalar önünde hesap verecekler" dedi. Özenle seçilmiş kelimelerin arasında açıkça belirtilemiş olsa da, komutanın terör ve irtica konusundaki hassasiyeti, biliniyor. Bugün durum nedir? Laik Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yapılan hareketler toplumun büyük bir kısımında öfkeyle karşılanıyor. Millet, bu durumdan rahatsız ve bun değiştirecek bir şeylerin olmasını istiyor. Ancak, bunun bugün görev yapan politikacılar tarafından değiştirilebileceğine inanmıyor. Hiç bir zaman devlete karşı kitlesel bir hareket içinde yer almamış olan millet ise, bu gidişe engel olmak için kendini yetkili görmüyor. Geriye bu beklentiyi gerçekleştirme güç ve yetkisine sahip tek bir kurum kalıyor. Ordu. Millet, bu yüzden askerin bir şeyler yapmasını istiyor. Önümüzdeki dönem Türkiye için çok derece kritik. Genelkurmay'da teröre ve irticaya karşı bilinen bir şahin, Büyükanıt var. Önümüzdeki Mayıs'ta cumhurbaşkanlığı seçimi, sonbaharda ise genel seçimler var. Eğer cumhurbaşkanlığı için dini yanı öne çıkan bir isim seçilirse, ciddi sorunlarla karşılaşılacak. Şunu unutmamak lazım ki bugünkü meclis aritmetiği, toplumun görüşünü adil olarak yansıtmaktan çok uzak. Nüfusun %16'sı, geçerli oyların ise %35'i ile meclisin %66'sına sahip olan bir siyasi görüşün seçeceği cumhurbaşkanının, "demokrasinin gereği" veya "toplumunun çoğunluğunun isteği" olarak sunmak, ne akla, ne mantığa sığmaz. Ancak, senaryomuz gereğince bunun gerçekleştiğini ve dini kimliği ile öne çıkan bir ismin cumhurbaşkanı seçildiğini düşünelim. Böyle bir durum, büyük bir tepkiye neden olabilir ve bu tepkinin içinde ordu da yerini alabilir. Bu gelişmenin sonucunda işler çığırından çıkabilir ve nihayetinde ordu yönetime el koymak zorunda kalabilir. Peki eğer işler bu noktaya gelirse, Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı olanlar ne yapabilir? Eğer ellerinde silah olmazsa, pek fazla bir şey yapamazlar. Peki yeterli silahı nereden bulacaklar? MKE'nin silahlarını kullanabilirler pekala. Hem de 10 ay vadeli. ------------------------------ Bu bir komple teorisi. Ama asıl soru hala duruyor. MKE'nin hedef müşteri kitlesi kim? "Sivil darbenin müstakbel silahlı kuvvetleri" olabilir mi?
Yorum yaz Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 |
||||